İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Miras

Anasayfa » Miras

İzmir Miras Avukatı ve Miras Hukuku

İzmir Miras Avukatı Ramazan Sertan Safsöz

Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle birlikte malvarlığı değerlerinin, borçlarının ve devredilebilir hukuki ilişkilerinin kimlere ve hangi koşullarla geçeceğini düzenler. Yasal mirasçılık, vasiyetname, miras sözleşmesi, saklı pay, tenkis, mirasın reddi, terekenin tespiti, mirasın paylaşılması ve mirastan mal kaçırma iddiaları bu alanın başlıca konuları arasında yer alır.

Mirasbırakanın ölümüyle yalnızca taşınmazlar, banka hesapları ve araçlar mirasçılara geçmez. Terekeye dahil borçlar, sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükler, şirket payları, alacaklar, fikrî haklar ve devredilebilir diğer malvarlığı değerleri de miras ilişkisinin kapsamına girebilir. Bu nedenle mirasın kabulü veya reddi konusunda karar verilmeden önce terekenin aktif ve pasiflerinin birlikte belirlenmesi gerekir.

Miras uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü, yalnızca miras paylarının hesaplanmasından kaynaklanmaz. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlerin gerçek niteliği, vasiyetnamenin geçerliliği, terekeye ait malların saklanması, bir mirasçının taşınmazları tek başına kullanması, tereke borçları ve paylaşma biçimi de taraflar arasında uyuşmazlık doğurabilir.

Safsöz Hukuk Bürosunun miras hukukuna ilişkin çalışmaları Av. Betül Safsöz tarafından yürütülmektedir. Av. Betül Safsöz; miras hukuku, tazminat hukuku, özel hukuk ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar alanlarında çalışmaktadır.

Mirasın Açılması ve Mirasın Kendiliğinden Geçmesi

Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Yasal ve atanmış mirasçılar, mirası kanun gereğince ölüm anında bir bütün olarak kazanır. Mülkiyetin mirasçılara geçmesi için mirasçılık belgesi alınması veya tapuda intikal işlemi yapılması kurucu koşul değildir.

Mirasçılık belgesi, mirasın geçmesini sağlayan değil, mirasçılık sıfatını ve pay oranlarını gösteren bir belgedir. Tapu, banka, araç, şirket ve diğer malvarlığı işlemlerinde mirasçılık sıfatının ispatı için kullanılır.

Mirasın kendiliğinden kazanılması, tereke borçlarının da mirasçılara geçmesi anlamına gelir. Mirası süresinde reddetmeyen veya kanunda düzenlenen diğer koruma yollarını kullanmayan mirasçılar, tereke borçlarından kişisel malvarlıklarıyla sorumlu hâle gelebilir.

Tereke Nedir?

Tereke, mirasbırakanın ölümüyle mirasçılara geçen malvarlığı değerleri ile borçlarının bütünüdür. Mirasbırakanın sahip olduğu her hak terekeye dahil olmaz. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ve ölümle sona eren hukuki ilişkiler mirasçılara geçmez.

Terekeye dahil olabilecek başlıca değerler arasında taşınmazlar, araçlar, banka mevduatları, para alacakları, şirket payları, menkul kıymetler, fikrî mülkiyet hakları, kira alacakları, dijital varlıklar ve devredilebilir sözleşmeden doğan haklar bulunabilir.

Terekenin pasif kısmında kredi borçları, vergi borçları, sözleşmeden doğan borçlar, kesinleşmiş veya devam eden takipler, tazminat yükümlülükleri, cenaze giderleri ve diğer borçlar yer alabilir.

Bir banka hesabının, taşınmazın veya aracın mirasbırakan adına kayıtlı olması, o değerin tamamının paylaşılabilir net tereke değeri olduğu anlamına gelmez. Rehin, ipotek, haciz, ortak mülkiyet, eşler arasındaki mal rejimi ve üçüncü kişilere ait haklar ayrıca değerlendirilmelidir.

Sağ Kalan Eşin Mal Rejiminden Doğan Hakkı ile Miras Payı

Sağ kalan eşin miras payı ile eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinden doğan hakkı birbirinden farklıdır. Eşlerden birinin ölümü, evlilik içinde uygulanan mal rejimini sona erdirir.

Edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulandığı bir evlilikte öncelikle eşlerin kişisel ve edinilmiş malları ile varsa katılma ve değer artış payı alacakları belirlenir. Sağ kalan eşin mal rejiminden doğan alacağı tereke borcu olabilir. Mirasbırakanın sağ kalan eşten doğan bir alacağı bulunuyorsa bu değer terekenin aktifine girebilir.

Mal rejimi hesabından sonra belirlenen net tereke üzerinden sağ kalan eşin miras payı ayrıca hesaplanır. “Eş önce malların yarısını, ardından miras payını alır” biçimindeki genel ifade her malvarlığı bakımından doğru değildir. Malın edinilme tarihi, kaynağı, kişisel mal niteliği, borçları ve eşlerin katkıları dikkate alınmalıdır.

Yasal Mirasçılar

Türk Medeni Kanunu, kan hısımlarının mirasçılığını zümre sistemine göre düzenlemiştir. Önceki zümrede mirasçı bulunması, sonraki zümrenin mirasçılığını engeller.

Altsoy

Mirasbırakanın birinci zümre mirasçıları çocuklarıdır. Çocuklar eşit paylarla mirasçı olur. Mirasbırakandan önce ölen çocuğun yerini, halefiyet yoluyla kendi altsoyu alır.

Mirasbırakanın üç çocuğundan biri kendisinden önce ölmüş ve ölen çocuğun iki çocuğu bulunuyorsa, ölen çocuğa düşecek pay onun çocukları arasında eşit biçimde paylaşılır.

Evlilik içinde ve evlilik dışında doğan çocuklar arasında, soybağının hukuken kurulmuş olması koşuluyla mirasçılık bakımından ayrım yapılmaz.

Ana ve Baba Zümresi

Mirasbırakanın altsoyu bulunmuyorsa mirasçılar ana ve babasıdır. Ana ve baba eşit paylarla mirasçı olur.

Ana veya babadan biri mirasbırakandan önce ölmüşse onun payı kendi altsoyuna geçer. Bu nedenle mirasbırakanın kardeşleri, altsoy bulunmadığında ve kendi ana veya babaları üzerinden halefiyet yoluyla mirasçı olabilir.

Büyük Ana ve Büyük Baba Zümresi

Mirasbırakanın altsoyu, ana ve babası ile bunların altsoyu bulunmuyorsa büyük ana ve büyük babalar mirasçı olur.

Büyük ana veya büyük babanın mirasbırakandan önce ölmesi hâlinde payları, kanundaki zümre ve halefiyet kurallarına göre kendi altsoylarına geçebilir.

Sağ Kalan Eş

Sağ kalan eşin yasal miras payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir.

Altsoy ile birlikte mirasçılık
Sağ kalan eş mirasın dörtte birini, altsoy ise dörtte üçünü alır.

Ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçılık
Sağ kalan eş mirasın yarısını, ana ve baba zümresi diğer yarısını alır.

Büyük ana ve büyük baba zümresiyle birlikte mirasçılık
Sağ kalan eş mirasın dörtte üçünü alır.

Başka yasal mirasçı bulunmaması
Mirasın tamamı sağ kalan eşe kalır.

Boşanma kararı kesinleşmişse eski eş yasal mirasçı olamaz. Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi hâlinde, kanunda belirtilen koşullarla mirasçıların davaya kusur tespiti yönünden devam etmesi sağ kalan eşin mirasçılığını etkileyebilir.

Evlatlık

Evlatlık ve evlatlığın altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur. Evlatlığın kendi biyolojik ailesindeki mirasçılığı da devam eder.

Evlat edinen ve onun hısımları ise evlatlığa yasal mirasçı olamaz. Bu yönüyle evlat edinmeden doğan mirasçılık tek yönlüdür.

Devletin Mirasçılığı

Yasal veya atanmış mirasçı bırakmadan ölen kişinin mirası Devlete geçer. Devlet, tereke borçlarından yalnızca miras yoluyla edindiği değer ölçüsünde sorumludur.

Mirasçılık Belgesi

Mirasçılık belgesi, mirasçıların kim olduğunu ve yasal miras paylarını gösterir. Belge, sulh hukuk mahkemesinden veya kanuni koşulların bulunması hâlinde noterlikten alınabilir.

Nüfus kayıtlarının mirasçılığı belirlemeye yeterli olmadığı, yabancılık unsuru bulunduğu, soybağı konusunda uyuşmazlık yaşandığı veya ölüme bağlı tasarrufun değerlendirilmesi gerektiği hâllerde noterlikten belge alınması mümkün olmayabilir. Bu durumda sulh hukuk mahkemesine başvurulur.

Mirasçılık belgesi maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Belgedeki mirasçı veya pay bilgilerinin hatalı olduğunun ileri sürülmesi ve belgenin iptali veya düzeltilmesi talep edilebilir.

Mirasçılık belgesi hakkında daha geniş açıklamalara Veraset İlamı Hakkında Merak Edilen Tüm Sorular başlıklı yayınımızdan ulaşılabilir.

Saklı Pay ve Tasarruf Edilebilir Kısım

Mirasbırakan, kural olarak malvarlığı üzerinde sağlığında tasarrufta bulunabilir ve ölümünden sonrası için vasiyetname veya miras sözleşmesi düzenleyebilir. Bununla birlikte saklı paylı mirasçıların kanunla korunan asgari miras hakları bulunur.

Güncel düzenlemeye göre saklı paylı mirasçılar altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eştir. Kardeşlerin saklı payı bulunmaz.

Altsoyun saklı payı
Yasal miras payının yarısıdır.

Ana ve babanın saklı payı
Her biri için yasal miras payının dörtte biridir.

Sağ kalan eşin saklı payı
Altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olduğunda yasal miras payının tamamıdır. Diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçüdür.

Saklı pay hesabı, yalnızca mirasbırakanın ölüm tarihinde adına kayıtlı malların toplamı üzerinden yapılmaz. Tereke borçları ve kanunda belirtilen giderler düşülür; tenkise tabi bazı karşılıksız kazandırmalar ile belirli sigorta değerleri hesaplamaya eklenebilir.

Tasarruf edilebilir kısım, net tereke değerinden saklı payların çıkarılmasıyla belirlenir. Mirasbırakan bu kısım üzerinde vasiyetname, miras sözleşmesi ve kanuni sınırlar içinde karşılıksız kazandırmalar yoluyla tasarrufta bulunabilir.

Tenkis Davası

Tenkis davası, saklı payının karşılığını alamayan mirasçının, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmını aşan kazandırmalarının kanuni sınıra indirilmesini talep ettiği davadır.

Tenkis davasında yapılan işlemin bütünüyle geçersiz olduğu ileri sürülmez. Geçerli kazandırmanın yalnızca saklı payı ihlal eden bölümünün azaltılması amaçlanır.

Ölüme bağlı tasarruflar ile kanunda belirtilen bazı sağlararası karşılıksız kazandırmalar tenkise tabi olabilir. Mirasbırakanın ölümünden önceki bir yıl içinde yaptığı, olağan hediyeler dışındaki bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar bu kapsamda değerlendirilebilir.

Gerçek satış, gerçek borç ödemesi veya karşılığı bulunan bir sözleşme, yalnızca mirasçılar arasında eşitsizlik doğurduğu gerekçesiyle tenkis edilmez. İşlemin karşılıksız olup olmadığı ve tenkise tabi kazandırma niteliği taşıyıp taşımadığı belirlenmelidir.

Tenkis Davasında Süre

Tenkis davası açma hakkı, mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.

Üst süre, vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılmasından; diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren on yıldır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.

Tenkis iddiasının def’i olarak ileri sürülebildiği durumlar dava açma süresinden farklı değerlendirilir.

Tenkis davasının koşulları için Tenkis Nedir, Saklı Pay ve Tenkis Davaları başlıklı yayınımız incelenebilir.

Vasiyetname

Vasiyetname, mirasbırakanın ölümünden sonra hüküm doğurmak üzere tek taraflı iradesini açıkladığı ölüme bağlı tasarruftur. Vasiyetnameyle mirasçı atanabilir, belirli bir mal bırakılabilir, vakıf kurulabilir, vasiyeti yerine getirme görevlisi atanabilir veya paylaşmaya ilişkin kurallar belirlenebilir.

Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmuş bulunmak gerekir.

Resmî Vasiyetname

Resmî vasiyetname, iki tanığın katılımıyla resmî memur tarafından düzenlenir. Resmî memur noter, sulh hâkimi veya kanunla yetkilendirilmiş başka bir görevli olabilir.

Vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memur ve tanıkların kanunda aranan nitelikleri taşıması gerekir. Belirli yakınların veya yasaklı kişilerin tanık ya da memur olarak işleme katılması vasiyetnamenin geçerliliği üzerinde etkili olabilir.

El Yazılı Vasiyetname

El yazılı vasiyetnamenin başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılması, yapıldığı yıl, ay ve günün gösterilmesi ve mirasbırakan tarafından imzalanması gerekir.

Bilgisayarda hazırlanıp yalnızca imzalanan bir belge, el yazılı vasiyetnamenin şekil koşullarını taşımaz. Belgenin başlığı veya kişinin son arzularını içerdiğine ilişkin genel bir açıklama da kanuni şekil eksikliğini gidermez.

El yazılı vasiyetname saklanmak üzere notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir. Vasiyetnamenin evde veya başka bir kişide muhafaza edilmesi geçerliliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak ölümden sonra bulunamama, tahrip edilme veya belgenin gerçekliğine ilişkin uyuşmazlık riskini artırabilir.

Sözlü Vasiyet

Sözlü vasiyet, ancak yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş veya benzeri olağanüstü koşullar nedeniyle resmî veya el yazılı vasiyetname düzenlenemediğinde kullanılabilir.

Mirasbırakan son arzularını iki tanığa bildirir. Tanıkların beyanı kanunda belirtilen usulle gecikmeden belgelendirmesi veya mahkemeye aktarması gerekir.

Sözlü vasiyet olağan bir vasiyetname yöntemi değildir. Mirasbırakanın diğer vasiyetname türlerinden birini düzenleme imkânı bulunmasına rağmen sözlü açıklamada bulunması geçerli bir sözlü vasiyet oluşturmaz.

Vasiyetnamenin Açılması ve Yerine Getirilmesi

Vasiyetnameyi elinde bulunduran kişi, mirasbırakanın ölümünü öğrendikten sonra belgeyi gecikmeden sulh hukuk mahkemesine teslim etmekle yükümlüdür.

Vasiyetname sulh hukuk mahkemesi tarafından açılır ve ilgililere bildirilir. Vasiyetnamenin açılması, belgenin içerdiği bütün tasarrufların geçerli olduğu veya vasiyet konusu malın kendiliğinden vasiyet alacaklısına geçtiği anlamına gelmez.

Belirli bir mal bırakılan kişi, kural olarak vasiyet yükümlüsüne karşı kişisel bir talep hakkı kazanır. Taşınmazın devri veya belirli bir hakkın geçirilmesi için vasiyetnamenin yerine getirilmesine ilişkin işlem veya dava gerekebilir.

Vasiyetnamelerin açılması ve uygulanması hakkında Vasiyetnamelerin Okunması ve Tenfizi başlıklı yayınımızdan bilgi alınabilir.

Vasiyetnamenin ve Miras Sözleşmesinin İptali

Ölüme bağlı tasarrufun iptali aşağıdaki nedenlere dayanabilir.

Ehliyetsizlik
Mirasbırakanın tasarruf tarihinde gerekli ayırt etme gücüne veya kanuni ehliyete sahip olmaması.

İrade sakatlığı
Tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılması.

Hukuka veya ahlaka aykırılık
Tasarrufun içeriğinin veya bağlandığı koşul ve yüklemelerin hukuka ya da ahlaka aykırı olması.

Şekle aykırılık
Kanunda vasiyetname veya miras sözleşmesi için öngörülen şekil koşullarına uyulmaması.

İptal Davasında Süre

İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal nedenini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.

Üst süre, vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılmasından; diğer ölüme bağlı tasarruflarda mirasın geçmesinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıldır.

Eski miras sayfasında yer alan vasiyetnamenin iptalinin beş yıllık süreye tabi olduğu yönündeki ifade doğru değildir. İptal nedeninin öğrenilme tarihi, davalının iyiniyeti ve tasarrufun türü ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Miras Sözleşmesi

Miras sözleşmesi, mirasbırakanın başka bir kişiyle yaptığı ve ölümünden sonra hüküm doğuran iki taraflı ölüme bağlı tasarruftur. Mirasçı atama, belirli mal bırakma veya mirastan feragat bu yolla düzenlenebilir.

Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan kişi olmak gerekir. Miras sözleşmesi resmî vasiyetname şeklinde düzenlenir.

Vasiyetname tek taraflı olarak geri alınabilirken miras sözleşmesi kural olarak tarafları bağlar. Sözleşmenin sona erdirilmesi, tarafların yazılı anlaşması veya kanunda belirtilen diğer nedenlerle mümkün olabilir.

Mirastan Feragat Sözleşmesi

Mirasbırakan, bir mirasçısıyla karşılıklı veya karşılıksız mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden kişi mirasçılık sıfatını kaybeder.

Bir karşılık alınarak yapılan feragat, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça feragat edenin altsoyu bakımından da sonuç doğurur. Karşılıksız feragatin altsoya etkisi aynı şekilde değerlendirilmez.

Mirastan feragat, mirasın reddinden farklıdır. Feragat sözleşmesi mirasbırakan hayattayken onun katılımıyla yapılır. Mirasın reddi ise mirasın açılmasından sonra mirasçı tarafından kullanılır.

Mirasbırakanın katılımı veya izni olmadan, henüz açılmamış bir miras hakkında mirasçılar veya üçüncü kişiler arasında yapılan sözleşmeler geçerli değildir.

Mirasçılıktan Çıkarma

Mirasçılıktan çıkarma, saklı paylı bir mirasçının kanunda sınırlı olarak düzenlenen nedenlerle saklı payından mahrum bırakılmasıdır.

Mirasçı, mirasbırakana veya onun yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse ya da mirasbırakana veya ailesine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse çıkarma gündeme gelebilir.

Mirasçılıktan çıkarma nedeninin ölüme bağlı tasarrufta açıkça belirtilmesi gerekir. Çıkarılan mirasçı itiraz ederse, belirtilen nedenin varlığını ispat yükü çıkarmadan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısına aittir.

Neden ispatlanamazsa veya tasarrufta neden gösterilmemişse, tasarruf kural olarak çıkarılan mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir.

Mirasçılıktan çıkarma, aile içindeki anlaşmazlık veya mirasbırakanın mirasçısıyla görüşmemesi nedeniyle kendiliğinden gerçekleşmez. Kanuni nedenin bulunması ve geçerli ölüme bağlı tasarruf yapılması gerekir.

Mirastan Yoksunluk

Mirastan yoksunluk, kanunda belirtilen ağır fiilleri işleyen kişinin kanun gereğince mirasçı olamaması veya ölüme bağlı tasarruftan yararlanamamasıdır.

Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı biçimde öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf yapmasını zorlama ya da aldatmayla engelleyen veya tasarrufu kasten ortadan kaldıran kişiler bakımından mirastan yoksunluk gündeme gelebilir.

Mirasçılıktan çıkarma ile mirastan yoksunluk aynı kurum değildir. Çıkarma mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufuna dayanırken yoksunluk kanundan doğar.

Mirastan yoksunluk yalnızca yoksun kişiyi etkiler. Yoksun kişinin altsoyu, bu kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi mirasçı olabilir.

Mirastan Mal Kaçırma ve Muris Muvazaası

Muris muvazaası, mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazı, mirasçılarından mal kaçırma amacıyla tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi iddiasına dayanır.

Mirasbırakanın bir mirasçısına veya üçüncü kişiye taşınmaz devretmesi tek başına muvazaa oluşturmaz. Devrin gerçek nedeni, satış bedelinin ödenip ödenmediği, mirasbırakanın satış ihtiyacı, alıcının ödeme gücü, taraflar arasındaki ilişki, taşınmazın kullanımı ve olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilir.

Tapudaki satış bedelinin düşük gösterilmesi de tek başına muvazaanın kesin kanıtı değildir. İşlem tarihindeki ekonomik koşullar, beyan uygulamaları ve bedelin başka biçimde ödenmiş olma ihtimali araştırılmalıdır.

Muris muvazaası davası saklı paylı mirasçılarla sınırlı değildir. Miras hakkı zedelenen yasal mirasçılar, koşulları varsa tapu iptali ve miras payı oranında tescil talebinde bulunabilir.

Muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil talebi, tenkis davasıyla aynı hukuki neden ve sürelere tabi değildir. Dava açılmadan önce görünürdeki işlem, gerçek irade, taşınmazın sonraki devirleri ve üçüncü kişilerin iyiniyeti incelenmelidir.

Konuya ilişkin açıklamalar Mirastan Mal Kaçırma Davaları başlıklı yayınımızda yer almaktadır.

Mirasta Denkleştirme

Mirasta denkleştirme, mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarından birine miras payına mahsuben yaptığı karşılıksız kazandırmanın paylaşmada dikkate alınmasını sağlar.

Mirasbırakanın altsoyuna çeyiz, kuruluş sermayesi, taşınmaz, para veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar, aksi açıkça belirtilmemişse denkleştirmeye tabi olabilir.

Denkleştirme ile tenkis birbirinden farklıdır. Denkleştirme yasal mirasçılar arasındaki paylaşma eşitliğine ilişkindir. Tenkis ise saklı payı ihlal eden tasarrufların azaltılmasını amaçlar.

Denkleştirmeye tabi kazandırma aynen geri verilebilir veya değeri miras payına mahsup edilebilir. Hesaplamada kazandırmanın denkleştirme tarihindeki değeri esas alınır.

Olağan hediyeler ve geleneğe uygun evlenme giderleri kural olarak denkleştirmeye tabi değildir. Eğitim giderleri ise olağan ölçüyü aşan bölüm yönünden ve mirasbırakanın iradesi gözetilerek değerlendirilebilir.

Terekenin Tespiti ve Korunması

Terekenin kapsamı bilinmiyorsa veya malvarlığı değerlerinin saklanması, devredilmesi ya da kaybolması riski bulunuyorsa sulh hukuk mahkemesinden terekenin tespiti ve korunmasına ilişkin önlemler talep edilebilir.

Tereke tespiti, doğrudan mirasın paylaşılması veya bir malın davacıya verilmesi sonucunu doğurmaz. Amaç, terekenin aktif ve pasiflerinin belirlenmesi ve paylaşma ya da diğer miras davaları için mevcut durumun korunmasıdır.

Tapu kayıtları, banka hesapları, araçlar, şirket ortaklıkları, menkul kıymetler, alacaklar, borçlar, kiralar, sigortalar ve diğer malvarlığı değerleri ilgili kurumlarla yapılacak yazışmalar üzerinden araştırılabilir.

Mirasbırakana ait ev veya işyerindeki taşınırların kaybolma riski bulunuyorsa mühürleme, yazım, teslim veya başka koruma tedbirleri gündeme gelebilir.

Terekenin tespiti hakkında Terekenin Tespiti Davası Nasıl Açılır başlıklı yayınımız incelenebilir.

Miras Ortaklığı ve Terekenin Yönetimi

Birden fazla mirasçının bulunması hâlinde paylaşmaya kadar miras ortaklığı meydana gelir. Mirasçılar terekeye dahil hak ve mallara elbirliğiyle sahip olur.

Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların terekenin tamamı üzerinde birlikte hak sahipliği bulunur. Her mirasçının terekeye dahil belirli bir taşınmazın veya banka hesabının belirli kısmı üzerinde tek başına tasarruf yetkisi yoktur.

Terekeye ait taşınmazın satılması, şirket payının devredilmesi veya esaslı tasarruf işlemlerinin yapılması kural olarak mirasçıların birlikte hareket etmesini gerektirir.

Mirasçılardan her biri terekeye ait hakların korunmasını talep edebilir. Alınan koruma önleminden bütün mirasçılar yararlanır.

Miras Ortaklığına Temsilci Atanması

Mirasçılar arasında iletişim kurulamaması, tereke mallarının yönetilememesi veya işlemlerin engellenmesi hâlinde mirasçılardan biri sulh hukuk mahkemesinden miras ortaklığına temsilci atanmasını isteyebilir.

Temsilcinin yetkisi, paylaşmaya kadar terekenin yönetilmesi ve korunması amacı taşır. Temsilci, mirasçıların kişisel haklarının sahibi hâline gelmez ve paylaşmanın tarafı olarak onların yerine geçmez.

Mirasın Reddi

Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Mirasın reddi, terekenin aktiflerinin alınmaması yanında tereke borçlarından doğan mirasçılık sorumluluğunun da ortadan kaldırılmasını amaçlar.

Gerçek Ret

Mirasın gerçek reddi kural olarak üç ay içinde yapılmalıdır. Yasal mirasçılar bakımından süre, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten başlar.

Vasiyetnameyle atanmış mirasçılar bakımından süre, mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işler.

Ret beyanı mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapılır. Beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

Önemli nedenlerin bulunması hâlinde sulh hâkimi ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir. Sürenin kendiliğinden uzadığı kabul edilmemelidir.

Ret Hakkının Kaybedilmesi

Mirasçı, ret süresi dolmadan terekenin olağan yönetimi dışında işlemler yaparsa, tereke mallarını gizler veya kendisine mal ederse mirası reddetme hakkını kaybedebilir.

Cenaze işlemlerinin yürütülmesi, terekenin korunması ve zorunlu yönetim işlemleri her durumda mirası kabul anlamına gelmez. Yapılan işlemin kapsamı ve mirasçı sıfatıyla terekeye sahip çıkma iradesi taşıyıp taşımadığı değerlendirilir.

Mirasın Hükmen Reddi

Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras kanun gereğince reddedilmiş sayılır.

Hükmen ret bakımından terekenin ölüm tarihindeki borca batıklığı belirlenir. Mirasbırakanın sonradan ortaya çıkan bir borcu veya ölümden sonra tereke değerinin düşmesi tek başına hükmen ret koşulunu oluşturmaz.

Alacaklı tarafından mirasçıya takip yöneltilmesi hâlinde hükmen ret savunma yoluyla ileri sürülebilir veya koşulları varsa borca batıklığın tespiti talep edilebilir.

Mirasçının terekeyi benimsediğini gösteren işlemleri hükmen ret iddiasını etkileyebilir. Tereke mallarının devredilmesi, borçların kendi borcu gibi ödenmesi veya malların sahiplenilmesi somut olayda ayrıca değerlendirilir.

Reddin Sonuçları

Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse payı, miras açıldığı anda kendisi sağ değilmiş gibi kendisinden sonra gelen hak sahiplerine geçer.

En yakın yasal mirasçıların tamamının mirası reddetmesi hâlinde tereke sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda değer artarsa kalan kısım, mirası reddetmemiş olsalardı hak sahibi olacak kişilere verilir.

Altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde onların payının sağ kalan eşe geçmesine ilişkin özel düzenleme de dikkate alınmalıdır.

Mirasın reddi hakkında Mirası Reddetmenin Usulü ve Koşulları başlıklı yayınımıza ulaşılabilir.

Resmî Defter Tutulması

Terekenin borç miktarının bilinmediği ve mirasın reddi konusunda sağlıklı karar verilemediği hâllerde resmî defter tutulması talep edilebilir.

Mirası reddetme hakkı bulunan her mirasçı, ret usulüne uyularak bir ay içinde sulh hukuk mahkemesinden terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Mirasçılardan birinin talebi diğer mirasçılar hakkında da etkili olur.

Resmî deftere terekenin aktif ve pasifleri değerleriyle yazılır. Alacaklılar ilan yoluyla alacaklarını bildirmeye çağrılır.

Defter tamamlandıktan sonra mirasçı mirası reddedebilir, resmî tasfiye isteyebilir, deftere göre kabul edebilir veya kayıtsız şartsız kabul edebilir.

Resmî deftere göre kabul hâlinde mirasçı, kural olarak deftere yazılmış borçlardan hem tereke hem de kendi malvarlığıyla sorumlu olur. Deftere yazılmayan borçlar bakımından kanunda alacaklının kusuru, teminat ve mirasçının zenginleşmesiyle bağlantılı özel hükümler bulunur.

Resmî Tasfiye

Mirasçı, mirası reddetmek veya resmî deftere göre kabul etmek yerine terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir. Birlikte mirasçı olanlardan biri mirası kabul etmişse resmî tasfiye talebi dikkate alınmaz.

Resmî tasfiye hâlinde mirasçılar tereke borçlarından kişisel olarak sorumlu olmaz. Terekenin alacakları tahsil edilir, borçları ödenir, gerekli mallar paraya çevrilir ve kalan değer mirasçılara verilir.

Terekenin borçları karşılamaya yetmemesi hâlinde tasfiye iflas hükümlerine göre yürütülür.

Tereke Borçlarından Sorumluluk

Mirasçılar, mirası kayıtsız şartsız kazandıklarında tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olur. Alacaklı, borcun tamamını mirasçılardan birinden talep edebilir.

Borcu kendi payından fazla ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara payları veya paylaşma sözleşmesindeki borç dağılımı doğrultusunda rücu edebilir.

Terekenin paylaşılmış olması alacaklıların haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Alacaklının borcun bölünmesine veya başka mirasçıya nakline rıza göstermemesi hâlinde mirasçıların müteselsil sorumluluğu paylaşmadan sonra da devam eder.

Paylaşmanın gerçekleştiği veya daha sonra muaccel olacak borçlarda muacceliyet tarihinden itibaren beş yıl geçmesiyle müteselsil sorumluluk sona erer. Borcun kendisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ayrıca değerlendirilir.

Mirasın Paylaşılması

Mirasçılardan her biri, kanundan veya sözleşmeden doğan bir engel bulunmadıkça mirasın paylaşılmasını isteyebilir.

Paylaşma, mirasçıların anlaşmasıyla veya mahkeme kararıyla gerçekleştirilebilir. Terekeye dahil malların tamamının mutlaka satılması gerekmez. Malların aynen paylaşılması, bir malın belirli mirasçıya bırakılması ve paylar arasındaki farkın para ile giderilmesi mümkündür.

Anlaşmalı Miras Paylaşımı

Mirasçılar terekenin nasıl paylaşılacağını serbestçe kararlaştırabilir. Paylaşma sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı biçimde yapılması gerekir.

Taşınmaz, şirket payı, araç, banka hesabı, borçlar ve diğer değerlerin hangi mirasçıya bırakılacağı açıkça gösterilmelidir. Devir işlemlerinin zamanı, masraflar, vergi yükümlülükleri ve denkleştirme ödemeleri ayrıca düzenlenmelidir.

Yalnızca “mirasçılar anlaşmıştır” biçimindeki genel bir metin, paylaşmanın hangi mal ve borçları kapsadığı konusunda sonradan uyuşmazlık doğurabilir.

Miras Payının Devri

Mirasçılar arasında miras payının devrine ilişkin sözleşmenin yazılı yapılması gerekir.

Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı miras payı devri sözleşmesinin noterlikçe düzenlenmesi gerekir. Üçüncü kişi, bu sözleşmeyle mirasçı sıfatı veya paylaşmaya katılma hakkı kazanmaz. Paylaşma sonunda devreden mirasçıya düşen değerin kendisine verilmesini talep edebilir.

Mahkeme Yoluyla Paylaşma

Mirasçılar anlaşamazsa her mirasçı sulh hukuk mahkemesinden terekenin paylaşılmasını isteyebilir.

Mahkeme öncelikle malların aynen paylaşılma imkânını değerlendirir. Bir taşınmazın bütünüyle bir mirasçıya bırakılması ve paylar arasındaki farkın para ödenerek giderilmesi de mümkündür.

Aynen paylaşmanın mümkün olmaması veya önemli değer kaybına yol açması hâlinde satış yoluyla paylaşma gündeme gelebilir.

Miras paylaşımı hakkında Miras Paylaşımı Nedir ve Nasıl Yapılır başlıklı yayınımız incelenebilir.

Ortaklığın Giderilmesi Davası

Terekeye dahil belirli bir taşınmaz veya mal üzerinde ortaklık devam ediyorsa ortaklığın giderilmesi talep edilebilir. Dava, malın aynen bölünmesi veya satılarak bedelinin mirasçılara paylaştırılmasıyla ortaklığı sona erdirir.

Aynen taksim için taşınmazın hukuken ve fiilen bölünebilir olması gerekir. İmar mevzuatı, yüzölçümü, pay oranları ve bölünmenin değer kaybına yol açıp açmayacağı değerlendirilir.

Aynen paylaşma mümkün değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilebilir. Satışın yalnızca mirasçılar veya paydaşlar arasında yapılması, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.

Ortaklığın giderilmesi davasında bütün paydaşların taraf olması gerekir. Mirasçılardan birinin ölmüş olması veya tapu intikalinin yapılmamış bulunması taraf teşkilinin tamamlanmasını engellememelidir.

Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

Ortaklığın giderilmesine ilişkin açıklamalar Ortaklığın Giderilmesi Davaları başlıklı yayında yer almaktadır.

Sağ Kalan Eşin Aile Konutu ve Ev Eşyası Üzerindeki Hakkı

Tereke içinde eşlerin birlikte yaşadığı konut veya ev eşyası bulunuyorsa sağ kalan eş, bunlar üzerinde miras payına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.

Haklı nedenlerin bulunması hâlinde mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınması da mümkündür.

Sağ kalan eşin bu hakkı, aile konutunun kendisine bedelsiz verilmesi anlamına gelmez. Konutun değeri miras payını aşıyorsa aradaki farkın ödenmesi gerekebilir.

Eşin mal rejiminin tasfiyesinden doğan aile konutu hakkı ile miras hukukundan doğan özgüleme hakkı farklı hükümlere dayanır. Somut olayda hangi talebin ileri sürüleceği ayrı ayrı belirlenmelidir.

Tarımsal Arazilerin Miras Yoluyla Geçişi

Tarımsal arazilerin miras yoluyla devri, Türk Medeni Kanunu’nun genel paylaşma hükümlerinin yanında 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’ndaki özel kurallara tabidir.

Mirasçılar tarımsal arazinin bir mirasçıya devri, aile malları ortaklığı veya kazanç paylı aile malları ortaklığı kurulması, şirket oluşturulması ya da üçüncü kişiye devir gibi kanunda kabul edilen yöntemler üzerinde anlaşabilir.

Anlaşma sağlanamaması hâlinde tarımsal arazinin ekonomik bütünlüğü, yeter gelirli arazi büyüklüğü, mirasçıların tarımsal faaliyeti ve diğer kanuni ölçütler mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Tarımsal araziye ilişkin miras uyuşmazlığı, sıradan bir taşınmazın ortaklığının giderilmesiyle aynı kurallara tabi kabul edilmemelidir. Özel kanundaki devir yöntemleri ve süreler ayrıca incelenmelidir.

Konuya ilişkin açıklamalara Ehil Mirasçılık Nedir başlıklı yayınımızdan ulaşılabilir.

Mirasçının Tereke Malını Tek Başına Kullanması

Mirasçılardan birinin terekeye ait taşınmazı tek başına kullanması, kira gelirlerini tahsil etmesi veya diğer mirasçıların yararlanmasını engellemesi tazminat ve hesap verme taleplerine neden olabilir.

Paydaşlar veya mirasçılar arasındaki ecrimisil taleplerinde, taşınmazdan yararlanma isteğinin diğer tarafa bildirilmesi anlamına gelen intifadan men koşulu gündeme gelebilir. Bu koşulun aranmadığı istisnalar da bulunmaktadır.

Taşınmazın doğal veya hukuki ürün veren bir yer olması, daha önce kira geliri elde edilmesi, kullanımın diğer mirasçı tarafından açıkça engellenmesi veya taşınmazın niteliği değerlendirmeyi etkileyebilir.

Kira gelirleri, ürün bedelleri ve tereke hesabına alınması gereken diğer gelirler paylaşmada veya ayrı alacak davasında değerlendirilebilir.

Şirket Payları ve Ticari İşletmeler

Mirasbırakana ait şirket payları ve ticari işletmeler de terekeye dahil olabilir. Bununla birlikte mirasçılık sıfatı, her şirket türünde bütün ortaklık haklarının hiçbir işlem yapılmadan aynı biçimde kullanılabileceği anlamına gelmez.

Şirket türü, esas sözleşme, ortaklık yapısı ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri incelenmelidir. Limited şirket, anonim şirket, şahıs şirketi ve adi ortaklık paylarının miras yoluyla geçişi aynı kurallara tabi değildir.

Şirket paylarının gerçek değeri belirlenirken şirketin yalnızca kayıtlı sermayesi değil; malvarlığı, borçları, faaliyet geliri, marka değeri ve ortaklara borç veya alacakları dikkate alınabilir.

Şirketin devamlılığının korunması ile mirasçıların pay hakkı arasında denge kurulması gerekebilir. Miras sözleşmesi, vasiyetname veya şirket sözleşmesinde yer alan düzenlemeler saklı pay ve emredici hükümlerle birlikte değerlendirilmelidir.

Dijital Varlıklar ve Elektronik Kayıtlar

Kripto varlıklar, dijital cüzdanlar, çevrim içi gelir hesapları, alan adları, elektronik ticaret hesapları ve devredilebilir dijital haklar terekeye dahil olabilir.

Dijital hesabın mirasbırakana ait olduğunun belirlenmesi, erişim anahtarlarının bulunması ve hesabın ekonomik değerinin tespiti teknik inceleme gerektirebilir.

Bir sosyal medya hesabındaki bütün içerik ve yazışmaların mirasçılara sınırsız biçimde geçtiği kabul edilemez. Kişisel veriler, haberleşmenin gizliliği, platform sözleşmeleri ve üçüncü kişilere ait haklar dikkate alınmalıdır.

Kripto varlıkların varlığına ilişkin banka transferleri, cihaz kayıtları, borsa hesapları, cüzdan adresleri ve kurtarma ifadeleri önem taşıyabilir. Terekenin tespiti sırasında bu kayıtların güvenli biçimde korunması gerekir.

Miras Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

Miras hukukundan doğan bütün davalar dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.

Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.

Vasiyetnamenin iptali, tenkis, muris muvazaası, mirasın reddi, mirasçılık belgesi, terekenin tespiti ve miras sebebiyle istihkak gibi talepler aynı kapsamda değerlendirilmez.

Uyuşmazlıkta birden fazla talep bulunuyorsa her talebin arabuluculuk koşulu ayrı ayrı belirlenmelidir. Ortaklığın giderilmesi talebiyle tapu iptali veya tenkis talebinin birlikte ileri sürülmesi usul bakımından farklı değerlendirmeler doğurabilir.

Mirasçılar, dava şartı bulunmayan ve üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklarda da ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Miras hukukunda görevli mahkeme talebin türüne göre değişir.

Sulh hukuk mahkemesi
Mirasçılık belgesi verilmesi, mirasın reddi beyanının tespiti, terekenin korunması ve yazımı, resmî defter, resmî tasfiye, miras ortaklığına temsilci atanması ve paylaşma veya ortaklığın giderilmesine ilişkin talepler sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girebilir.

Asliye hukuk mahkemesi
Vasiyetnamenin veya miras sözleşmesinin iptali, tenkis, muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil, miras sebebiyle istihkak ve mirastan doğan diğer çekişmeli malvarlığı davaları kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Görev belirlenirken davanın başlığı değil, ileri sürülen maddi olay ve talep sonucu esas alınır. Aynı olayda birden fazla görevli mahkemeyi ilgilendiren talepler bulunabilir.

Terekenin paylaşılması, paylaşma sözleşmesinin geçersizliği, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi, miras sebebiyle istihkak ve mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalarda mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.

Taşınmazın aynından doğan bazı davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine ilişkin kesin yetki kuralı uygulanır. Muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil davalarında taşınmazın bulunduğu yer ayrıca önem taşır.

Miras Davalarında Deliller

Miras uyuşmazlığında kullanılacak deliller davanın hukuki nedenine göre değişir.

Nüfus ve medeni hâl kayıtları
Mirasçıların ve zümre ilişkisinin belirlenmesinde kullanılır.

Tapu ve kadastro kayıtları
Taşınmazların mülkiyeti, devir tarihleri, satış bedelleri ve takyidatlarının belirlenmesini sağlar.

Banka ve ödeme kayıtları
Satış bedelinin ödenip ödenmediği, karşılıksız kazandırmalar, tereke hesapları ve borçların belirlenmesinde önem taşır.

Sağlık kayıtları
Vasiyetname veya miras sözleşmesinin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde kullanılabilir.

Vasiyetname ve sözleşmeler
Ölüme bağlı tasarrufların şekli, içeriği, tarihi, tanıkları ve saklama bilgileri incelenir.

Şirket ve ticaret sicili kayıtları
Şirket payları, ortaklık hakları ve ticari işletme değerlerinin belirlenmesini sağlar.

Tanık anlatımları
Mirasbırakanın iradesi, aile ilişkileri, taşınmazın kullanımı, bedelin ödenmesi ve diğer maddi olaylar hakkında kullanılabilir.

Bilirkişi incelemesi
Taşınmaz, şirket, işletme, ziynet, menkul değer ve diğer tereke unsurlarının değerinin belirlenmesinde gerekebilir.

Muris muvazaası veya ehliyetsizlik iddiası yalnızca tanık anlatımları üzerinden değerlendirilmemelidir. İşlem tarihine ait objektif kayıtlar ve tarafların ekonomik durumları birlikte incelenmelidir.

Miras Davası Açılmadan Önce Yapılması Gereken İnceleme

Mirasçıların belirlenmesi
Yasal ve atanmış mirasçılar ile pay oranları tespit edilmelidir.

Terekenin kapsamı
Taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, şirket payları, alacaklar, dijital varlıklar ve borçlar araştırılmalıdır.

Ölüme bağlı tasarruflar
Vasiyetname, miras sözleşmesi, mirastan feragat veya mirasçılıktan çıkarma işlemi bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

Sağlararası devirler
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı satış, bağış, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve diğer devirlerin hukuki niteliği belirlenmelidir.

Saklı pay hesabı
Net tereke, eklenecek kazandırmalar, yasal paylar ve saklı pay oranları hesaplanmalıdır.

Süreler
Mirasın reddi, resmî defter, iptal, tenkis ve diğer taleplerde uygulanacak süreler ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Görev ve yetki
Davanın sulh veya asliye hukuk mahkemesinde ve hangi yerde açılacağı belirlenmelidir.

Arabuluculuk
Talebin paylaşma veya ortaklığın giderilmesine ilişkin olması hâlinde dava şartı arabuluculuk süreci tamamlanmalıdır.

Koruma tedbirleri
Tereke mallarının devredilmesi, saklanması veya değer kaybetmesi riski varsa uygun geçici hukuki koruma talep edilmelidir.

Av. Betül Safsöz ve Miras Hukuku Çalışmaları

Av. Betül Safsöz, Safsöz Hukuk Bürosu bünyesinde özel hukuk alanında çalışmaktadır. Çalışma alanları arasında miras hukuku, tazminat hukuku ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar bulunmaktadır.

Miras dosyalarında öncelikle yasal ve atanmış mirasçılar, terekenin aktif ve pasifleri, mirasbırakanın sağlığında yaptığı tasarruflar, saklı paylar ve ileri sürülebilecek talepler belirlenmektedir.

Vasiyetname ve miras sözleşmelerinde şekil, ehliyet ve irade koşulları; muris muvazaası iddialarında işlemin gerçek niteliği ve ödeme kayıtları; tenkis davalarında ise net tereke ve saklı pay hesapları değerlendirilmektedir.

Paylaşma süreçlerinde taşınmazlar, şirket payları, banka hesapları, borçlar ve diğer tereke değerleri birlikte ele alınmakta; anlaşmalı paylaşma, arabuluculuk ve dava seçenekleri dosyanın özelliklerine göre belirlenmektedir.

Safsöz Hukuk Bürosu, İzmir’de mirasın reddi, terekenin tespiti, vasiyetnamenin iptali, tenkis, muris muvazaası, miras paylaşımı ve miras hukukundan doğan diğer uyuşmazlıklarda avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Temel Mevzuat ve Güncellik Bilgisi

Miras uyuşmazlıklarının değerlendirilmesinde başta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ve ilgili özel düzenlemeler uygulanır.

Son mevzuat kontrol tarihi 6 Ağustos 2026’dır. Saklı paylı mirasçılar ve oranları, vasiyetnamenin iptali ile tenkis süreleri, mirasın reddi, resmî defter, resmî tasfiye, miras ortaklığı, paylaşma sözleşmeleri ve dava şartı arabuluculuk hükümleri güncel mevzuat üzerinden kontrol edilmiştir.

Hukuki Bilgilendirme

Mirasçıların kim olduğu, terekenin kapsamı, uygulanacak süreler, görevli mahkeme ve ileri sürülebilecek talepler her dosyanın özelliklerine göre değişir. İnternet sitesindeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımakta olup belirli bir tereke veya miras uyuşmazlığı hakkında verilmiş hukuki görüş yerine geçmez.

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1