İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

TCK m. 257 – Görevi Kötüye Kullanma

25.09.2025
2.512
TCK m. 257 – Görevi Kötüye Kullanma

Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin sahip olduğu görev ve yetkiyi hukuka aykırı biçimde kullanması veya yerine getirmesi gereken görevi ihmal etmesi nedeniyle kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız menfaat sağlanmasına yol açmasını cezalandırır. Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenmiştir.

TCK m. 257, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı her hukuka aykırı davranışını suç saymaz. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için görevin gereklerine aykırı bir hareketin veya görevin yerine getirilmesinde ihmal ya da gecikmenin bulunması ve bu fiilin Kanunda belirtilen sonuçlardan en az birini meydana getirmesi gerekir. Kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya kişilere haksız menfaat sağlanmasına yol açmayan salt idari aykırılıklar, disiplin sorumluluğu doğurabilse de TCK m. 257 kapsamında mahkumiyet için yeterli değildir.

Madde iki farklı işleniş biçimi öngörmektedir. TCK m. 257/1, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı bir davranışta bulunmasını düzenler. TCK m. 257/2 ise kamu görevlisinin yapmakla yükümlü olduğu bir işi hiç yapmamasını veya yapılması gereken zamandan sonra yerine getirmesini cezalandırır. İlk fıkra icrai, ikinci fıkra ihmali davranış üzerine kuruludur.

Örneğin yetkili kamu görevlisinin mevzuata aykırı biçimde ruhsat vermesi icrai davranış niteliği taşıyabilir. Kanunen belirli sürede sonuçlandırılması gereken bir başvurunun bilinçli biçimde bekletilmesi ise ihmal veya gecikme kapsamında incelenir. Fiilin hangi fıkraya girdiği, isnadın kapsamını ve uygulanacak cezanın sınırlarını doğrudan etkiler.

İçindekiler

Korunan hukuki değer

Görevi kötüye kullanma suçuyla kamu hizmetlerinin hukuka uygun, tarafsız, düzenli ve güvenilir biçimde yürütülmesi korunur. Kamu görevlisine tanınan yetkinin kişisel tercihler, yakınlık ilişkileri, düşmanlık, kayırma veya başka amaçlarla kullanılması kamu idaresine duyulan güveni zedeler.

Suçun koruduğu menfaat yalnızca kamu kurumunun malvarlığı değildir. Kamu görevinin eşitlik, tarafsızlık ve hukuka bağlılık ilkelerine uygun yürütülmesi de ceza normunun koruma alanındadır. Kişinin bir kamu hizmetinden yararlanmasının haksız biçimde engellenmesi, hakkına geç ulaşması veya hukuka aykırı bir işleme maruz bırakılması maddi zarar bulunmasa dahi mağduriyet oluşturabilir.

Görevi kötüye kullanma suçunun tali niteliği

TCK m. 257’nin her iki fıkrası da “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında” ifadesiyle başlamaktadır. Bu düzenleme, görevi kötüye kullanmanın genel ve tamamlayıcı bir suç olduğunu gösterir. Kamu görevlisinin fiili zimmet, irtikap, rüşvet, resmi belgede sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma veya özel bir kanunda düzenlenen başka bir suçu oluşturuyorsa TCK m. 257 ayrıca uygulanmaz.

Belediye görevlisinin yetkisini kullanarak kişiden para istemesi, fiilin özelliklerine göre irtikap veya rüşvet suçunu oluşturabilir. Kamuya ait paranın kamu görevlisi tarafından edinilmesi zimmet kapsamında değerlendirilebilir. İhale sürecindeki belirli hileli davranışlar ise TCK m. 235’e göre ihaleye fesat karıştırma suçunu meydana getirebilir. Özel suçun unsurları oluştuğunda aynı fiilin genel hüküm niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçu kapsamında cezalandırılması mümkün değildir.

Özel suçun unsurlarının oluşmaması, fiilin kendiliğinden TCK m. 257 kapsamına girdiği anlamına da gelmez. Göreve aykırılık ile kişilerin mağduriyeti, kamu zararı veya haksız menfaat sonuçlarından birinin ayrıca belirlenmesi gerekir.

Her göreve aykırılık suç oluşturur mu?

Kamu görevlisinin mevzuata aykırı her işlemi ceza sorumluluğu doğurmaz. Görevin ifası sırasında yapılan yorum hataları, dikkatsizlik, deneyimsizlik, iş yoğunluğu veya kurum içi organizasyon eksikliği disiplin ya da tazminat sorumluluğuna yol açabilir. TCK m. 257 ise kasten gerçekleştirilen ve Kanunda sayılan sonuçlardan birini doğuran göreve aykırı davranışları cezalandırır.

Ceza yargılamasında öncelikle kamu görevlisinin hangi görev kuralını ihlal ettiği belirlenmelidir. Göreve aykırılığın kanun, yönetmelik, görev tanımı, idari düzenleme veya hukuken bağlayıcı başka bir kaynakla ilişkilendirilmesi gerekir. Yalnızca işlemin sonradan iptal edilmiş olması veya idari makamlarca hatalı bulunması suçun ispatlandığını göstermez.

Takdir yetkisinin kullanıldığı işlemlerde de aynı ölçüt geçerlidir. Kamu görevlisinin hukuken tanınmış seçeneklerden birini tercih etmesi, kararın isabetsiz bulunması nedeniyle suç sayılamaz. Takdir yetkisinin kişisel amaçla, eşitlik ilkesine aykırı biçimde veya yetkinin tanınma amacı dışında kullanılması halinde ceza sorumluluğu incelenebilir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Unsurları

Görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için failin kamu görevlisi olması, fiilin kamu göreviyle bağlantılı bulunması, görevin gereklerine aykırı bir hareket veya ihmal gerçekleştirilmesi, fiilin kasten işlenmesi ve Kanunda sayılan sonuçlardan en az birinin meydana gelmesi gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin bulunmaması suçun oluşmasını engeller.

Fail ve kamu görevlisi kavramı

Görevi kötüye kullanma, yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilen özgü bir suçtur. TCK m. 6’ya göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Ceza hukuku bakımından belirleyici olan memuriyet statüsü değil, yürütülen faaliyetin kamusal niteliğidir.

Devlet memurları, belediye görevlileri, kolluk personeli, kamu hastanelerinde görev yapan sağlık çalışanları ve yargı hizmetlerine katılan görevliler somut görevleri kapsamında bu suçun faili olabilir. Bazı meslek veya kurumlar yönünden özel kanunlar, ilgili kişilerin görevleri nedeniyle kamu görevlisi gibi cezalandırılmasını öngörebilir.

Kişinin kamu görevlisi olması tek başına yeterli değildir. İsnat edilen fiilin failin kamusal göreviyle bağlantılı olması gerekir. Kamu görevlisinin özel hayatında gerçekleştirdiği veya görev alanına girmeyen bir davranış TCK m. 257 kapsamında değerlendirilemez.

Kamu görevlisi olmayan kişiler suçun doğrudan faili olamaz. Buna karşılık kamu görevlisini görevi kötüye kullanmaya yönlendiren veya fiilin gerçekleştirilmesine yardım eden özel kişiler, şartları varsa azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulabilir.

Mağdur ve suçtan zarar gören

Suçun genel mağduru toplumdur. Kamu hizmetinin hukuka uygun yürütülmesine ilişkin toplumsal menfaat, görevin kötüye kullanılmasıyla ihlal edilir. Göreve aykırı davranış nedeniyle belirli bir hakkı zedelenen kişi ise suçtan doğrudan zarar görebilir.

İşlemi haksız biçimde reddedilen başvuru sahibi, hukuka aykırı işlem nedeniyle mali kayba uğrayan kişi veya kamu görevlisinin kayırması sonucu eşit yarışma imkanını kaybeden aday suçtan zarar gören sıfatına sahip olabilir. Kamu zararı meydana gelmişse ilgili kamu kurumu da malvarlığı yönünden zarar gören konumundadır.

Fiilin kamu görevlisinin görev alanıyla bağlantısı

Göreve aykırılıktan söz edilebilmesi için failin yapmakla yükümlü olduğu veya yapmaya yetkili bulunduğu bir kamu görevinin varlığı gerekir. Görev alanı kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik, genelge, kurum içi görev dağılımı, yetki devri, görevlendirme yazısı veya hizmetin niteliğini belirleyen başka düzenlemelerden kaynaklanabilir.

Mahkumiyet hükmünde kamu görevlisinin hangi somut görevini ne şekilde ihlal ettiği açıklanmalıdır. Soyut biçimde “görev gereklerine aykırı davranıldığı” yönünde değerlendirme yapılması yeterli olmaz. İhlal edilen görev kuralı ile sanığın eylemi arasında doğrudan bağlantı kurulmalıdır.

Bir işlemi yapma yetkisi bulunmayan kamu görevlisinin sırf aynı kurumda görev yapması nedeniyle TCK m. 257’den sorumlu tutulması mümkün değildir. Kurul halinde alınan kararlarda da her üyenin görevi, bilgi düzeyi, karara katılım biçimi ve iradesi ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Kolektif karar organına üyelik, tek başına cezai sorumluluk için yeterli kabul edilemez.

Manevi unsur ve kast

TCK m. 257’de düzenlenen suçlar kasten işlenebilir. Failin görev gereklerine aykırı hareket ettiğini veya görevini ihmal ettiğini bilmesi ve davranışı isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. Taksirli davranışlar madde kapsamında cezalandırılmaz.

Kastın varlığı yalnızca işlemin mevzuata aykırı olmasından çıkarılamaz. Kamu görevlisinin olay öncesindeki bilgisi, taraflarla ilişkisi, işlemin olağan akıştan sapma biçimi, yapılan uyarılar, kurum içi yazışmalar ve fiilden sonraki davranışları birlikte değerlendirilmelidir.

Görev kuralının belirsiz olması, farklı yorumlara elverişli bulunması veya kamu görevlisinin hukuki yanılgı içinde hareket etmesi kast değerlendirmesini etkileyebilir. Teknik veya karmaşık bir konuda yetkili birimlerden alınan görüşe uygun hareket eden kamu görevlisinin suç kastıyla davrandığının kabulü için görüşün açıkça hukuka aykırı olduğunu bildiğini gösteren ek deliller aranmalıdır.

Kişilerin mağduriyeti, kamu zararı veya haksız menfaat sonucu

TCK m. 257 kapsamında göreve aykırı hareket veya ihmal tek başına tamamlanmış suç meydana getirmez. Fiilin kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya kişilere haksız menfaat sağlanmasına neden olması gerekir. Bu üç sonuç seçimlik niteliktedir. En az birinin gerçekleşmesi suçun netice unsurunu karşılar.

Mağduriyet yalnızca ekonomik kayıp biçiminde ortaya çıkmaz. Bir hakkın kullanılmasının engellenmesi, işlemin gereksiz biçimde geciktirilmesi, kişinin hukuki statüsünün olumsuz etkilenmesi veya kamu hizmetinden eşit biçimde yararlanamaması da mağduriyet oluşturabilir. Buna karşılık soyut rahatsızlık, varsayım olarak öne sürülen zarar veya her idari aykırılığın doğal sonucu sayılan genel hoşnutsuzluk yeterli değildir.

Kamu zararı, kamu kaynağında hukuken kabul edilebilir bir nedene dayanmayan eksilmeyi ifade eder. Zararın miktarı mümkün olduğu ölçüde somut verilerle belirlenmelidir. Kamu görevlisinin işlemi nedeniyle daha yüksek bedel ödenmesi, tahsil edilmesi gereken gelirin tahsil edilmemesi veya kamu malının değer kaybetmesi kamu zararı kapsamında ele alınabilir.

Haksız menfaat, kişinin hukuken hak etmediği bir yarar elde etmesidir. Menfaatin mutlaka para veya ekonomik kazanç olması gerekmez. Atama, ruhsat, izin, avantajlı işlem, öncelik veya yükümlülükten kurtulma gibi sonuçlar da haksız menfaat niteliği taşıyabilir. Menfaatin kamu görevlisine sağlanması şart değildir. Üçüncü bir kişiye sağlanan yarar da suçun oluşmasına elverişlidir.

Görevin Gereklerine Aykırı Hareket Etmek Suretiyle Görevi Kötüye Kullanma

TCK m. 257/1, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmasını ya da kişilere haksız menfaat sağlamasını cezalandırır. Fıkra kapsamındaki suç, kamu görevlisinin hukuken yapmaması gereken bir işlemi yapması veya sahip olduğu yetkiyi hukuka aykırı biçimde kullanmasıyla işlenir.

İcrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun cezası altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır. Temel ceza belirlenirken fiilin işleniş biçimi, görevin niteliği, meydana gelen mağduriyet veya zararın ağırlığı, sağlanan menfaatin kapsamı ve kastın yoğunluğu dikkate alınır.

TCK m. 257/1 kapsamındaki icrai davranış

İcrai davranış, kamu görevlisinin aktif bir hareketle görev gereklerine aykırı işlem yapmasıdır. Yetkisiz ruhsat düzenlenmesi, gerekli koşulları taşımayan kişiye izin verilmesi, eşitlik ilkesine aykırı biçimde belirli kişiye ayrıcalık tanınması veya hukuken reddedilmesi gereken talebin kabul edilmesi bu kapsamda incelenebilir.

Fiilin yalnızca biçimsel yönden mevzuata aykırı olması yeterli değildir. Göreve aykırı hareketin kişilerin mağduriyetine, kamu zararına veya haksız menfaate neden olduğu somut biçimde ortaya konulmalıdır. İdari yargı merciinin işlemi iptal etmesi, ceza mahkemesinin suçun diğer unsurlarını ayrıca inceleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

İcrai davranışla görevi kötüye kullanma örnekleri

Gerekli yasal şartları taşımayan kişiye ruhsat veya izin verilmesi, göreve aykırı işlemin haksız menfaat sağlaması halinde TCK m. 257/1 kapsamında değerlendirilebilir. Mevzuatın aradığı belgeleri sunmayan kişiye ayrıcalık tanınması da aynı nitelikte olabilir.

Kamu görevlisinin yetkisini kullanarak bir kişiye hukuken sahip olmadığı önceliği sağlaması, sıra veya puan düzenini değiştirmesi ya da başvuru koşullarını kişiye özel biçimde esnetmesi haksız menfaat sonucunu doğurabilir.

Kamu malının mevzuata aykırı biçimde kullandırılması, satış veya kiralama işlemlerinde kamunun daha düşük gelir elde etmesine neden olunması ve tahakkuk ettirilmesi gereken bedelin bilinçli biçimde eksik belirlenmesi kamu zararına dayalı görevi kötüye kullanma iddiasına konu olabilir. Fiilin zimmet, ihaleye fesat karıştırma veya başka bir özel suç oluşturması halinde TCK m. 257 yerine ilgili özel hüküm uygulanır.

Kişisel husumet nedeniyle mevzuata uygun başvurunun reddedilmesi veya kişi hakkında hukuka aykırı bir idari işlem tesis edilmesi mağduriyet sonucuna dayalı sorumluluk doğurabilir. İşlemin iptal edilmesi mağduriyeti geçmişe etkili biçimde her zaman ortadan kaldırmaz. Kişinin hakkına geç ulaşması veya süreç boyunca hukuki ve fiili kayıplara uğraması ayrıca değerlendirilir.

Görevin Gereklerini İhmal veya Gecikme Suretiyle Görevi Kötüye Kullanma

TCK m. 257/2, kamu görevlisinin görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermesi nedeniyle kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız menfaat sağlanmasına yol açmasını cezalandırır. İhmali davranışla işlenen bu suç için üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

İhmal, kamu görevlisinin yapmakla yükümlü olduğu görevi hiç yerine getirmemesidir. Gecikme ise görevin hukuken veya hizmetin niteliği gereği yapılması gereken zamandan sonra yerine getirilmesidir. Her iki halde de kamu görevlisinin harekete geçme yükümlülüğünün bulunması gerekir.

İş yoğunluğu, hata ve organizasyon eksikliğinin ceza sorumluluğuna etkisi

İş yoğunluğu, personel eksikliği, teknik arıza, evrakın yanlış birime gönderilmesi veya kurum içi koordinasyon sorunu nedeniyle ortaya çıkan her gecikme suç sayılmaz. TCK m. 257/2’nin uygulanabilmesi için ihmal veya gecikmenin kasten gerçekleştirilmesi gerekir.

Kamu görevlisinin dosyanın veya başvurunun varlığından haberdar olmaması, objektif koşullar nedeniyle işlemi gerçekleştirememesi ya da gerekli evrakın tamamlanmasını beklemesi kastı ortadan kaldırabilir. Buna karşılık defalarca yapılan başvurulara, yazılı uyarılara veya üst makam talimatlarına rağmen görevin bilinçli biçimde yerine getirilmemesi kastın varlığını destekleyebilir.

Kurumdaki organizasyon eksikliğinin hangi kişiden kaynaklandığı belirlenmeden yalnızca unvan veya makam esas alınarak sorumluluk kurulamaz. Amir konumundaki kamu görevlisinin denetim yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiası da somut görev tanımı, bilgi düzeyi ve müdahale imkanı üzerinden incelenmelidir.

İhmali davranışla görevi kötüye kullanma örnekleri

Kesinleşmiş mahkeme veya idari kararın yerine getirilmemesi, görevli kamu görevlisinin kararın varlığını bilmesine ve icra imkanına sahip olmasına rağmen hareketsiz kalması halinde TCK m. 257/2 kapsamında değerlendirilebilir. Kararın uygulanmaması nedeniyle kişinin hakkını kullanamaması mağduriyet sonucunu oluşturabilir.

Tahsil edilmesi gereken vergi, harç, ceza veya başka bir kamu alacağı için süresi içinde işlem yapılmaması ve alacağın zamanaşımına uğraması kamu zararına neden olabilir. Sorumluluk için tahsil işlemlerinin sanığın görev alanında bulunması ve ihmali davranışın bilinçli olması gerekir.

Görevli personelin hak sahibi kişinin başvurusunu bilinçli biçimde bekletmesi, ödeneğin veya sosyal yardımın geç ödenmesine neden olması ya da ruhsat başvurusunu gerekçesiz biçimde sonuçlandırmaması kişisel mağduriyet meydana getirebilir.

Denetim yapmakla görevli kamu görevlisinin tespit ettiği aykırılığı bildirmemesi veya gerekli işlemi başlatmaması, üçüncü kişinin hukuka aykırı faaliyete devam etmesini sağlıyorsa haksız menfaat sonucu doğabilir. Fiilin kamu görevlisinin suçu bildirmemesi veya başka bir özel suçun unsurlarını taşıması halinde özel hüküm öncelikle değerlendirilir.

Sağlık, güvenlik veya kolluk hizmetlerinde görevli kişinin müdahale yükümlülüğünü yerine getirmemesi daha ağır bir sonuca yol açmışsa fiil yalnızca TCK m. 257 kapsamında ele alınmayabilir. Ölüm, yaralanma veya özel olarak düzenlenmiş başka bir suç meydana geldiğinde ilgili suç hükmünün unsurları ayrıca incelenir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Cezası

TCK m. 257, görevi kötüye kullanma suçunun icrai davranışla ve ihmal ya da gecikmeyle işlenen biçimleri için farklı ceza sınırları öngörmektedir. Fiilin hangi fıkra kapsamında kaldığının doğru belirlenmesi, temel cezanın yanı sıra adli para cezasına çevirme, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden de önem taşır.

TCK m. 257/1 bakımından ceza

Görevinin gereklerine aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Mahkeme bu sınırlar içinde temel cezayı belirlerken fiilin işleniş biçimini, kamu görevlisinin görev ve yetkisinin kapsamını, meydana gelen mağduriyet veya kamu zararının ağırlığını, sağlanan haksız menfaatin niteliğini ve kastın yoğunluğunu değerlendirir.

Kanuni cezanın üst sınırı iki yıl olmakla birlikte her mahkumiyette iki yıl hapis cezasına hükmedilmesi gerekmez. Temel ceza somut olaya göre alt ve üst sınırlar arasında belirlenir. Takdiri indirim veya diğer kişiselleştirme hükümleri ayrıca değerlendirilir.

TCK m. 257/2 bakımından ceza

Görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İhmali davranış bakımından öngörülen cezanın üst sınırı, icrai davranışla işlenen suça göre daha düşüktür. Buna karşılık görevin hiç yapılmaması veya geciktirilmesi daha ağır bir özel suçu oluşturuyorsa TCK m. 257/2 yerine ilgili özel hüküm uygulanır.

Görevi kötüye kullanma suçunda cezalar tablosu

Fiilin Niteliği Kanuni Düzenleme Öngörülen Ceza
Görevin gereklerine aykırı icrai davranış TCK m. 257/1 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası
Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme TCK m. 257/2 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası
İcrai davranış nedeniyle belirlenen sonuç cezanın 1 yıl veya daha az olması TCK m. 50 Yasal koşulların bulunması halinde kısa süreli hapis cezası adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir.
İhmali davranış nedeniyle verilen hapis cezası TCK m. 50 Hükmedilen ceza kısa süreli olduğundan, diğer koşulların da bulunması halinde adli para cezasına veya başka bir seçenek yaptırıma çevrilebilir.
İki yıl veya daha az süreli hapis cezası CMK m. 231 HAGB’nin diğer kanuni koşulları gerçekleşmişse hükmün açıklanması geri bırakılabilir.
İki yıl veya daha az süreli hapis cezası TCK m. 51 Ertelemenin diğer kanuni koşulları gerçekleşmişse hapis cezası ertelenebilir.

Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi

TCK m. 50 uyarınca bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır. Mahkeme, suçlunun kişiliğini, sosyal ve ekonomik durumunu, yargılama sürecindeki pişmanlığını ve suçun işleniş özelliklerini değerlendirerek kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına veya Kanunda gösterilen diğer seçenek yaptırımlardan birine çevirebilir.

TCK m. 257/2 kapsamında hükmedilecek cezanın üst sınırı bir yıl olduğundan, bu fıkra uyarınca verilen hapis cezası kısa süreli hapis cezası niteliğindedir. Çevirme işlemi otomatik değildir. Mahkemenin sanığın kişisel durumu ve fiilin özellikleri hakkında gerekçeli değerlendirme yapması gerekir.

TCK m. 257/1 kapsamında belirlenen sonuç ceza bir yıl veya daha az ise seçenek yaptırıma çevirme değerlendirilebilir. Sonuç cezanın bir yılı aşması halinde TCK m. 50 uyarınca adli para cezasına çevirme mümkün değildir.

Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, doğrudan adli para cezasına hükmedilmesinden farklıdır. TCK m. 257’de suçun yaptırımı doğrudan hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Adli para cezası ancak kısa süreli hapis cezasının kişiselleştirilmesi yoluyla uygulanabilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Görevi kötüye kullanma suçunda belirlenen sonuç ceza iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olduğunda, CMK m. 231’deki diğer koşullar da gerçekleşmişse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

HAGB için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu kanaat oluşması ve mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın giderilmesi gibi kanuni koşullar incelenir. Zarar doğurmayan fakat kişisel mağduriyet veya haksız menfaat sonucu meydana getiren fiillerde giderim koşulu somut olayın niteliğine göre değerlendirilir.

1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme sonrasında sanığın HAGB’yi kabul etmesi koşulu kaldırılmıştır. Mahkeme, diğer koşulların gerçekleşmesi halinde sanığın ayrıca kabulünü aramadan karar verebilir. HAGB kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir.

HAGB bir beraat kararı değildir. Mahkeme sanığın suç işlediğini kabul ederek mahkumiyet hükmünü kurar, ancak hükmün belirli koşullarla hukuki sonuç doğurmasını erteler. Denetim süresinin yükümlülüklere uygun geçirilmesi halinde açıklanmayan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

Cezanın ertelenmesi

TCK m. 51 uyarınca işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası, diğer kanuni koşulların bulunması halinde ertelenebilir. Suçu işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler bakımından süre sınırı üç yıldır.

Erteleme için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluşması gerekir.

Erteleme, mahkumiyet hükmünü ortadan kaldırmaz. HAGB’den farklı olarak hüküm açıklanır ve mahkumiyet hukuki varlık kazanır. Sanık belirlenen denetim süresine tabi tutulur.

Görevi kötüye kullanma suçunda kanuni üst sınır TCK m. 257/1 yönünden iki yıl, m. 257/2 yönünden bir yıl olduğundan sonuç ceza bakımından erteleme sınırı aşılmaz. Buna rağmen erteleme zorunlu değildir. Sanığın geçmişi, suçun işleniş biçimi ve yeniden suç işleme ihtimali gerekçeli biçimde değerlendirilir.

Kamu görevine ve memuriyete etkisi

Görevi kötüye kullanma suçundan hapis cezasına mahkumiyet, TCK m. 53 uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma sonucunu doğurabilir. Kasten işlenen bir suçtan hapis cezasına mahkum olan kişi, cezanın infazı süresince kamu görevinin üstlenilmesinden ve Kanunda belirtilen diğer hakların kullanılmasından yoksun bırakılabilir.

Suçun kamu görevinin sağladığı yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi, TCK m. 53’teki meslek veya görevle bağlantılı güvenlik tedbirleri yönünden ayrıca değerlendirilir. Kararda uygulanacak hak yoksunluğunun kapsamı ve süresi açıkça gösterilmelidir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu bakımından kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyet, devlet memurluğuna alınma koşullarını etkileyebilir. Görevi kötüye kullanma suçunun adı, 657 sayılı Kanun’da ceza süresinden bağımsız olarak sayılan katalog suçlar arasında yer almasa da verilen cezanın süresi, kesinleşme durumu ve memurun statüsü idare hukuku bakımından ayrıca incelenmelidir.

HAGB kararının memuriyet ve disiplin hukuku üzerindeki etkisi, mahkumiyetin ceza hukuku bakımından doğurduğu sonuçlarla aynı değildir. Ceza davasında HAGB verilmesi, idarenin aynı fiil nedeniyle disiplin soruşturması yürütmesini kendiliğinden engellemez. Disiplin sorumluluğu ile cezai sorumluluk farklı hukuki ölçütlere tabidir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Benzer Suçlardan Farkı

Görevi kötüye kullanma, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında uygulanabilen tali ve tamamlayıcı bir suçtur. Kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı davranışı başka bir özel suçun bütün unsurlarını taşıyorsa TCK m. 257 yerine öncelikle o suç hükmü uygulanır.

Özel suçun herhangi bir unsurunun eksik olması, fiilin doğrudan görevi kötüye kullanma suçuna dönüşmesini sağlamaz. TCK m. 257’nin görev alanı, kast ve kanuni netice unsurlarının ayrıca gerçekleşmesi gerekir.

Rüşvet suçundan farkı

Rüşvet, kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için bir kişiyle menfaat sağlama konusunda anlaşmasıdır. Rüşvet suçunda kamu görevlisi ile menfaat sağlayan kişi arasında karşılıklı bir anlaşma bulunur.

Görevi kötüye kullanma suçunda böyle bir rüşvet anlaşması aranmaz. Kamu görevlisinin herhangi bir karşılık almadan belirli kişiyi kayırması veya görev gereklerine aykırı işlemle üçüncü kişiye yarar sağlaması TCK m. 257 kapsamında değerlendirilebilir.

Menfaat karşılığında gerçekleştirilen göreve aykırı fiilin rüşvet suçunu oluşturması halinde TCK m. 257 ayrıca uygulanmaz. Rüşvet anlaşmasının ispatlanamaması da tek başına görevi kötüye kullanma suçunun oluştuğunu göstermez. Haksız menfaat, göreve aykırılık ve kast unsurları bağımsız olarak incelenmelidir.

İrtikap suçundan farkı

İrtikap suçunda kamu görevlisi, görevinin sağladığı nüfuzu veya güveni kötüye kullanarak kişiyi kendisine ya da başkasına yarar sağlamaya yöneltir. İcbar, ikna veya kişinin hatasından yararlanma biçiminde işlenebilen irtikap suçunda menfaat temini kamu görevlisinin nüfuz kullanımıyla bağlantılıdır.

Görevi kötüye kullanmada mağdurun menfaat vermeye zorlanması veya ikna edilmesi zorunlu değildir. Kamu görevlisinin görev gereklerine aykırı işlem yapması ve Kanunda sayılan sonuçlardan birini doğurması yeterlidir.

Kamu görevlisinin kişiye baskı yaparak veya yanıltarak menfaat elde etmesi irtikap suçunu oluşturuyorsa özel hüküm uygulanır. İrtikabın kanuni unsurlarının bulunmadığı olaylarda TCK m. 257’nin unsurları ayrıca değerlendirilebilir.

Zimmet suçundan farkı

Zimmet suçunda kamu görevlisi, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirir. Suçun konusunu kamu görevlisinin görev ilişkisi nedeniyle hakimiyet alanına giren mal oluşturur.

Görevi kötüye kullanma suçunda kamu görevlisinin malı edinmesi veya mülkiyet amacıyla tasarrufta bulunması aranmaz. Kamu malının mevzuata aykırı kullandırılması, kamu kaynağının hatalı yönlendirilmesi veya üçüncü kişiye avantaj sağlanması, zimmet kastı bulunmadığında TCK m. 257 kapsamında incelenebilir.

Kamu görevlisinin mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunması ve zimmet suçunun diğer unsurlarının gerçekleşmesi halinde TCK m. 247 uygulanır. Aynı fiil nedeniyle ayrıca görevi kötüye kullanma cezası verilmez.

İhaleye fesat karıştırma suçundan farkı

TCK m. 235’te düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçu, kamu kurum veya kuruluşları adına yapılan belirli ihalelerde Kanunda sınırlı olarak sayılan davranışların gerçekleştirilmesiyle oluşur. Failin mutlaka kamu görevlisi olması gerekmez.

Görevi kötüye kullanma yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilir ve görev gereklerine aykırı davranışın mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat sonuçlarından birini doğurmasını gerektirir.

İhale komisyonu üyesinin fiili TCK m. 235’te sayılan seçimlik hareketlerden birine uyuyorsa ihaleye fesat karıştırma hükmü uygulanır. İhale mevzuatına aykırı davranış seçimlik hareketlerden hiçbirini oluşturmuyorsa, TCK m. 257’nin unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca incelenebilir. İhale mevzuatına aykırılık tek başına görevi kötüye kullanma suçunun ispatı değildir.

Resmi belgede sahtecilik suçuyla ilişkisi

Kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak biçimde değiştirmesi veya gerçeğe aykırı belge oluşturması TCK m. 204/2 kapsamında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturabilir.

Resmi belgede sahtecilik özel bir suç olduğundan, sahtecilik fiilinin aynı zamanda görev gereklerine aykırı olması nedeniyle ayrıca TCK m. 257 uygulanmaz. Sahte belgenin başka bir suçun işlenmesinde kullanılması halinde içtima kuralları ayrıca değerlendirilir.

Her gerçeğe aykırı kayıt resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz. Belgenin hukuki niteliği, kamu görevlisinin düzenleme yetkisi, aldatma kabiliyeti ve belgenin ispat gücü incelenmelidir. Sahtecilik unsurları oluşmadığında görevi kötüye kullanma suçunun unsurları bağımsız olarak ele alınabilir.

Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçuyla farkı

TCK m. 279, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenen kamu görevlisinin yetkili makamlara bildirimde bulunmamasını veya bildirimde gecikmesini özel olarak cezalandırır.

Bildirim yükümlülüğünün ihlali TCK m. 279’un bütün unsurlarını taşıyorsa TCK m. 257/2 ayrıca uygulanmaz. Fiilin bildirimi zorunlu bir suçla ilgili olmaması veya özel hükmün diğer koşullarının gerçekleşmemesi halinde görevi kötüye kullanma suçunun unsurları ayrıca incelenebilir.

Teşebbüs, İştirak, Zincirleme Suç ve İçtima

Görevi kötüye kullanma suçunda genel ceza hukuku kurumları da uygulama alanı bulur. Bununla birlikte suçun yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilmesi, teşebbüsün her olayda mümkün olmaması ve maddenin tali niteliği nedeniyle bu kurumların uygulanması bazı özellikler taşır.

Görevi kötüye kullanma suçuna teşebbüs

Teşebbüs hükümleri, failin suçun icrasına elverişli hareketlerle başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamaması halinde uygulanır. Görevi kötüye kullanma suçunda teşebbüsün mümkün olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

İcrai davranışla işlenen suçlarda kamu görevlisinin göreve aykırı işlemi gerçekleştirmeye başlaması, ancak iradesi dışında engellenmesi halinde teşebbüs gündeme gelebilir. Buna karşılık göreve aykırı işlem tamamlanmış ve mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat meydana gelmişse suç tamamlanmıştır.

İhmali davranışla işlenen suçlarda teşebbüsün uygulanma alanı oldukça sınırlıdır. Çünkü ihmal, çoğu durumda görevin yerine getirilmemesi veya geciktirilmesiyle birlikte tamamlanır. Bu nedenle her ihmali davranış bakımından teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.

Soruşturma ve Kovuşturma Süreci

Görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin soruşturmalar, kamu görevlisinin statüsüne göre farklı usullere tabi olabilir. Özellikle memurlar ve diğer kamu görevlileri bakımından soruşturma izni kurumunun uygulanıp uygulanmayacağı soruşturmanın başlangıcını doğrudan etkiler.

Soruşturma izni ve 4483 sayılı Kanun

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri iddia edilen suçlar bakımından kural olarak 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uygulanır. Bu durumda Cumhuriyet savcısının doğrudan kamu davası açabilmesi için yetkili idari makam tarafından soruşturma izni verilmesi gerekir.

Soruşturma izni, suçun işlendiği anlamına gelmediği gibi izin verilmemesi de fiilin hukuka uygun olduğunu göstermez. İzin sistemi yalnızca ceza soruşturmasının başlatılmasına ilişkin usuli bir güvencedir.

Soruşturma izni gerektirmeyen haller

Kamu görevlisinin görevinden tamamen bağımsız olarak işlediği suçlarda veya özel kanunların doğrudan Cumhuriyet savcısına soruşturma yetkisi verdiği durumlarda 4483 sayılı Kanun uygulanmaz. Ayrıca bazı kamu görevlileri bakımından farklı soruşturma usulleri öngören özel düzenlemeler de bulunmaktadır.

Bu nedenle soruşturma izni gerekip gerekmediği belirlenirken yalnızca failin kamu görevlisi olması değil, isnat edilen fiilin görev nedeniyle işlenip işlenmediği de değerlendirilmelidir.

Şikayete tabi olup olmadığı

Görevi kötüye kullanma suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Cumhuriyet savcılığı suç şüphesini öğrendiğinde resen soruşturma başlatabilir. Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi soruşturma veya kovuşturmayı sona erdirmez.

Görevli ve yetkili mahkeme

Görevi kötüye kullanma suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Uzlaştırma hükümleri

Görevi kötüye kullanma suçu uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer almamaktadır. Bu nedenle soruşturma aşamasında uzlaştırma prosedürü uygulanmaz.

Dava zamanaşımı

TCK m. 257 kapsamında öngörülen ceza miktarları dikkate alındığında dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Zamanaşımının başlangıcı, durması ve kesilmesine ilişkin hususlarda Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri uygulanır.

Görev belgesi, kurum yazışmaları ve dijital kayıtların delil değeri

Görev tanımları, yetki devri belgeleri, kurum içi yazışmalar, elektronik belge yönetim sistemi kayıtları, e-posta içerikleri, başvuru evrakı ve karar tutanakları görevi kötüye kullanma davalarının temel delilleri arasında yer alır.

Bir kamu görevlisinin hangi görevden sorumlu olduğu çoğu zaman kurum kayıtlarıyla belirlenmektedir. Bu nedenle görev dağılımını gösteren belgeler, isnadın hukuki temelini oluşturur.

Bilirkişi incelemesinin sınırları

Teknik veya mali değerlendirme gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yapılabilir. Ancak bilirkişi, sanığın suç işleyip işlemediği veya TCK m. 257’nin unsurlarının oluşup oluşmadığı konusunda hukuki değerlendirme yapamaz.

Hukuki nitelendirme yalnızca mahkemeye aittir. Bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir.

Görevi Kötüye Kullanma Davalarında Savunma

Görevi kötüye kullanma davasında savunma, yalnızca göreve aykırılık iddiasına odaklanılarak kurulamaz. Görevin kapsamı, kamu görevlisinin yetkisi, kastın varlığı, meydana geldiği ileri sürülen mağduriyet veya kamu zararı ile bu sonuçların ispatı birlikte değerlendirilmelidir.

Fiilin kamu görevlisinin görev alanına girmemesi

Sanığın isnat edilen işlem bakımından görevli veya yetkili olmaması halinde TCK m. 257’nin uygulanması mümkün değildir. Öncelikle görev tanımı, yetki devri ve kurum içi iş bölümü incelenmelidir.

Göreve aykırılığın kanuni dayanağının gösterilememesi

İddianamede hangi görev kuralının ihlal edildiği açık biçimde gösterilmelidir. Kanuni veya idari dayanağı ortaya konulamayan soyut göreve aykırılık iddiaları mahkumiyet için yeterli değildir.

Mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaatin oluşmaması

Göreve aykırı davranış bulunsa bile kişilerin mağduriyetine, kamu zararına veya haksız menfaat sağlanmasına ilişkin netice oluşmamışsa suç tamamlanmaz. Bu nedenle savunmada netice unsurunun gerçekleşmediği ayrıntılı biçimde ortaya konulmalıdır.

Kastın bulunmaması

Görevi kötüye kullanma suçu yalnızca kasten işlenebilir. Mevzuatın yanlış yorumlanması, teknik hata, dikkatsizlik, bilgi eksikliği veya kurum içi iletişim sorunları tek başına suç kastını göstermez.

İdari hata ile ceza sorumluluğunun ayrılması

Her idari hukuka aykırılık ceza sorumluluğu doğurmaz. İdari işlemin iptal edilmesi veya disiplin yaptırımı uygulanması, TCK m. 257 bakımından suçun oluştuğunu kendiliğinden göstermez.

Takdir yetkisinin kullanılması

Kamu görevlisine kanunla tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması suç oluşturmaz. Takdir yetkisinin hukuka uygun sınırlar içinde kullanıldığı durumlarda görevi kötüye kullanma suçundan söz edilemez.

Nedensellik bağının kurulamaması

İddia edilen mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat ile sanığın eylemi arasında uygun illiyet bağı kurulmalıdır. Sonucun başka nedenlerden kaynaklandığının ortaya konulması halinde cezai sorumluluk doğmaz.

Soruşturma izni ve usule ilişkin savunmalar

4483 sayılı Kanun kapsamına giren olaylarda usulüne uygun soruşturma izni alınmadan yürütülen işlemler savunma bakımından önem taşır. Ayrıca görev, yetki, zamanaşımı, delillerin hukuka uygun elde edilmesi ve bilirkişi raporlarının yöntemi de ayrıntılı biçimde incelenmelidir.

Görevi kötüye kullanma davaları çoğu zaman idare hukuku ile ceza hukukunun kesiştiği alanlarda ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle etkili bir savunma yalnızca ceza hukuku hükümlerine değil, kamu görevlisinin görev ve yetkisini belirleyen idari düzenlemelere de dayanmalıdır. İsnadın dayandığı her işlem, görev tanımı, kurum uygulaması ve somut deliller birlikte değerlendirilmeden sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşılması mümkün değildir.

Kaynaklar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, ilgili Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları.

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
5/5 - (4 votes)
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1