İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

TCK m. 265 Görevi Yaptırmamak İçin Direnme

31.08.2026
27
TCK m. 265 Görevi Yaptırmamak İçin Direnme

Görevi yaptırmamak için direnme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesinde kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. Suç, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemek amacıyla kendisine karşı cebir veya tehdit kullanılmasını cezalandırır.

TCK m. 265 kapsamında yalnızca kamu görevlisiyle tartışılması, verilen talimata uyulmaması veya görevin yerine getirilmesinden rahatsızlık duyulması yeterli değildir. Kanuni tanım, görevi engellemeye yönelik amaç ile cebir veya tehdit unsurunun birlikte bulunmasını aramaktadır. Bu unsurlardan biri gerçekleşmemişse fiilin başka bir suç veya idari yaptırım oluşturması mümkün olsa da görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluştuğu kabul edilemez.

İçindekiler

TCK m. 265’in Kanuni Düzenlemesi

TCK m. 265/1 uyarınca kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi cezalandırılır. Kanun böylece suçun maddi hareketlerini cebir ve tehdit ile sınırlandırmış, aynı zamanda bu davranışların belirli bir amaçla gerçekleştirilmesini şart koşmuştur.

Suçun temel biçiminde fail bakımından özel bir sıfat aranmaz. Herhangi bir kişi, kanundaki diğer şartların gerçekleşmesi halinde suçun faili olabilir. Fiilin yöneldiği kişinin ise kamu görevlisi olması ve müdahalenin kamu görevinin yerine getirilmesiyle bağlantılı bulunması gerekir.

Suçla Korunan Hukuki Değer

TCK m. 265 ile kamu görevinin cebir veya tehdit altında kalmadan yürütülmesi korunmaktadır. Kamu görevlisine yönelen davranış aynı zamanda kamu faaliyetinin yerine getirilmesini engellemeyi hedeflediği için suç yalnızca kişinin beden bütünlüğü veya irade özgürlüğü üzerinden değerlendirilmez.

Kamu görevlisinin görevi nedeniyle cebir veya tehditle karşılaşması, kamu hizmetinin yürütülmesini de etkiler. Bu nedenle suç, Türk Ceza Kanunu’nun kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlara ilişkin bölümünde düzenlenmiştir.

Kamu Görevlisi Kavramı

TCK bakımından kamu görevlisi kavramı yalnızca klasik anlamdaki devlet memurlarından ibaret değildir. Kamusal faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme veya başka bir yöntemle sürekli, süreli ya da geçici olarak katılan kişiler kanundaki şartlar dahilinde kamu görevlisi sayılabilir.

TCK m. 265 kapsamında değerlendirme yapılırken mağdurun yalnızca meslek veya kurum adı esas alınmamalıdır. Kişinin gerçekleştirdiği faaliyetin kamusal niteliği ve suç tarihinde üstlendiği görevin hukuki statüsü belirlenmelidir.

Kamu Görevlisinin Görevini Yapıyor Olması

Fiilin kamu görevlisine yönelmiş olması tek başına TCK m. 265’in uygulanmasına yetmez. Cebir veya tehdidin kişinin kamu göreviyle bağlantılı olarak gerçekleştirdiği işi engellemeye yönelik olması gerekir.

Örneğin kamu görevlisiyle tamamen kişisel bir uyuşmazlık nedeniyle yaşanan kavga, mağdurun kamu görevlisi olması sebebiyle kendiliğinden görevi yaptırmamak için direnme suçuna dönüşmez. Kamu görevi ile failin cebir veya tehdit içeren davranışı arasında amaçsal bir bağlantı bulunmalıdır.

Suçun Cebir veya Tehdit ile İşlenebilmesi

TCK m. 265 seçimlik hareketli bir suçtur. Fail kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir kullanabileceği gibi tehdit yoluna da başvurabilir. Her iki hareketin birlikte gerçekleştirilmesi şart değildir.

Kanunda cebir veya tehdit dışında bağımsız bir direnme biçimi düzenlenmemiştir. Bu nedenle yalnızca itiraz etmek, verilen emre uymamak veya kamu görevlisinin işlemini sözlü biçimde eleştirmek, cebir veya tehdit niteliğine ulaşmadığı sürece TCK m. 265’in maddi unsurunu oluşturmaz.

Kamu Görevlisinin Görevini Yapmasını Engelleme Amacı

Görevi yaptırmamak için direnme suçunu kamu görevlisine karşı işlenebilecek diğer suçlardan ayıran unsurlardan biri failin hareket amacıdır. Cebir veya tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemek amacıyla kullanılmalıdır.

Failin kamu görevlisine yönelik öfkesi, kişisel husumeti veya görev nedeniyle sonradan duyduğu tepki tek başına TCK m. 265 kapsamında değerlendirme yapılmasını sağlamaz. Davranışın gerçekleştiği zaman, söylenen sözlerin içeriği ve kamu görevlisinin o sırada yerine getirdiği görev birlikte incelenmelidir.

Failde Aranan Görevi Engelleme Amacı

Kanuni tanımda yer alan amaç unsuru nedeniyle failin cebir veya tehdidi hangi nedenle kullandığının belirlenmesi gerekir. Kolluk görevlisinin yakalama işlemini gerçekleştirmesini, belediye görevlisinin denetim yapmasını veya başka bir kamu görevlisinin görev alanındaki işlemi tamamlamasını önlemek amacıyla kullanılan cebir veya tehdit bu kapsamda değerlendirilebilir.

Görevin fiilen engellenmiş olması ise suçun oluşması için her olayda zorunlu değildir. Failin görevi engelleme amacıyla kanunda belirtilen cebir veya tehdit hareketini gerçekleştirmesi yeterlidir. Kamu görevlisinin buna rağmen görevini tamamlaması, tek başına suçun oluşmasını ortadan kaldırmaz.

Görev Başlamadan Önce Gerçekleştirilen Fiiller

Cebir veya tehdidin mutlaka kamu görevlisinin fiilen işe başlamasından sonra gerçekleştirilmesi gerekmez. Kamu görevlisinin yapacağı belirli bir görevi engellemek amacıyla önceden tehdit edilmesi de şartları varsa TCK m. 265 kapsamında değerlendirilebilir.

Örneğin gerçekleştirileceği bilinen bir denetimin yapılmasını önlemek amacıyla yetkili kamu görevlisinin tehdit edilmesi ile görev sırasında aynı tehdidin yöneltilmesi arasında suçun amacı bakımından zorunlu bir farklılık bulunmaz. Her iki durumda da failin belirli kamu görevinin yerine getirilmesini önlemeye yönelik iradesi araştırılır.

Görevin İfası Sırasında Direnme

TCK m. 265’in en sık karşılaşılan görünümü, kamu görevlisinin görevi yerine getirdiği sırada cebir veya tehditle karşılaşmasıdır. Yakalama, denetim, tahliye, haciz, tebligat veya benzeri kamu faaliyetleri sırasında görevlinin hareket etmesini önlemek amacıyla fiziksel güç kullanılması suç kapsamında değerlendirilebilir.

Bununla birlikte kamu görevlisinin yaptığı işlemin niteliği ve failin davranışının gerçekten görevi engellemeye yönelik olup olmadığı somut olay üzerinden belirlenmelidir. Kamu görevlisiyle aynı yerde yaşanan her fiziksel temas veya sözlü tartışma doğrudan TCK m. 265 olarak nitelendirilemez.

Görev Tamamlandıktan Sonra Gerçekleştirilen Eylemler

Kamu görevinin tamamlanmasından sonra yalnızca öç alma, kızgınlık veya kişisel tepki nedeniyle gerçekleştirilen cebir ya da tehditte görevi yaptırmama amacı bulunmayabilir. Böyle bir durumda fiilin niteliğine göre yaralama, tehdit veya başka bir suçun unsurları ayrıca değerlendirilir.

Buna karşılık tamamlanmış bir görevden sonra gerçekleştirilen tehdit, aynı kamu görevlisinin daha sonra yerine getireceği başka bir görevi engellemeyi hedefliyorsa olay yalnızca geçmişteki göreve yönelik tepki olarak görülemez. Söylenen sözlerin içeriği ve failin hangi kamu faaliyetini engellemek istediği belirlenmelidir.

Öfke veya Tepki ile Görevi Engelleme Kastının Ayrılması

Bir kamu görevlisinin yaptığı işleme öfkelenmek ile o görevin yapılmasını cebir veya tehditle engellemeye çalışmak aynı hukuki anlama gelmez. Özellikle ani tartışmalarda kullanılan sözlerin görevlinin işlem yapmasını önlemeye mi yoksa yalnızca yaşanan olaya tepki göstermeye mi yönelik olduğu incelenmelidir.

Bu değerlendirmede sözlerin söylendiği an, tarafların konumu, kamu görevlisinin yürüttüğü işlem ve olayın devamındaki davranışlar birlikte ele alınmalıdır. Görevi engelleme amacı ispatlanmadan yalnızca kamu görevlisine yönelik sert tepki nedeniyle TCK m. 265 kapsamında mahkumiyet kurulması suçun amaç unsurunu göz ardı eder.

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunda Cebir ve Tehdit

TCK m. 265’in maddi unsurunun oluşabilmesi için kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit kullanılması gerekir. Kanunda bunların dışında bağımsız bir “direnme” hareketi düzenlenmemiştir. Failin davranışının kamu görevlisinin işini zorlaştırması veya görev süresini uzatması tek başına yeterli değildir.

TCK m. 265 Anlamında Cebir

Cebir, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemek amacıyla kendisine karşı fiziksel güç kullanılmasını ifade eder. Görevliyi itmek, tutmak, hareket etmesini fiziksel olarak engellemek veya bedensel güç kullanarak görevinden vazgeçirmeye çalışmak somut olayın özelliklerine göre cebir kapsamında değerlendirilebilir.

Cebrin mutlaka ağır bir yaralanmaya neden olması gerekmez. Bununla birlikte her temasın cebir sayılması da mümkün değildir. Fiziksel hareketin niteliği, yöneldiği kişi ve kamu görevinin yerine getirilmesini engelleme amacı birlikte değerlendirilmelidir.

Fiziksel Temasın Bulunmadığı Davranışlar

Failin kamu görevlisine hiç temas etmediği bir olayda cebir unsurundan söz edilemeyebilir ancak kullanılan sözler veya davranışlar tehdit niteliği taşıyorsa suç yine oluşabilir. Cebir ve tehdit seçimlik hareketler olduğundan ikisinin birlikte bulunması aranmaz.

Fiziksel temas bulunmayan her davranışın tehdit olduğu da kabul edilemez. Failin sözlerinin veya hareketlerinin kamu görevlisine yönelik bir kötülük bildirimini içerip içermediği ve görevin yapılmasını engellemek amacıyla kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır.

Tehdidin Görevi Engellemeye Yönelik Olması

TCK m. 265 kapsamındaki tehdit, kamu görevlisinin görevini gerçekleştirmesini önlemek amacıyla kullanılan araçtır. Bu nedenle tehdidin içeriği kadar hangi amaçla söylendiği de belirleyicidir.

“Bu işlemi yaparsan sana zarar veririm” anlamına gelen sözlerle kamu görevlisinin görevinden vazgeçirilmek istenmesi ile görev tamamlandıktan sonra kişisel öfkeyle söylenen tehdit sözleri aynı biçimde değerlendirilmez. İkinci durumda şartları mevcutsa tehdit suçu bağımsız olarak değerlendirilebilir.

Sözlü İtiraz ve Tartışmanın Suç Oluşturmaması

Kişinin kamu görevlisinin işlemine itiraz etmesi, işlemin hukuka aykırı olduğunu söylemesi, sesini yükseltmesi veya tartışmaya girmesi tek başına TCK m. 265 kapsamında yeterli değildir. Sözlerin ayrıca tehdit niteliğine ulaşması veya davranışın cebir oluşturması gerekir.

Sert veya kaba ifadelerin kullanılması da her olayda direnme suçuna dönüşmez. Söylenen söz hakaret niteliğindeyse hakaret suçu yönünden ayrı bir değerlendirme yapılabilir ancak TCK m. 265 bakımından cebir veya tehdit şartı ayrıca aranır.

Pasif Direnme ve Emre Uymama

Yalnızca kamu görevlisinin emrine uymamak, bulunduğu yerden ayrılmamak, oturmak, yere uzanmak veya işlem yapılmasına rıza göstermediğini açıklamak gibi pasif davranışlar, kendilerine ayrıca cebir veya tehdit eşlik etmediği sürece TCK m. 265’teki seçimlik hareketleri oluşturmaz.

Pasif davranışın ilerleyen aşamada kamu görevlisine yönelik fiziksel güç kullanımına dönüşmesi halinde değerlendirme değişebilir. Bu nedenle olay bir bütün halinde değil, hareketlerin hangi aşamada ve hangi nitelikte gerçekleştirildiği ayrıştırılarak incelenmelidir.

Kaçma veya Uzaklaşmaya Çalışma

Kişinin kamu görevlisinden kaçması veya yakalanmamak amacıyla uzaklaşmaya çalışması da tek başına cebir veya tehdit değildir. Ancak kaçış sırasında görevliyi itmek, darp etmek veya tehdit ederek müdahaleyi engellemek gibi davranışların bulunması halinde TCK m. 265’in şartları ayrıca değerlendirilir.

Görevin fiilen zorlaşması ile kanunda aranan cebir veya tehdidin gerçekleşmesi birbirinden ayrılmalıdır. Ceza sorumluluğu, kamu görevlisinin görevi sırasında güçlük yaşamış olmasına değil, failin görevini engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanıp kullanmadığına dayanır.

Kamu Görevlisinin Yetkisi ve Yapılan Görevin Hukuka Uygunluğu

TCK m. 265 kapsamında ceza sorumluluğu değerlendirilirken kamu görevlisinin yalnızca görev sıfatına sahip olması yeterli değildir. Cebir veya tehdidin, kamu görevlisinin yerine getirmekte olduğu görevle bağlantılı olması gerekir. Kamu görevlisinin yetki alanı dışında veya tamamen kişisel bir ilişki içinde gerçekleştirdiği davranışlara yönelik tepki, sırf mağdurun kamu görevlisi olması nedeniyle görevi yaptırmamak için direnme suçuna dönüşmez.

Bununla birlikte kamu görevlisinin yaptığı işlemin hukuka aykırı olduğu iddiası, kişiye otomatik olarak cebir veya tehdit kullanma hakkı vermez. İşlemin hukuka aykırılığı ile kullanılan fiziksel gücün ceza hukuku bakımından meşru olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kamu Görevlisinin Görev Alanı İçinde Hareket Etmesi

Direnme suçunun oluşabilmesi için engellenmek istenen faaliyetin kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olması gerekir. Kolluk görevlisinin yakalama veya arama işlemi, belediye görevlisinin denetimi, icra işlemleri veya başka bir kamusal faaliyetin yürütülmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Kamu görevlisinin göreviyle hiçbir bağlantısı bulunmayan kişisel davranışına karşı gerçekleştirilen cebir veya tehdit ise TCK m. 265 yerine fiilin niteliğine uygun başka suçlar kapsamında ele alınabilir. Görev bağlantısının kurulamadığı bir olayda mağdurun mesleki sıfatı tek başına yeterli değildir.

Yetkisiz veya Görev Dışı Müdahaleler

Kamu görevlisinin hukuken sahip olmadığı bir yetkiyi kullandığı veya görev alanının dışına çıktığı ileri sürülüyorsa müdahalenin hukuki dayanağı araştırılmalıdır. Görevin kapsamı mevzuat, görev tanımı, işlem tutanakları ve olayın gerçekleşme biçimi üzerinden belirlenebilir.

Yetki aşımının bulunması halinde kamu görevlisinin davranışının niteliğine göre görevi kötüye kullanma veya başka bir hukuki sorumluluk ayrıca değerlendirilebilir. Ancak kamu görevlisinin yetkisini aştığı iddiası, karşı tarafın kullandığı her türlü cebir veya tehdidi kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez.

Hukuka Aykırı İşleme Karşı Tepki

Kişinin hukuka aykırı olduğunu düşündüğü bir kamu işlemine karşı itiraz etmesi ile kamu görevlisine cebir veya tehdit kullanması farklı hukuki davranışlardır. İtiraz, şikayet, idari başvuru veya yargı yoluna başvurma imkanının bulunması, kişinin işlemin hukuka uygunluğunu kabul ettiği anlamına gelmez. Buna karşılık işlemin hukuka aykırı olduğu düşüncesi tek başına fiziksel müdahaleyi meşru kılmaz.

Ceza davasında kamu görevlisinin hangi işlemi yaptığı, bu işlem için yetkisinin bulunup bulunmadığı ve sanığın hangi davranışla karşılık verdiği ayrı ayrı belirlenmelidir.

Kolluk Müdahalelerinde Yetki ve Ölçülülük

Görevi yaptırmamak için direnme suçunun sık görüldüğü alanlardan biri kolluk müdahaleleridir. Yakalama, üst veya araç araması, kimlik tespiti ve zor kullanma sırasında taraflar arasında fiziksel temas meydana gelebilir. Bu olaylarda yalnızca düzenlenen olay tutanağıyla yetinilmeden müdahalenin başlangıcı ve gelişimi ortaya çıkarılmalıdır.

Kolluğun kanuni yetkisini kullanması sırasında kişinin görevliyi itmesi, vurması veya tehdit etmesi TCK m. 265 kapsamında değerlendirilebilir. Buna karşılık kolluğun müdahalesinin sınırını aşması halinde sanığın davranışının hangi aşamada gerçekleştiği önem kazanır. Kamera görüntüleri, sağlık raporları ve tarafsız tanık anlatımları olayın kronolojisinin belirlenmesinde etkili olabilir.

Hukuka Aykırı Müdahaleye Karşı Meşru Savunma

Kamu görevlisinin davranışı kişiye yönelmiş haksız bir saldırı niteliğine ulaşmışsa TCK m. 25’te düzenlenen meşru savunma hükümleri değerlendirilebilir. Meşru savunma için gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırının bulunması ve savunmanın saldırıyla orantılı olması gerekir.

Bu nedenle hukuka aykırı idari işlem ile haksız saldırı kavramları birbirine karıştırılmamalıdır. Bir tutanağın, cezanın veya idari kararın hukuka aykırı olduğu düşüncesi tek başına meşru savunma hakkı doğurmaz. Buna karşılık kamu görevlisinin görevin sınırlarını aşarak kişiye haksız fiziksel saldırıda bulunması halinde karşı hareketin zorunluluğu ve orantısı ayrıca değerlendirilmelidir.

Kamu Görevlisinin Yetkisini Aşmasının Ceza Sorumluluğuna Etkisi

Görevin hukuki sınırlarının aşılması, TCK m. 265 bakımından değerlendirilmesi gereken maddi olayın niteliğini değiştirebilir. Kamu görevlisinin görev sırasında hukuka aykırı davranması ile tamamen görev dışına çıkarak kişisel saldırıda bulunması aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Savunmada kamu görevlisinin sıfatı kadar gerçekleştirdiği somut fiilin görev kapsamında kalıp kalmadığı da araştırılmalıdır. Özellikle karşılıklı yaralanmanın bulunduğu olaylarda ilk fiziksel müdahalenin kimden geldiği ve daha sonraki hareketlerin hangi amaçla gerçekleştirildiği belirlenmeden yalnızca sanığın kamu görevlisine fiziksel temas ettiği gerekçesiyle değerlendirme yapılması eksik kalır.

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunun Nitelikli Halleri

TCK m. 265, suçun temel biçiminin yanında kamu görevlisinin sıfatı ve fiilin işleniş biçimi nedeniyle daha ağır cezayı gerektiren halleri ayrıca düzenlemiştir. Nitelikli hallerin uygulanabilmesi için her birinin kanuni şartlarının somut olayda gerçekleştiğinin ispatlanması gerekir.

Yargı Görevi Yapan Kişilere Karşı İşlenmesi

TCK m. 265/2 uyarınca suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde temel suçtan farklı olarak iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

TCK m. 6’da yargı görevi yapan kişiler ayrıca tanımlanmıştır. Yüksek mahkemeler ile adli ve idari mahkemelerin üye ve hakimleri, Cumhuriyet savcıları ve avukatlar bu kapsamda yer alır. Nitelikli halin uygulanması için fiilin kişinin yargısal görevinin yerine getirilmesini engelleme amacıyla gerçekleştirilmesi gerekir.

Hakim, Cumhuriyet Savcısı ve Avukata Karşı Direnme

Hakim veya Cumhuriyet savcısının yerine getirdiği yargısal görevin cebir veya tehditle engellenmeye çalışılması TCK m. 265/2 kapsamında değerlendirilir. Aynı düzenleme, TCK m. 6’daki tanım nedeniyle görevini yerine getiren avukatlara yönelik fiiller bakımından da önem taşır.

Mağdurun hakim, savcı veya avukat olması tek başına artırımlı hükmün uygulanması için yeterli değildir. Fiilin yargı görevinin yapılmasını engelleme amacıyla gerçekleştirilmesi gerekir. Kişisel uyuşmazlık nedeniyle gerçekleşen bağımsız cebir veya tehdit eylemleri, mağdurun mesleği nedeniyle otomatik olarak TCK m. 265/2 kapsamına girmez.

Failin Kendisini Tanınmayacak Hale Koyması

Suçun failin kendisini tanınmayacak hale koyması suretiyle işlenmesi halinde TCK m. 265/3 uyarınca verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. Bu nitelikli hal, failin kimliğinin tespit edilmesini güçleştirecek biçimde görünüşünü değiştirmesiyle bağlantılıdır.

Yalnızca yüzün kısmen kapalı olması nedeniyle doğrudan bu hükme başvurulmamalıdır. Failin kendisini tanınmayacak hale getirip getirmediği, kullanılan aracın niteliği ve olayın gerçekleşme koşulları üzerinden değerlendirilmelidir.

Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi

TCK m. 265/3’te düzenlenen diğer nitelikli hal, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Bu halde de ceza üçte bir oranında artırılır.

Olay yerinde birden fazla kişinin bulunması veya topluluk içinde hareket edilmesi tek başına yeterli değildir. Nitelikli halin uygulanabilmesi için birden fazla kişinin cebir veya tehdit içeren direnme fiiline birlikte katıldığının ortaya konulması gerekir. Yalnızca yanında bulunmak, sözlü itiraz etmek veya olayları izlemek TCK m. 265/3 anlamında birlikte işleme sonucunu doğurmaz.

Silahla İşlenmesi

Görevi yaptırmamak için direnme suçunun silahla işlenmesi halinde TCK m. 265/4 uyarınca önceki fıkralara göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır. Silah kavramının kapsamı TCK m. 6’daki genel tanıma göre belirlenir.

Silahın olay yerinde bulunması ile direnme suçunun silahla işlenmesi aynı şey değildir. Silahın cebir veya tehdidin gerçekleştirilmesinde kullanılması veya suçun icrasıyla bağlantısının kurulması gerekir.

Suç Örgütünün Korkutucu Gücünden Yararlanılması

Failin var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemeye çalışması da TCK m. 265/4 kapsamında yarı oranında ceza artırımına neden olur.

Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için yalnızca bir örgütün adının söylenmesiyle yetinilmemeli, cebir veya tehdidin örgütün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği incelenmelidir.

Birden Fazla Nitelikli Halin Aynı Olayda Bulunması

Bir direnme eyleminde birden fazla nitelikli hal birlikte ortaya çıkabilir. Örneğin birden fazla kişinin birlikte ve silahla direnmesi halinde TCK m. 265/3 ile m. 265/4’ün uygulanma şartları ayrı ayrı değerlendirilir.

Nitelikli hal kabulü doğrudan ceza miktarını etkilediğinden, kişinin yalnızca olay yerinde bulunması, yanında bir eşya taşıması veya topluluk içinde hareket etmesi üzerinden artırım yapılamaz. Her artırıcı nedenin fiille bağlantısının somut delillerle kurulması gerekir.

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ile Yaralama, Tehdit ve Hakaret Suçları Arasındaki İlişki

TCK m. 265’in cebir veya tehdit yoluyla işlenmesi, aynı olayda kasten yaralama, tehdit veya hakaret suçlarının da tartışılmasına neden olabilir. Aynı davranış nedeniyle birden fazla ceza verilmemesi için hangi fiilin direnme suçunun unsuru olduğu, hangi hareketin bağımsız suç oluşturduğu ayrılmalıdır.

Cebrin Aynı Zamanda Yaralama Niteliği Taşıması

Görevi yaptırmamak için direnme suçundaki cebir, kamu görevlisine yönelik fiziksel güç kullanımını içerir. İtme, vurma veya benzeri davranışlar aynı zamanda kasten yaralama suçunun maddi görünümüne yaklaşabilir.

Kanun koyucu bu ilişkiyi TCK m. 265/5’te özel olarak düzenlemiştir. Buna göre direnme suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi halinde ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.

Basit Cebrin Direnme Suçu İçinde Değerlendirilmesi

TCK m. 265’in cebir unsurunu meydana getiren ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama düzeyine ulaşmayan fiziksel hareketler bakımından, aynı cebir nedeniyle ayrıca yaralama cezası verilmesi ile direnme suçunun unsuru arasındaki ilişki gözetilmelidir.

TCK m. 265/5’in yalnızca neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hallerinde ayrıca yaralama hükümlerine gönderme yapması, direnme suçunu oluşturan cebrin kendi sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Yaralamanın niteliği bu nedenle adli rapor ve olayın gerçekleşme biçimi üzerinden doğru belirlenmelidir.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama

Direnme sırasında kullanılan cebir nedeniyle kamu görevlisinde TCK’nın kasten yaralamaya ilişkin neticesi sebebiyle ağırlaşmış sonuçları meydana gelmişse TCK m. 265/5 uygulanır. Bu halde fail yalnızca görevi yaptırmamak için direnme suçundan değil, kanunun açık hükmü gereğince ayrıca kasten yaralama hükümlerinden de sorumlu tutulabilir.

Bu nedenle sağlık raporundaki yaralanmanın niteliği doğrudan suçların içtimaını etkileyebilir. Yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı, kemik kırığı, organ fonksiyonunda kayıp veya kanunda belirtilen başka ağır sonuçların bulunup bulunmadığı tıbbi belgeler üzerinden belirlenmelidir.

Tehdidin Direnme Suçunun Unsuru Olması

Kamu görevlisine yöneltilen tehdit, görevini yapmasını engellemek amacıyla kullanılmışsa TCK m. 265’in seçimlik hareketlerinden birini oluşturur. Aynı tehdit sözünün hem TCK m. 265’in unsuru kabul edilip hem de bağımsız tehdit suçu olarak cezalandırılması mümkün değildir.

Örneğin denetimi durdurmak amacıyla kamu görevlisine zarar verme tehdidinde bulunulması, diğer şartlar da mevcutsa direnme suçunun tehdit unsurunu meydana getirir. Bu halde tehdit fiili direnme suçunun bünyesinde değerlendirilir.

Bağımsız Tehdit Suçunun Oluşabileceği Haller

Görevi engelleme amacı taşımayan veya direnme suçunu oluşturan eylemden zaman ve amaç bakımından ayrılan tehditler ise bağımsız tehdit suçu bakımından değerlendirilebilir.

Örneğin görev sırasında direnmenin sona ermesinden sonra kişisel husumetle ve farklı bir amaçla yöneltilen yeni bir tehdit, önceki direnme fiilinin unsuru olarak kabul edilmeyebilir. Bu ayrımda tehdit sözlerinin zamanı, içeriği ve hangi davranışı engellemeyi hedeflediği önem taşır.

Kamu Görevlisine Hakaret ile Direnmenin Birlikte İşlenmesi

Hakaret, TCK m. 265’in kanuni unsurlarından biri değildir. Kamu görevlisine cebir veya tehditle direnilirken ayrıca kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırı oluşturan ifadeler kullanılması halinde hakaret suçu yönünden bağımsız değerlendirme yapılabilir.

Her kaba veya sert sözün hakaret oluşturduğu kabul edilmemeli, kullanılan ifadenin niteliği kendi suç tipi bakımından incelenmelidir. Aynı olayda direnme ve hakaret suçlarının birlikte bulunması mümkün olmakla birlikte her suçun kanuni unsurları ayrı ayrı ispatlanmalıdır.

Fiillerin Birbirinden Ayrılması

Bir olayda kamu görevlisinin önce tehdit edilmesi, ardından fiziksel müdahaleye maruz kalması ve ayrıca hakaret içeren sözlerin kullanılması halinde davranışların tek tek hangi suçun unsurunu oluşturduğu belirlenmelidir. Aynı hareketin farklı isimler altında tekrar cezalandırılması kadar, bağımsız suç oluşturan hareketlerin direnme suçu içinde eritilmesi de hatalı hukuki nitelendirmeye yol açabilir.

Direnme suçundaki cebir ve tehdit ile aynı olayda gerçekleşen bağımsız yaralama, tehdit ve hakaret fiilleri; hareketlerin zamanı, amacı, sonucu ve birbirleriyle bağlantısı esas alınarak ayrılmalıdır.

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunda Deliller

Görevi yaptırmamak için direnme suçunda delillerin, kamu görevlisinin yürüttüğü işlem ile sanığa isnat edilen cebir veya tehdidi kronolojik olarak ortaya koyması gerekir. Olay tutanağında direnildiğinin yazılması tek başına yeterli bir değerlendirme oluşturmaz. Hangi hareketin cebir veya tehdit sayıldığı ve bu hareketin görevi engelleme amacıyla gerçekleştirildiği somutlaştırılmalıdır.

Kolluk ve Olay Tutanakları

Kolluk müdahalelerinde düzenlenen yakalama, olay ve görev tutanakları başlıca deliller arasındadır. Tutanakta sanığın hangi hareketi yaptığı, hangi sözleri söylediği, kamu görevlisinin hangi görevi yerine getirdiği ve müdahalenin nasıl geliştiği açık biçimde yer almalıdır.

Birden fazla görevlinin aynı olaya ilişkin tutanakları arasında hareketlerin sırası, kullanılan cebrin niteliği veya tehdit sözleri yönünden farklılık bulunması halinde bu çelişkiler diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.

Kamera ve Cep Telefonu Kayıtları

Güvenlik kameraları, kolluk kameraları ve üçüncü kişiler tarafından alınan görüntüler olayın başlangıcını ve fiziksel müdahalenin kim tarafından gerçekleştirildiğini belirlemeye yardımcı olabilir. Özellikle karşılıklı fiziksel temasın bulunduğu olaylarda görüntüler, tutanaklardaki anlatımın doğruluğunun denetlenmesini sağlar.

Görüntünün yalnızca olayın son bölümünü içermesi halinde kayıt başlangıç anını göstermediğinden tek başına yeterli olmayabilir. Mümkün olduğu ölçüde olayın tamamını kapsayan kayıtlar incelenmelidir.

Tanık ve Kamu Görevlisi Beyanları

Kamu görevlilerinin beyanları diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Olayın tarafı olan görevlilerin anlatımları ile bağımsız tanıkların beyanları, kamera kayıtları ve sağlık raporları arasında uyum bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Birden fazla sanığın bulunduğu olaylarda da toplu bir anlatımla yetinilmemeli, hangi kişinin hangi cebir veya tehdit fiilini gerçekleştirdiği ayrı ayrı belirlenmelidir.

Darp Raporları ve Adli Muayene Kayıtları

Fiziksel cebir iddiasında kamu görevlisi ve sanık hakkında düzenlenen sağlık raporları olayın gerçekleşme biçiminin değerlendirilmesinde önem taşır. Sanıkta da yaralanma bulunması, özellikle karşılıklı fiziksel müdahale veya kolluğun zor kullanma yetkisinin sınırının aşıldığı savunmalarında diğer delillerle birlikte incelenmelidir.

Sağlık raporları ayrıca TCK m. 265/5 bakımından yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hale ulaşıp ulaşmadığının belirlenmesini sağlar.

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Cezası ve Yargılama Usulü

TCK m. 265/1 kapsamında suçun temel şeklinin cezası altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Suçun yargı görevi yapan kişiye karşı işlenmesi halinde TCK m. 265/2 uyarınca iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası uygulanır. Birden fazla kişiyle birlikte işleme, failin kendisini tanınmayacak hale koyması, silah kullanılması veya suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılması halinde kanunda öngörülen artırımlar ayrıca uygulanır.

Şikayet ve Uzlaştırma

Görevi yaptırmamak için direnme suçu şikayete bağlı değildir. Soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından resen yürütülür ve kamu görevlisinin sonradan şikayetinden vazgeçmesi ceza soruşturmasını sona erdirmez.

TCK m. 265, CMK m. 253’te uzlaştırma kapsamına alınan suçlar arasında da yer almaz. Bu nedenle tarafların kendi aralarında anlaşması veya kamu görevlisinin sanıktan şikayetçi olmadığını bildirmesi uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasını sağlamaz.

Basit Yargılama ve Seri Muhakeme Usulü

CMK m. 251, adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl ya da daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulüne imkan vermektedir. TCK m. 265/1’in üst sınırı üç yıl olduğundan görevi yaptırmamak için direnme suçu basit yargılama kapsamına girmez.

Suç, CMK m. 250’de seri muhakeme usulüne tabi suçlar arasında da sayılmamıştır. Bu nedenle mühür bozma veya trafik güvenliğini tehlikeye sokmanın belirli halleri gibi katalog suçlardan farklı olarak TCK m. 265 yönünden seri muhakeme uygulanmaz.

Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Görevi yaptırmamak için direnme suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Suçun temel hali bakımından olağan dava zamanaşımı TCK m. 66 uyarınca sekiz yıldır. Ancak zamanaşımı hesabında dosyadaki deliller itibarıyla daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haller de dikkate alınır. Nitelikli haller nedeniyle kanuni cezanın üst sınırının beş yılı aşması halinde zamanaşımı süresinin buna göre ayrıca belirlenmesi gerekir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

15 Ağustos 2026 itibarıyla CMK m. 231 uyarınca hükmolunan sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis olması ve diğer kanuni şartların gerçekleşmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirilebilir.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, CMK m. 231’in hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerini iptal etmiş ve iptal kararının 30 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Bu nedenle bu tarihten sonraki davalarda HAGB yönünden yürürlükte bulunan mevzuatın yeniden kontrol edilmesi gerekir.

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Davasında Savunma ve Suç Vasfının Belirlenmesi

TCK m. 265 kapsamında savunmanın yalnızca sanığın kamu görevlisine temas edip etmediği üzerinden kurulması yeterli değildir. Kamu görevlisinin hangi görevi yerine getirdiği, sanığın davranışının cebir veya tehdit niteliği taşıyıp taşımadığı ve fiilin görevi engelleme amacıyla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği birlikte incelenmelidir.

Görevin ve Müdahalenin Hukuki Niteliği

Öncelikle kamu görevlisinin gerçekleştirdiği işlemin görev alanına girip girmediği ve olayın hangi aşamasında müdahalede bulunduğu belirlenmelidir. Kolluk işlemlerinde yakalama, kimlik kontrolü veya zor kullanmanın hukuki dayanağı ile taraflar arasındaki fiziksel temasın başlangıcı önem taşır.

Cebir veya Tehdit Unsurunun Somutlaştırılması

İddianamede veya olay tutanağında yalnızca “görevliye direndi” ifadesinin kullanılması suçun maddi unsurunu açıklamak için yeterli değildir. Sanığın hangi fiziksel hareketi gerçekleştirdiği veya hangi tehdit sözünü söylediği ortaya konulmalıdır.

Salt sözlü itiraz, tartışma, emir karşısında hareketsiz kalma veya cebir ve tehdit içermeyen pasif direnme TCK m. 265 kapsamında değerlendirilmemelidir.

Görevi Engelleme Amacının Araştırılması

Sanığın davranışı kamu görevinin yapılmasını engelleme amacı taşımıyorsa TCK m. 265’in amaç unsuru eksik kalabilir. Görev tamamlandıktan sonra kişisel öfkeyle gerçekleştirilen hareketler veya kamu göreviyle bağlantısı bulunmayan kişisel uyuşmazlıklar bu nedenle ayrıca değerlendirilmelidir.

Deliller Arasındaki Çelişkilerin Değerlendirilmesi

Kamera görüntüleri ile kolluk tutanaklarının uyuşmaması, sağlık raporlarının anlatılan cebir biçimini desteklememesi veya tanıkların olayın başlangıcı hakkında farklı anlatımlarda bulunması savunma bakımından önem taşır. Özellikle fiziksel temasın hangi tarafça başlatıldığı mümkün olan bütün objektif deliller üzerinden belirlenmelidir.

Nitelikli Hallere ve Suçların İçtimaına İtiraz

Birden fazla kişinin olay yerinde bulunması, suçun mutlaka birlikte işlendiğini göstermez. Aynı şekilde silahın yalnızca kişinin üzerinde bulunması ile direnme suçunun silahla işlenmesi birbirinden ayrılmalıdır. Nitelikli halin fiille bağlantısı ayrıca ispatlanmalıdır.

Direnme sırasında gerçekleştiği ileri sürülen kasten yaralama, tehdit veya hakaret fiilleri bakımından da aynı hareketin birden fazla suç altında tekrar cezalandırılıp cezalandırılmadığı incelenmelidir.

Savunma argümanı; kamu görevlisinin yaptığı görevin niteliği, müdahalenin başlangıcı, cebir veya tehdidin varlığı, görevi engelleme amacı, sanığın bireysel hareketi, nitelikli haller ve objektif deliller sırasıyla değerlendirilerek kurulmalıdır.

Kaynaklar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
 
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1