İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

NCMEC raporu ile müstehcenlik suçu / davaları

20.12.2024
34.655
NCMEC raporu ile müstehcenlik suçu / davaları

NCMEC Nedir

NCMEC, yani National Center for Missing and Exploited Children, Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir kuruluştur. Kamuoyunda çoğu zaman bir devlet kurumu gibi algılansa da teknik olarak federal bir mahkeme ya da kolluk birimi değildir. Ancak bu durum, raporlarının etkisini küçültmez. Aksine, dijital dünyada en güçlü bildirim mekanizmalarından birinin merkezinde yer alır.

NCMEC’in temel misyonu kayıp çocuklar ile cinsel istismar mağduru çocuklara ilişkin bildirimleri toplamak, sınıflandırmak ve ilgili ülke makamlarına iletmektir. Bu iletim süreci sıradan bir ihbar mantığıyla işlemez. Özellikle dijital içeriklerde sistematik ve teknik bir veri akışı söz konusudur.

Kuruluş bünyesinde faaliyet gösteren CyberTipline sistemi, dünya çapındaki dijital platformların belirli içerikleri NCMEC’e bildirmesine imkan tanır. Instagram, Facebook, Google, iCloud, WhatsApp ve benzeri büyük platformlar, çocuk istismarı şüphesi taşıyan içerikleri otomatik tespit sistemleri aracılığıyla NCMEC’e raporlar. Bu raporlama çoğu zaman kullanıcı fark etmeden gerçekleşir.

NCMEC bir mahkeme değildir. Karar vermez, ceza kesmez, hüküm kurmaz. Ancak platformlardan gelen teknik verileri derler ve rapor haline getirerek ilgili ülkenin yetkili makamlarına iletir. Türkiye bakımından bu iletim, kimlik tespitinin mümkün kıldığı ölçüde adli soruşturmaya dönüşür.

NCMEC raporları sıradan bir ekran görüntüsü ya da soyut bir şüphe metni değildir. Çoğu dosyada tarih, saat, IP bilgisi, kullanıcı kimliği, içerik hash değeri ve platform içi hareket kayıtları bulunur. Bu nedenle savcılık makamları tarafından ciddi bir başlangıç verisi olarak kabul edilir. Dahası, raporların teknik mahiyeti hakkında yeterli bilgi sahibi olmayan birçok mahkeme için ceza vermek üzere tek başına yeterli delil olarak dahi değerlendirilmektedir.

ABD merkezli bir yapının Türkiye’de soruşturma başlatmasına yol açması ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir. Ancak dijital platformların küresel sözleşmeleri ve uluslararası iş birliği mekanizmaları nedeniyle bu raporlar doğrudan adli mercilere iletilir. Bu aşamadan sonra dosya artık yerel hukuk sisteminin konusu haline gelir.

NCMEC Raporu ve Türk Hukukundaki Delil Niteliği

NCMEC raporu ceza soruşturmalarında güçlü bir başlangıç verisi olarak kabul edilir. Birçok dosyada soruşturma bu rapor üzerine inşa edilir ve rapor içeriğindeki teknik bilgiler yargılama sürecinde merkezi rol oynar. Bu pratik gerçeklik göz ardı edilemez.

Bununla birlikte, ceza muhakemesinin temel ilkeleri bakımından bir raporun tek başına yeterli olmaması gerekir. Zira rapor, suçun işlendiğine dair nihai bir hüküm değil; dijital bir platform tarafından yapılan teknik bir tespitin kaydıdır. Bu tespitin hangi kişiye ait olduğu, hangi koşullarda oluştuğu ve bilinçli bir iradeye dayanıp dayanmadığı ayrıca ortaya konulmalıdır.

NCMEC raporlarında çoğunlukla IP bilgisi, tarih ve saat kaydı, kullanıcı hesabı verisi ve içerik hash değeri yer alır. Bu unsurlar önemli teknik göstergelerdir. Ancak teknik gösterge ile ceza sorumluluğu arasında doğrudan ve otomatik bir eşitlik kurulamaz. IP kaydı her zaman fiili kullanıcıyı göstermez. Hash eşleşmesi, dosyanın bilinçli biçimde indirildiğini veya saklandığını kendiliğinden ispatlamaz. Bulut senkronizasyonu, otomatik yedekleme, üçüncü kişi erişimi ve hesap güvenliği gibi unsurlar ayrıca incelenmelidir.

Dijital delillerde belirleyici olan unsur, veri bütünlüğü ve ilişkilendirme zinciridir. Rapor ile ele geçirilen cihaz verileri arasında teknik bir uyum bulunabilir. Ancak bu uyumun iradi bir davranışı yansıtıp yansıtmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Ceza hukukunda kusur şahsidir ve teknik eşleşme tek başına bilinçli bulundurma anlamına gelmemelidir.

Mahkeme bir raporu güçlü delil olarak kabul edebilir. Ancak savunma bakımından esas olan, bu raporun hangi zincirle sanığa bağlandığının ayrıntılı biçimde sorgulanmasıdır. Delilin kaynağı, aktarım süreci, muhafaza koşulları ve teknik doğrulaması titizlikle incelenmelidir. Aksi halde rapor, tartışılmadan dosyanın merkezine yerleşir.

Bu nedenle NCMEC raporuna yaklaşım, yalnızca metnin varlığı üzerinden değil; teknik ve hukuki bağlamı üzerinden kurulmalıdır. Ceza muhakemesi kanaatle değil, denetlenebilir ve sorgulanabilir delille yürür. Savunma da bu zeminde şekillenmelidir.

TCK 226/3 ve NCMEC Raporlarının Hukuki Dayanağı

NCMEC bağlantılı dosyaların Türkiye’de en sık ilişkilendirildiği hüküm TCK m. 226/3’tür. Bu madde çocuklara ilişkin müstehcen içeriklere dair hem üretimi hem dolaşımı hem de erişime açmayı cezalandırır.

TCK 226/3: Çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri üreten kişi beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Madde metni geniştir. Ancak NCMEC raporlarının teknik doğası dikkate alındığında önemli bir ayrım yapılmalıdır. CyberTipline sistemi bir kişinin cihazında ne bulundurduğunu doğrudan bilme imkanına sahip değildir. Sistem, platform üzerinde gerçekleşen veri hareketlerini tespit eder. Bu nedenle raporların odağı çoğu zaman “bulundurma” değil, içeriğin platform sistemine taşınması ve başkalarının erişimine açık hale gelmesidir.

Bir dosyanın mesaj yoluyla gönderilmesi, bir bağlantının paylaşılması, bir bulut klasörünün erişime açık olması veya içeriğin platform altyapısına yüklenmesi rapor üretir. Teknik tespit burada gerçekleşir. Bu nedenle uygulamada dosyalar genellikle ikinci cümlede yer alan başkalarının kullanımına sunma fiili üzerinden değerlendirilir.

Birçok soruşturmada şüpheli bilinçli bir dağıtım amacı taşıdığını kabul etmez. Örneğin bilgisayarda bulunan bir dosyanın otomatik yedekleme ayarları nedeniyle bulut hesabına yüklenmesi ve sistem tarafından bu aşamada tespit edilmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Kişi aktif bir paylaşım iradesi göstermediğini düşünür. Ancak içerik platform altyapısına düştüğü anda teknik olarak erişilebilir hale gelmiş sayılabilir.

Benzer şekilde 18 yaşından küçük olduğu bilinen ya da daha sonra anlaşılan bir kişiye cinsel içerikli mesaj, görsel veya obje gönderilmesi de aynı fıkra kapsamında değerlendirilebilir. Bu tür dosyalarda temel tartışma, şüphelinin karşı tarafın yaşını bilip bilmediği ve iradi hareket edip etmediği üzerinedir. Dijital yazışma içeriği, profil bilgileri ve zaman çizelgesi bu değerlendirmede belirleyici olur.

Kanun metninde sayılan fiiller arasında bulundurma da yer alır. Ancak NCMEC raporunun teknik kaynağı çoğu zaman platform hareketidir. Bu nedenle savunma bakımından asıl mesele, içeriğin gerçekten bilinçli biçimde başkalarının kullanımına sunulup sunulmadığının ortaya konulmasıdır. Teknik oluşum ile iradi paylaşım arasındaki ayrım her dosyada titizlikle incelenmelidir.

Müstehcenlik suçu kapsamında TCK m. 226/3 ikinci cümlede öngörülen ceza aralığı iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıdır. Bu yaptırım, dosyanın hafife alınamayacak ağırlıkta olduğunu gösterir. Bu nedenle raporun hangi fiile dayandığı, fiilin hangi irade ile gerçekleştiği ve teknik zincirin nasıl kurulduğu ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.

NCMEC Raporu Sonrası Dijital Materyallere El Koyma

NCMEC raporu çoğu zaman platform üzerindeki bir hareketten doğar. Mesaj gönderimi, dosya yüklemesi ya da erişime açık hale gelme gibi işlemler sistem tarafından tespit edilir. Bu aşamada soruşturma dosyası açılır.

Raporun ardından bazı savcılıklarca ilk yapılan işlemlerden biri dijital materyallere el koymadır. Bilgisayar, cep telefonu, harici disk ve bağlantılı bulut hesapları inceleme kapsamına alınır. Cihazların adli imajı çıkarılır ve içerik analiz edilir.

Bu inceleme yalnızca raporda belirtilen paylaşımı doğrulamak amacıyla yapılmaz. Aynı içeriğin cihaz içerisinde bulunup bulunmadığı da araştırılır. Böylece dosya yalnızca “kullanıma sunma” fiili üzerinden değil, kanunda sayılan diğer hareketler üzerinden de değerlendirilebilir.

Eğer rapor konusu içerik cihazda da mevcutsa, paylaşım iddiasına ek olarak depolama veya bulundurma fiili gündeme gelir. Bu durum dosyanın kapsamını genişletir. Paylaşım temelli başlayan bir soruşturma, cihaz içi varlık ile birlikte farklı bir hukuki çerçeveye taşınabilir.

Dijital ortamda bir dosyanın varlığı ile bilinçli ve iradi bulundurma arasında ayrım yapılmalıdır. Dosyanın hangi klasörde bulunduğu, hangi tarihte oluştuğu, indirilme kaydı, önbellek izleri ve senkronizasyon geçmişi birlikte değerlendirilmeden sonuca gidilmemelidir.

Bulut yedekleme açık olan sistemlerde, kullanıcının aktif bir paylaşım davranışı olmadan da içerik platform altyapısına taşınabilir. Aynı şekilde geçici internet dosyaları veya mesaj önbellekleri bilinçli depolama anlamına gelmeyebilir.

Evde arama ya da cihazlara el koyma uygulaması yoğunluklu olarak küçük şehirlerde ve ilçelerde görülür. Rapor tarihinin genelde eski olmasını fark eden büyükşehirlerin savcılıkları, el konulan cihazların suçun işlendiği tarihteki cihazlar olmama olasılığını yüksek gördüğünden bu uygulamaya pek gitmez.

Kast, İrade ve Bilinçli Kullanımın İspatı

TCK 226/3 kapsamında sorumluluk doğabilmesi için yalnızca teknik bir eşleşme yeterli değildir. Ceza hukukunda fiilin bilinçli ve iradi şekilde gerçekleştirilmiş olması gerekir. Dijital ortamda bir dosyanın sistem tarafından tespit edilmesi ile kişinin o içeriği bilerek ve isteyerek başkalarının kullanımına sunması aynı şey değildir.

NCMEC raporu çoğu zaman platform hareketine dayanır. Dosya yüklenmiştir, mesaj eklenmiştir ya da içerik erişilebilir hale gelmiştir. Ancak bu teknik hareketin arkasında hangi iradenin bulunduğu ayrıca ortaya konulmalıdır. Otomatik senkronizasyon, arka planda çalışan yedekleme sistemleri ve kullanıcı müdahalesi olmadan gerçekleşen veri aktarımı dijital sistemlerin olağan işleyişinin parçasıdır.

Kast, kişinin fiilin hukuki anlam ve sonucunu bilerek hareket etmesidir. Bu nedenle içerik platforma düşmüş olsa bile, bunun bilinçli bir paylaşım mı yoksa sistemsel bir aktarım mı olduğu araştırılmalıdır. Dosyanın manuel yüklenmesi ile otomatik yedekleme sonucu oluşması arasında hukuki fark vardır.

Bilinçli kullanımın ispatı yalnızca dosyanın varlığına indirgenemez. Dosyanın hangi klasörde bulunduğu, kullanıcı tarafından açılıp açılmadığı, indirme geçmişi, oluşturulma zamanı, erişim logları ve sistem ayarları birlikte değerlendirilmelidir. Bir dosyanın cihazda bulunması, o dosyanın iradi şekilde depolandığını kendiliğinden göstermez.

Başkasının kullanımına sunma fiilinde de aynı ilke geçerlidir. İçerik teknik olarak erişilebilir hale gelmiş olabilir. Ancak bu erişilebilirlik, kullanıcının bilerek ve isteyerek yaptığı bir davranışın sonucu olmalıdır. Ceza hukukunda kusur şahsidir. Sistemsel bir süreç, otomatik yükleme ya da kontrol dışı bir aktarım irade yerine geçmez.

Teknik tespit ile iradi davranış arasındaki bağ kurulmadan ceza sorumluluğu tesis edilmemelidir. İspat yükü, fiilin bilinçli şekilde gerçekleştirildiğini ortaya koymayı gerektirir. Aksi halde dijital sistemlerin otomatik işleyişi, kişinin kastı yerine konulmuş olur.

Bu nedenle savunma, dosyanın yalnızca varlığına değil; oluş biçimine, zaman çizelgesine ve kullanıcı davranış modeline odaklanmalıdır. İrade unsuru teknik olarak ortaya konulmadan yapılan değerlendirme eksik kalır.

Dijital Verilerin Savunmasızlığı ve Kimliklendirme Sorunu

NCMEC raporlarında genellikle IP bilgisi, cihaz verisi, kullanıcı hesabı ve zaman damgası yer alır. Bu veriler dosyanın belirli bir bağlantı ve belirli bir hesap üzerinden gerçekleştiğini gösterir. Ancak dijital ortamda teknik eşleşme ile fiili failin kimliği her zaman aynı kişi değildir.

Bilişim Yoluyla İşlenen Suçlarda İspat başlıklı yazımızda da ayrıntılarıyla ele aldığımız üzere, bir IP adresinin belirli bir internet aboneliğine ait olması, o bağlantıyı kullanan kişinin kim olduğunu otomatik olarak göstermez. Aynı bağlantı birden fazla kişi tarafından kullanılabilir. Ortak ağlar, aile içi kullanım, iş yeri ağları ve kablosuz erişim noktaları bu değerlendirmede dikkate alınmalıdır.

Hesap bilgisi de tek başına kesin kimliklendirme anlamına gelmez. Hesap ele geçirilmesi, parola sızıntısı, kimlik avı saldırıları ve zararlı yazılımlar dijital dünyada olağan vakalardır. Bir kullanıcının hesabı üzerinden işlem yapılmış olması, o işlemin mutlaka hesap sahibinin iradesiyle gerçekleştiğini göstermez.

Zararlı yazılımlar ve uzaktan erişim araçları ayrıca değerlendirilmelidir. Bilgisayara veya mobil cihaza bulaşan kötü niyetli bir yazılım, kullanıcının bilgisi dışında dosya yükleyebilir, bağlantı kurabilir veya veri aktarımı gerçekleştirebilir. Bu tür teknik ihtimaller teorik değil, dijital güvenlik literatüründe ayrıntılı biçimde incelenmiş vakalardır.

Bu nedenle raporda yer alan teknik verilerin sanıkla doğrudan ve kişisel bağının kurulması gerekir. IP kaydı, cihaz kimliği ve hesap verisi bir başlangıç noktasıdır. Ancak fiilin gerçekten kim tarafından ve hangi irade ile gerçekleştirildiği ayrıca ortaya konulmalıdır.

Dijital veriler manipülasyona, yetkisiz erişime ve üçüncü kişi müdahalesine açıktır. Bu gerçek, savunmanın soyut bir ihtimal ileri sürmesi anlamına gelmez. Bilimsel yaklaşım, ihtimali dışlamak için teknik inceleme yapılmasını gerektirir. Cihazda zararlı yazılım olup olmadığı, hesapta şüpheli oturumlar bulunup bulunmadığı ve bağlantı kayıtlarının tutarlılığı analiz edilmelidir.

NCMEC dosyalarında kimliklendirme çoğu zaman teknik eşleşme üzerinden yapılır. Ancak ceza sorumluluğu kişiseldir. Bir bağlantı, bir cihaz veya bir hesap üzerinden işlem yapılmış olması, iradi olarak o kişinin suçu işlediğini kendiliğinden ispatlamaz. Bu ayrım yapılmadığında dijital iz, kişinin yerine geçer.

Dijital çağda en zayıf halka çoğu zaman kullanıcının kendisi değil, sistemin güvenliğidir. Bu nedenle her dosyada teknik veriler yalnızca eşleşme olarak değil, fail kimliğini gerçekten gösterip göstermediği bakımından da incelenmelidir.

Hesap Ele Geçirilmesi ve Zararlı Yazılım İddialarının Teknik İspatı

Hesap ele geçirilmesi veya zararlı yazılım iddiası soyut biçimde ileri sürülemez. Dijital savunma, teknik veri ile desteklenmek zorundadır. Mahkeme önünde değer taşıyan şey ihtimal değil, teknik bulgudur.

Hesap ele geçirilmesi iddiasında ilk incelenmesi gereken unsur oturum kayıtlarıdır. Platform logları, hesaba hangi IP adreslerinden, hangi tarihlerde ve hangi cihaz kimlikleri ile giriş yapıldığını gösterir. Olağan kullanım modeli ile rapor tarihindeki girişler karşılaştırılır. Coğrafi uyumsuzluk, alışılmadık cihaz kimliği veya kısa süreli anormal oturumlar teknik incelemenin başlangıç noktasıdır.

İkinci adım parola güvenliği ve veri sızıntısı analizidir. E-posta adresinin geçmiş veri ihlallerinde yer alıp almadığı, parolanın başka platformlarda kullanılıp kullanılmadığı ve iki aşamalı doğrulama ayarlarının durumu değerlendirilir. Hesap güvenliğine ilişkin zafiyet, irade unsurunun tartışılmasını doğrudan etkiler.

Zararlı yazılım iddiasında cihazın adli incelemesi belirleyicidir. Sistem imajı üzerinden çalışan süreçler, arka planda aktif bağlantılar, bilinmeyen uygulamalar ve şüpheli yürütülebilir dosyalar analiz edilir. Keylogger, uzaktan erişim trojanı veya otomatik veri yükleme davranışı gösteren yazılımlar tespit edilebilir.

Tarayıcı geçmişi ve indirme kayıtları da önemlidir. Kullanıcı tarafından manuel yükleme yapılıp yapılmadığı, dosyanın sürükle bırak yöntemiyle mi yoksa otomatik senkron yoluyla mı platforma taşındığı zaman damgaları üzerinden incelenebilir. Dosya oluşturulma zamanı ile platform yükleme zamanı arasındaki ilişki savunmanın temelini oluşturur.

Bulut senkronizasyon ayarları ayrıca analiz edilmelidir. Otomatik yedekleme açık olan sistemlerde yerel klasörde bulunan içerik kullanıcının aktif paylaşım iradesi olmadan da bulut ortamına taşınabilir. Senkron geçmişi ve sistem logları bu süreci ortaya koyabilir.

Mahkeme önünde bu tür iddiaların karşılık bulabilmesi için teknik rapor gereklidir. Bilirkişi incelemesi, sistem imajı üzerinden yapılan analiz ve log kayıtlarının değerlendirilmesi ile desteklenmeyen savunma soyut kalır. Teknik veri ortaya konulduğunda ise kimliklendirme zinciri yeniden değerlendirilmek zorunda kalır.

Dijital suçlamalarda sistem bir hareketi kaydeder. Ancak o hareketin kimin iradesiyle gerçekleştiği teknik olarak ortaya konulmalıdır. Hesap güvenliği ve cihaz bütünlüğü denetlenmeden yapılan değerlendirme eksik kalır.

Teknik Savunmanın Önemi

NCMEC bağlantılı dosyalarda tartışma çoğu zaman teknik zeminde başlar ve teknik zeminde biter. Rapor vardır. IP kaydı vardır. Hesap bilgisi vardır. Cihazda eşleşen dosya bulunmuştur. Bu tablo, ilk bakışta güçlü görünür. Ancak ceza sorumluluğu yalnızca teknik eşleşmeden doğmaz.

Dijital suçlamalarda belirleyici olan unsur, teknik verinin nasıl okunduğudur. Aynı veri seti iki farklı şekilde yorumlanabilir. Bir bakış açısı eşleşmeyi yeterli kabul eder. Diğer bakış açısı eşleşmenin arkasındaki iradeyi sorgular. Savunmanın yönü burada belirlenir.

NCMEC raporları platform hareketine dayanır. Cihaz incelemesi ise dosyanın varlığını ortaya koyar. Ancak teknik savunma yapılmadığında bu iki veri kümesi otomatik biçimde birleştirilir. Paylaşım ile bulundurma birlikte kabul edilir ve irade unsuru ayrıntılı biçimde tartışılmadan dosya sonuçlandırılabilir.

Teknik savunma, delilin oluşum sürecini parçalara ayırır. Dosya nasıl sisteme girdi. Manuel yükleme mi yapıldı Otomatik senkron mu gerçekleşti. Hesap güvenliği zafiyeti var mı. Zararlı yazılım ihtimali incelendi mi. Log kayıtları tutarlı mı. Bu soruların her biri ayrı ayrı cevaplanmalıdır.

IP adresi tek başına kimliği kesinleştirmez. Hesap kaydı tek başına iradeyi göstermez. Cihazda dosya bulunması tek başına bilinçli depolama anlamına gelmez. Bu ayrımlar yapılmadan verilen karar, teknik veriyi iradenin yerine koyar.

Dijital çağda sistemler otomatik çalışır. Yedekleme servisleri arka planda veri taşır. Mesaj uygulamaları dosyaları geçici klasörlerde saklar. Kullanıcı çoğu zaman bu süreçlerin tamamına hakim değildir. Teknik savunma, bu otomatik işleyiş ile bilinçli davranış arasındaki farkı ortaya koyar.

Bu tür dosyalarda kader, çoğu zaman delilin nasıl tartışıldığı ile belirlenir. Teknik denetim yapılmadığında rapor ve eşleşme birlikte yeterli kabul edilebilir. Oysa bilimsel yaklaşım, her teknik bulgunun irade ile bağının kurulmasını gerektirir.

NCMEC davalarında savunma yalnızca hukuki değildir. Aynı zamanda teknik bir mücadeledir. Dijital zincir incelenmeden, sistem ayarları analiz edilmeden ve log kayıtları değerlendirilmeden yapılan savunma eksik kalır. Teknik savunma, irade unsurunun somutlaştırılması için zorunludur.

NCMEC Davalarında Stratejik Yol Haritası

NCMEC bağlantılı dosyalar klasik ceza soruşturmalarından farklı bir dinamikle ilerler. Süreç çoğu zaman rapor ile başlar, teknik eşleşme ile güçlenir ve cihaz incelemesi ile derinleşir. Bu yapı karşısında rastgele savunma stratejisi işe yaramaz.

İlk aşama, raporun neye dayandığını netleştirmektir. Paylaşım mı iddia ediliyor, bulut yüklemesi mi söz konusu, yazışma mı var? Raporun teknik kaynağı anlaşılmadan savunma kurulamaz.

İkinci aşama, dijital materyalin teknik analizi olmalıdır. Cihazın imajı üzerinden zaman çizelgesi çıkarılmalı, dosyanın sisteme hangi yöntemle girdiği incelenmeli ve kullanıcı davranış modeli ortaya konulmalıdır. Manuel yükleme ile otomatik senkron aynı hukuki değeri taşımaz.

Üçüncü aşama, kimliklendirme zincirinin denetlenmesidir. IP kaydı, oturum geçmişi, cihaz kimliği ve hesap güvenliği birlikte değerlendirilmelidir. Hesap ele geçirilmesi, zararlı yazılım veya üçüncü kişi erişimi ihtimali teknik olarak incelenmeden sonuca gidilmemelidir.

Dördüncü aşama, irade unsurunun somutlaştırılmasıdır. Ceza sorumluluğu teknik eşleşmeden değil, bilinçli ve iradi davranıştan doğar. Bu nedenle dosya, yalnızca içerik varlığı üzerinden değil; oluş biçimi ve kullanım iradesi üzerinden değerlendirilmelidir.

NCMEC dosyalarında en büyük risk, sürecin otomatik ilerlemesidir. Rapor vardır, eşleşme vardır, dosya vardır. Bu tablo karşısında savunma teknik olarak yapılandırılmazsa sonuç ağır olabilir. Ancak teknik denetim yapıldığında ve zincir sorgulandığında dosyanın seyri değişebilir. Ceza hukukunun temel ilkeleri, teknolojik süreçler karşısında da geçerliliğini korur. Her eşleşme bilinçli fiil değildir. Her platform kaydı suç iradesi anlamına gelmez.

NCMEC raporlarına dayanılarak açılan davalar ciddi davalardır. Ancak teknik savunma ile ele alındığında, her rapor aynı sonuca götürmez. Sürecin yönü, delilin nasıl incelendiği ve irade unsurunun nasıl ortaya konulduğu ile belirlenir.

Gelen yoğun istek üzerine:

NCMEC Raporu Davaları Beraat Gerekçeleri

Son dönemde NCMEC raporuna dayanılarak açılan davaların yoğunluk göstermesi ve özellikle uzak şehirlerde bulunuyor olmaları nedeniyle davalarını üstlenemediğimiz sitemiz kullanıcıları tarafından sıkça sorulması nedeniyle, mahkemelerce işbu davalara yönelik verilen beraat kararlarından birkaçının gerekçelerinden atıfta bulunma ihtiyacı hissediyoruz.

İzmir 30. Asliye Ceza Mahkemesi, 7 celse süren uzun bir yargılama süreci sonunda 2024 yılında “…Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunması, NCMEC raporu, tutanak, BTK kayıtları, izlenen görüntüler ile olayın seyri nazara alındığında, sanığın olay tarihinde facebook hesabından kız çocuğunun üzerinde kıyafetleri olmadığı hâlde müzik eşliğinde dans ettiğinin görüldüğü 1 dakika 7 saniye süreli müstehcen bir videoyu paylaştığı iddia edilmiş ise de; sanığın samimi beyanlarına ve yeminli tanık beyanına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, soyut iddia dışında sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği kanaati mahkememizde oluşmuş. gerekçelerine yer vermek suretiyle sanığın beraatına karar vermiştir.

Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesi, yargılamanın henüz ilk duruşmasında (tek celsede) “…Sanığın alınan savunmasında XXX gsm numaralı hattın şahsi kullandığı hat olduğunu, şuan “XXX” adında bir instagram hesabı bulunduğunu, bu hesabı aktif olarak 2 yıldır kullandığını, daha önceki instagram hesabının çalındığını, paylaşımları kendisinin yapmadığını, çalındıktan sonra yapılmış olabileceğini, atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, Yapılan incelemede tespit edilen IP’nin nat IP olduğu dolayısıyla doğru kullanıcıyı göstermediği, yapılan araştırmada da suça konu hesabın pasif olarak görüldü, dolayısıyla araştırma yapılamadığı, IP numarasının tespiti için BTS Avukatlık Bürosunun da bu tür yazılara olumsuz cevap verildiğinin mahkememizce diğer dosyalardan bilindiği, sanığın savunması doğrultusunda gerçekten de sanığın başkaca bir aktif hesabının bulunduğunun anlaşıldığı ve yine sanığın dosya arasına sunulduğu hesabının çalındığına ilişkin 2021 tarihinde atmış olduğu maillerin olduğunun anlaşıldığı, söz konusu hesaba tanımlı telefon numarasının sanığa ait olduğu anlaşılmışsa da, hesabın ele geçirildikten sonra telefon numarasının değiştirilmiş olabileceği, söz konusu telefon numarasının paylaşım tarihinde görülen telefon numarası olduğu, bu nedenle hesabın bağlı bulunduğu telefon numarasının sanığa ait olmasının tek başına sanığın bu paylaşımı yaptığını göstermeyeceği, sanığın hesabın başkaları tarafından ele geçirildiğine ilişkin savunmasının çürütülmesi gerektiği ancak dosyada bulunan deliller ile bu savunmanın çürütülemediği, buna göre sanığın inkara yönelik savunmasının aksine atılı suçu işlediğini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı bir delil bulunmadığı anlaşılmakla…” gerekçelerine yer vermek suretiyle sanığın beraatına karar vermiştir.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi 2024 yılında dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde, “…Ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan ve Latince “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır.

Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; XXX tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre sanığın müstehcen görüntüyü iki kez paylaştığının iddia edildiği, aynı bilirkişi raporunda [email protected] adresinin sanığın kullandığının tespit edilmesine rağmen bu hesabın teyide muhtaç veri olduğu, rızası dışında ele geçirilmiş olabileceği gibi paylaşımların sonradan değiştirebileceğinin belirtildiği, Sanığın da böyle bir paylaşımda bulunmadığını sorgu ve savunmalarında ısrarla belirttiği, Savunma tarafının sunduğu ve Adli Bilişim uzmanı Dr. XXX tarafından düzenlenen raporda da adı geçen müstehcen yayının sanık tarafından yapıldığının şüpheden uzak bir şekilde ortaya konamadığının belirtildiği, bu raporunda bilimsel verilerle aksinin ispatlanamadığı,  Adı geçen müstehcen yayınların sanığın kullandığı dijital materyallerde de bulunmadığı göz önüne alındığında, maddi vakıanın sanık tarafında gerçekleştirildiğine ilişkin şüpheden uzak kesin ve yeterli delil elde edilemediği ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar vermek hukuka aykırı görülmekle, gerekçelerine yer vermek suretiyle, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına ve sanığın üzerine atılı suçtan beraatına karar vermiştir.

NCMEC Raporu Güncel Beraat Kararları

İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesi 2025 yılı Nisan Ayında, “…sanığın mahkememizce alınan savunmasında suçlamayı kabul etmediği bu suretle mahkememizce ncmec raporu hakkında en son alınan bilirkişi XX’nın ayrıntılı raporu da gözönüne alınarak şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin inandırıcı delil elde edilemediğinden” gerekçelerine yer vermiş, sanığın üzerine atılı suçtan beraatına karar vermiştir.

Bursa 33. Asliye Ceza Mahkemesi 2025 yılı Haziran Ayında vermiş olduğu güncel kararında, “…Açıklanan ve izah edilen bu sebeplerle teknik imkansızlık sebebiyle sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin %100 kanaat getirecek maddi delil elde edilemediğinde şüpheden sanık faydalanır ilkesi gereğince atılı suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından” gerekçelerine yer vermek suretiyle sanığın üzerine atılı suçtan beraatına karar vermiştir.

Daha fazla karar örneği için danışmanlık hizmeti almanızı tavsiye ederiz.

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
4.8/5 - (165 votes)
Ziyaretçi Yorumları - 360 Yorum
  1. Avukat dedi ki:

    Öncelikle geçmiş olsun. Afyon ulaşımımızın mümkün olduğu bir yerdi ancak biz yorumunuzu görene kadar 7 günlük istinaf başvuru süreniz geçmiş. Keşke durumun aciliyeti gereği site üzerinden yorum yapmak yerine doğrudan doğruya GSM numaralarımız üzerinden iletişime geçseydiniz. Durumunuza gelince, muhtemelen avukatınız istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvuruyu inceleyin, duruşma talep edilmemişse talep edin ve heyete doğrudan doğruya konunun teknik hususlarını anlatmaya çalışın. Verilen ceza 5 yılın üzerinde olduğu için istinaftan olumsuz dönmesi halinde kararın Yargıtay yolu açık olacak ancak duruşmalı yargılama için bunun son şansınız olduğunu unutmayın. O yüzden duruşmalı yargılama için elinizden geleni yapmanızı öneririm.

  2. sezgin dedi ki:

    avukat bey ilk duruşmada 6 yıl ceza aldım avukatım hiç birşey anlatamadı nasıl olduğunu anlamadık göz açıp kapayıncaya kadar hakim cezayı verdi çıkardı bizi. ne yapmalıyız 7 gün istinaf süresi var diyor bahsettikleri resmi hayatımda hiç görmedim ne bilgisayarımda birşey çıktı ne telefonumda dosyanın buradan dönme ihtimali varmıdır siz yardımcı olabilirmisiniz vekalet versem? dosyam afyonda cevabınız çok önemli benim için teşekkürler

    1. Oğuz dedi ki:

      Peki nasıl oldu bu durum

  3. Avukat dedi ki:

    Rica ederim, GSM numaralarımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

  4. bülent dedi ki:

    Aydınlattığınız için teşekkürler Ramazan bey en kısa sürede iletişime geçeceğim.

    1. Kamill dedi ki:

      Merhaba size bir soru sormak istiyorum . İnstagramda yer alan telefon numarası , sahibi ncmec’e verildiğini varsayalım hemen sonra telefon numarası hattını başka birine devretmişse iş devrettiği kişiyemi kalıyor.

      1. Finwe dedi ki:

        BTK bulur o tarihte hat kimin üzerindeymiş diye ona göre ifadeye çağırır

      2. Suç tarihinde hattın kimin adına kayıtlı olduğu bilgisi BTK’dan temin edilir ve soruşturma ilgili kişi üzerinden yürür. Hattın devredilmesi sonucu değiştirmez.

        1. Yusuf dedi ki:

          1 hafta önce başka bir programda tanıştığım yaşını o programda 18 olarak beyan eden yabancı bir ülkeki kızla sonra instagram üzerinden cinsel icerikli görüntülü konuşma gerçeklestirdik.Sonra hesabım askıya alında.Hesabıma giriş yapmaya panikle çalışınca tamamen kapandı.Nmec bildirimi yazmıyordu sadece cse yazıyordu. Hukuki işlem başlatılır mı ?

          1. YEmre dedi ki:

            Video görüşmesinden ne kadar süre sonra hesabınız askıya alınıp kapatıldı

            1. Anonim dedi ki:

              Bende 18 yaşındaki reşit bir kızla mesaj yoluyola konuştum kız onlfns linki gönderiyordu bna mesaj olarak konuştuktan sonra direk cs diye hesabımı askıya aldı şoktayım

        2. Son dedi ki:

          Hocam bu bildirim instagram dmler için son konusmadan dolayı mı olur yoksa eski örneğin 5 6 ay önceki konuşmalardan dolayı da kaynaklanabilir mi ?

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1