İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

İnternette Erişimin Engellenmesi ve İçeriğin Kaldırılması

11.09.2026
9
İnternette Erişimin Engellenmesi ve İçeriğin Kaldırılması

Erişimin Engellenmesi ile İçeriğin Kaldırılması Kavramları

İnternet içeriğinin kaldırılması ile içeriğe erişimin engellenmesi birbirinden farklı teknik ve hukuki sonuçlar doğurur. Günlük kullanımda iki kavram zaman zaman aynı anlamda kullanılsa da 5651 sayılı Kanun bunları ayrı müdahale yöntemleri olarak kabul etmektedir.

Kanunda erişimin engellenmesi; alan adı, IP adresi, içeriğin bulunduğu tam internet adresi olan URL veya benzeri yöntemler kullanılarak kullanıcıların ilgili yayına ulaşmasının önlenmesi şeklinde tanımlanmıştır. Bu işlem gerçekleştirildiğinde içerik internet ortamından silinmiş olmaz. Yayın kaynak sunucuda bulunmaya devam edebilir ancak erişim engelinin uygulandığı ağ veya ülke içerisindeki kullanıcıların içeriğe ulaşması teknik olarak önlenir.

İçeriğin çıkarılması ise yayının kaynağına yönelik bir müdahaledir. İçerik veya yer sağlayıcının ilgili metni, görüntüyü, videoyu ya da diğer veriyi sunucudan veya barındırılan içerikten çıkarması gerekir. İçerik gerçekten kaldırıldığında yalnız Türkiye’den erişim değil, içeriğin kaynaktaki varlığı da sona erebilir.

Bu ayrım kararın kapsamının belirlenmesinde önem taşır. Belirli bir haber URL’sine erişimin engellenmesi, haberin internet sitesinden silinmesi anlamına gelmez. Bir sosyal medya paylaşımının Türkiye’den erişilemez hale getirilmesi de platformun paylaşımı kendi sisteminden tamamen kaldırdığı sonucunu doğurmaz.

5651 sayılı Kanunda kullanılan müdahale tekniği ayrıca kararın ağırlığıyla doğrudan bağlantılıdır. Belirli bir URL’nin engellenmesi ile alan adının tamamının engellenmesi aynı sonuçları doğurmaz. Tek bir yayının hukuka aykırılığı gerekçe gösterilerek bütün internet sitesinin erişilemez hale getirilmesi, o sitedeki hukuka uygun diğer yayınları da etkilediğinden ölçülülük bakımından daha ağır bir müdahaledir.

İçeriğin çıkarılması yayının kaynağına, erişimin engellenmesi ise kullanıcı ile yayın arasındaki erişim imkanına müdahale eder. İnternet yayını hakkında verilecek kararın hukuki niteliği değerlendirilirken öncelikle hangi tedbire karar verildiğinin belirlenmesi gerekir.

Erişimin Engellenmesine Kim Karar Verebilir? Hakim, Mahkeme, Cumhuriyet Savcısı ve BTK Başkanı

5651 sayılı Kanunda erişimin engellenmesi kararlarının tamamı sulh ceza hakimliği tarafından verilmez. Kanun, kararın sebebine ve dayandığı maddeye göre adli makamlar ile idari makamların yan yana bulunduğu bir sistem kurmuştur. Bu nedenle bir internet sitesinin erişime engellendiğinin öğrenilmesi, kararın hangi makam tarafından ve hangi kanun hükmüne dayanılarak verildiği bilinmeden hukuki sürecin anlaşılması için yeterli değildir.

5651 sayılı Kanun m. 8 kapsamında katalog suçlara ilişkin yayınlarda soruşturma evresinde hakim, kovuşturma evresinde ise mahkeme içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verebilir. Soruşturma sırasında gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısına da karar verme yetkisi tanınmıştır. Savcının kararı yirmi dört saat içinde hakim onayına sunulur ve hakim de en geç yirmi dört saat içinde karar verir. Onay verilmemesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılır.

Kanun ayrıca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanına doğrudan karar yetkisi tanımaktadır. 5651 m. 8/4 kapsamında BTK Başkanı belirli suçlara ilişkin internet yayınları hakkında resen erişimin engellenmesi kararı verebilir. Bu yetki, mahkeme veya savcılık tarafından verilmiş bir kararın yalnız teknik olarak uygulanmasından farklıdır; kararın kendisi idari makam tarafından tesis edilmektedir.

5651 m. 8/A’da başka bir idari karar sistemi bulunmaktadır. Yaşam hakkı, kişilerin can ve mal güvenliği, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunmasına ilişkin gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine BTK Başkanı içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verebilir. Bu karar önceden hakim kararı alınarak uygulanmaz; uygulanmasının ardından kanunda öngörülen süre içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur.

Özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin 5651 m. 9/A ise ayrıca kendine özgü bir BTK ve hakim denetimi sistemi içermektedir. Bu mekanizma, kişilik haklarına ilişkin eski m. 9 prosedüründen de farklıdır.

Kanunda geçen “Başkan” kavramının tarihsel kökeni Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına dayanır. TİB 2016 yılında kapatılmış, mevzuatta TİB’e yapılan atıflar BTK’ya; TİB Başkanına yapılan atıflar ise BTK Başkanına yapılmış sayılmıştır. Dolayısıyla eski tarihli karar ve kaynaklarda karşılaşılan TİB yetkileri değerlendirilirken sonraki kurumsal değişikliklerin dikkate alınması gerekir.

Suç Oluşturan İnternet Yayınlarında 5651 m. 8 Kapsamında Erişimin Engellenmesi

5651 sayılı Kanun m. 8, internette işlenebilecek bütün suçlara uygulanabilecek genel bir erişim engelleme hükmü değildir. Maddenin uygulanabilmesi için yayının içeriğinin kanunda sınırlı olarak belirtilen suçlardan birini oluşturduğu konusunda yeterli şüphe sebebinin bulunması gerekir.

15 Ağustos 2026 itibarıyla m. 8 kapsamındaki suçlar; TCK’da düzenlenen intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik suçu, fuhuş ve kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçları ile 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar, 7258 sayılı Kanunda yer alan suçlar ve 2937 sayılı Kanunun 27. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen suçlardır.

Bu sınırlılık önemlidir. Bir internet yayınının başka bir suç oluşturduğu düşünülse bile suçun m. 8 kapsamına alınmamış olması, yalnız suç isnadından hareketle bu maddeye dayanılarak tedbir uygulanmasına imkan vermez. Erişimin engellenmesinin kanuni dayanağının ayrıca mevcut olması gerekir.

Maddenin 2020 yılında değiştirilen mevcut sisteminde adli makamlar yalnız erişimin engellenmesine değil, şartları oluştuğunda içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verebilir. Soruşturma evresindeki karar hakim tarafından, kovuşturma evresindeki karar ise davaya bakan mahkeme tarafından verilir. Gecikmesinde sakınca bulunan soruşturmalarda Cumhuriyet savcısının geçici karar yetkisi hakim denetimine bağlıdır.

Bu düzenleme bir ceza mahkumiyeti hükmü değildir. Yayının ilgili katalog suçu oluşturduğuna ilişkin yeterli şüphe üzerine ceza muhakemesiyle bağlantılı bir koruma tedbiri niteliğinde uygulanabilir. İçeriğin daha sonra suç oluşturmadığının anlaşılması, soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sona ermesi veya kovuşturmanın mahkumiyet dışında sonuçlanması tedbirin devam edip etmeyeceği yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.

5651 m. 8’in varlığı, internet ortamında işlendiği ileri sürülen her suç için erişim engeli verilebileceği anlamına gelmez. Öncelikle isnat edilen suçun kanunun öngördüğü kapsam içinde bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

BTK Başkanının Resen Erişimin Engellenmesi Kararı Verme Yetkisi

5651 sayılı Kanun m. 8’in adli makamların yanında kurduğu ikinci karar mekanizması, BTK Başkanına tanınan resen erişimin engellenmesi yetkisidir. Maddenin dördüncü fıkrası güncel haliyle, içeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınlar hakkında erişimin engellenmesi kararının resen BTK Başkanı tarafından verilebilmesine imkan tanımaktadır.

Bu yetkinin kapsamı yıllar içinde önemli değişikliklere uğramıştır. Önceki düzenlemede Başkanın yetkisi içerik veya yer sağlayıcının yurt dışında bulunması ya da yurt içindeki sağlayıcılar bakımından belirli suçların söz konusu olması gibi şartlara bağlanmıştı. 7418 sayılı Kanunun 32. maddesiyle 2022 yılında bu sınırlamayı içeren ibare madde metninden çıkarılmıştır. Güncel m. 8/4, sağlayıcının yurt içinde veya dışında bulunmasına dayanan eski ayrımı içermemektedir.

2020 tarihli 7253 sayılı Kanun, BTK Başkanının bu yetkisini erişimin engellenmesinin yanında içeriğin çıkarılmasını da kapsayacak şekilde genişletmişti. Anayasa Mahkemesi E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla m. 8/4’e eklenen “içeriğin çıkarılması ve/veya” ibaresini iptal etti. Mahkeme, kesinleşmiş bir mahkumiyet bulunmadan idari makamın yaptığı suç tespitine bağlı olarak nihai nitelikte içerik çıkarma kararı verilmesini masumiyet karinesiyle bağdaşmaz buldu.

İptal kararı 10 Ocak 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve dokuz aylık erteleme süresinin sonunda yürürlüğe girdi. Bu nedenle 15 Ağustos 2026 itibarıyla BTK Başkanının m. 8/4 kapsamındaki resen yetkisi erişimin engellenmesine ilişkindir; 2020 yılında verilen resen içerik çıkarma yetkisi artık yürürlükte değildir.

Bu ayrım, BTK’nın 5651 sistemindeki konumunu doğru değerlendirmek açısından önem taşır. Kurum bazı kararların uygulanmasını sağlayan idari yapı olmasının yanında, kanunun açıkça yetki verdiği hallerde erişimin engellenmesi kararını doğrudan tesis eden makamdır.

Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hallerde BTK Kararı: 5651 m. 8/A

5651 sayılı Kanun m. 8/A, katalog suçlara ilişkin m. 8 sisteminden farklı olarak belirli kamusal menfaatlerin acilen korunmasını amaçlayan özel bir müdahale yolu düzenlemektedir. Maddeye göre yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya birkaçına dayanılarak internet yayını hakkında içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebilir.

Kanun iki ayrı karar yoluna imkan tanır. Bu sebeplere bağlı olarak hakim doğrudan karar verebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhurbaşkanlığı veya milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ya da genel sağlığın korunmasıyla ilgili bakanlıkların talebi üzerine BTK Başkanı idari olarak içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verebilir.

BTK Başkanının m. 8/A kapsamında verdiği kararın uygulanması için önceden hakim onayı aranmaz. Karar derhal erişim sağlayıcılara ve ilgili içerik ile yer sağlayıcılara bildirilir ve gereğinin derhal, en geç bildirimden itibaren dört saat içinde yerine getirilmesi öngörülür. İdari kararın devam edebilmesi ise sonradan gerçekleştirilecek zorunlu yargısal denetime bağlıdır.

Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine BTK Başkanı tarafından verilen karar, yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur. Hakim kırk sekiz saat içinde kararını açıklamak zorundadır. Bu süre içerisinde karar verilmezse idari tedbir kendiliğinden kalkar.

m. 8/A kapsamında erişimin engellenmesi kural olarak ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım veya bölümle sınırlı ve URL bazlı olarak uygulanmalıdır. İlgili içeriğin teknik olarak ayrı biçimde engellenememesi veya URL bazlı engellemenin ihlali önlemeye yeterli olmaması halinde internet sitesinin tamamına yönelik erişim engeli değerlendirilebilir.

Anayasa Mahkemesi, m. 8/A’yı genel ve olağan bir internet denetim yöntemi olarak kabul etmemektedir. Wikimedia Foundation ve Artı Media kararlarında bu yolun gecikmesinde sakınca bulunan ve ivedi müdahale gerektiren haller için öngörülmüş istisnai bir mekanizma olduğunu vurgulamıştır. Yayının milli güvenlik veya kamu düzeniyle ilişkilendirilmesi tek başına yeterli görülmemekte; müdahalenin dayandığı sebebin içerikle somut biçimde ilişkilendirilmesi ve erişim engelinin kapsamının ölçülü olması aranmaktadır.

Dolayısıyla m. 8/A bakımından BTK Başkanı yalnız yargı kararını yerine getiren makam değildir. Kanunda belirtilen gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, yetkili makamın talebi üzerine kararı doğrudan veren idari makam konumundadır; hakim denetimi ise karar uygulandıktan sonra gerçekleşmektedir.

5651 m. 9’un İptalinden Sonra Kişilik Haklarını İhlal Eden İnternet İçerikleri

5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi uzun yıllar boyunca internet yayınları nedeniyle kişilik hakları ihlal edilen kişiler için özel bir başvuru yolu oluşturuyordu. Hakaret içeren paylaşımlar, şeref ve itibarı zedeleyen haberler, gerçek dışı isnatlar ve benzeri yayınlar nedeniyle sulh ceza hakimliğine başvurularak içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi talep edilebiliyordu. Ancak bu sistem güncel hukuk bakımından artık yürürlükte değildir.

Anayasa Mahkemesi E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini Anayasa’nın ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin güvenceleri bakımından yetersiz bularak iptal etmiştir. İptal hükmü 10 Ocak 2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış ve dokuz aylık erteleme süresinin ardından yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla kişilik hakkı ihlali gerekçesiyle doğrudan eski m. 9’a dayanılarak sulh ceza hakimliğinden erişimin engellenmesi veya içeriğin çıkarılması istenmesi artık mümkün değildir.

İptalin temelinde yalnız erişimin engellenmesi yetkisinin varlığı değil, bu yetkinin kullanıldığı yargılama modelindeki yapısal sorunlar bulunuyordu. Anayasa Mahkemesi; içerik sahibinin çoğu zaman sürece dahil edilmemesini, kararların kısa süre içinde ve sınırlı incelemeyle verilmesini, uyuşmazlığın bütün yönleriyle tartışılmasına imkan sağlayan usul güvencelerinin bulunmamasını ve geçici nitelikte olması gereken müdahalenin fiilen kalıcı sonuçlar doğurabilmesini ifade ve basın özgürlüğü yönünden sorunlu görmüştür.

İptal kararının ardından oluşan kanuni boşluk uzun süre yeni bir özel düzenlemeyle doldurulmamıştır. Anayasa Mahkemesi 24 Aralık 2025 tarihli Çağatay Alaçam ve diğerleri kararında, iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasının üzerinden yirmi aydan fazla süre geçmesine rağmen kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılmadığını özellikle tespit etmiştir.

Bu durum, internet ortamında kişilik haklarının artık korunmadığı anlamına gelmez. AYM aynı kararında, devam eden şeref ve itibar ihlallerinin sona erdirilmesi için ilgililerin genel hukuk mahkemelerinde dava açma imkanına sahip olduğunu açıkça belirtmiştir. Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında kişilik hakkının korunmasına ilişkin davalar, saldırının önlenmesi veya durdurulması, hukuka aykırılığın tespiti ve şartları oluştuğunda tazminat talepleri somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.

Yayın aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza hukuku yollarına başvurulması da mümkündür. Ancak bir paylaşım nedeniyle hakaret suçu veya başka bir suç hakkında soruşturma başlatılması, internet içeriğinin kendiliğinden kaldırıldığı anlamına gelmez. Ceza sorumluluğu ile içeriğin internet ortamındaki varlığı birbirinden ayrı hukuki sorunlardır.

Eski m. 9’un yürürlükten kalkması, kişilik hakkı ihlalini otomatik olarak m. 9/A kapsamına da sokmaz. m. 9/A özel hayatın gizliliğine özgü bir tedbirdir. Şeref ve itibarı zedeleyen her haber veya eleştiri özel hayatın gizliliğinin ihlali niteliğinde değildir. Hangi hukuki yolun kullanılacağı, ihlal edildiği ileri sürülen hakkın niteliğine göre belirlenmelidir.

Özel Hayatın Gizliliği Nedeniyle Erişimin Engellenmesi: 5651 m. 9/A

5651 sayılı Kanun m. 9/A, m. 9’un iptalinden etkilenmeyen ve halen yürürlükte bulunan özel bir erişimin engellenmesi mekanizmasıdır. Düzenlemenin konusu genel anlamda kişilik hakları değil, doğrudan özel hayatın gizliliğinin internet yayını nedeniyle ihlal edilmesidir.

İnternet ortamındaki bir yayın nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren kişi doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna başvurabilir. Başvuruda ihlale neden olan yayının tam internet adresinin, yani URL’nin, özel hayatın hangi yönden ihlal edildiğine ilişkin açıklamanın ve başvuranın kimliğini ispata yarayan bilgilerin bulunması gerekir. Kanunda aranan bilgilerin eksik olması halinde talep işleme konulmaz.

Başvuru şeklen uygun olduğunda BTK talebi uygulanmak üzere derhal Erişim Sağlayıcıları Birliğine bildirir. Erişim sağlayıcıların tedbiri derhal ve en geç dört saat içinde yerine getirmeleri öngörülmüştür. Bu aşamada verilen tedbir kalıcı bir idari karar olarak bırakılmamıştır.

Başvuruyu yapan kişi, BTK’ya yaptığı başvurudan itibaren yirmi dört saat içinde erişimin engellenmesi talebini sulh ceza hakiminin kararına sunmak zorundadır. Hakim özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek kararını kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Kuruma gönderir. Talep süresinde hakim önüne götürülmezse erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.

m. 9/A kapsamında erişimin engellenmesi, kural olarak özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, bölüm, resim veya video ile sınırlı biçimde ve URL bazlı olarak uygulanır. Dolayısıyla tek bir mahrem fotoğraf veya video nedeniyle bütün internet sitesinin erişilemez hale getirilmesi m. 9/A’nın olağan uygulama biçimi değildir.

Kanunda ayrıca daha farklı bir acil müdahale yetkisi bulunmaktadır. Özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde BTK Başkanı doğrudan erişimin engellenmesi kararı verebilir. Bu yetki kişinin yaptığı olağan m. 9/A başvurusundan farklıdır. Başkan tarafından verilen karar Kurum tarafından yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur; hakim kararını kırk sekiz saat içinde açıklar.

Bu nedenle m. 9/A içerisinde dahi iki ayrı süreç bulunmaktadır: kişinin özel hayat ihlali nedeniyle BTK’ya başvurması üzerine başlayan tedbir ile gecikmesinde sakınca bulunan halde BTK Başkanının doğrudan karar verdiği idari müdahale. Her iki sistemin yargısal denetim biçimi ve işlemleri aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

BTK’nın özel hayatın gizliliğinin ihlaline yönelik bireysel başvuru sistemi güncel olarak da kullanılmaktadır. e-Devlet üzerinden “Özel Hayatın Gizliliğinin İhlaline Yönelik Bireysel Başvuru” hizmetinin sunulmaya devam etmesi, m. 9/A mekanizmasının fiili başvuru sistemindeki yerini de göstermektedir.

URL Engeli ile İnternet Sitesinin Tamamının Engellenmesi Arasındaki Fark

Erişimin engellenmesine karar verilmesi, engellemenin mutlaka internet sitesinin tamamına uygulanacağı anlamına gelmez. İnternet üzerindeki müdahalenin kapsamı, kararın dayandığı kanun hükmü ile engellenmek istenen içeriğin teknik yapısına göre belirlenir.

URL bazlı erişim engelinde müdahale belirli bir internet adresine yönelir. Örneğin bir haber sitesindeki tek bir haber veya sosyal medya platformundaki belirli bir paylaşım hedeflenebilir. Alan adına yönelik erişim engelinde ise aynı alan adı altında bulunan çok sayıda farklı içeriğe erişim ortadan kalkabilir. Bu nedenle ikinci yöntem ifade ve haber alma özgürlüğü üzerinde çok daha geniş sonuç doğurur.

5651 m. 9/A, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın bakımından erişim engelinin açık biçimde URL şeklinde içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanmasını öngörmektedir. Mahrem bir fotoğrafın belirli internet adresinde yayımlanması halinde m. 9/A’nın konusu bütün site değil, ihlale neden olan yayındır.

5651 m. 8/A’da da kademeli müdahale anlayışı benimsenmiştir. Erişimin engellenmesi esas olarak ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım veya bölümle sınırlı olarak uygulanır. Ancak belirli içeriğin teknik olarak ayrı biçimde engellenememesi veya yalnız ilgili URL’ye erişimin engellenmesinin ihlali önlemeye yeterli olmaması halinde internet sitesinin tamamına erişimin engellenmesine karar verilebilir.

Bu ayrım yalnız teknik bir tercih değildir. Bir internet sitesinin tamamının engellenmesi halinde, erişim engelinin gerekçesiyle hiçbir ilişkisi bulunmayan çok sayıda hukuka uygun içerik de kullanıcılar açısından ulaşılamaz hale gelir. Müdahalenin kapsamı büyüdükçe kararın gerekliliği ve ölçülülüğü bakımından gösterilmesi gereken hukuki gerekçenin de güçlenmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesinin Wikipedia kararında bu sorun belirgin biçimde ortaya çıkmıştır. İki URL’deki içerik gerekçe gösterilerek Wikipedia’nın tamamının Türkiye’den erişime kapatılması, ifade özgürlüğü bakımından incelenmiş; m. 8/A’nın ivedi müdahale gerektiren haller için kullanılabilecek istisnai bir yol olduğu ve bütün siteye yönelik müdahalenin gerekliliğinin somut biçimde ortaya konulması gerektiği kabul edilmiştir.

Tek bir içeriğin hukuka aykırılığı ile bütün internet sitesinin erişime kapatılması arasında otomatik bir bağlantı kurulamaz. İhlalin daha dar bir teknik müdahaleyle giderilebilmesi mümkünse, çok sayıda hukuka uygun yayını da erişilemez hale getiren daha ağır yöntemin tercih edilmesi ölçülülük sorunu doğurabilir.

Sosyal Medyada İçeriğin Kaldırılması ve Erişim Sağlayıcıları Birliğinin Rolü

Sosyal medya platformundaki hukuka aykırı bir içeriğin kaldırılması için platforma yapılan kullanıcı şikayeti ile 5651 sayılı Kanun kapsamında verilen resmi karar birbirinden farklı süreçlerdir. Instagram, Facebook, X, TikTok veya YouTube gibi platformlar kendi kullanım şartları ve topluluk kuralları kapsamında, herhangi bir Türk makamı kararı bulunmadan da içeriği kaldırabilir veya hesaba yaptırım uygulayabilir.

Buna karşılık 5651 kapsamında verilen içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı kamu gücüne dayanan hukuki bir işlemdir. Kararın uygulanmasında içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, sosyal ağ sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve Erişim Sağlayıcıları Birliğinin fonksiyonları birbirinden ayrılmalıdır.

Erişim Sağlayıcıları Birliği bir mahkeme veya idari karar makamı değildir. 5651 m. 6/A uyarınca Birlik, Kanunun 8. ve 8/A maddeleri kapsamı dışındaki içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine yönelik kararların uygulanmasını sağlamak amacıyla kurulmuş özel hukuk tüzel kişisidir. İnternet servis sağlayıcıları ile internet erişim hizmeti veren işletmecilerin koordinasyonunu sağlar ve kendisine gönderilen kararların teknik olarak uygulanmasında görev üstlenir.

Özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin m. 9/A bu ayrımın açık örneğidir. Kişinin BTK’ya yaptığı başvuru üzerine Kurum, tedbir talebini uygulanmak üzere ESB’ye bildirir; erişim sağlayıcılar ilgili URL’ye yönelik tedbiri yerine getirir. ESB bu süreçte özel hayatın ihlal edilip edilmediğine ilişkin bağımsız bir yargısal değerlendirme yaparak yeni bir erişim engeli kararı vermemektedir.

Sosyal ağ sağlayıcının doğrudan kendisine yapılan şikayeti değerlendirmesi ise farklı bir işlemdir. Platform, kendi kuralları veya kanundan doğan yükümlülükleri kapsamında içeriği sisteminden kaldırabilir. Bu durumda paylaşım yalnız Türkiye’deki kullanıcılar bakımından erişilemez hale getirilmek yerine platformun kendi sunucularından kaldırılmış olabilir.

15 Ağustos 2026 itibarıyla 5651 sayılı Kanun’un Ek m. 4 hükmü, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılara m. 9/A kapsamındaki içeriklere yönelik kişilerce yapılan başvurulara en geç kırk sekiz saat içinde olumlu veya olumsuz cevap verme yükümlülüğü de yüklemektedir. Olumsuz cevabın gerekçeli olması gerekir. Bu sistemde platform başvurusu ile BTK üzerinden yürüyen m. 9/A tedbiri birbirinin aynısı değildir.

Sosyal ağ sağlayıcıların yükümlülüklerinde 2026 yılında kabul edilen ve ilerleyen bölümde ayrıca ele alınacak değişiklikler bulunduğundan, güncel başvurularda karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Ek m. 4 hükümlerinin esas alınması gerekir.

Erişimin Engellenmesi Kararının Uygulanması, Süresi ve Kaldırılması

Erişimin engellenmesi kararının ne kadar süre yürürlükte kalacağı ve hangi durumda kaldırılacağı bütün 5651 tedbirleri bakımından tek bir kurala bağlanmamıştır. Kararın dayandığı madde, karar veren makam ve tedbirin hukuki niteliği sona erme biçimini de belirler.

5651 m. 8 kapsamında ceza soruşturmasıyla bağlantılı olarak verilen kararlar bu ilişkinin en açık örneğidir. Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Cumhuriyet savcısı kararın bir örneğini Kuruma gönderir ve tedbirin kaldırılmasına ilişkin işlemler gerçekleştirilir.

Kovuşturma aşamasında suçlamanın beraat kararıyla sonuçlanması halinde de erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Böylece suç şüphesi nedeniyle alınmış koruma tedbirinin, tedbirin hukuki dayanağını oluşturan ceza yargılamasının sonucundan bağımsız biçimde süresiz devam etmesi önlenmek istenmiştir.

Bu özellik, BTK Başkanının m. 8 kapsamında verdiği idari kararlar bakımından geçmişte önemli bir anayasal tartışmaya neden olmuştur. Anayasa Mahkemesi E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararında, Başkan tarafından uygulanan bazı idari tedbirlerin ceza soruşturması sürecinde yeniden değerlendirilememesini ve yargılama mahkumiyet dışında sonuçlansa dahi tedbirin ayakta kalabilmesini eleştirmiştir. Mahkeme özellikle idari makam tarafından verilen ve nihai sonuç doğuran içerik çıkarma yetkisini bu nedenle masumiyet karinesiyle bağdaşmaz bularak iptal etmiştir.

m. 8/A kapsamındaki gecikmesinde sakınca bulunan hallerde BTK Başkanı tarafından verilen kararın devamı ise zorunlu hakim denetimine bağlıdır. Karar yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur; hakim kırk sekiz saat içinde kararını açıklamazsa tedbir kendiliğinden kalkar.

m. 9/A kapsamında kişinin BTK’ya başvurması üzerine uygulanan tedbirde de süre güvencesi bulunmaktadır. Başvuruyu yapan kişinin talebini yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin kararına sunmaması halinde tedbir kendiliğinden sona erer. Böylece idari sistem üzerinden çok hızlı biçimde uygulanan erişim engelinin, yargısal inceleme olmaksızın belirsiz süreyle devam etmesi önlenmektedir.

İçeriğin kaynak platform tarafından kaldırılması da erişim engelinin fiili gerekliliğini etkileyebilir. Ancak içeriğin silinmesi her tür karar bakımından kanunen aynı şekilde otomatik hükümsüzlük sonucu doğurduğu şeklinde genelleştirilemez. Kararın dayandığı hüküm ve uygulanma nedeni ayrıca incelenmelidir.

Erişimin engellenmesi kararının kaldırılması değerlendirilirken gözetilmesi gereken ilk husus, kararın hangi maddeye ve hangi makamın yetkisine dayandığıdır. Ceza soruşturmasına bağlı m. 8 tedbiri, acil idari müdahaleyi düzenleyen m. 8/A ve özel hayatı koruyan m. 9/A aynı sona erme ve yargısal denetim rejimine sahip değildir.

Erişim Engeli Kararına Karşı Hangi Hukuki Yola Başvurulur?

Erişimin engellenmesi kararına karşı kullanılacak hukuki yol, kararın yalnız sonucuna bakılarak belirlenemez. Öncelikle kararın 5651 sayılı Kanun’un hangi maddesine dayandığı ve hakim, mahkeme, Cumhuriyet savcısı veya BTK Başkanı tarafından mı verildiği tespit edilmelidir. Kanunun farklı maddelerinde adli koruma tedbirleri ile idari kararlar yan yana bulunduğundan bütün erişim engelleri için tek bir başvuru yolu bulunmamaktadır.

5651 m. 8 kapsamında hakim tarafından verilen erişimin engellenmesi kararlarına ve Kanunun itiraza imkan tanıdığı mahkeme kararlarına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna başvurulabilir. Cumhuriyet savcısının gecikmesinde sakınca bulunan halde verdiği karar ise zaten kanun gereği yirmi dört saat içinde hakim onayına sunulmak zorundadır.

5651 m. 8/A kapsamında hakim tarafından doğrudan verilen kararlar ile gecikmesinde sakınca bulunan halde BTK Başkanı tarafından verilen ve sonradan sulh ceza hakiminin onayına sunulan kararlar bakımından da yargısal denetim ve CMK’daki itiraz sistemi önem taşır. Anayasa Mahkemesinin Artı Media kararına konu olayda BTK’nın m. 8/A uyarınca verdiği idari tedbir sulh ceza hakimince onaylanmış, yayın kuruluşunun bu karara karşı yaptığı itiraz başka bir sulh ceza hakimliği tarafından incelenmiştir.

İtiraz süresi konusunda eski tarihli kaynaklara dikkat edilmelidir. 7499 sayılı Kanunla CMK m. 268 değiştirilmiş ve daha önce yedi gün olan genel itiraz süresi iki haftaya çıkarılmıştır. Yeni süre 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanmaktadır. Güncel bir erişim engeli kararına karşı hazırlanacak başvuruda eski yedi günlük süre esas alınmamalıdır.

BTK Başkanının m. 8/4 kapsamında resen verdiği erişimin engellenmesi kararları ise farklı bir hukuki nitelik taşır. Bu kararlar bir sulh ceza hakiminin verdiği koruma tedbiri değil, doğrudan idari makam tarafından tesis edilen işlemlerdir. Nitekim TİB döneminde m. 8/4 kapsamında verilen resen erişim engeli işleminin iptali istemiyle açılan dava Danıştay Onüçüncü Dairesi önüne taşınmış; anılan Daire, uygulanacak kanun hükmünü Anayasa Mahkemesine götürmüştür. Bu tür doğrudan idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetiminde idari yargı yolu ayrıca değerlendirilmelidir.

Özel hayatın gizliliğine ilişkin m. 9/A kapsamında sulh ceza hakiminin verdiği kararlar bakımından da CMK hükümlerindeki itiraz yolu kullanılabilir. İtirazda yalnız içeriğin hukuka uygunluğu değil; tedbirin kanuni şartlarının bulunup bulunmadığı, doğru URL’ye uygulanıp uygulanmadığı, kapsamının gereğinden fazla geniş tutulup tutulmadığı ve özel hayat ile ifade özgürlüğü arasındaki dengenin kurulup kurulmadığı da tartışılabilir.

Erişim engeline karşı başvuruda ilk işlem, kararın dayanak maddesini ve karar veren makamı belirlemek olmalıdır. Sulh ceza hakimi kararı için öngörülen itiraz yolu ile BTK Başkanının doğrudan tesis ettiği idari işleme karşı kullanılacak hukuki yol aynı değildir. Olağan başvuru yollarının tüketilmesinden sonra temel hak ihlalinin devam ettiği hallerde Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun şartları da ayrıca değerlendirilebilir.

Erişimin Engellenmesinde İfade ve Basın Özgürlüğü ile Ölçülülük Denetimi

5651 sayılı Kanunda erişimin engellenmesine imkan tanıyan bir hükmün bulunması, kanundaki şartlardan birinin zikredildiği her olayda müdahaleyi kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez. İnternet yayınına erişimin engellenmesi aynı zamanda Anayasa’da güvence altına alınan ifade özgürlüğüne ve yayın haber niteliğindeyse basın özgürlüğüne müdahale oluşturabilir.

Anayasal denetimde müdahalenin kanuni bir temele dayanması, meşru amaç taşıması, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması ve ölçülülük ilkesini karşılaması gerekir. Erişimin engellenmesine neden olan yayın ile korunmak istenen hukuki değer arasında somut ilişki kurulması da bu değerlendirmenin parçasıdır.

Özellikle 5651 m. 8/A bakımından “milli güvenlik”, “kamu düzeni” veya “suç işlenmesinin önlenmesi” ifadelerinin kararda tekrar edilmesi tek başına yeterli gerekçe oluşturmaz. Anayasa Mahkemesi bu yolu gecikmesinde sakınca bulunan ve ivedi müdahale gerektiren haller için düzenlenmiş istisnai bir mekanizma olarak kabul etmektedir. Yayının neden acil bir tehlike meydana getirdiğinin ve tedbir alınmaması halinde hangi hukuki değerin zarar göreceğinin ortaya konulması gerekir.

Wikimedia Foundation kararında iki URL’de bulunan içerik nedeniyle Wikipedia’nın tamamının erişime engellenmesi bu açıdan incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, internet sitesinin bütününe yönelik müdahalenin zorunluluğunu ortaya koyan yeterli gerekçe bulunmadığını ve 8/A’daki istisnai yolun şartlarının somutlaştırılmadığını değerlendirerek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Artı Media kararında da BTK tarafından m. 8/A kapsamında verilen ve sulh ceza hakimince onaylanan erişim engeli incelenmiş; idari makam ile hakimliklerin yayının içeriğini müdahalenin dayandığı kamusal menfaatle yeterli biçimde ilişkilendirmemeleri eleştirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu tür hızlı tedbirlerde en azından içeriğin ilk bakışta müdahaleyi haklı gösterecek ağırlıkta olduğunun ortaya konulmasını aramaktadır.

Ölçülülük yalnız erişim engelinin verilip verilmemesiyle sınırlı değildir. Müdahalenin kapsamı da ölçülü olmalıdır. Tek bir URL’nin engellenmesi ihlali sona erdirebilecekse alan adının tamamının erişime kapatılması, hukuka uygun başka içeriklerin de kullanıcılar açısından erişilemez hale gelmesine neden olur. Daha dar bir tedbirle aynı amaca ulaşılması mümkünken daha ağır müdahalenin tercih edilmesi ayrıca gerekçelendirilmelidir.

Bu denge erişim engeli isteyen kişinin haklarının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Özel hayat, yaşam hakkı, kişilerin güvenliği veya başka anayasal değerler de etkili biçimde korunmalıdır. Hukuki denetimin amacı iki haktan birini peşinen üstün saymak değil, internet yayınına yapılan müdahalenin somut olayda gerçekten gerekli ve orantılı olup olmadığını belirlemektir.

2026 Değişiklikleri: 1 Kasım 2026’da Yürürlüğe Girecek Yeni Sosyal Ağ Kuralları

5651 sayılı Kanunda 2026 yılında yapılan değişikliklerin bir bölümü bu makalenin hazırlandığı 15 Ağustos 2026 tarihinde henüz yürürlükte değildir. 22 Nisan 2026 tarihinde kabul edilen 7578 sayılı Kanun, 1 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış; Kanunun 5651 sayılı Kanunu değiştiren 22. maddesinin yayımından altı ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Bu nedenle ilgili hükümler 1 Kasım 2026 tarihinde uygulanmaya başlayacaktır.

Değişikliklerden biri 5651 Ek m. 4’te sosyal ağ sağlayıcılara yapılan bireysel başvurulara ilişkindir. Mevcut üçüncü fıkrada yer alan ve başvuru yükümlülüğünü “9 uncu ve 9/A maddeleri kapsamındaki içeriklere” bağlayan ibare 1 Kasım 2026’da madde metninden çıkarılacaktır. Böylece sosyal ağ sağlayıcıların kişiler tarafından 5651 kapsamında yapılan başvurulara cevap verme yükümlülüğünün metinsel kapsamı yeniden düzenlenmiş olacaktır.

Erişimin engellenmesi bakımından daha dikkat çekici değişiklik ise Türkiye’den günlük erişimi on milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıları ilgilendirmektedir. Yeni Ek m. 4/22 uyarınca bu büyüklükteki sosyal ağ sağlayıcılar, 5651 m. 8/A kapsamında gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen kararların gereğini derhal ve en geç bir saat içinde uygulamakla yükümlü olacaktır.

Aynı değişiklikle eklenen fıkraya göre Türkiye’den günlük erişimi on milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcı, 5651 sayılı Kanun uyarınca verilen içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararlarına konu yayının kendi internet sitesinde yayınlanmaması için gerekli her türlü tedbiri almakla da yükümlü hale gelecektir. Böylece yükümlülük yalnız kendisine bildirilen belirli erişim engeli kararının teknik olarak yerine getirilmesinden daha geniş bir içerik kontrolü boyutu kazanacaktır.

Bu hükümler bakımından tarih ayrımı önemlidir. 15 Ağustos 2026 itibarıyla bir saatlik uygulama süresi ve yeni yayın önleme yükümlülüğü henüz yürürlükte değildir. 1 Kasım 2026’dan önce meydana gelen uyuşmazlıklarda gelecekte yürürlüğe girecek Ek m. 4 hükümlerinin mevcut yükümlülük gibi kullanılması doğru olmaz.

Hangi İnternet İçeriğinde Hangi Erişim Engelleme Yolu Kullanılır?

İnternet içeriğinin hukuka aykırı olduğu düşüncesi tek başına 5651 sayılı Kanunda öngörülen bütün erişim engelleme yollarından yararlanılabileceği anlamına gelmez. Her mekanizmanın farklı hukuki sebebi, karar makamı ve denetim yöntemi bulunmaktadır.

5651 m. 8 kapsamındaki katalog suçlardan birini oluşturduğu konusunda yeterli şüphe bulunan yayınlarda m. 8 sistemi değerlendirilir. Soruşturma ve kovuşturma sürecindeki hakim, mahkeme ve belirli şartlarda Cumhuriyet savcısı yetkileri yanında BTK Başkanının m. 8/4 kapsamındaki resen erişimin engellenmesi yetkisinin bulunabileceği de göz önünde tutulmalıdır. İnternet üzerinden işlendiği ileri sürülen her suç m. 8 kapsamına girmez.

Yaşam hakkı, kişilerin can ve mal güvenliği, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunmasıyla bağlantılı ve ivedi müdahale gerektiren yayınlarda m. 8/A uygulanabilir. Hakim doğrudan karar verebileceği gibi gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlığın talebi üzerine BTK Başkanı da içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verebilir. İdari kararın devamı zorunlu hakim denetimine bağlıdır.

İnternet yayınının özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği hallerde m. 9/A özel koruma mekanizmasıdır. Kişinin BTK’ya başvurması üzerine hızlı bir erişim engeli süreci işletilebilir; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde BTK Başkanının doğrudan karar yetkisi de bulunmaktadır. Şeref ve itibarın zedelenmesi ile özel hayatın gizliliğinin ihlali aynı kavramlar değildir.

Hakaret, gerçek dışı haber, şeref veya itibara saldırı gibi genel kişilik hakkı ihlallerinde ise eski 5651 m. 9 yolu artık kullanılamaz. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı yürürlüğe girmiş ve m. 9 hukuk sisteminden çıkmıştır. Somut olayın özelliklerine göre içerik veya platform başvuruları, Türk Medeni Kanunu kapsamındaki kişilik hakkının korunmasına ilişkin davalar, tazminat yolları ve fiil suç oluşturuyorsa ceza hukuku mekanizmaları değerlendirilmelidir. Sırf eski m. 9 mevcut olmadığı için olayın m. 9/A kapsamındaki özel hayat ihlali olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

Bir erişim engeli zaten verilmişse ilk inceleme kararın hangi maddeye dayandığı, hangi makam tarafından verildiği ve müdahalenin hangi internet adreslerini kapsadığı üzerinde yapılmalıdır. Sulh ceza hakimliği kararı, Cumhuriyet savcısının geçici tedbiri, m. 8/A kapsamında BTK Başkanı tarafından verilen ve hakim onayına tabi karar ile m. 8/4 kapsamında doğrudan tesis edilen idari işlem aynı hukuki rejime tabi değildir.

Erişimin engellenmesi bu nedenle tek bir dilekçe veya tek bir makam üzerinden yürüyen yeknesak bir internet hukuku tedbiri değildir. İçeriğin niteliği doğru belirlenmeden seçilen hukuki yol, başvurunun yanlış maddeye veya yanlış karar makamına yönelmesine neden olabilir. 5651 sayılı Kanunun güncel sisteminde sağlıklı değerlendirme; müdahalenin sebebi, karar yetkisi, teknik kapsamı ve yargısal denetim mekanizmasının birlikte incelenmesini gerektirir.

Kaynaklar: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 7418 sayılı Kanun, 7499 sayılı Kanun, 7578 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi E.2015/76 K.2017/153 sayılı kararı, Anayasa Mahkemesi E.2020/76 K.2023/172 sayılı kararı, Wikimedia Foundation Inc. ve diğerleri kararı, Artı Media GmbH kararı.

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1