Mansuroğlu Mah. 288/6 Sk. No: 12/2, Bayraklı / İzmir

TCK m. 123/A – Israrlı Takip Suçu ve Davası

12.02.2026
15
TCK m. 123/A – Israrlı Takip Suçu ve Davası

Israrlı takip suçu, Türk Ceza Kanunu’na görece yeni eklenmiş olmasına rağmen uygulamada en hızlı artış gösteren suç tiplerinden biri haline gelmiştir. Bunun temel nedeni, suçun doğrudan gündelik hayat ilişkilerinden beslenmesidir. Bu dosyaların büyük bölümü organize suç faaliyetlerinden değil; biten ilişkiler, karşılıksız duygusal beklentiler ve kontrol isteği gibi sosyal dinamiklerden doğar.

Özellikle ayrılık sonrası süreçler, ısrarlı takip dosyalarının en yoğun görüldüğü alanı oluşturur. Taraflardan biri ilişkiyi bitirdiğinde, diğer tarafın bu durumu kabullenmemesi ve iletişimi sürdürme çabası zamanla cezai sorumluluk doğurabilecek bir boyuta ulaşabilir. Uygulamada birçok dosya, başlangıçta “barışma girişimi” olarak görülen davranışların süreklilik kazanmasıyla ceza yargılamasına konu olur.

Bir diğer önemli etken ise iletişim teknolojilerindeki dönüşümdür. Eskiden fiziksel takip ön plandayken, bugün temasın büyük kısmı mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya üzerinden gerçekleşir. Sürekli mesaj gönderme, farklı numaralardan arama ve sosyal medya üzerinden temas kurma davranışları, ısrarlı takip suçunun en yaygın görünüm biçimleri haline gelmiştir.

Kolluk ve savcılık uygulaması da değişmiştir. Önceden “özel mesele” olarak görülen birçok durum artık doğrudan ceza soruşturmasına konu edilmektedir. Bu değişim, mağdur koruma yaklaşımının güçlenmesiyle bağlantılıdır.

Israrlı Takip Suçunun Kanuni Dayanağı ve Cezası

Israrlı takip suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, özellikle mağdurların sistematik takip ve iletişim ısrarı karşısında korunmasını amaçlar. Kanun koyucu, süreklilik gösteren ve mağdur üzerinde baskı oluşturan davranışları bağımsız bir suç tipi olarak ele almıştır.

TCK 123/A uyarınca bir kimseyi ısrarlı şekilde takip eden, fiziken izleyen ya da iletişim araçları, bilişim sistemleri veya üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurmaya çalışan kişi cezai sorumlulukla karşılaşır. Burada dikkat çeken husus, suçun yalnızca fiziksel takipten ibaret olmamasıdır. Günümüzde birçok dosya tamamen iletişim araçları üzerinden yürüyen ısrar nedeniyle açılmaktadır.

Kanunda öngörülen temel ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak bazı durumlarda ceza artırılır. Özellikle mağdurun çocuk olması, eski eşe karşı işlenmesi veya hakkında uzaklaştırma kararı bulunan kişiye yönelik olması gibi hallerde ceza yükselir.

Uygulamada mahkemeler, cezayı belirlerken yalnızca kanunda öngörülen alt ve üst sınır aralığına bakmakla yetinmez. TCK m.61 uyarınca; fiilin işleniş biçimi, takip davranışının süresi, iletişim yoğunluğu, mağdur üzerindeki etkisi ve failin kastının yoğunluğu dikkate alınarak temel ceza somut olaya göre belirlenir.

Bu suç tipinde adli para cezasına çevirme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür; ancak bu tamamen dosyanın özelliklerine bağlıdır. Özellikle mağdurun güvenliğinin ciddi biçimde etkilenmiş olması halinde mahkemeler daha sıkı değerlendirme yapar.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Israrlı Takip Senaryoları

Mahkeme dosyaları incelendiğinde ısrarlı takip suçunun belirli kalıplar içinde ortaya çıktığı görülür. Bu kalıplar çoğu zaman benzer sosyal ve duygusal arka planlara dayanır.

En sık rastlanan tablo, ayrılık sonrası yoğun iletişim girişimleridir. Taraflardan biri iletişimi kesmek isterken, diğer taraf sürekli mesaj atmakta, aramakta veya farklı kanallardan ulaşmaya çalışmaktadır. İlk aşamada masum görülebilen bu davranışlar, tekrarlandıkça ve reddedilmeye rağmen sürdürüldükçe cezai nitelik kazanabilir.

Bir başka yaygın senaryo, engellenmeye rağmen iletişim çabasının sürdürülmesidir. Mağdurun numara veya hesap engellemesi sonrasında yeni numaralarla arama yapılması, farklı sosyal medya hesapları açılması veya ortak tanıdıklar üzerinden mesaj iletilmesi uygulamada sık görülür. Yargı kararlarında bu tür davranışlar, ısrar unsurunun en güçlü göstergeleri arasında kabul edilir.

Fiziksel takip içeren dosyalar da bulunmakla birlikte, günümüzde dosyaların büyük kısmı iletişim temelli takiplerden oluşur. İş yeri veya ev çevresinde görünme gibi davranışlar ise çoğu zaman iletişim ısrarıyla birlikte ortaya çıkar.

Bu dosyalarda dikkat çeken nokta, failin çoğu zaman kendi davranışını suç olarak görmemesidir. “Konuşmak istedim” veya “derdim anlatmaktı” gibi ifadeler savunmalarda sıkça yer alır. Ancak yargısal değerlendirme, failin niyetinden ziyade mağdur üzerindeki etkiye odaklanır.

Mesajlaşma ve Sosyal Medya Üzerinden Israrlı Temasın Yargısal Değerlendirmesi

Günümüzde ısrarlı takip dosyalarının büyük bölümü mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya üzerinden yürüyen iletişim ısrarına dayanır. WhatsApp, Instagram, SMS ve benzeri kanallar üzerinden tekrar eden mesajlar birçok soruşturmanın temelini oluşturur.

Yargı pratiğinde belirleyici olan tekil mesajlar değil, iletişimin yoğunluğu ve sürekliliğidir. Gün içinde onlarca mesaj gönderilmesi, cevapsız aramaların tekrar etmesi ve iletişim talebinin reddedilmesine rağmen sürdürülmesi dosyalarda aleyhe değerlendirilir.

Mesaj içeriklerinin her zaman tehdit veya hakaret içermesi gerekmez. Sevgi içerikli mesajlar dahi, mağdurun açıkça iletişim istemediği bir ortamda sürekli tekrarlandığında ısrarlı takip kapsamında değerlendirilebilir. Mahkemeler içeriğin romantik olup olmamasından çok, mağdurun huzurunun etkilenip etkilenmediğine bakar.

Engellenmeye rağmen yeni hesap açılması veya farklı numaralar kullanılması, yargılamalarda ısrarın güçlendiği durumlar arasında kabul edilir. Bu davranışlar failin iletişim kurma konusundaki kararlılığını gösteren veriler olarak yorumlanır.

“Son kez yazıyorum” gibi ifadelerle gönderilen ancak fiilen tekrar eden mesajların hukuki değeri bulunmaz. Önemli olan, iletişim davranışının gerçekten sona erip ermediğidir.

Değerlendirmede ayrıca mağdurun günlük yaşamının etkilenip etkilenmediği incelenir. Sürekli mesaj ve aramalar nedeniyle numara değiştirmek zorunda kalınması, sosyal medya hesaplarının kapatılması veya iletişim araçlarının kullanımının sınırlanması dosyalarda dikkate alınan olgulardır.

Israrlı Takip Dosyalarında Soruşturma Süreci Nasıl İlerler?

Israrlı takip dosyalarının büyük bölümü mağdurun şikâyetiyle başlar. Uygulamada ilk başvuru çoğu zaman karakola yapılan müracaat veya savcılığa verilen dilekçe şeklindedir. Mağdurun sunduğu mesaj kayıtları, arama logları ve ekran görüntüleri soruşturmanın başlangıç noktası olur.

Kolluk birimleri genellikle mağdurdan mevcut delilleri teslim alır ve ilk ifadeyi alır. Bu aşamada mağdurun beyanı dosya için önemlidir; ancak tek başına yeterli kabul edilmez. Savcılık, iddiaları destekleyen teknik verilerin bulunup bulunmadığını araştırır.

Şikâyetten sonra şüphelinin iletişimi sürdürmesi, uygulamada en çok aleyhe sonuç doğuran durumlardan biridir. Çünkü bu durum, ısrarın bilinçli şekilde devam ettiğini gösterir. Birçok dosyada soruşturmanın ağırlığı, şikâyet sonrası davranışlara göre şekillenir.

Savcılıklar çoğu zaman tarafları uzlaştırmaya yönlendirmez; çünkü suç uzlaştırma kapsamında değildir. Dosya genellikle doğrudan kamu davasına dönüşür.

Israrlı Takip Suçunda Delil Meselesi

Bu suç tipinde deliller çoğunlukla dijital niteliktedir. En sık karşılaşılan deliller WhatsApp ve Instagram mesajları, SMS kayıtları ve arama dökümleridir.

Ekran görüntüleri uygulamada yaygın biçimde kullanılır. Ancak mahkemeler yalnızca görüntüye değil, bunun bütünlük ve güvenilirliğine de bakar. Mesajların kesilerek sunulması veya bağlamından koparılması, delil değerini zayıflatabilir.

HTS kayıtları, aramaların sıklığını ve zaman aralığını göstermesi bakımından önemlidir. Özellikle kısa süre içinde tekrar eden aramalar, dosyalarda ısrar unsurunu destekleyen veriler arasında yer alır.

Bir diğer önemli nokta, mağdurun da iletişime cevap verip vermediğidir. Karşılıklı iletişimin bulunduğu dosyalarda mahkemeler daha dikkatli değerlendirme yapar. Çünkü ısrarlı takip suçunda tek taraflı ve istenmeyen iletişim belirleyici unsurdur.

Delil sunumunda yapılan hatalar dosyanın seyrini etkileyebilir. Tüm yazışmaları sunmak yerine yalnızca seçili mesajları ibraz etmek, savunma açısından tartışma yaratır. Bu nedenle delillerin kronolojik ve bütünlüklü sunulması önem taşır.

Israrlı Takip Suçunun Karıştırıldığı Suç Tipleri

Uygulamada ısrarlı takip suçu çoğu zaman başka suç tipleriyle iç içe ilerler. Aynı olay hem ısrarlı takip hem de farklı bir suç kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle doğru hukuki nitelendirme, dosyanın kaderini doğrudan etkiler.

En sık karışan suçlardan biri tehdit suçudur. Eğer gönderilen mesajlarda açık zarar tehdidi varsa, dosya yalnızca ısrarlı takip olarak kalmaz. Tehdit içeren ifadeler ayrı bir suç oluşturur. Bu durumda mahkemeler çoğu zaman iki suçu birlikte değerlendirir.

Bir diğer karışan alan hakaret suçudur. Özellikle ayrılık sonrası yazışmalarda öfke içeren ifadeler bulunabilir. Sürekli mesaj gönderme ısrarlı takip kapsamında değerlendirilirken, mesaj içerikleri hakaret içeriyorsa ayrıca hakaret suçu gündeme gelir.

Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile karışma da uygulamada görülür. Ancak bu suç tipinde süreklilik şartı ve mağdur üzerindeki etki, ısrarlı takipten farklı değerlendirilir. Israrlı takipte mağdurun güvenliği ve günlük yaşamı üzerindeki baskı daha belirleyicidir.

Bazı dosyalarda ise cinsel taciz suçu ile kesişme görülür. Israrlı mesajlar cinsel içerik taşıyorsa, dosya yalnızca takip boyutunda kalmaz. Bu durumda suç vasfı değişebilir.

Uygulamada savcılıkların ilk aşamada yanlış suç tipi üzerinden soruşturma başlattığı dosyalar da vardır. Ancak yargılama sırasında doğru nitelendirme yapılır. Bu nedenle dosyanın başından itibaren hukuki çerçevenin doğru kurulması önemlidir.

Israrlı takip çoğu zaman tek başına bir suçtan ibaret değildir; farklı suç tipleriyle birlikte ortaya çıkabilir. Bu nedenle her dosyada fiillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Uzaklaştırma Kararı Bulunan Dosyaların Özelliği

Israrlı takip dosyalarında mağdurun 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma veya uzaklaştırma kararı almış olması dosyanın ağırlığını artırır. Çünkü bu durumda şüphelinin iletişimi sürdürmesi yalnızca ısrar değil, aynı zamanda mahkeme kararına aykırılık anlamı taşır.

Uygulamada uzaklaştırma kararına rağmen mesaj atılması, arama yapılması veya sosyal medya üzerinden temas kurulması ciddi biçimde aleyhe değerlendirilir. Bu tür dosyalarda adli kontrol ve tutuklama ihtimali de artabilir.

Elektronik kelepçe uygulaması özellikle yoğun takip dosyalarında gündeme gelir. Bu tedbir, mağdur güvenliğinin sağlanmasına yönelik önleyici bir araç olarak kullanılır.

Mahkemeler uzaklaştırma kararına rağmen devam eden iletişimi, çoğu zaman ısrarlı takip iradesinin açık göstergesi olarak kabul eder.

Mahkemeler Israrlı Takip Dosyalarında Nasıl Ceza Veriyor?

Israrlı takip suçu, ceza pratiğinde çoğu zaman ağır hapis cezalarıyla sonuçlanan bir suç tipi değildir; ancak bu durum suçun hafif görüldüğü anlamına gelmez. Mahkemeler dosyanın özelliklerine göre değerlendirme yapar.

İlk kez yargılanan ve sabıkası bulunmayan kişiler açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) sık görülen bir uygulamadır. Özellikle tehdit veya şiddet unsuru içermeyen dosyalarda bu eğilim belirgindir.

Buna karşılık iletişim yoğunluğu çok yüksek olan, uzun süre devam eden veya uzaklaştırma kararına rağmen sürdürülen takiplerde mahkemeler daha ağır değerlendirme yapabilir. Bu tür dosyalarda alt sınırdan uzaklaşma görülür.

Adli para cezasına çevirme ihtimali bazı dosyalarda mümkün olsa da, mağdur üzerinde ciddi etki yaratan durumlarda bu yol her zaman tercih edilmez. Mahkemeler özellikle mağdurun günlük yaşamının etkilenip etkilenmediğine dikkat eder.

Tutuklama ise bu suç tipinde istisnaidir. Genellikle başka suçlarla birlikte işlendiğinde veya koruma kararına rağmen yoğun ısrar sürdüğünde gündeme gelir.

Sanık Müdafii ve Mağdur Vekili Açısından Strateji

Israrlı takip dosyaları, doğru strateji kurulmadığında taraflar için beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle erken aşamada hukuki destek önemlidir.

Sanık müdafii açısından en kritik nokta, iletişimin gerçekten tek taraflı ve istenmeyen nitelikte olup olmadığını ortaya koymaktır. Karşılıklı yazışmalar, barışma girişimleri ve mağdurun iletişime verdiği cevaplar dosyada belirleyici olabilir.

Ayrıca mesaj içeriklerinin bağlamı önem taşır. Tekil mesajlar üzerinden değerlendirme yapılması yerine iletişimin bütününe bakılması savunmanın temel yaklaşımıdır.

Mağdur vekili açısından ise delillerin sistematik biçimde sunulması önemlidir. Mesaj kayıtlarının kronolojik sıralanması, arama dökümleri ve engelleme girişimlerinin belgelenmesi dosyanın gücünü artırır.

Her iki taraf açısından da en sık yapılan hata, dosyanın duygusal boyutuyla hareket edilmesidir. Ceza yargılaması, duygulardan ziyade somut verilere dayanır.

Israrlı Takip Suçunda Denge Nasıl Kurulmalı?

Israrlı takip suçu, bireyin huzur ve güvenliğini korumayı amaçlayan önemli bir düzenlemedir. Gerçek mağduriyetlerin önlenmesi bakımından bu suç tipinin varlığı gereklidir.

Bununla birlikte her yoğun iletişim girişiminin suç sayılması da doğru değildir. Ceza hukuku, kişiler arası ilişkilerin doğal akışına müdahale edecek kadar geniş yorumlanmamalıdır. Bu nedenle değerlendirmelerde ölçülülük ve orantılılık ilkeleri önem taşır.

Uygulamada sağlıklı bir denge kurulduğunda, hem mağdur korunur hem de ceza hukuku gereksiz yere genişletilmemiş olur. Yargı pratiğinin son yıllarda bu dengeyi gözetmeye başladığı görülmektedir.

Israrlı takip dosyalarında en doğru yaklaşım, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesidir. Ceza hukukunun temel ilkeleri de zaten bireysel ve somut değerlendirmeyi gerektirir.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1