İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

TCK m. 123 – Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu

20.08.2026
6
TCK m. 123 – Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde kişilere karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. Kanun, sırf bir kimsenin huzur ve sükununu bozmak amacıyla ısrarla telefon edilmesini, gürültü yapılmasını veya aynı amaçla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasını cezalandırmaktadır.

Suçun düzenlenme biçimi, günlük hayatta rahatsızlık veren her davranışın ceza sorumluluğu doğurmadığını gösterir. TCK m. 123 bakımından davranışın belirli bir kişiye yönelmesi, ısrar niteliği taşıması ve failin sırf mağdurun huzur ve sükununu bozma amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu unsurlardan birinin bulunmaması halinde kişinin davranışı başka bir hukuki ihlal oluşturabilse de TCK m. 123 kapsamında cezalandırılması mümkün olmayabilir.

İçindekiler

TCK m. 123 ile Korunan Hukuki Değer

Maddeyle kişinin gündelik yaşamını dış müdahalelerden uzak biçimde sürdürme hakkı, iç huzuru ve yaşam sükuneti korunmaktadır. Mağdurun bedensel bütünlüğüne zarar verilmesi veya kendisine yönelik açık bir tehdit bulunması suçun oluşması için gerekli değildir. Ceza hukuku, belirli yoğunluğa ulaşan ısrarlı rahatsız etme davranışlarını bağımsız bir suç olarak kabul etmiştir.

Korunan hukuki değer nedeniyle suçun mağduru belirli bir gerçek kişidir. Belirsiz sayıda kişiye yönelik genel bir rahatsızlık ile belirli bir kişinin huzurunu bozmayı hedefleyen davranış arasında fark bulunur. Örneğin çevredeki herkesi rahatsız eden genel bir gürültü eylemi ile belirli bir kişinin rahatsız edilmesi amacıyla tekrar edilen gürültü davranışının ceza hukuku bakımından aynı şekilde nitelendirilmesi gerekmez.

Suçun Mağdurun İç Huzuru ve Yaşam Sükunetiyle İlişkisi

TCK m. 123, kişinin yalnızca fiziksel güvenliğini değil psikolojik rahatlığını ve günlük yaşam düzenini de korur. Sürekli telefonla aranmak, belirli aralıklarla rahatsız edici davranışlara maruz bırakılmak veya özellikle huzuru bozmak amacıyla tekrarlanan başka hukuka aykırı eylemler kişinin olağan yaşamını etkileyebilir.

Ceza sorumluluğu yalnızca mağdurun kendisini rahatsız olmuş hissetmesine dayanmaz. Fiilin kanundaki hareket biçimlerinden birini karşılaması, ısrar niteliği taşıması ve failin özel maksadının belirlenebilmesi gerekir. Mağdurun kişisel hassasiyeti tek başına suçun kanuni unsurlarını tamamlamaz.

Suçun Tehlike veya Zarar Neticesine Bağlı Olmaması

Suçun tamamlanması için mağdurun psikolojik tedavi görmesi, yaşam düzenini değiştirmesi, işine gidememesi veya başka bir somut zarar yaşaması aranmaz. TCK m. 123’te ayrıca böyle bir netice öngörülmemiştir.

Bununla birlikte mağdur üzerindeki etkiler, fiillerin gerçekten huzur ve sükunu bozmaya yönelik olup olmadığının ve davranışların niteliğinin değerlendirilmesinde delil değeri taşıyabilir. Suçun oluşumu ile mağdur üzerinde ağır sonuç meydana gelmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Fail ve Mağdur

TCK m. 123 bakımından fail yönünden özel bir sıfat aranmaz. Suçu herhangi bir kişi işleyebilir. Mağdur da huzur ve sükunu hedef alınan gerçek kişidir.

Taraflar arasında eski eşlik, duygusal ilişki, komşuluk, iş ilişkisi veya alacak ilişkisi bulunması suçun oluşması için zorunlu değildir. Bununla birlikte taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, iletişimin neden kurulduğunu ve failin hangi amaçla hareket ettiğini belirlemede önem taşıyabilir.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunun Unsurları

TCK m. 123’ün uygulanabilmesi için yalnızca rahatsız edici bir davranışın varlığı yeterli değildir. Kanun, özel amaçla hareket edilmesini ve davranışın ısrar niteliği kazanmasını birlikte aramaktadır. Suçun sınırlarının belirlenmesinde özellikle failin amacı, eylemlerin sayısı, gerçekleştiği zaman aralığı ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği değerlendirilmelidir.

Sırf Huzur ve Sükununu Bozmak Maksadı Şeklindeki Özel Kast

Maddenin ayırt edici unsurlarından biri failin sırf mağdurun huzur ve sükununu bozma maksadıyla hareket etmesidir. Genel kast yeterli değildir. Failin yaptığı davranışın rahatsızlık verebileceğini bilmesi yanında, hareketini mağduru rahatsız etme amacına yöneltmiş olması gerekir.

Bu nedenle iletişimin amacı ceza sorumluluğunun belirlenmesinde önemlidir. Tarafların ortak çocukla ilgili iletişim kurması, iş ilişkisine dair bilgi iletilmesi, hukuki bir talebin bildirilmesi veya benzeri başka bir amacın bulunması halinde sırf huzur ve sükunu bozma maksadının mevcut olup olmadığı ayrıca incelenir. Başka bir amaçla kurulan her ısrarlı iletişimin doğrudan TCK m. 123 kapsamında kabul edilmesi, maddede aranan özel kast unsurunu etkisiz hale getirir.

İletişimin başlangıçta meşru bir nedene dayanması da sonraki bütün davranışların aynı nitelikte olduğu anlamına gelmez. Davranışın içeriği ve gelişimi, ilk amacın sona erip eylemlerin yalnızca karşı tarafı rahatsız etmeye yönelip yönelmediğinin belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Davranışın Belirli Bir Kişiye Yönelmesi

Suçun maddi konusu belirli bir kişinin huzur ve sükunudur. Telefon aramaları, gürültü veya diğer hukuka aykırı davranışların mağdurla bağlantısı kurulabilmelidir. Failin belirli bir kişiyi hedeflemediği genel rahatsızlıklar TCK m. 123’ün yapısıyla aynı değildir.

Örneğin genel çevre gürültüsüne ilişkin bir uyuşmazlıkta TCK m. 123’ün uygulanabilmesi için gürültünün belirli mağdurun huzurunu bozma amacıyla ve ısrarla gerçekleştirildiğinin ortaya konulması gerekir. Gürültünün yalnızca çevrede duyulması, tek başına bu suçun bütün unsurlarını oluşturmaz.

Israr Unsuru

Israr, TCK m. 123 bakımından kanuni unsurdur. Kanun, telefon etme ve gürültü yapma dahil olmak üzere maddede düzenlenen davranışların ısrarla gerçekleştirilmesini aramaktadır. Bu nedenle fiillerin tekrar sayısı, zaman aralığı ve olayın gelişimi birlikte değerlendirilir.

Kanunda suçun oluşması için gereken asgari telefon araması veya davranış sayısı rakamsal olarak belirlenmemiştir. Aynı gün içinde çok kısa aralıklarla gerçekleştirilen eylemler ile uzun bir zaman dilimine yayılan davranışlar farklı olay yapıları oluşturabilir. Israrın varlığı yalnızca matematiksel sayı üzerinden değil, tekrar eden davranışların bütünlüğü üzerinden belirlenmelidir.

Tek Bir Davranışın Kural Olarak Yeterli Olmaması

Maddede açık biçimde ısrar şartı bulunduğundan tek bir telefon araması, tek bir gürültü eylemi veya tek seferlik başka bir davranış kural olarak TCK m. 123’ün maddi unsurunu karşılamaz. Tek eylem başka bir suç veya kabahat oluşturabilir ancak kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun kendi kanuni şartları ayrıca aranır.

Bir eylemin mağduru ciddi biçimde rahatsız etmiş olması da ısrar unsurunun yerine geçmez. Ceza sorumluluğu, mağdur üzerindeki etkinin ağırlığı ile kanunda bulunmayan bir unsur yaratılarak genişletilemez.

Hukuka Aykırılık

TCK m. 123, telefon etme ve gürültü yapmanın yanında aynı maksatla gerçekleştirilen hukuka aykırı başka davranışları da suçun kapsamına almıştır. Bu düzenleme, teknolojik veya sosyal gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan farklı rahatsız etme biçimlerinin maddede değerlendirilmesine imkan verir.

Kanundaki ifade sınırsız yorumlanamaz. Davranışın belirli mağdura yönelmesi, ısrar niteliği taşıması ve sırf huzur ve sükunu bozma amacıyla gerçekleştirilmesi gerekir. Kanunda aranan koşullardan bağımsız şekilde her nezaketsiz, rahatsız edici veya istenmeyen davranışın ceza suçuna dönüştürülmesi suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle bağdaşmaz.

Israrla Telefon Etme, Gürültü Yapma ve Diğer Davranışlar

TCK m. 123 suçun işlenebileceği davranışları telefon etme, gürültü yapma ve aynı maksatla gerçekleştirilen hukuka aykırı diğer davranışlar şeklinde düzenlemiştir. Bu hareketlerin ortak özelliği, belirli mağdura yönelmesi ve mağdurun huzur ve sükununu bozmak amacıyla ısrarla gerçekleştirilmesidir.

Israrla Telefon Etme

Telefonla arama, suçun kanunda açıkça belirtilen hareketlerinden biridir. Aramaların mutlaka cevaplanması veya taraflar arasında görüşme gerçekleşmesi gerekmez. Arama kayıtları, cevapsız çağrılar ve aramaların zamanları, failin iletişim davranışının yoğunluğunun belirlenmesinde kullanılabilir.

Telefon görüşmesinin içeriği ise özel kastın ve olayın hukuki niteliğinin belirlenmesinde önem taşıyabilir. Örneğin tarafların karşılıklı biçimde olağan iletişim sürdürdüğü bir dönemdeki aramalar ile mağdurun iletişim kurmak istemediğini bildirmesinden sonra yalnızca rahatsız etmek amacıyla devam eden aramalar aynı nitelikte değildir.

Cevapsız Aramalar ve Sürekli Arama Girişimleri

Mağdurun telefonları cevaplamaması, aramaların ceza hukuku bakımından hiçbir önem taşımadığı anlamına gelmez. TCK m. 123 telefon görüşmesinin gerçekleşmesini değil, ısrarla telefon edilmesini düzenlemektedir. Bu nedenle çok sayıda cevapsız arama da diğer şartların bulunması halinde ısrar unsurunun değerlendirilmesinde kullanılabilir.

Buna karşılık yalnızca arama sayısının yüksek olması suçun bütün unsurlarını ispatlamaz. Aramaların hangi amaçla yapıldığı, taraflar arasında devam eden bir iletişim bulunup bulunmadığı ve olayın kronolojisi incelenmelidir.

Gürültü Yapmak Suretiyle Huzurun Bozulması

Gürültü yapmak da TCK m. 123’te açıkça düzenlenen hareketlerden biridir. Ceza sorumluluğunun kurulabilmesi için genel anlamda gürültüye neden olunması yeterli değildir. Gürültünün belirli bir kişinin huzur ve sükununu bozma amacıyla ve ısrarla gerçekleştirilmesi gerekir.

Bu yönüyle TCK m. 123 kapsamındaki gürültü davranışı, yalnızca çevrede rahatsızlık yaratan genel gürültü ihlallerinden ayrılır. Failin belirli mağduru hedef alan davranışının ve özel maksadının ispatlanması gerekir. Bir defaya özgü yüksek ses veya gündelik hayatın olağan akışında ortaya çıkan her gürültü, TCK m. 123 kapsamında cezalandırılamaz.

Hukuka Aykırı Başka Bir Davranış Kavramı

Kanun koyucu suçun işleniş biçimlerini telefon ve gürültüyle sınırlamamıştır. Aynı maksatla gerçekleştirilen hukuka aykırı diğer davranışlar da ısrar şartının bulunması halinde TCK m. 123 kapsamında değerlendirilebilir.

Bu hareket kategorisi geniş yorumlanarak kanunda düzenlenmeyen her rahatsız edici davranışın suç sayılmasına imkan vermez. Davranışın hukuka aykırı niteliği ile belirli kişiye yönelen rahatsız etme amacı birlikte ortaya konulmalıdır. Özellikle 2022 yılında TCK m. 123/A ile ısrarlı takip suçunun ayrıca düzenlenmiş olması nedeniyle fiziki takip ve sürekli temas kurma girişimlerinin hangi suç kapsamında kaldığı da sonraki aşamada ayrı biçimde değerlendirilmelidir.

Farklı Davranışların Birlikte Israr Unsurunu Oluşturması

Israrın değerlendirilmesinde olay yalnızca tek bir iletişim yöntemine indirgenmemelidir. Failin zaman içinde farklı araçlarla mağdura yönelen davranışları bulunabilir. Telefon aramalarının ardından başka rahatsız etme eylemlerinin gerçekleştirilmesi halinde davranışların birbirleriyle bağlantısı ve aynı amaç doğrultusunda sürdürülüp sürdürülmediği incelenebilir.

Bununla birlikte farklı nitelikteki eylemlerin aynı olay dizisinde bulunması, bunların tamamının kendiliğinden TCK m. 123 kapsamında kalacağı anlamına gelmez. Tehdit, hakaret, ısrarlı takip veya başka bir bağımsız suç oluşturan davranışlar kendi kanuni unsurları çerçevesinde ayrıca nitelendirilmelidir.

WhatsApp, SMS ve Sosyal Medya Üzerinden Israrlı İletişim

Telefon görüşmelerinin yerini büyük ölçüde mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya hesaplarının alması, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu bakımından dijital iletişim davranışlarının da değerlendirilmesini gerekli hale getirmiştir. TCK m. 123 telefon etmeyi açıkça saymakla birlikte, aynı amaçla gerçekleştirilen hukuka aykırı diğer davranışları da suçun kapsamına almaktadır.

Dijital iletişimin varlığı tek başına TCK m. 123 kapsamında mahkumiyet için yeterli değildir. Mesajların sayısı, gönderilme zamanları, tarafların daha önceki iletişimi, mağdurun iletişimi sürdürüp sürdürmediği ve failin sırf karşı tarafın huzurunu bozma amacıyla hareket edip etmediği birlikte değerlendirilmelidir.

Sürekli Mesaj Göndermek Suç Oluşturur mu?

Bir kişiye tekrar tekrar mesaj göndermek, diğer kanuni unsurlar da bulunuyorsa TCK m. 123 kapsamında değerlendirilebilir. Bununla birlikte belirli bir mesaj sayısından sonra suçun otomatik olarak oluştuğuna ilişkin kanuni bir ölçüt bulunmaz. On mesajın her olayda suç oluşturacağı veya birkaç mesajın hiçbir zaman yeterli olmayacağı şeklinde rakamsal bir sınır kurulamaz.

Mesajların kısa sürede yoğun biçimde gönderilmesi, karşı tarafın iletişimi istemediğinin açıkça anlaşılmasına rağmen davranışın sürdürülmesi ve mesajların herhangi bir meşru iletişim amacı taşımaması, ısrar ve özel kast değerlendirmesinde anlam taşıyabilir.

WhatsApp ve SMS Mesajları

WhatsApp ve SMS üzerinden yürütülen iletişimde yalnızca mesajların sayısına değil içeriklerine ve konuşmanın bütününe bakılması gerekir. Taraflardan yalnızca birinin gönderdiği mesajların seçilerek dosyaya sunulması, iletişimin gerçek niteliğinin anlaşılmasını güçleştirebilir.

Karşılıklı konuşmanın devam ettiği, tarafların birbirlerine düzenli biçimde cevap verdiği veya iletişimin ortak bir mesele nedeniyle sürdüğü durumlarda sırf huzur ve sükunu bozma maksadının ayrıca ispatlanması gerekir. Yazışmaların delil niteliği bakımından WhatsApp ve Instagram mesajlarının delil olarak kullanımı konusunda mesaj bütünlüğü ve kaynağın güvenilirliği de önem taşır.

Instagram ve Diğer Sosyal Medya Hesaplarından Temas

Instagram ve benzeri sosyal medya platformlarından sürekli özel mesaj gönderilmesi, yorumlar üzerinden temas kurulması veya doğrudan iletişim talebinde bulunulması da olayın özelliklerine göre ceza soruşturmasına konu olabilir. Dijital ortamın kullanılması suçun unsurlarını değiştirmez.

Özellikle TCK m. 123/A’nın yürürlüğe girmesinden sonra sosyal medya aracılığıyla tekrar eden temas girişimlerinde hangi suç hükmünün uygulanacağı ayrıca belirlenmelidir. Her ısrarlı dijital iletişimin doğrudan TCK m. 123 kapsamında nitelendirilmesi doğru değildir.

Engellendikten Sonra Farklı Numara veya Hesaplardan İletişim

Mağdurun telefon numarasını veya sosyal medya hesabını engellemesinden sonra yeni numaralar ya da farklı hesaplar aracılığıyla iletişimin sürdürülmesi, iletişimin istenmediğinin fail tarafından bilindiğini gösterebilecek olgulardan biridir. Bununla birlikte bu tür davranışlar TCK m. 123/A kapsamındaki ısrarlı takip suçuyla da doğrudan ilişkili olabilir.

Bu nedenle engellemeye rağmen devam eden temaslarda yalnızca mesaj sayısına bakılmamalı, mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi doğup doğmadığı ve davranışların temas kurmaya çalışma niteliği taşıyıp taşımadığı da incelenmelidir.

Karşılıklı Yazışmanın Suçun Unsurlarına Etkisi

Mağdurun iletişime cevap vermesi suçun hiçbir koşulda oluşmayacağı anlamına gelmez. Buna karşılık uzun süre karşılıklı biçimde devam eden bir konuşma, failin sırf mağdurun huzurunu bozmak amacıyla hareket ettiği iddiasının değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.

İletişimin hangi tarihte tek taraflı hale geldiği, mağdurun teması sonlandırmak istediğini bildirip bildirmediği ve bu tarihten sonra failin davranışının nasıl devam ettiği kronolojik biçimde ortaya konulmalıdır.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma ile Israrlı Takip Arasındaki Fark

TCK m. 123’te düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile TCK m. 123/A’daki ısrarlı takip suçu birbirine yakın davranışlardan doğabilse de kanuni unsurları aynı değildir. Özellikle telefon, mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen tekrar eden iletişimlerde doğru suç vasfının belirlenmesi gerekir.

TCK m. 123 ile TCK m. 123/A’nın Farklı Suç Tipleri Olması

TCK m. 123, sırf mağdurun huzur ve sükununu bozmak amacıyla ısrarla telefon edilmesini, gürültü yapılmasını veya aynı maksatla hukuka aykırı başka davranışta bulunulmasını cezalandırır. Suçun manevi unsurunda sırf huzur ve sükunu bozma maksadı açıkça aranır.

TCK m. 123/A ise bir kimsenin ısrarlı biçimde fiziken takip edilmesini veya haberleşme ve iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler kullanılarak temas kurulmaya çalışılmasını düzenler. Bu davranışların mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk oluşturması veya mağdurun kendisinin ya da yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olması gerekir.

Israr Unsurunun İki Suçtaki Farklı İşlevi

Her iki suçta da tekrarlanan davranışlar önem taşır. TCK m. 123 bakımından ısrar, kanunda sayılan hareketlerin suç niteliği kazanmasını sağlayan unsurlardan biridir. TCK m. 123/A’da ise fiziki takip veya temas kurmaya çalışma davranışının ısrarlı biçimde gerçekleştirilmesi gerekir.

Yalnızca davranışların tekrar etmesi iki suç arasındaki sınırı belirlemeye yetmez. Failin amacı, davranışın niteliği ve mağdur üzerinde meydana gelen etki birlikte değerlendirilmelidir.

Ciddi Huzursuzluk ve Güvenlik Endişesinin TCK m. 123/A Bakımından Önemi

TCK m. 123/A’nın ayırt edici unsurlarından biri mağdur üzerinde kanunda gösterilen sonucun meydana gelmesidir. Israrlı takip veya temas girişimleri mağdur üzerinde ciddi huzursuzluğa ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliği konusunda endişeye neden olmalıdır.

TCK m. 123’te ise kanun aynı şekilde ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi biçiminde ayrıca bir sonuç aramaz. Buna karşılık failin sırf mağdurun huzur ve sükununu bozma amacıyla hareket etmesi gerekir. İki suç arasındaki ayrım yalnızca davranışın kaç kez tekrarlandığı üzerinden kurulamaz.

Fiziken Takip ve Temas Kurmaya Çalışma

Bir kişinin evine, işyerine veya düzenli olarak bulunduğu yerlere gidilerek takip edilmesi TCK m. 123/A bakımından özellikle değerlendirilmesi gereken bir davranıştır. Aynı şekilde telefon, mesajlaşma uygulaması, sosyal medya hesabı veya üçüncü kişiler aracılığıyla ısrarlı biçimde temas kurulmaya çalışılması da kanunda açıkça düzenlenmiştir.

Bu nedenle ısrarlı iletişim davranışlarının tamamını TCK m. 123’teki “hukuka aykırı başka bir davranış” kavramı içine dahil etmek yerine, TCK m. 123/A’nın yürürlüğe girmesiyle oluşan özel düzenlemenin unsurları da incelenmelidir.

Aynı Davranışların Hangi Suç Kapsamında Değerlendirileceği

Suç vasfının belirlenmesinde olayın bütününün değerlendirilmesi gerekir. Failin amacı yalnızca mağduru rahatsız etmekse ve TCK m. 123’ün diğer şartları bulunuyorsa kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu değerlendirilebilir. Buna karşılık ısrarlı takip veya temas kurma davranışının mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk ya da güvenlik endişesi doğurması halinde TCK m. 123/A yönünden inceleme yapılmalıdır.

Aynı olayın kanuni unsurları incelenmeden yalnızca “sürekli mesaj gönderildi” veya “çok sayıda arama yapıldı” gerekçesiyle suç vasfı belirlenmemelidir. İddianamede gösterilen fiillerin hangi suç tipinin unsurlarını karşıladığı somut deliller üzerinden ortaya konulmalıdır.

Tehdit, Hakaret ve Diğer Suçlarla İlişki

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna konu olan telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalar kimi olaylarda yalnızca TCK m. 123 kapsamında kalmaz. İletişimin içeriğinde tehdit, hakaret veya başka bir bağımsız suçun unsurları bulunabilir. Böyle bir durumda yalnızca iletişimin ısrarlı olup olmadığı değil, her davranışın kendi kanuni karşılığı da değerlendirilmelidir.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma ile Tehdit Suçunun Ayrılması

Tehdit suçu ile TCK m. 123 farklı hukuki unsurlara sahiptir. Failin mağdura zarar vereceğini bildiren ve TCK m. 106’nın kanuni şartlarını taşıyan bir söz veya mesaj, yalnızca mağdurun huzurunu bozduğu gerekçesiyle TCK m. 123 kapsamında değerlendirilmez.

Örneğin bir kişinin tekrar tekrar aranması huzur ve sükunu bozma suçunun tartışılmasına neden olabilirken, görüşmeler sırasında ayrıca hayatına veya vücut bütünlüğüne yönelik saldırıda bulunulacağının bildirilmesi tehdit suçu yönünden bağımsız inceleme gerektirir.

Mesaj İçeriğinin Hakaret Oluşturması

Israrlı biçimde gönderilen mesajların mağdurun onur, şeref veya saygınlığına saldıran ifadeler içermesi halinde hakaret suçu bakımından da değerlendirme yapılmalıdır. Mesajın rahatsız edici olması ile hakaret niteliğinde olması aynı hukuki ölçüte dayanmaz.

Hakaret açısından kullanılan ifadenin içeriği, TCK m. 123 bakımından ise ısrar ve özel kast belirleyicidir. Bu nedenle aynı mesaj dizisindeki farklı fiillerin ayrı suçların unsurlarını karşılayıp karşılamadığı incelenir.

Israrlı İletişimin Başka Suçlarla Birlikte İşlenmesi

İletişim sırasında tehdit veya hakaret dışında özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması veya başka suç tiplerine ilişkin davranışlar da bulunabilir. Bir olayın TCK m. 123 kapsamında değerlendirilmesi diğer suçların araştırılmasını engellemez.

Özellikle uzun süre devam eden dijital iletişimlerde mesajların yalnızca sayısına göre değil, içeriklerine ve gerçekleştirilen diğer davranışlara göre ayrıştırılması gerekir.

Aynı Eylem Dizisinde Birden Fazla Suçun Oluşması

Aynı olay dizisinde farklı tarihlerde gerçekleştirilen davranışların bir kısmı TCK m. 123, bir kısmı tehdit veya hakaret suçunun unsurlarını taşıyabilir. Buna karşılık tek bir fiilin birden fazla suç tanımına girdiği durumlarda içtima hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca belirlenmelidir.

Her mesajın ayrı ayrı suç oluşturduğu veya bütün iletişim sürecinin zorunlu olarak tek suç kabul edileceği yönünde genel bir sonuca gidilemez. Fiillerin zamanları, içerikleri ve birbirleriyle olan bağlantıları değerlendirilmelidir.

Doğru Suç Vasfının Belirlenmesi

TCK m. 123 kapsamındaki davalarda suç vasfının belirlenmesi, yalnızca mağdurun davranışlardan rahatsız olup olmadığına indirgenemez. Israr, özel kast ve fiilin niteliği incelendikten sonra aynı davranışların TCK m. 123/A, tehdit, hakaret veya başka bir suç kapsamında kalıp kalmadığı da denetlenmelidir.

Özellikle dijital iletişimden kaynaklanan ceza davalarında kronoloji ve mesaj bütünlüğü suç vasfının belirlenmesinde doğrudan önem taşır. Birkaç ekran görüntüsünden hareketle iletişimin tamamına ilişkin hukuki sonuç çıkarılması yerine, taraflar arasındaki temasın başlangıcı, gelişimi ve sona erdiği dönem birlikte değerlendirilmelidir.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunda Deliller

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu çoğu zaman telefon, mesajlaşma uygulaması veya sosyal medya üzerinden gerçekleştirildiğinden, delillerin önemli bölümü elektronik kayıtlardan oluşur. Delillerin yalnızca iletişim kurulduğunu değil, TCK m. 123’te aranan ısrarı ve sırf mağdurun huzur ve sükununu bozma maksadını ortaya koyabilecek nitelikte olması gerekir.

Telefon Arama Kayıtları ve HTS Verileri

Telefon arama kayıtları ve HTS verileri, taraflar arasındaki iletişimin tarihini, sıklığını ve zaman aralıklarını belirlemede kullanılabilir. Kısa süre içinde çok sayıda arama yapılması ısrar iddiasını destekleyebilir. Bununla birlikte HTS kayıtları görüşmenin içeriğini göstermez. Bu nedenle yalnızca arama sayısından hareketle failin hangi amaçla telefon ettiği belirlenemez.

WhatsApp, SMS ve Sosyal Medya Yazışmaları

Mesaj içerikleri iletişimin amacı bakımından arama kayıtlarından daha geniş bilgi sağlayabilir. Yazışmaların tamamı, mesajların gönderildiği tarihler ve tarafların karşılıklı cevapları birlikte değerlendirilmelidir. Sadece belirli mesajların seçilerek sunulması konuşmanın bağlamının değişmesine neden olabilir.

Ekran Görüntülerinin Delil Niteliği

Ekran görüntüleri ceza soruşturmalarında sık kullanılan delillerdendir. Ancak görüntünün hangi hesaba veya telefon numarasına ait olduğu, konuşmanın tamamını içerip içermediği ve üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı tartışılabilir. Gerektiğinde telefon veya diğer dijital materyaller üzerinde teknik inceleme yapılması, ekran görüntüsünün güvenilirliğini denetlemeye imkan verir.

Mağdur Beyanı ve Tanık Anlatımları

Mağdurun beyanı olayın başlangıcını, iletişimin neden istenmediğini ve davranışların hangi süreçte tekrarlandığını açıklayabilir. Bununla birlikte elektronik kayıtların mevcut olduğu olaylarda beyanların teknik verilerle karşılaştırılması gerekir. Gürültü veya fiziki davranışların bulunduğu olaylarda komşular, iş arkadaşları veya olaya doğrudan tanık olan kişiler de delil kaynağı olabilir.

Suçun Cezası, Şikayet, Uzlaştırma ve Dava Zamanaşımı

TCK m. 123 uyarınca kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun cezası üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır. Kanunda doğrudan adli para cezası öngörülmemiştir. Hükmedilen hapis cezasının kısa süreli olması halinde TCK m. 50’deki kanuni koşullara göre seçenek yaptırımlar değerlendirilebilir.

Şikayet Süresi ve Şikayetten Vazgeçme

Suçun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır. TCK m. 73 uyarınca şikayet hakkı, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Şikayetten vazgeçme, kanundaki şartların bulunması halinde ceza davasının düşmesine neden olabilir. Vazgeçmenin sanık bakımından sonuç doğurmasında TCK m. 73 hükümleri ayrıca dikkate alınır.

Uzlaştırma ve Kamu Davası

TCK m. 123 şikayete bağlı bir suç olduğundan CMK m. 253 kapsamında uzlaştırmaya tabidir. Uzlaştırmanın sağlanması halinde soruşturma veya kovuşturma kanunda öngörülen sonuçlarla sona erebilir. Uzlaşma sağlanamaz ve soruşturma sonunda yeterli şüphe bulunursa savcılık tarafından kamu davası açılabilir.

Dava Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Suç için öngörülen cezanın üst sınırı bir yıl olduğundan TCK m. 66/1-e uyarınca olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin bulunması halinde süre ayrıca hesaplanmalıdır.

Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetki bakımından genel kural gereğince suçun işlendiği yer mahkemesi esas alınır.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Davasında Savunma ve Delillerin Değerlendirilmesi

TCK m. 123 kapsamında savunmanın temelini yalnızca telefon aramalarının veya mesajların varlığını reddetmek oluşturmaz. İletişimin ısrar niteliği taşıyıp taşımadığı, hangi amaçla gerçekleştirildiği ve maddede aranan özel kastın ispatlanıp ispatlanamadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Israr Unsurunun Gerçekleşip Gerçekleşmediğinin İncelenmesi

Tek bir arama veya münferit davranış kural olarak TCK m. 123 için yeterli değildir. Birden fazla iletişim bulunması da suçun otomatik olarak oluştuğu anlamına gelmez. Aramaların veya mesajların zamanı, sıklığı, aralarındaki süre ve iletişimin bütünlüğü incelenmelidir.

Özel Kastın İspatı

Failin sırf mağdurun huzur ve sükununu bozma maksadıyla hareket ettiğinin ispatlanması gerekir. Ortak çocuk, devam eden hukuki ilişki, iş ilişkisi veya başka bir somut mesele nedeniyle kurulan iletişimde özel kastın bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır. İletişimin başlangıçta meşru bir nedene dayanması, sonraki davranışların her durumda hukuka uygun olduğu anlamına da gelmez.

Karşılıklı İletişimin Değerlendirilmesi

Tarafların uzun süre karşılıklı mesajlaşması veya telefon görüşmelerini sürdürmesi, iletişimin tek taraflı rahatsız etme amacı taşıdığı iddiasının değerlendirilmesinde önemlidir. Mağdurun iletişimi sona erdirdiği tarih ile sonrasında gerçekleştirilen davranışların ayrılması, olayın gerçek kronolojisinin kurulmasını sağlar.

Seçilerek Sunulan Mesaj ve Ekran Görüntülerinin Denetlenmesi

Savunma açısından yalnızca dosyaya sunulan ekran görüntüleriyle yetinilmemelidir. Öncesi ve sonrası bulunmayan mesajların konuşmanın anlamını değiştirme ihtimali vardır. Gerektiğinde cihaz incelemesi, mesaj geçmişinin tamamı veya platform kayıtları üzerinden delilin bütünlüğü denetlenmelidir.

TCK m. 123 ile Diğer Suçlar Arasında Doğru Nitelendirme

Israrlı iletişim mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratmışsa TCK m. 123/A, mesajların içeriğinde zarar verme bildirimi varsa tehdit, onur ve saygınlığa saldıran ifadeler bulunuyorsa hakaret hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir. Ceza sorumluluğu, yalnızca davranışın rahatsız edici bulunmasına değil, isnat edilen suçun bütün kanuni unsurlarının delillerle ortaya konulmasına dayanmalıdır.

Kaynaklar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
 
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1