İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Mobbing Nedir? Neden Uygulanır?

20.07.2024
1.514
Mobbing Nedir? Neden Uygulanır?

Mobbing, iş yerinde bir çalışana karşı sistematik şekilde uygulanan psikolojik baskı, yıldırma ve dışlama davranışlarını ifade eder. Çalışma hayatında sıkça kullanılan bu kavram, bir kişinin mesleki itibarını zedelemeye, iş ortamından uzaklaştırmaya veya istifaya zorlamaya yönelik sürekli davranışların bütününü kapsar. Tek seferlik bir tartışma ya da geçici bir gerilim mobbing olarak kabul edilmez. Mobbingden söz edilebilmesi için davranışların belirli bir süre boyunca tekrar eden ve hedef kişiyi yıldırmayı amaçlayan nitelikte olması gerekir.

İş yerlerinde ortaya çıkan psikolojik taciz çoğu zaman doğrudan açık bir saldırı şeklinde gerçekleşmez. Daha çok sistematik baskı yöntemleri kullanılır. Çalışanın sürekli eleştirilmesi, görevlerinin anlamsız şekilde değiştirilmesi, toplantılardan dışlanması, küçük düşürücü ifadelerle muhatap olması veya iş yükünün kasıtlı biçimde artırılması bu davranışlara örnek gösterilebilir. Bu tür uygulamalar zaman içinde çalışan üzerinde ciddi psikolojik ve mesleki baskı yaratır.

Modern iş hukukunda mobbing yalnızca etik bir sorun olarak görülmez. Aynı zamanda çalışanların kişilik haklarını ihlal eden bir davranış biçimi olarak değerlendirilir. İş ilişkisi kurulurken işveren, çalışanların sağlığını ve kişiliğini korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, iş yerinde psikolojik tacize karşı koruma sağlama sorumluluğunu da içerir.

Örnek vermek gerekirse bir çalışanın sürekli olarak diğer çalışanların önünde aşağılanması, performansının gerçek dışı gerekçelerle eleştirilmesi veya ekipten sistematik biçimde izole edilmesi mobbing şüphesini doğurabilir. Benzer şekilde görev tanımı dışında sürekli anlamsız işler verilmesi ya da çalışanın mesleki yetkinliğini zedeleyen davranışlar da aynı kapsamda değerlendirilebilir.

Mobbing kavramının temel unsuru sürekliliktir. Bir davranışın mobbing sayılabilmesi için tek seferlik değil, belirli bir süreç içinde tekrar eden ve çalışanı hedef alan bir niteliğe sahip olması gerekir. Bu süreç çoğu zaman çalışanı iş yerinden uzaklaştırma veya psikolojik baskı yoluyla istifaya zorlamayı amaçlar.

Çalışma hayatında mobbing yalnızca yöneticiler tarafından uygulanmaz. Aynı düzeyde çalışanlar arasında da ortaya çıkabilir. Hatta bazı durumlarda bir çalışan grubunun başka bir çalışanı sistematik şekilde dışlaması da mobbing kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle mobbing olgusu yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kurumsal bir sorun olarak da ele alınır.

İş hukuku bakımından mobbing iddiası ciddi sonuçlar doğurabilir. Çünkü psikolojik taciz, çalışanların hem çalışma koşullarını hem de kişilik haklarını doğrudan etkiler. Bu nedenle mobbing iddiaları mahkemeler tarafından titizlikle incelenir ve somut deliller ışığında değerlendirilir.

Mobbing Kavramının Hukuki Dayanağı

Mobbing kavramı Türk mevzuatında tek bir kanun maddesi altında açık şekilde tanımlanmış değildir. Buna rağmen iş yerinde psikolojik tacizi yasaklayan ve çalışanları koruyan birçok hukuki düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde mobbingin hukuk düzeni tarafından açık biçimde kabul edilmeyen bir davranış olduğu görülür.

Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası çalışanların kişilik haklarını ve insan onurunu koruyan temel ilkeleri içerir. Anayasa’nın 17. maddesi herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu belirtir. İş yerinde sistematik psikolojik baskıya maruz kalan bir çalışanın bu temel hakkının ihlal edildiği kabul edilir.

Mobbing bakımından en önemli düzenlemelerden biri Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinde yer alır. Bu maddeye göre işveren, işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermekle yükümlüdür. Aynı hüküm iş yerinde psikolojik tacizin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını da işverenin sorumluluğu olarak düzenler.

İlgili hüküm şu şekilde ifade edilmiştir:

İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla yükümlüdür. İşveren, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

Bu düzenleme, işverenin yalnızca taciz davranışını bizzat gerçekleştirmemesini değil, aynı zamanda iş yerinde ortaya çıkabilecek psikolojik tacizleri önleyici bir çalışma ortamı oluşturmasını da zorunlu kılar. Dolayısıyla mobbing yalnızca bireysel bir davranış olarak değil, aynı zamanda işverenin sorumluluğunu doğuran bir işyeri sorunu olarak değerlendirilir.

İş hukukuna ilişkin düzenlemeler de çalışanların korunmasına yönelik hükümler içerir. 4857 sayılı İş Kanunu işverenin işçiyi gözetme borcunu kabul eder. İş ilişkisinin dürüstlük kurallarına uygun yürütülmesi gerekir. Çalışanın sistematik baskı altında bırakılması bu ilkelere aykırı kabul edilir.

Yargı kararları da mobbing kavramının hukuk düzeninde yerleşmesinde önemli rol oynamıştır. Yargıtay kararlarında psikolojik taciz, çalışanı yıldırmaya yönelik sürekli davranışlar olarak tanımlanır ve bu tür uygulamaların işçinin kişilik haklarını ihlal ettiği kabul edilir. Bu nedenle mobbing iddiaları iş mahkemeleri tarafından somut deliller ışığında değerlendirilir.

Tüm bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde mobbing yalnızca etik bir problem değil, aynı zamanda hukuki sorumluluk doğuran bir davranış olarak kabul edilir. İşverenin çalışanların kişiliğini koruma yükümlülüğü, iş yerinde sağlıklı ve saygılı bir çalışma ortamı oluşturulmasını zorunlu kılar.

Mobbing ile Normal İş İlişkisi Arasındaki Fark

Mobbing kavramı çoğu zaman iş yerindeki her türlü anlaşmazlık veya gerilim ile karıştırılabilir. Oysa iş hayatında yaşanan her sorun psikolojik taciz anlamına gelmez. Bir davranışın mobbing olarak kabul edilebilmesi için belirli özellikler taşıması gerekir. Bu nedenle işverenin yönetim hakkı ile çalışanı hedef alan sistematik baskı arasında açık bir ayrım yapılmalıdır.

İş ilişkisi doğası gereği belirli bir hiyerarşik yapı içerir. İşveren veya yönetici, işin yürütülmesi için çalışanlara talimat verebilir, performansı değerlendirebilir ve gerektiğinde uyarıda bulunabilir. Bu tür davranışlar iş hukukunda yönetim hakkı kapsamında değerlendirilir. Çalışanın görevlerini yerine getirmesini sağlamak amacıyla yapılan makul eleştiriler veya işin organizasyonuna ilişkin kararlar tek başına mobbing sayılmaz.

Psikolojik tacizden söz edebilmek için davranışların belirli bir kişiyi hedef alması ve süreklilik göstermesi gerekir. Bir çalışanın sürekli olarak küçük düşürülmesi, mesleki itibarı zedelenerek ekipten izole edilmesi veya anlamsız görev değişiklikleri ile yıldırılmaya çalışılması bu kapsamda değerlendirilebilir. Burada amaç çoğu zaman çalışanı iş yerinden uzaklaştırmak veya istifaya zorlamaktır.

Normal iş ilişkilerinde ortaya çıkan gerilimler genellikle geçicidir. İş yerinde zaman zaman tartışmalar yaşanabilir, iş yükü artabilir veya performans değerlendirmeleri çalışanları rahatsız edebilir. Bu tür durumlar tek başına psikolojik taciz anlamına gelmez. Mobbing ise belirli bir çalışana yönelen ve süreklilik taşıyan davranışlar zinciri şeklinde ortaya çıkar.

Bir başka önemli fark davranışların niteliğinde görülür. Yönetim hakkı kapsamında yapılan işlemler işin gereklilikleri ile bağlantılıdır. Buna karşılık mobbing davranışlarında çoğu zaman makul bir iş gerekçesi bulunmaz. Çalışanı değersizleştiren, mesleki itibarını zedeleyen veya ekip içinde yalnızlaştıran uygulamalar bu kapsamda değerlendirilir.

Mahkemeler mobbing iddialarını değerlendirirken bu ayrımı dikkatle inceler. Tekil olaylar yerine davranışların bütünü değerlendirilir. Çalışanın sürekli baskı altında bırakılıp bırakılmadığı, uygulamaların işin gerekliliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve davranışların çalışanı yıldırma amacına hizmet edip etmediği araştırılır.

Bu nedenle iş yerinde yaşanan her sorun mobbing olarak nitelendirilemez. Mobbing, süreklilik gösteren ve çalışanı hedef alan sistematik bir psikolojik baskı sürecidir. Bu ayrımın doğru yapılması hem çalışanların haklarının korunması hem de işverenin yönetim yetkisinin sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşır.

Mobbing Nasıl Ortaya Çıkar?

Mobbing çoğu zaman aniden ortaya çıkan bir davranış değildir. İş yerindeki psikolojik taciz genellikle belirli bir süreç içinde gelişir ve zamanla yoğunlaşır. İlk aşamada basit gibi görünen davranışlar giderek sistematik bir baskı haline dönüşebilir. Bu nedenle çalışanlar çoğu zaman yaşanan durumun mobbing olduğunu başlangıçta fark etmeyebilir.

Psikolojik taciz çoğu zaman iletişim biçimi üzerinden ortaya çıkar. Çalışanın sürekli olarak sert bir dille eleştirilmesi, yaptığı işlerin değersiz gösterilmesi veya diğer çalışanların yanında küçük düşürülmesi bu davranışlara örnek gösterilebilir. Bu tür tutumlar çalışan üzerinde zaman içinde ciddi bir baskı oluşturur.

Bir başka yöntem iş yükü ve görev dağılımı üzerinden baskı kurulmasıdır. Çalışana sürekli olarak anlamsız görevler verilmesi, uzmanlığıyla ilgisi olmayan işler yaptırılması veya aşırı iş yükü altında bırakılması psikolojik taciz araçlarından biri olabilir. Bunun tersi de mümkündür. Bazı durumlarda çalışan tamamen pasif bırakılır ve görev verilmeden iş ortamından uzaklaştırılmaya çalışılır.

İş yerinde sosyal izolasyon da mobbingin yaygın biçimlerinden biridir. Çalışanın toplantılara çağrılmaması, ekip içi iletişimden bilinçli şekilde dışlanması veya karar süreçlerinden uzak tutulması bu kapsamda değerlendirilir. Bu tür davranışlar çalışanı yalnızlaştırarak iş ortamından koparmayı hedefler.

Bazı durumlarda psikolojik taciz daha dolaylı yöntemlerle uygulanır. Performans değerlendirmelerinde gerçek dışı olumsuz raporlar düzenlenmesi, sürekli disiplin tehdidi oluşturulması veya çalışanın mesleki itibarını zedeleyen söylentilerin yayılması bu yöntemler arasında yer alır.

Mobbing davranışları çoğu zaman tek bir kişinin değil, bir sürecin sonucu olarak ortaya çıkar. Yönetici ile çalışan arasında yaşanan bir anlaşmazlık, kurum içi rekabet, görev değişikliği veya işten ayrılmaya zorlama gibi durumlar bu süreci tetikleyebilir.

Önemli olan nokta davranışların tek seferlik olmamasıdır. Aynı çalışana yönelen baskı ve dışlama davranışları belirli bir süre boyunca devam ediyorsa psikolojik taciz ihtimali güçlenir. Mahkemeler de mobbing iddialarını değerlendirirken olayların sürekliliğine ve bütününe bakar.

Bu nedenle iş yerinde yaşanan baskı davranışlarının zaman içindeki gelişimi dikkatle incelenmelidir. Süreklilik gösteren ve çalışanı hedef alan uygulamalar, iş hukukunda mobbing iddiasının temelini oluşturur.

Mobbing Neden Uygulanır?

Mobbing çoğu zaman yalnızca bireysel bir çatışmanın sonucu değildir. İş yerlerinde psikolojik taciz farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Kurumsal yapı, yöneticilerin tutumu, işyeri rekabeti veya çalışanlar arasındaki kişisel gerilimler bu davranışların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

En sık karşılaşılan nedenlerden biri çalışanı işten ayrılmaya zorlamaktır. Bazı işverenler doğrudan fesih yoluna gitmek yerine çalışanı psikolojik baskı altına alarak istifa etmeye yönlendirmeyi tercih edebilir. Sürekli eleştiri, görev değişiklikleri, ekipten dışlama veya ağır iş yükü gibi yöntemler bu amaçla kullanılabilir.

Kurumsal rekabet de mobbing davranışlarını tetikleyebilir. Aynı pozisyon için rekabet eden çalışanlar arasında zaman zaman ciddi gerilimler yaşanabilir. Bu ortamda bir çalışanın diğerini sistematik biçimde dışlaması veya itibarsızlaştırmaya çalışması psikolojik taciz sürecine dönüşebilir.

Bazı durumlarda yöneticilerin otoriter yönetim anlayışı mobbing davranışlarına zemin hazırlar. Çalışanları baskı altında tutmayı yönetim yöntemi olarak gören yaklaşımlar, iş yerinde sağlıksız bir çalışma ortamı oluşturur. Bu tür ortamlarda çalışanlar sürekli eleştiri ve baskı altında kalabilir.

Kurumsal değişiklikler de psikolojik taciz sürecini tetikleyebilir. Şirket birleşmeleri, yönetim değişiklikleri veya organizasyon yapısının yeniden düzenlenmesi sırasında bazı çalışanlar hedef haline gelebilir. Bu süreçte çalışanların görevleri anlamsız şekilde değiştirilebilir veya çalışma koşulları zorlaştırılabilir.

Kişisel nedenler de mobbing davranışlarının ortaya çıkmasında etkili olabilir. Çalışanın başarı düzeyi, mesleki yetkinliği veya yöneticilerle yaşanan bireysel anlaşmazlıklar bazı durumlarda psikolojik baskıya dönüşebilir. Bu tür durumlarda davranışların kişisel rekabetten kaynaklandığı görülür.

Sonuç olarak mobbing tek bir nedene bağlı bir davranış değildir. Kurumsal yapı, işyeri kültürü ve bireysel ilişkiler bu sürecin ortaya çıkmasında birlikte rol oynayabilir. Bu nedenle mobbing iddiaları değerlendirilirken yalnızca tek bir olay değil, iş yerindeki genel çalışma ortamı ve davranışların sürekliliği birlikte incelenir.

Mobbingin İşçi Üzerindeki Etkileri

Mobbing yalnızca iş yerindeki ilişkileri etkileyen bir sorun değildir. Uzun süre devam eden psikolojik baskı çalışan üzerinde ciddi mesleki, psikolojik ve ekonomik sonuçlar doğurabilir. Sistematik şekilde sürdürülen bu davranışlar, çalışanın yalnızca çalışma hayatını değil, aynı zamanda kişisel yaşamını da derinden etkileyebilir.

Psikolojik etkiler genellikle ilk ortaya çıkan sonuçlar arasında yer alır. Sürekli eleştirilmek, değersiz hissettirilmek veya ekipten dışlanmak çalışan üzerinde yoğun stres yaratır. Zaman içinde bu baskı anksiyete, özgüven kaybı ve tükenmişlik hissi gibi durumlara yol açabilir. Bazı çalışanlar bu süreçte uyku problemleri, dikkat dağınıklığı ve sürekli kaygı gibi sorunlarla karşılaşabilir.

Mobbingin mesleki etkileri de oldukça belirgindir. Çalışan sürekli baskı altında kaldığında iş performansı düşebilir. Bu durum çoğu zaman mobbing uygulayan kişiler tarafından yeni bir eleştiri aracı haline getirilir. Çalışanın mesleki itibarı zedelenebilir ve kariyer gelişimi olumsuz etkilenebilir.

Psikolojik taciz süreci uzadıkça çalışan iş yerinden uzaklaşma eğilimi gösterebilir. Bazı kişiler bu baskıya daha fazla dayanamayarak işten ayrılmayı tercih eder. Bu durum çalışan açısından önemli bir ekonomik kayıp anlamına gelir. Özellikle uzun süreli iş ilişkilerinde işten ayrılmak kariyer planlarını ve gelir düzenini ciddi biçimde etkileyebilir.

Mobbing davranışlarının aile hayatına yansıması da sık görülen bir durumdur. İş yerinde yaşanan stres ve baskı çalışanların sosyal yaşamını etkileyebilir. Sürekli gerginlik içinde çalışan kişiler zamanla çevreleriyle olan ilişkilerinde de sorun yaşayabilir.

Uzun süre devam eden psikolojik taciz durumlarında sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Yoğun stres, baş ağrısı, mide rahatsızlıkları ve kronik yorgunluk gibi fiziksel belirtiler bu süreçte sıkça görülür. Bu nedenle mobbing yalnızca iş hukuku açısından değil, aynı zamanda çalışan sağlığı açısından da önemli bir risk olarak kabul edilir.

Tüm bu etkiler birlikte değerlendirildiğinde mobbingin çalışma hayatı üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğu görülür. Bu nedenle iş yerinde psikolojik taciz iddiaları hem işverenler hem de yargı mercileri tarafından dikkatle ele alınır. Sağlıklı bir çalışma ortamının sağlanması, çalışanların kişilik haklarının korunması açısından temel bir gerekliliktir.

Mobbing Nasıl İspatlanır?

Mobbing iddiaları çoğu zaman doğrudan yazılı bir belgeye dayanmaz. Psikolojik taciz genellikle kapalı kapılar ardında gerçekleşen ve uzun bir sürece yayılan davranışlardan oluşur. Bu nedenle mobbing davalarında ispat süreci diğer iş uyuşmazlıklarına göre daha karmaşık olabilir. Mahkemeler bu tür iddiaları değerlendirirken tek bir delile değil, olayların bütününe ve sunulan tüm kanıtlara birlikte bakar.

İspat bakımından en önemli delillerden biri tanık beyanlarıdır. Aynı işyerinde çalışan kişiler, iş yerindeki davranış biçimini ve çalışanın maruz kaldığı psikolojik baskıyı açıklayabilir. Özellikle olaylara doğrudan şahit olan çalışma arkadaşlarının ifadeleri mobbing iddialarının değerlendirilmesinde önemli rol oynar.

Yazılı belgeler de ispat sürecinde önemli bir yer tutar. İşveren tarafından gönderilen e-postalar, mesajlar, görev değişikliği yazıları veya performans değerlendirme kayıtları psikolojik baskının varlığını ortaya koyabilir. Çalışanı sürekli eleştiren veya küçük düşürücü ifadeler içeren yazışmalar bu kapsamda dikkate alınabilir.

İş yerindeki görev değişiklikleri ve çalışma koşullarına ilişkin kayıtlar da önemli bir delil oluşturabilir. Çalışanın görev tanımının sık sık değiştirilmesi, mesleki yetkinliği ile ilgisi olmayan işlere yönlendirilmesi veya ekipten uzaklaştırılması gibi durumlar mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Psikolojik taciz sürecinin sağlık üzerinde yarattığı etkiler de bazı durumlarda delil niteliği taşıyabilir. Uzun süreli baskı sonucunda ortaya çıkan sağlık sorunlarına ilişkin doktor raporları veya psikolojik değerlendirmeler dosyada yer alabilir. Bu belgeler mobbing sürecinin çalışan üzerindeki etkilerini göstermesi bakımından önem taşır.

Mahkemeler mobbing iddialarını değerlendirirken olayların sürekliliğine de dikkat eder. Tek bir olay genellikle mobbing olarak kabul edilmez. Bunun yerine belirli bir süre boyunca devam eden ve çalışanı hedef alan davranışların varlığı araştırılır. Bu nedenle farklı delillerin bir araya gelmesi çoğu zaman belirleyici olur.

İşçi açısından en doğru yaklaşım, yaşanan olayları mümkün olduğunca kayıt altına almaktır. Yazışmaların saklanması, çalışma düzenine ilişkin belgelerin korunması ve tanık olabilecek kişilerin belirlenmesi ileride açılabilecek davalarda önemli bir avantaj sağlar.

Bu yönleriyle mobbing iddiasının ispatı çoğu zaman birden fazla delilin birlikte değerlendirilmesiyle mümkündür. Mahkemeler olayların bütününü inceleyerek çalışan üzerinde sistematik bir psikolojik baskı olup olmadığını belirler.

Mobbinge Uğrayan İşçi Ne Yapmalıdır?

Mobbing ile karşılaşan bir çalışan için en önemli adım, yaşanan olayları doğru şekilde değerlendirmek ve süreci bilinçli biçimde yönetmektir. İş yerinde yaşanan her gerilim psikolojik taciz anlamına gelmez. Buna rağmen belirli bir kişiyi hedef alan ve süreklilik gösteren baskı davranışları ortaya çıktığında çalışanların haklarını koruyacak adımlar atması gerekir.

İlk olarak yaşanan olayların kayıt altına alınması büyük önem taşır. Psikolojik taciz çoğu zaman sözlü davranışlar ve dolaylı uygulamalar şeklinde ortaya çıkar. Bu nedenle e-posta yazışmaları, mesajlar, görev değişiklikleri, toplantı notları veya performans değerlendirmeleri gibi belgelerin saklanması ileride önemli deliller sağlayabilir. Çalışanın maruz kaldığı davranışları tarih sırasıyla not etmesi de sürecin anlaşılmasını kolaylaştırır.

İkinci aşamada çalışan, mümkünse durumu işveren veya insan kaynakları birimine yazılı şekilde bildirebilir. Kurum içinde yapılan yazılı başvurular hem sorunun çözülmesine katkı sağlayabilir hem de olayın resmi kayda geçmesini sağlar. Böyle bir başvuru yapılması, daha sonra açılabilecek bir davada çalışan açısından önemli bir dayanak oluşturabilir.

Psikolojik baskı devam ediyorsa çalışan, çalışma koşullarını ve maruz kaldığı davranışları gösteren delilleri toplamaya devam etmelidir. Tanık olabilecek çalışma arkadaşlarının belirlenmesi, yazışmaların saklanması ve görev değişikliklerine ilişkin belgelerin korunması bu süreçte önemlidir. İş yerindeki sistematik davranışların ortaya konulması çoğu zaman bu tür deliller sayesinde mümkün olur.

Durumun ağırlaşması halinde çalışan hukuki yolları değerlendirme hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin haklı nedenle feshi, maddi ve manevi tazminat talebi veya iş mahkemesinde dava açılması bu yollar arasında yer alabilir. Hangi yöntemin tercih edileceği somut olayın koşullarına göre değişir.

Psikolojik taciz uzun süre devam ediyorsa çalışanların sağlık desteği alması da önem taşır. Uzun süreli stres ve baskı çalışan üzerinde ciddi etkiler yaratabilir. Bu nedenle hem hukuki hem de kişisel açıdan sürecin dikkatle yönetilmesi gerekir.

Mobbing ile karşılaşan çalışanların süreci bilinçli şekilde yürütmesi hak kaybını önleyen en önemli unsurdur. Delillerin korunması, yazılı başvurular yapılması ve gerektiğinde hukuki destek alınması çalışanların haklarını koruyabilmesi açısından büyük önem taşır.

Mobbing Nedeniyle İş Sözleşmesi Feshedilebilir mi?

Mobbing iş ilişkisinin devamını çoğu zaman katlanılmaz hale getirir. İş yerinde sistematik psikolojik baskıya maruz kalan bir çalışanın aynı ortamda çalışmaya devam etmesi beklenemez. Bu nedenle iş hukukunda psikolojik taciz belirli koşullar altında işçi açısından haklı fesih sebebi olarak kabul edilir.

4857 sayılı İş Kanunu işçinin kişiliğini ve onurunu koruyan hükümler içerir. İşverenin işçiyi gözetme borcu yalnızca fiziksel çalışma koşullarıyla sınırlı değildir. Çalışanın kişilik haklarını zedeleyen davranışların engellenmesi de bu sorumluluğun kapsamına girer. İş yerinde sistematik psikolojik baskının sürmesi, işverenin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterir.

Psikolojik taciz nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirmek isteyen işçi, fesih iradesini açık şekilde ortaya koymalıdır. Fesih bildiriminin mümkün olduğunca yazılı yapılması ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesine yardımcı olur. Bildirimde mobbing oluşturan davranışların genel çerçevesi belirtilmeli ve iş sözleşmesinin bu nedenle sona erdirildiği ifade edilmelidir.

Haklı nedenle fesih yapılması halinde işçi çoğu durumda kıdem tazminatı hakkı kazanır. Çünkü iş sözleşmesinin sona ermesine yol açan davranış işverenin yükümlülüklerini ihlal eden bir durumdan kaynaklanır. Bunun yanında çalışan varsa diğer işçilik alacaklarını da talep edebilir.

Mahkemeler mobbing iddiasını değerlendirirken olayların bütününü inceler. Davranışların sürekliliği, çalışanı hedef alıp almadığı ve iş ortamını çekilmez hale getirip getirmediği araştırılır. Tanık beyanları, yazışmalar ve diğer deliller bu değerlendirmede önemli rol oynar.

Psikolojik taciz iddiasıyla fesih kararı verilmeden önce mevcut durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Her işyeri gerilimi mobbing anlamına gelmez. Buna rağmen çalışan üzerinde sistematik baskı bulunduğu açık şekilde ortaya konulabiliyorsa işçi iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirme hakkına sahiptir.

Mobbing Davası Açılabilir mi?

Mobbing iddiaları yalnızca iş yerindeki bir iç sorun olarak kalmaz. Psikolojik tacize maruz kalan çalışanlar belirli koşullar altında yargı yoluna başvurarak haklarını arayabilir. İş hukukunda çalışanların kişilik haklarını koruyan hükümler bulunduğu için sistematik baskı davranışları hukuki sorumluluk doğurabilir.

Mobbinge maruz kaldığını düşünen bir işçi, yaşanan davranışların niteliğine göre iş mahkemesinde dava açabilir. Bu davalarda çalışan genellikle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunur. İş yerinde maruz kalınan psikolojik baskı çalışan üzerinde ekonomik ve psikolojik zarar yaratmışsa bu zararların giderilmesi talep edilebilir.

Mobbing davalarında mahkeme, olayların tek tek incelenmesinden ziyade davranışların bütününe bakar. Çalışanı hedef alan baskı davranışlarının süreklilik gösterip göstermediği, iş ortamını çekilmez hale getirip getirmediği ve çalışan üzerinde olumsuz etki yaratıp yaratmadığı araştırılır. Tanık beyanları, yazılı belgeler, mesaj kayıtları ve sağlık raporları bu değerlendirmede önemli rol oynar.

Bunun yanında mobbing iddiası bazı durumlarda iş sözleşmesinin sona ermesiyle bağlantılı olarak da gündeme gelebilir. Çalışan psikolojik taciz nedeniyle işten ayrılmışsa kıdem tazminatı, diğer işçilik alacakları ve manevi tazminat talepleri aynı dava içinde ileri sürülebilir.

Mahkemeler mobbing iddialarını değerlendirirken iş yerindeki çalışma düzenini ve tarafların davranışlarını ayrıntılı şekilde inceler. Davranışların gerçekten psikolojik taciz oluşturup oluşturmadığı, işverenin gözetme borcunu ihlal edip etmediği ve çalışan üzerinde zarar doğurup doğurmadığı araştırılır.

Mobbing iddiasının hukuki sonuç doğurabilmesi için olayların delillerle desteklenmesi gerekir. Bu nedenle çalışanların yaşanan olayları kayıt altına alması, yazışmaları saklaması ve tanık olabilecek kişileri belirlemesi dava sürecinde önemli avantaj sağlar.

Av. Betül SAFSÖZ

Not: Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup, somut davalar için alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınmalıdır.

5/5 - (1 vote)
ETİKETLER:
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1