Mansuroğlu Mah. 288/6 Sk. No: 12/2, Bayraklı / İzmir

Cumhurbaşkanına hakaret Suçları / Davaları – İzmir Avukat

20.09.2024
1.500
Cumhurbaşkanına hakaret Suçları / Davaları – İzmir Avukat

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, son yıllarda ceza hukukunda en çok tartışılan suç tiplerinden biri hâline gelmiştir. Bunun temel nedeni, bu suç tipinin yalnızca bireysel bir onur ve saygınlık koruması meselesi olmaktan çıkıp, doğrudan ifade özgürlüğü tartışmalarının merkezine yerleşmesidir. Siyasal tartışmaların yoğun olduğu toplumlarda, kamusal makam sahiplerine yöneltilen sert eleştiriler ile cezai sorumluluk doğuran ifadeler arasındaki sınırın belirlenmesi her zaman kolay değildir.

Ceza hukuku, bir yandan kişilerin şeref ve saygınlığını korumayı amaçlarken, diğer yandan demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsuru olan ifade özgürlüğüne müdahaleyi sınırlı tutmak zorundadır. Bu denge, özellikle siyasal kişilikler söz konusu olduğunda daha hassas bir nitelik kazanır. Zira demokratik sistemlerde kamu gücünü kullanan kişilerin, sıradan bireylere kıyasla daha geniş eleştiriye katlanma yükümlülüğü bulunduğu kabul edilir.

Bu noktada mesele yalnızca “ifade ağır mı değil mi” sorusundan ibaret değildir. Değerlendirme yapılırken ifadenin bağlamı, söylendiği ortam, muhatap kitlesi, siyasal tartışma içindeki yeri ve kamu yararıyla bağlantısı dikkate alınır. Aynı söz, bir politik eleştiri bağlamında farklı; kişisel saldırı bağlamında farklı hukuki sonuç doğurabilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadında da siyasal ifade özgürlüğünün özel koruma altında olduğu vurgulanır. Özellikle siyasetçilere yöneltilen eleştiriler bakımından, ifade özgürlüğünün dar yorumlanmaması gerektiği belirtilir. Bu yaklaşım, ulusal yargı mercilerinin değerlendirmelerinde de dolaylı biçimde etkisini gösterir.

Bu nedenle cumhurbaşkanına hakaret dosyaları, klasik hakaret yargılamalarından farklı bir karakter taşır. Dosyada yalnızca sözün içeriği değil; sözün söylendiği siyasal ve toplumsal bağlam da incelenir. Uygulamada mahkemeler, ifade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasında bir denge kurmaya çalışır.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Kanuni Dayanağı

Cumhurbaşkanına hakaret suçu Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Kanun koyucu, Cumhurbaşkanının şahsına yönelen hakaret fiillerini genel hakaret suçundan ayrı bir hüküm altında ele almıştır. Bu tercih, makamın temsil ettiği devlet otoritesine yönelik koruma düşüncesiyle açıklanır.

Maddede öngörülen ceza, genel hakaret suçuna kıyasla daha ağırdır. Ayrıca fiilin alenen işlenmesi hâlinde cezada artırım öngörülür. Bu düzenleme, kamusal alanda yapılan saldırıların daha geniş bir etki doğurduğu kabulüne dayanır.

Ancak kanuni düzenlemenin varlığı, her sert sözün otomatik olarak suç oluşturduğu anlamına gelmez. Ceza hukukunda tipiklik değerlendirmesi yapılırken, sözün gerçekten şeref ve saygınlığı rencide edici nitelik taşıyıp taşımadığı incelenir. Siyasal eleştiri niteliğindeki ifadeler ile kişisel saldırı niteliğindeki ifadeler aynı kategoride değerlendirilmez.

Uygulamada önemli bir diğer husus, bu suç bakımından Adalet Bakanlığı izni aranmasıdır. Soruşturma açılabilmesi için izin mekanizmasının işletilmesi gerekir. Bu izin şartı, suçun kovuşturulmasını belirli bir filtreye bağlayan usuli bir güvencedir. İzin olmaksızın yürütülen soruşturmalar hukuki tartışmalara yol açabilir.

Dolayısıyla cumhurbaşkanına hakaret dosyaları yalnızca maddi ceza hukuku meselesi değildir; aynı zamanda usul hukuku bakımından da özellikli bir alan oluşturur. Soruşturmanın başlangıcından itibaren izlenecek usul, dosyanın kaderini doğrudan etkileyebilir.

Cumhurbaşkanına Hakaret ile Genel Hakaret Suçu Arasındaki Ayrım

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun, genel hakaret suçundan ayrıldığı temel nokta mağdurun sıfatıdır. Burada korunan hukuki değer yalnızca bireysel onur değil; aynı zamanda makamın temsil ettiği kamusal saygınlıktır. Ancak bu ayrım, uygulamada bazı nitelendirme sorunlarını da beraberinde getirir.

Öncelikle failin, sözün yöneldiği kişinin Cumhurbaşkanı olduğunu bilmesi gerekir. Yanılgı hâlinde farklı değerlendirmeler gündeme gelebilir. Özellikle sosyal medya paylaşımlarında hedef alınan kişinin kim olduğunun açık olmadığı durumlar ortaya çıkabilir.

Bir diğer tartışma alanı, hakaret içeren ifadenin doğrudan Cumhurbaşkanına mı yoksa genel bir siyasal eleştiri bağlamında mı söylendiğidir. Siyasal kararların eleştirilmesi ile kişisel onura saldırı arasında ayrım yapılması gerekir. Bu ayrım çoğu zaman bağlam analiziyle netleşir.

Görev süresinin sona ermesinden sonra yapılan paylaşımlar da uygulamada tartışma yaratır. İfadenin yöneldiği dönemde kişinin Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyıp taşımadığı önemlidir. Bu tür dosyalarda zaman bakımından değerlendirme yapılır.

Bu nedenle nitelendirme yapılırken yalnızca kullanılan kelimelere değil, ifadenin bütününe ve söylendiği bağlama bakılır. Ceza hukukunda bağlamdan kopuk değerlendirme yapılması, hatalı sonuçlara yol açabilir.

Suçun Uygulamada En Çok Ortaya Çıktığı Alanlar

Cumhurbaşkanına hakaret iddiaları, günümüzde büyük ölçüde dijital iletişim ortamlarında gündeme gelmektedir. Klasik yüz yüze hakaret vakalarından farklı olarak, bu suç tipi çoğu zaman yazılı, görsel veya işitsel içerikler üzerinden değerlendirilir. Bu durum, delil yapısını ve hukuki tartışmaları doğrudan etkiler.

Sosyal medya paylaşımları, uygulamada en sık karşılaşılan alanı oluşturur. Twitter (X), Facebook, Instagram ve benzeri platformlarda yapılan yorumlar, gönderiler ve paylaşımlar soruşturma konusu olabilir. Özellikle kamusal hesaplardan yapılan paylaşımlar, aleniyet tartışmasını da beraberinde getirir.

Karikatürler ve görsel içerikler de sıklıkla yargılama konusu olur. Mizah ve hiciv unsuru taşıyan içeriklerin, ifade özgürlüğü kapsamında mı yoksa hakaret kapsamında mı değerlendirileceği her somut olayda ayrı incelenir. Karikatürün mesajı, sembolik anlatımı ve bağlamı önem taşır.

Protesto eylemleri sırasında atılan sloganlar da soruşturmalara konu olabilir. Ancak burada değerlendirme yalnızca sözün içeriğiyle sınırlı değildir. Eylemin niteliği, barışçıl olup olmadığı, politik bir mesaj taşıyıp taşımadığı ve kamu düzeniyle bağlantısı dikkate alınır.

Basın açıklamaları ve politik konuşmalar da zaman zaman bu suç kapsamında değerlendirilir. Siyasal aktörlerin açıklamaları bakımından ifade özgürlüğü alanı daha geniş yorumlanır. Ancak doğrudan kişisel saldırı niteliği taşıyan ifadeler farklı değerlendirilir.

WhatsApp grupları ve kapalı dijital ortamlar ise ayrı bir tartışma alanı yaratır. Paylaşımın sınırlı bir kitleye yönelik olması, aleniyet değerlendirmesinde etkili olabilir. Bununla birlikte, kapalı gruptaki bir içeriğin dışarı sızdırılması hâlinde farklı hukuki sorunlar ortaya çıkar.

Eleştiri Hakkı ile Hakaret Arasındaki Sınır

Cumhurbaşkanına hakaret dosyalarında en kritik meselelerden biri, eleştiri ile hakaret arasındaki sınırın belirlenmesidir. Demokratik toplumlarda siyasal eleştiri, ifade özgürlüğünün merkezinde yer alır. Kamu gücünü kullanan kişilere yönelik sert eleştirilerin belli ölçüde korunması gerektiği kabul edilir.

Ceza hukuku bakımından önemli ayrım, ifadenin değer yargısı mı yoksa olgu isnadı mı olduğudur. Değer yargıları çoğu zaman ifade özgürlüğü kapsamında daha geniş korunur. Buna karşılık, somut bir olgunun isnadı söz konusuysa bunun gerçeklik temeline dayanıp dayanmadığı incelenir.

Sert, rahatsız edici veya şoke edici ifadeler tek başına hakaret sayılmaz. İfadenin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını hedef alıp almadığı değerlendirilir. Siyasal tartışma ortamında kullanılan abartılı üslup her zaman cezai sorumluluk doğurmaz.

Hiciv ve mizah da özel bir değerlendirme alanıdır. Mizahi anlatımın doğası gereği abartı içerdiği kabul edilir. Ancak mizah kisvesi altında doğrudan tahkir içeren ifadeler farklı değerlendirilir. Burada yine bağlam ve anlatım tarzı belirleyicidir.

Uygulamada mahkemeler, ifadenin söylendiği ortamı ve tartışmanın genel çerçevesini dikkate alır. Bir politik tartışma içinde söylenen söz ile kişisel saldırı amacı taşıyan söz aynı kategoride değerlendirilmez.

Aleniyet Tartışmaları

Aleniyet, cumhurbaşkanına hakaret suçunda cezayı artıran bir unsur olarak önem taşır. Bir ifadenin belirsiz sayıda kişi tarafından görülebilme veya duyulabilme ihtimali, aleniyet değerlendirmesinde dikkate alınır.

Sosyal medya paylaşımları çoğu zaman aleni kabul edilir. Hesabın herkese açık olması, takipçi sayısı ve içeriğin paylaşılabilirliği değerlendirmede rol oynar. Ancak her sosyal medya paylaşımı otomatik olarak aleni sayılmaz; hesabın gizlilik ayarları ve erişim sınırı incelenir.

Kapalı gruplar ve sınırlı paylaşımlar daha farklı değerlendirilir. Üye sayısı sınırlı ve dışarıya kapalı bir grupta yapılan paylaşımda aleniyetin oluşup oluşmadığı somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Retweet, yeniden paylaşım ve beğeni gibi etkileşimler de zaman zaman tartışma konusu olur. Özellikle yeniden paylaşım, içeriğin daha geniş kitlelere ulaşmasına yol açtığında aleniyet değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Dijital ortamda içeriklerin hızla yayılabilmesi, aleniyet kavramının klasik yorumundan daha geniş ele alınmasına neden olmuştur. Bu nedenle her dosyada teknik veriler üzerinden ayrı değerlendirme yapılır.

Soruşturma Usulünün Özelliği ve Adalet Bakanlığı İzni

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun en ayırt edici yönlerinden biri, soruşturmanın Adalet Bakanlığı iznine tabi olmasıdır. Türk Ceza Kanunu m.299/4 uyarınca bu suçtan dolayı soruşturma yapılabilmesi için Bakanlık izni gerekir. Bu düzenleme, suçun kovuşturulmasını özel bir usule bağlayan istisnai bir mekanizmadır.

İzin şartı, muhakeme şartı niteliğindedir. Yani izin alınmadan yürütülen bir soruşturma veya açılan kamu davası usul bakımından sorunlu hâle gelir. Uygulamada savcılıklar çoğu zaman önce dosyayı hazırlar, ardından izin talebinde bulunur. İzin verilmemesi hâlinde kovuşturma imkânı ortadan kalkar.

Bu süreç savunma açısından önemlidir. Dosyada izin şartının yerine getirilip getirilmediği mutlaka kontrol edilmelidir. İzin tarihleri, soruşturma işlemleri ve dava açma zamanı usul hukuku bakımından kritik olabilir.

İzin mekanizması, doktrinde zaman zaman “filtre” işlevi gördüğü yönünde değerlendirilir. Amaç, her iddianın otomatik olarak ceza yargılamasına taşınmasını önlemek ve belirli bir denetim sağlamaktır. Bu yönüyle izin şartı, maddi ceza hukukundan ziyade ceza muhakemesi hukuku bakımından belirleyici bir rol oynar.

Delil Yapısı ve Dijital İncelemeler

Bu suç tipinde delillerin büyük bölümü dijital niteliktedir. Sosyal medya paylaşımları, mesajlaşmalar, görsel içerikler ve internet hareketlilik verileri dosyanın temelini oluşturur. Bu nedenle teknik inceleme, klasik hakaret dosyalarına kıyasla daha fazla önem taşır. Bilişim suçları alanında uzman avukatlar öne çıkar.

IP adresi tespiti ve hesap sahibinin belirlenmesi ilk aşamada gündeme gelir. Ancak IP tespiti tek başına failin kesin olarak belirlenmesi anlamına gelmez. Ortak ağ kullanımı, VPN uygulamaları ve cihaz paylaşımı gibi durumlar farklı ihtimaller doğurabilir.

Sahte hesap savunmaları uygulamada sık görülür. Bir hesabın gerçekten sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığı teknik verilerle desteklenmelidir. Yalnızca kullanıcı adı benzerliği üzerinden fail tespiti yapılması sağlıklı kabul edilmez.

Ekran görüntüleri de delil olarak dosyalara girer. Ancak ekran görüntüsünün hangi tarihte, hangi kaynaktan ve nasıl elde edildiği önemlidir. Manipülasyon ihtimali savunma açısından değerlendirme konusu olabilir.

Dijital materyalin bütünlüğü, ceza yargılamasında giderek daha fazla önem kazanmaktadır. İçeriğin orijinalliği, zaman damgası ve veri bütünlüğü teknik incelemeyle doğrulanmalıdır. Aksi hâlde delilin güvenilirliği tartışmalı hâle gelir.

Haksız Tahrik ve Karşılıklı Hakaret Tartışmaları

Siyasal tartışmaların yoğun olduğu ortamlarda karşılıklı sert ifadeler görülebilir. Bu tür dosyalarda haksız tahrik hükümleri gündeme gelebilir. Ancak tahrik indirimi her durumda otomatik uygulanmaz.

Tahrik değerlendirmesinde, mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiilin varlığı ve bu fiilin fail üzerinde yarattığı etki incelenir. Siyasal polemik ortamında söylenen her sert söz tahrik sayılmaz. Mahkemeler, ifadenin gerçekten haksız fiil niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirir.

Karşılıklı hakaret iddiaları da zaman zaman dosyalara yansır. Ancak cumhurbaşkanına hakaret suçunun niteliği gereği, bu suçta mağdurun sıfatı belirleyicidir. Bu nedenle karşılıklı hakaret tartışmaları her zaman klasik hakaret dosyalarındaki gibi değerlendirilmez.

Bu başlık altında bağlam analizi yine önem kazanır. Tartışmanın bütünlüğü ve tarafların ifadeleri birlikte ele alınır.

Zincirleme Suç ve İçtima Sorunları

Aynı içerikte birden fazla paylaşım yapılması hâlinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Özellikle kısa aralıklarla yapılan benzer paylaşımlar, tek suç işleme kararının icrası olarak değerlendirilebilir.

Farklı zamanlarda ve farklı bağlamlarda yapılan paylaşımlar ise ayrı suçlar olarak kabul edilebilir. Bu ayrım, ceza miktarını doğrudan etkiler.

Bazı dosyalarda cumhurbaşkanına hakaret ile başka suç tipleri birlikte tartışılır. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, tehdit veya kamu görevlisine hakaret gibi suçlarla içtima sorunları doğabilir.

İçtima değerlendirmesi yapılırken her fiilin hukuki niteliği ayrı ayrı incelenir. Yanlış içtima uygulaması hatalı ceza tayinine yol açabilir.

Yargıtay İçtihat Eğilimleri

Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin yargılamalarda Yargıtay’ın yaklaşımı, özellikle eleştiri–hakaret ayrımının somutlaştırılması bakımından önem taşır. Yargıtay kararlarında genel eğilim, her sert ifadenin otomatik olarak hakaret sayılmaması gerektiği yönündedir. İfadenin gerçekten kişisel onur ve saygınlığı rencide edici nitelik taşıyıp taşımadığı, bağlam içinde değerlendirilir.

Yargıtay birçok kararında, siyasal kişiliklere yönelik eleştirilerin daha geniş bir hoşgörü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. Siyasal tartışma ortamında kullanılan ifadelerin, kamusal tartışmanın bir parçası olup olmadığı incelenir. Bu yaklaşım, ifade özgürlüğü ile ceza hukuku arasındaki dengenin korunmasına yöneliktir.

Özellikle sosyal medya dosyalarında Yargıtay, paylaşımın bütününe bakılması gerektiğini belirtir. Tek bir cümle veya kelime üzerinden değerlendirme yapılması yerine, ifadenin genel anlamı ve verildiği mesaj dikkate alınır. İroni, hiciv ve mecaz içeren ifadeler, doğrudan hakaret olarak yorumlanmayabilir.

Karikatür ve mizah içerikli paylaşımlarda da Yargıtay, ifade özgürlüğü boyutunu dikkate alan bir yaklaşım sergiler. Ancak mizah adı altında doğrudan aşağılayıcı ifadeler kullanılması hâlinde farklı bir değerlendirme yapılır. Burada ölçüt, ifadenin tahkir amacı taşıyıp taşımadığıdır.

Aleniyet konusunda ise Yargıtay, içeriğin kaç kişiye ulaşabileceği ve erişim potansiyelini önemser. Herkese açık sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar çoğu zaman aleni kabul edilir. Buna karşılık sınırlı erişime sahip paylaşımlar ayrı değerlendirilir.

Savunma Stratejisinin Çerçevesi

Cumhurbaşkanına hakaret dosyalarında savunma, çoğu zaman ifade özgürlüğü ekseninde kurulur. İfadenin siyasal eleştiri kapsamında kaldığı, kamusal tartışmanın bir parçası olduğu ve kişisel saldırı amacı taşımadığı ortaya konulmaya çalışılır.

Bağlam analizi savunmanın merkezinde yer alır. İfadenin hangi tartışma ortamında söylendiği, hangi olaylara tepki olarak ortaya çıktığı ve kamu yararıyla bağlantısı değerlendirilir. Bağlamdan kopuk bir değerlendirme savunma açısından dezavantaj yaratır.

Dijital delillere yönelik teknik itirazlar da önemli bir savunma alanıdır. Hesabın kime ait olduğu, içeriğin kim tarafından paylaşıldığı ve verilerin bütünlüğü sorgulanabilir. Özellikle ortak cihaz kullanımı ve hesap güvenliği meseleleri savunmada gündeme gelir.

AİHM içtihadına yapılan atıflar da savunmada etkili olabilir. Siyasal ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine dair AİHM kararları, ulusal yargı mercilerinin değerlendirmelerinde dikkate alınabilmektedir.

Yargılama Sürecine İlişkin Pratik Gerçekler

Bu suç tipine ilişkin davalar genellikle asliye ceza mahkemelerinde görülür. Yargılama süresi, dosyanın kapsamına ve delil durumuna göre değişir. Sosyal medya dosyalarında teknik incelemeler süreci uzatabilir.

Uygulamada hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi sık karşılaşılan sonuçlardandır. Özellikle sabıkasız sanıklar bakımından bu ihtimaller gündeme gelebilir.

Adli para cezasına çevrilme de belirli koşullarda mümkündür. Bu nedenle her dosyada somut koşullara göre değerlendirme yapılır. Standart bir sonuçtan söz etmek mümkün değildir.

Bu suç uzlaşma kapsamında değildir. Dolayısıyla tarafların anlaşması yargılamayı otomatik olarak sona erdirmez. Süreç kamu davası niteliğinde devam eder.

Ceza Avukatları Açısından Dosya Yönetimi

Bu tür dosyalarda ilk adım, paylaşımın bağlamını doğru kurmaktır. İfadenin hangi olay üzerine söylendiği ve hangi tartışmanın parçası olduğu ortaya konulmalıdır. Bağlamdan kopuk bir savunma zayıf kalır.

Müvekkil beyanlarının dikkatli çerçevelenmesi gerekir. Sosyal medya paylaşımlarına ilişkin açıklamalar, teknik verilerle uyumlu olmalıdır. Çelişkili beyanlar dosyanın seyrini olumsuz etkileyebilir.

Dijital delil incelemesi ihmal edilmemelidir. IP kayıtları, cihaz incelemeleri ve hesap hareketleri savunmada önemli rol oynar. Teknik raporların içeriği dikkatle incelenmelidir.

AİHM ve Yargıtay içtihatlarının savunmada kullanılması, dosyanın hukuki çerçevesini güçlendirebilir. Özellikle ifade özgürlüğüne ilişkin kararlar, değerlendirmede etkili olabilir.

Cumhurbaşkanına hakaret dosyaları, görünürde basit hakaret dosyalarına benzese de, ifade özgürlüğü boyutu nedeniyle çok katmanlı hukuki tartışmalar içerir. Bu nedenle savunma, yalnızca sözün içeriğine değil, hukuki bağlamına da odaklanmalıdır.

Avukat Ramazan Sertan Safsöz

5/5 - (1 vote)
Ziyaretçi Yorumları - 6 Yorum
  1. Avukat dedi ki:

    GSM numaralarımız üzerinden iletişime geçip duruşma gününüzü belirtirseniz takvimimize bakalım ve yardımcı olmaya çalışalım

  2. Hüseyin YGEZER dedi ki:

    gerçekleri söylediğim için hakkımda dava açıldı ramazan bey kütahyada dosyam avukatım olma imkanınız varmı

  3. Ahmet dedi ki:

    Çok teşekkürler Ramazan bey

  4. Avukat dedi ki:

    Dosyanızı görmeden herhangi bir değerlendirme yapamayız maalesef.

  5. Anlamsız dedi ki:

    Hiç bir hakaret içermeyen facebok paylaşımı yüzünden dava açılmış avukat bey hapse girermiyim?

  6. SSS dedi ki:

    Avukat bey çok iyi özetlemiş konuyu. Maalesef etkin savunma gerektiriyor aksi takdirde hakimler cezayı yazıp geçiorlar

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1