İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Tazminat

Anasayfa » Tazminat

Tazminat Hukuku ve Tazminat Davaları

İzmir Tazminat Davaları Avukatı

Tazminat hukuku, hukuka aykırı bir fiil, sözleşmeden doğan yükümlülüğün ihlali, tehlikeli bir işletme veya eşyanın neden olduğu zarar ya da kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmemesi sonucunda ortaya çıkan kayıpların giderilmesini konu alır. Trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi uygulama hataları, kişilik haklarına yönelik saldırılar, ayıplı mal ve hizmetler, sözleşmeye aykırılık ve idarenin işlem veya eylemleri tazminat sorumluluğuna neden olabilir.

Tazminat davasında yalnızca zarar meydana geldiğinin gösterilmesi yeterli değildir. Zararın hangi olaydan doğduğu, kimlerin sorumlu tutulabileceği, sorumluluğun kusura mı yoksa kusursuz sorumluluk hükümlerine mi dayandığı, zarar ile davranış arasındaki nedensellik bağı ve talebin tabi olduğu süre birlikte değerlendirilmelidir.

Aynı olayda birden fazla hukuki sorumluluk nedeni bulunabilir. Trafik kazasında sürücü, işleten ve sigorta şirketi; iş kazasında işveren, alt işveren ve üçüncü kişiler; tıbbi müdahalede hekim, özel sağlık kuruluşu veya ilgili idare farklı hukuki nedenlerle sorumlu tutulabilir. Her kişi veya kurumun sorumluluğu aynı kapsamda değildir.

Safsöz Hukuk Bürosunun tazminat hukukuna ilişkin çalışmaları Av. Betül Safsöz tarafından yürütülmektedir. Av. Betül Safsöz; özel hukuk, miras hukuku, tazminat hukuku ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar alanlarında çalışmaktadır.

Tazminat Sorumluluğunun Hukuki Kaynakları

Tazminat sorumluluğu yalnızca haksız fiilden doğmaz. Uyuşmazlığın hukuki kaynağı, uygulanacak hükümleri, ispat kurallarını, görevli mahkemeyi ve zamanaşımı süresini doğrudan etkiler.

Haksız Fiilden Doğan Sorumluluk

Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için hukuka aykırı davranış, zarar, kusur ve uygun nedensellik bağının bulunması gerekir.

Kusur yalnızca zarar verme amacıyla hareket edilmesini ifade etmez. Gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi de kusur oluşturabilir. Sürücünün trafik kurallarına aykırı hareket etmesi, işverenin iş güvenliği önlemlerini almaması veya bir kişinin başkasına ait mala dikkatsizliği nedeniyle zarar vermesi kusura dayalı sorumluluğa neden olabilir.

Sözleşmeye Aykırılıktan Doğan Sorumluluk

Bir sözleşmenin tarafı, üstlendiği borcu hiç veya gereği gibi yerine getirmezse karşı tarafın bu nedenle uğradığı zararı gidermekle yükümlü olabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi uyarınca borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça borca aykırılıktan doğan zarardan sorumludur.

Satılan malın kararlaştırılan nitelikleri taşımaması, hizmetin eksik yerine getirilmesi, yüklenicinin eseri sözleşmeye aykırı teslim etmesi, kiralananın kullanıma elverişli tutulmaması veya taşıma hizmeti sırasında eşyanın zarar görmesi sözleşmeden doğan tazminat taleplerine neden olabilir.

Sözleşmeden doğan taleplerde taraflar arasındaki sözleşme, genel işlem koşulları, teslim ve ödeme belgeleri, ihtarnameler, elektronik yazışmalar ve hizmetin nasıl yerine getirildiğini gösteren kayıtlar önem taşır.

Kusursuz Sorumluluk

Bazı hâllerde zarar veren kişinin kusuru bulunmasa dahi kanun gereğince tazminat sorumluluğu doğabilir. Adam çalıştıranın sorumluluğu, hayvan bulunduranın sorumluluğu, yapı malikinin sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu bu kapsamdadır.

Kusursuz sorumluluk, zararın meydana geldiği her olayda otomatik tazminat hakkı vermez. Kanunda öngörülen sorumluluk koşulları, zarar ile işletme, eşya veya faaliyet arasındaki bağlantı ve sorumluluktan kurtulma imkânları ayrıca incelenir.

İdarenin Sorumluluğu

Kamu hizmetinin geç işlemesi, hiç işlememesi veya gereği gibi yürütülmemesi nedeniyle doğan zararlar idarenin sorumluluğuna neden olabilir. Belediyenin yol ve altyapı bakımını yapmaması, kamu hastanesindeki sağlık hizmetinin kusurlu yürütülmesi, kolluk müdahalesi veya kamu görevlileri tarafından gerçekleştirilen işlemler bu kapsama girebilir.

İdarenin sorumluluğu her zaman hizmet kusuruna dayanmaz. Risk ilkesi, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi gibi kusursuz sorumluluk esaslarının uygulanabildiği olaylar da bulunur.

İdarenin işlem veya eylemlerinden doğan zararlar için izlenecek yol, özel kişiler arasındaki tazminat davalarından farklıdır. Uyuşmazlığın niteliğine göre idari başvuru yapılması ve idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekebilir.

Tazminat Sorumluluğunun Koşulları

Hukuka Aykırı Fiil veya Sorumluluk Nedeni

Kusura dayalı sorumlulukta zarar veren davranışın hukuk düzenine aykırı olması gerekir. Kişinin vücut bütünlüğüne, malvarlığına, özel hayatına, şeref ve itibarına veya diğer kişilik değerlerine yönelen haksız müdahaleler hukuka aykırılık oluşturabilir.

Kanundan doğan bir yetkinin kullanılması, zarar görenin geçerli rızası, meşru savunma veya üstün nitelikte özel ya da kamusal yarar hukuka aykırılığı ortadan kaldırabilir. Bununla birlikte verilen rızanın kapsamı ve hukuken geçerli olup olmadığı olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Zarar

Tazminat talebinin temelinde gerçek bir zarar bulunmalıdır. Zarar, kişinin mevcut malvarlığının azalması veya gerçekleşmesi beklenen ekonomik artıştan yoksun kalması biçiminde ortaya çıkabilir.

Bedensel bütünlüğün zarar görmesi hâlinde tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı, kazanç kaybı ve bakım ihtiyacı gündeme gelebilir. Bir eşyanın zarar görmesi hâlinde onarım gideri, değer kaybı, kullanamamadan doğan kayıp veya eşyanın tamamen yok olması nedeniyle oluşan zarar talep edilebilir.

Zararın miktarının kesin olarak kanıtlanamadığı hâllerde hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak zararın miktarını belirleyebilir. Bu düzenleme, zarar iddiasında bulunan kişinin elindeki belgeleri sunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Nedensellik Bağı

Tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için zarar ile sorumlu kişiye yüklenen fiil, ihmal veya tehlike arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. Meydana gelen zararın, olayların olağan akışına göre ilgili davranışın sonucu sayılabilmesi gerekir.

Mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru, olayın özelliklerine göre nedensellik bağını kesebilir. Nedensellik bağının kesilmesi hâlinde zarar meydana gelmiş olsa dahi ilgili kişinin tazminat sorumluluğu doğmayabilir.

Kusur

Kusur, kişinin hukuka aykırı sonucu bilerek istemesi veya gerekli dikkat ve özeni göstermemesi biçiminde ortaya çıkabilir. Kast, ağır ihmal ve hafif ihmal tazminat miktarının belirlenmesinde farklı biçimde değerlendirilebilir.

Kusursuz sorumluluk hâllerinde zarar görenin karşı tarafın kusurunu kanıtlaması gerekmez. Bununla birlikte kanunda düzenlenen diğer sorumluluk koşullarının bulunduğu yine ortaya konulmalıdır.

Maddi Tazminat

Maddi tazminat, zarar verici olay gerçekleşmeseydi kişinin malvarlığının bulunacağı durum ile olaydan sonraki gerçek durum arasındaki farkın giderilmesini amaçlar. Tazminat, gerçek zararı aşacak biçimde kazanç sağlamaya yönelik değildir.

Fiilî Zarar

Fiilî zarar, kişinin malvarlığında doğrudan meydana gelen azalmadır. Tedavi ve bakım giderleri, araç onarım bedeli, kullanılamaz hâle gelen eşyanın değeri, zorunlu ulaşım giderleri ve zarar nedeniyle yapılan diğer makul harcamalar bu kapsama girebilir.

Zararın belgeye bağlanması ispatı kolaylaştırır. Bununla birlikte bedensel zararlar bakımından her giderin fatura veya makbuzla kanıtlanması her zaman mümkün olmayabilir. Olayın niteliği, tedavi süreci ve olağan giderler bilirkişi incelemesiyle değerlendirilebilir.

Yoksun Kalınan Kazanç

Zarar verici olay nedeniyle elde edilemeyen gelir veya ekonomik fırsat yoksun kalınan kazancı oluşturabilir. Çalışamama nedeniyle ücret kaybı, ticari faaliyetin durması veya aracın kullanılamaması nedeniyle oluşan kazanç kaybı bu kapsamdadır.

Yoksun kalınan kazanç varsayıma dayalı biçimde belirlenemez. Geçmiş gelirler, meslek, çalışma düzeni, vergi kayıtları, bordrolar, banka hareketleri, ticari defterler ve faaliyet kapasitesi üzerinden makul bir hesaplama yapılmalıdır.

Bedensel Zararlardan Doğan Maddi Tazminat

Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca bedensel zararlar özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya tamamen kaybedilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları kapsar.

Geçici iş göremezlik, kişinin tedavi ve iyileşme döneminde çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan gelir kaybını ifade eder. Sürekli iş göremezlik ise bedensel zararın kişinin çalışma gücü üzerinde kalıcı etki bırakması hâlinde gündeme gelir.

Sağlık kurulu raporunda belirlenen oran, tazminatın doğrudan aynı oranda hesaplanacağı anlamına gelmez. Kişinin yaşı, mesleği, geliri, çalışma koşulları, zararın mesleki faaliyet üzerindeki etkisi ve kusur dağılımı birlikte değerlendirilir.

Kişinin sürekli olarak başkasının bakımına ihtiyaç duyması hâlinde bakıcı gideri talep edilebilir. Aile üyelerinin herhangi bir ücret almadan bakım sağlaması, koşulları bulunan bakım zararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Ölüm Nedeniyle Doğan Maddi Zararlar

Ölüm hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybından doğan zararlar talep edilebilir.

Ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişiler, destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Talep, mirasçılık sıfatına değil, kişinin sağlığında sağladığı veya ileride sağlaması beklenen düzenli desteğin kaybedilmesine dayanır.

Eş, çocuk ve anne veya baba arasında fiilî destek ilişkisinin bulunduğu kabul edilebilse de her talep sahibinin durumu ayrıca değerlendirilir. Mirasçı olmayan bir kişinin de gerçek ve düzenli destek ilişkisinin bulunması hâlinde tazminat istemesi mümkün olabilir.

Destek süresi, ölenin ve destek görenin yaşı, gelir düzeyi, yaşam beklentisi, yeniden evlenme ihtimali, yetiştirme giderleri ve kişisel tüketim payı hesaplamada dikkate alınabilecek unsurlar arasındadır.

Eşya Zararları

Taşınır veya taşınmaz malın zarar görmesi hâlinde onarım gideri, değer kaybı ve kullanamamadan doğan zarar talep edilebilir. Onarım bedelinin eşyanın olay tarihindeki gerçek değerini aşması hâlinde tam hasar değerlendirmesi yapılması gerekebilir.

Hasarlı eşyanın önceki durumu, yaşı, kullanım özellikleri ve yapılan onarımın niteliği belirlenmeden yalnızca sunulan faturaya göre karar verilmesi doğru olmayabilir.

Manevi Tazminat

Manevi tazminat, kişinin bedensel bütünlüğünün veya kişilik değerlerinin ihlali nedeniyle yaşadığı manevi etkinin kısmen giderilmesini amaçlar. Manevi tazminat cezalandırma aracı olmadığı gibi zarar gören için zenginleşme yöntemi de değildir.

Bedensel bütünlüğün zarar görmesi hâlinde olayın özelliklerine göre zarar görene manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınları da manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Kişinin şeref ve itibarı, özel hayatı, kişisel verileri, görüntüsü, adı veya diğer kişilik değerleri hukuka aykırı biçimde ihlal edilmişse Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca manevi tazminat gündeme gelebilir.

Manevi tazminat miktarı belirlenirken olayın ağırlığı, tarafların kusur durumları, ihlalin kapsamı, bedensel veya ruhsal etkiler, ihlalin devam süresi ve olayın diğer özellikleri değerlendirilir. Tarafların ekonomik durumları tek başına belirleyici değildir.

Manevi zararın meydana geldiği her olayda aynı miktarda tazminata hükmedilmez. Talep edilen miktarın olayın ağırlığıyla orantılı olması ve ihlalin zarar gören üzerindeki etkisinin açıklanması gerekir.

Manevi tazminata ilişkin daha geniş açıklamalar için Manevi Tazminat Davası Nedir ve Koşulları Nelerdir başlıklı yayınımız incelenebilir.

Tazminat Miktarının Belirlenmesi

Tazminat miktarı yalnızca zarar görenin talep ettiği rakama veya zarar verenin kabulüne göre belirlenmez. Zararın gerçek kapsamı, sorumluluğun hukuki dayanağı, tarafların kusurları ve olayın özellikleri değerlendirilir.

Zarar Görenin Kusuru

Zarar gören kişi, zararın meydana gelmesine veya artmasına katkıda bulunmuşsa tazminattan indirim yapılabilir. Emniyet kemeri takmamak, doktorun tedavi önerilerine uymamak veya zararın artmasını engelleyecek makul önlemleri almamak olayın özelliklerine göre birlikte kusur oluşturabilir.

Zarar görenin davranışı nedensellik bağını tamamen kesecek ağırlıktaysa karşı tarafın sorumluluğu ortadan kalkabilir. Daha düşük düzeydeki katkı ise tazminat miktarında indirim nedeni olabilir.

Zararı Azaltma Yükümlülüğü

Zarar gören kişi, zararın gereksiz biçimde büyümesini önlemek için kendisinden makul olarak beklenebilecek tedbirleri almalıdır. Tedaviyi haklı bir neden olmaksızın reddetmek, hasarlı eşyanın daha fazla zarar görmesine engel olmamak veya ekonomik kaybı azaltabilecek makul bir seçeneği değerlendirmemek tazminat hesabını etkileyebilir.

Sosyal Güvenlik Ödemeleri

Bir zarar nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu veya başka bir kurum tarafından ödeme yapılması, ödemenin tamamının otomatik olarak tazminattan düşüleceği veya hiçbir şekilde dikkate alınmayacağı anlamına gelmez.

Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zararın veya tazminatın belirlenmesinde indirilemez.

Kurumun sorumlu kişiye rücu edebildiği ödemelerin hesaplamaya etkisi ise ödemenin türüne, talep edilen zarar kalemine ve uygulanacak özel mevzuata göre belirlenir. Aynı zararın iki defa karşılanmasına veya zarar görenin gerçek kaybının altında bırakılmasına yol açmayacak bir hesaplama yapılmalıdır.

Birden Fazla Sorumlu

Birden fazla kişi aynı zarardan sorumluysa müteselsil sorumluluk gündeme gelebilir. Zarar gören, kanuni koşulların bulunması hâlinde zararın tamamını sorumlulardan birinden veya birkaçından isteyebilir.

Zararı ödeyen sorumlunun diğer sorumlulara hangi oranda rücu edebileceği, kusur dereceleri ve her bir kişinin zararın meydana gelmesindeki rolü dikkate alınarak belirlenir.

Trafik Kazalarından Doğan Tazminat Davaları

Trafik kazaları bedensel zarar, ölüm, araç hasarı, değer kaybı ve kullanamamadan doğan zarar gibi farklı taleplere neden olabilir. Talep edilebilecek zarar kalemleri kazanın yalnızca yaralanmalı veya maddi hasarlı olmasına göre değil, olayın zarar gören üzerindeki gerçek etkisine göre belirlenir.

Trafik Kazasında Sorumlu Kişiler

Kazanın özelliklerine göre sürücü, motorlu aracın işleteni, işletenin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ve sigorta şirketi sorumlu tutulabilir. Araç maliki ile işleten çoğu olayda aynı kişi olmakla birlikte mülkiyet kaydı tek başına her durumda nihai işleten sıfatını belirlemez.

Sürücünün sorumluluğu kusura dayanırken işletenin sorumluluğu Karayolları Trafik Kanunu’nda düzenlenen tehlike sorumluluğuna dayanabilir. Sigorta şirketi ise poliçe kapsamı ve teminat limiti içinde sorumludur.

Sigorta limitini aşan veya poliçe kapsamında bulunmayan zararlar bakımından diğer sorumlulara başvurulması mümkündür. Sürücü ve işletenin sorumluluğu yalnızca sigorta limitini aşan kısım için doğan fer’î bir sorumluluk değildir.

Sigorta Şirketine Başvuru

Zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı dava açılmadan veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması gerekir.

Sigorta şirketinin başvuruyu on beş gün içinde yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava ya da tahkim yolu kullanılabilir. Başvurunun hangi belgelerle yapıldığı ve sigortacıya ne zaman ulaştığı ispat edilebilir biçimde kayıt altına alınmalıdır.

Sigorta şirketine karşı ileri sürülen para alacağının ticari dava niteliği taşıdığı hâllerde dava açılmadan önce ticari uyuşmazlıklara ilişkin dava şartı arabuluculuk sürecinin de tamamlanması gerekebilir. Sigortacıya yazılı başvuru ile arabuluculuk birbirinden farklı hukuki işlemlerdir.

Trafik Kazalarında Zamanaşımı

Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıllık ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıllık süre düzenlenmiştir.

Kazaya neden olan fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülüyorsa daha uzun ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gündeme gelebilir.

Trafik kazasına ilişkin bütün taleplerde yalnızca “on yıl” biçiminde tek bir süre kabul edilmesi doğru değildir. Talep türü, sorumlu kişi, öğrenme tarihi, olayın suç oluşturup oluşturmadığı ve zamanaşımını kesen işlemler birlikte değerlendirilmelidir.

Trafik kazalarına ilişkin açıklamalar için Trafik Kazası Sebebiyle Açılan Tazminat Davaları ve Trafik Kazası Sonrasında Araç Değer Kaybı başlıklı yayınlarımıza ulaşılabilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Tazminat

İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle işçinin bedensel bütünlüğünün zarar görmesi, işverenin maddi ve manevi tazminat sorumluluğuna neden olabilir. İşverenin sorumluluğu, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma ve işçiyi gözetme yükümlülüğüyle bağlantılıdır.

Bir olayın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası olarak kabul edilmesi, işverenin özel hukuk sorumluluğunun bütün koşullarının kendiliğinden gerçekleştiği anlamına gelmez. İşverenin yükümlülükleri, alınan güvenlik önlemleri, işçinin davranışı, üçüncü kişilerin etkisi ve nedensellik bağı ayrıca değerlendirilir.

İş kazası nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararları, tedavi ve bakım giderleri, ekonomik geleceğin sarsılması, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep edilebilir.

İşverenin yanında asıl işveren, alt işveren, iş ekipmanının üreticisi, başka bir işveren veya kazaya neden olan üçüncü kişi de olayın özelliklerine göre sorumlu olabilir. Her sorumlunun tabi olduğu hukuki neden ve zamanaşımı süresi aynı olmayabilir.

İş Kazalarında Arabuluculuk

İşçi ve işveren alacakları bakımından genel olarak dava şartı arabuluculuk uygulanmasına rağmen iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit ve rücu davaları bu zorunluluğun dışında bırakılmıştır.

Tarafların uyuşmazlığı ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözmesi mümkündür. Ancak iş kazası tazminat davası açılabilmesi için önceden zorunlu arabuluculuk son tutanağı alınması gerekmez.

İş Kazalarında Zamanaşımı

İş kazalarına ilişkin bütün talepler için hiçbir ayrım yapılmadan yalnızca “on yıl” biçiminde süre belirtilmesi güvenli değildir. İşverene yöneltilen ve işçiyi gözetme borcunun ihlaline dayanan taleplerde Türk Borçlar Kanunu’nun genel zamanaşımı hükümleri gündeme gelebilir.

İşveren dışında haksız fiil sorumluluğu bulunan kişiler, rücu talepleri, ceza zamanaşımı ve zararın gelişim gösterdiği bedensel zararlar bakımından farklı değerlendirmeler yapılabilir. Süre hesabı sorumlu kişi ve hukuki dayanak belirlenmeden yapılmamalıdır.

İş kazası ve meslek hastalığından doğan davalar kural olarak iş mahkemesinde görülür.

Doktor Hatası ve Tıbbi Uygulamalardan Doğan Tazminat

Tıbbi müdahaleden beklenen sonucun elde edilememesi tek başına doktor hatasının varlığını göstermez. Hekim kural olarak hastanın mutlaka iyileşmesini değil, tıp biliminin kabul ettiği yöntemlere uygun biçimde dikkatli ve özenli davranmayı üstlenir.

Tanı süreci, seçilen tedavi yöntemi, müdahalenin uygulanması, takip ve gözlem, komplikasyon yönetimi, hastanın bilgilendirilmesi ve rızasının alınması birlikte değerlendirilir.

Komplikasyon, gerekli özen gösterilmesine rağmen meydana gelebilen istenmeyen sonuçtur. Öngörülebilir bir riskin hastaya açıklanmaması, risk ortaya çıktıktan sonra zamanında müdahale edilmemesi veya gerekli takip işlemlerinin yapılmaması sorumluluğa neden olabilir.

Kamu Hastanelerindeki Tıbbi Müdahaleler

Kamu hastanesinde yürütülen sağlık hizmetinden doğan tazminat talepleri kural olarak ilgili idareye yöneltilir. Hizmet kusuru iddiasına dayanan talep için idari başvuru yapılması ve koşulları oluştuğunda idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir.

Kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında meydana gelen zararın aynı anda hem kamu hastanesine hem de görevli hekime karşı özel hukuk davasına konu edilebileceği yönünde genel bir kural bulunmaz. Görevlinin hizmetten ayrılabilen kişisel kusuruna dayanan istisnai durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Özel Hastane ve Özel Hekim Uygulamaları

Özel hastane veya özel hekimle hasta arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, görevli mahkemeyi ve uygulanacak zamanaşımı süresini etkiler. Tüketici işlemi niteliğindeki sağlık hizmetlerinden doğan uyuşmazlıklar tüketici mahkemesinde görülebilir.

Tüketici mahkemesinde açılacak ve kanundaki istisnaların dışında kalan davalarda önceden arabulucuya başvurulması gerekebilir. Uyuşmazlığın tüketici hakem heyetinin görev alanında kalıp kalmadığı da dava tarihindeki parasal sınırlar üzerinden belirlenir.

Doktor hatası nedeniyle her olayda beş yıllık tek bir zamanaşımı süresi bulunduğu söylenemez. Kamu veya özel sağlık kuruluşu, taraflar arasındaki hukuki ilişki, talebin haksız fiile mi yoksa sözleşmeye mi dayandığı ve zararın ne zaman öğrenildiği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Konuya ilişkin açıklamalara Doktor Hatası ve Malpraktis Davaları başlıklı yayınımızdan ulaşılabilir.

Kişilik Haklarının İhlalinden Doğan Tazminat

Hakaret, gerçeğe aykırı yayın, özel görüntülerin paylaşılması, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde açıklanması veya kişinin şeref ve itibarına yönelen diğer müdahaleler manevi tazminat talebine neden olabilir.

Her olumsuz açıklama veya eleştiri kişilik hakkı ihlali oluşturmaz. İfade özgürlüğü, haber verme hakkı, kamu yararı, açıklamanın olgusal temeli, kullanılan dil ve hedef alınan kişinin konumu birlikte değerlendirilir.

Kişilik hakkı ihlal edilen kişi tazminatın yanında saldırının önlenmesini, devam eden saldırıya son verilmesini, hukuka aykırılığın tespitini ve kararın yayımlanmasını talep edebilir.

İnternet içeriğine karşı kullanılabilecek erişimin engellenmesi veya içeriğin çıkarılması yolları, tazminat davasından farklı koşullara tabidir. Her içerik bakımından Erişim Sağlayıcıları Birliğine doğrudan başvuru yapılabileceği yönünde genel bir uygulama bulunmaz. İçeriğin niteliğine uygun kanuni yol belirlenmelidir.

Ayıplı Mal ve Hizmetlerden Doğan Tazminat

Satılan malın veya sunulan hizmetin kararlaştırılan nitelikleri taşımaması, tüketicinin seçimlik haklarının yanında maddi zarar talebine de neden olabilir. Malın onarılması veya değiştirilmesi, bedelden indirim ya da sözleşmeden dönme talepleri ile tazminat talebi birbirinden ayrılmalıdır.

Ayıplı mal veya hizmet nedeniyle meydana gelen ek zararın satış veya hizmet sözleşmesine aykırılıkla bağlantısı kurulmalıdır. Ürünün kendisindeki ayıp ile ayıplı ürünün başka kişi veya mallara verdiği zarar aynı hukuki rejime tabi olmayabilir.

Tüketici uyuşmazlığında görevli merci, talep miktarına ve uyuşmazlık türüne göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi olabilir. Parasal sınırlar her yıl değiştiğinden başvuru tarihindeki güncel tutar esas alınmalıdır.

İdarenin İşlem ve Eylemlerinden Doğan Tazminat

İdari işlem nedeniyle zarar meydana gelmişse ilgili kişi, işlemin iptaliyle birlikte tam yargı talebinde bulunabilir, doğrudan tam yargı davası açabilir veya iptal kararından sonra kanundaki süre içinde tazminat isteyebilir.

İdari eylemden doğan zararlarda ise dava açılmadan önce ilgili idareye başvurulması gerekir. İYUK m. 13 uyarınca başvuru, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır.

Bir ve beş yıllık süreler doğrudan dava açma süresi değil, idareye yapılacak ön karar başvurusunun süreleridir. Başvurunun reddedilmesi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi üzerine genel idari dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

İdarenin işlem ve eylemlerinden doğan talepler hakkında Tam Yargı Davası başlıklı yayınımız incelenebilir.

Tazminat Davalarında Zamanaşımı

Tazminat talepleri için bütün uyuşmazlıklara uygulanacak tek bir zamanaşımı süresi bulunmaz. Süre, sorumluluğun kaynağına ve özel kanun hükümlerine göre belirlenir.

Haksız Fiil Zamanaşımı

Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca haksız fiilden doğan tazminat talebi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Tazminat talebi ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir.

Sözleşmeden Doğan Talepler

Kanunda farklı bir süre öngörülmemişse sözleşmeden doğan alacaklar için genel zamanaşımı süresi on yıldır. Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesinde kira bedeli, faiz, ücret ve bazı eser sözleşmesi talepleri gibi belirli alacaklar için beş yıllık süre düzenlenmiştir.

Sözleşmenin türü belirlenmeden bütün sözleşmeye aykırılık taleplerinin on yıllık veya beş yıllık süreye tabi olduğu kabul edilmemelidir. Özel kanunlarda daha kısa veya farklı başlangıç tarihine bağlı süreler bulunabilir.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre Ayrımı

Zamanaşımının dolması, hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Borçlu zamanaşımı savunmasında bulunursa talebin mahkeme yoluyla elde edilmesini engelleyebilir. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz.

Hak düşürücü sürelerde ise sürenin dolması hakkın kullanılmasını ortadan kaldırabilir ve mahkeme bu süreyi kendiliğinden gözetebilir. Bir sürenin zamanaşımı mı yoksa hak düşürücü süre mi olduğu ilgili kanun hükmüne göre belirlenmelidir.

Dava açılması, icra takibi yapılması, borcun ikrar edilmesi veya kısmi ödeme gibi işlemler zamanaşımını kesebilir. İhtar veya başvurunun süre üzerindeki etkisi her talep bakımından aynı değildir.

Tazminat Davalarında Arabuluculuk

Bütün tazminat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerektiği yönünde genel bir kural yoktur. Arabuluculuk zorunluluğu, uyuşmazlığın dayandığı hukuki ilişkiye göre belirlenir.

Ticari davalardaki para alacakları, tüketici mahkemesinde açılacak belirli uyuşmazlıklar ve işçi veya işveren alacakları dava şartı arabuluculuğa tabi olabilir.

İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur.

İdari yargıda açılan tam yargı davalarında özel hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanmaz. Bunun yerine İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki idari başvuru yolları dikkate alınır.

Arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta süreç tamamlanmadan dava açılması, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesine neden olabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Haksız fiilden doğan tazminat davaları, özel bir görev kuralı bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinde görülür. Uyuşmazlığın kaynağına göre özel görevli mahkemeler devreye girebilir.

İş mahkemesi
İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle işveren veya iş ilişkisi kapsamında sorumlu kişilere yöneltilen davalar.

Tüketici mahkemesi
Tüketici işlemi niteliğindeki mal ve hizmetlerden, özel hastane veya özel sağlık hizmetinden doğan uyuşmazlıklar.

Asliye ticaret mahkemesi
Sigorta sözleşmesinden ve diğer ticari ilişkilerden doğan tazminat talepleri.

İdare mahkemesi
İdarenin işlem veya eylemleri ile kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan tam yargı davaları.

Aile mahkemesi
Boşanma ve aile hukukundan doğan özel maddi ve manevi tazminat talepleri.

Davanın birden fazla kişiye karşı açılması, her davalı bakımından farklı görev kuralları bulunmasına neden olabilir. Taleplerin aynı davada görülüp görülemeyeceği taraflar ve hukuki nedenler üzerinden değerlendirilmelidir.

Yetkili mahkeme bakımından davalının yerleşim yeri, zarar verici fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer, zarar görenin yerleşim yeri ve özel kanun hükümleri önem taşıyabilir.

Tazminat Davalarında Deliller

Tazminat davasında kullanılacak deliller, zararın türüne ve sorumluluğun hukuki kaynağına göre değişir.

Sağlık kayıtları
Hastane dosyaları, epikrizler, ameliyat notları, görüntüleme sonuçları, reçeteler, sağlık kurulu raporları ve tedavi belgeleri.

Gelir belgeleri
Maaş bordroları, vergi beyannameleri, banka kayıtları, ticari defterler, meslek odası kayıtları ve geçmiş çalışma bilgileri.

Olay kayıtları
Kaza tespit tutanakları, iş kazası kayıtları, kolluk belgeleri, olay yeri görüntüleri, fotoğraflar ve güvenlik kamerası kayıtları.

Sözleşme ve yazışmalar
Taraflar arasındaki sözleşme, sipariş ve teslim belgeleri, ihtarnameler, e-postalar ve elektronik mesajlar.

Gider belgeleri
Tedavi, bakım, ulaşım, onarım, kiralama ve diğer zorunlu harcamalara ilişkin fatura ve makbuzlar.

Uzman ve bilirkişi incelemeleri
Kusur, maluliyet, aktüerya, değer kaybı, iş güvenliği, tıbbi uygulama ve teknik zarar hesaplarına ilişkin raporlar.

Elektronik kayıtlar, güvenlik kamerası görüntüleri ve çevrim içi içerikler silinmeden önce hukuka uygun biçimde muhafaza edilmelidir. Delilin kaynağı, bütünlüğü ve hangi tarihte elde edildiği sonradan doğrulanabilir olmalıdır.

Bilirkişi Raporlarının Değerlendirilmesi

Tazminat davalarında kusur, bedensel zarar, gelir kaybı, destek süresi ve malvarlığı zararının belirlenmesi çoğu kez bilirkişi incelemesini gerektirir.

Bilirkişi raporunda kullanılan veriler, hesap tarihi, gelir kabulü, yaşam ve çalışma süresi, kusur oranı, sosyal güvenlik ödemeleri ve iskonto yöntemi açıkça gösterilmelidir.

Bilirkişi, hukuki sorumluluğa ve mahkemenin görev alanındaki hukuki sorunlara ilişkin nihai karar veremez. Teknik tespit ile hukuki değerlendirme birbirinden ayrılmalıdır.

Raporda eksik belge kullanılması, yanlış gelir kabul edilmesi, aynı ödemenin iki kez düşülmesi, destek paylarının hatalı belirlenmesi veya kusur değerlendirmesinin teknik verilerle çelişmesi hâlinde gerekçeli itiraz sunulabilir.

Ceza Davasının Tazminat Davasına Etkisi

Zarar verici fiilin aynı zamanda suç oluşturması hâlinde ceza soruşturması veya ceza davası ile tazminat davası birlikte yürüyebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleriyle veya ceza hâkiminin kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir. Beraat kararı da her durumda özel hukuk sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte ceza dosyasında toplanan olay yeri kayıtları, uzman raporları, tanık ifadeleri ve diğer deliller tazminat davasında değerlendirilebilir. Ceza mahkemesinin maddi olayın gerçekleşmesine ilişkin kesin tespitlerinin hukuk davasındaki etkisi ayrıca incelenir.

Fiilin suç oluşturması, haksız fiil taleplerinde daha uzun ceza zamanaşımının uygulanmasına da neden olabilir.

Geçici Ödeme ve Gelişen Bedensel Zarar

Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunar ve ekonomik durumu da gerektirirse yargılama devam ederken geçici ödeme talep edebilir. Mahkemece yapılan geçici ödeme, hükmedilecek tazminattan mahsup edilir.

Bedensel zararın sonuçları karar tarihinde tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden itibaren iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir.

Özellikle tedavisi devam eden, çalışma gücü kaybının kesinleşmediği veya ilerleyen sağlık sorunları bulunan kişiler bakımından zararın gelişimi dikkate alınmadan kesin hesap yapılması eksik tazminata neden olabilir.

Faiz Başlangıcı ve Türü

Tazminat alacağına uygulanacak faiz türü ve başlangıç tarihi her uyuşmazlıkta aynı değildir. Haksız fiil sorumlusu, sigorta şirketi, sözleşmenin tarafı ve idare bakımından farklı temerrüt ve faiz kuralları uygulanabilir.

Sigorta şirketi bakımından usulüne uygun başvurunun şirkete ulaştığı tarih ve cevap süresi, sözleşmeden doğan taleplerde borcun muacceliyeti ve ihtar, idari davalarda ise özel idari yargı kuralları değerlendirilir.

Dava dilekçesinde faiz türünün ve başlangıç tarihinin hukuki dayanağa uygun biçimde talep edilmesi gerekir. Ticari faiz, avans faizi ve yasal faiz birbirinin yerine kullanılamaz.

Dava Açılmadan Önce Yapılması Gereken İnceleme

Zararın kaynağı
Talebin haksız fiile, sözleşmeye aykırılığa, kusursuz sorumluluğa veya idari faaliyete dayanıp dayanmadığı belirlenir.

Sorumlu kişiler
Olayda sorumluluğu bulunabilecek gerçek kişiler, şirketler, sigortacılar, işverenler ve kamu idareleri ayrı ayrı değerlendirilir.

Zarar kalemleri
Tedavi gideri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, bakım gideri, destek kaybı, eşya zararı ve manevi tazminat talepleri ayrıştırılır.

Süreler
Öğrenme tarihi, olay tarihi, özel kanun hükümleri, ceza zamanaşımı ve zamanaşımını kesen işlemler kontrol edilir.

Ön başvuru ve arabuluculuk
Sigorta şirketine, idareye veya başka bir kuruma başvuru gerekip gerekmediği ve dava şartı arabuluculuk bulunup bulunmadığı belirlenir.

Görevli mahkeme
Uyuşmazlığın asliye hukuk, iş, tüketici, ticaret, aile veya idare mahkemesinde görülüp görülmeyeceği tespit edilir.

Deliller
Kaybolma ihtimali bulunan kamera görüntüleri, sağlık kayıtları, elektronik veriler ve olay belgeleri gecikmeden temin edilir.

Av. Betül Safsöz ve Tazminat Hukuku Çalışmaları

Av. Betül Safsöz, Safsöz Hukuk Bürosu bünyesinde özel hukuk alanında çalışmaktadır. Çalışma alanları arasında tazminat hukuku, miras hukuku ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar bulunmaktadır.

Tazminat dosyalarında öncelikle zararın hukuki kaynağı, sorumlu kişiler, görevli mahkeme, dava öncesi başvuru yolları ve zamanaşımı süreleri belirlenmektedir. Maddi zarar kalemleri, sağlık ve gelir kayıtları, sözleşmeler, olay belgeleri ve bilirkişi incelemeleriyle birlikte değerlendirilmektedir.

Safsöz Hukuk Bürosu, İzmir’de trafik kazası, iş kazası, tıbbi uygulama, kişilik hakkı ihlali, sözleşmeye aykırılık ve idari faaliyetlerden doğan tazminat uyuşmazlıklarında dava ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Temel Mevzuat ve Güncellik Bilgisi

Tazminat uyuşmazlıklarının değerlendirilmesinde başta 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uygulanır.

Son mevzuat kontrol tarihi 2 Ağustos 2026’dır. Haksız fiil ve sözleşmeden doğan taleplerde zamanaşımı, trafik sigortacısına başvuru, iş kazalarındaki arabuluculuk istisnası, tüketici uyuşmazlıkları ve idari eylemden doğan tam yargı başvuruları güncel mevzuat üzerinden kontrol edilmiştir.

Hukuki Bilgilendirme

Tazminat talebinin hukuki dayanağı, sorumlu kişiler, görevli mahkeme ve uygulanacak süre somut olayın özelliklerine göre değişir. İnternet sitesindeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımakta olup belirli bir zarar veya uyuşmazlık hakkında verilmiş hukuki görüş yerine geçmez.

12
Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1