İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Haklı Fesih Durumunda İşsizlik Maaşı Alınabilir mi?

20.07.2024
14.198
Haklı Fesih Durumunda İşsizlik Maaşı Alınabilir mi?

İş hayatında iş sözleşmesinin sona ermesi her zaman işveren iradesine dayanmaz. Bazı durumlarda işçi, çalışma koşullarının ağırlaşması, ücretin ödenmemesi ya da iş yerinde yaşanan olumsuzluklar nedeniyle sözleşmeyi kendisi sona erdirir. Bu noktada en çok merak edilen konulardan biri, haklı fesih halinde işsizlik maaşı alınıp alınamayacağıdır.

Genel kural, işsizlik ödeneğinin işveren tarafından yapılan fesihlerde bağlanmasıdır. Bununla birlikte işçinin yaptığı her fesih, işsizlik maaşı hakkını ortadan kaldırmaz. Nitekim kanun koyucu, belirli şartların varlığı halinde işçinin kendi isteğiyle işten ayrılmış olsa dahi işsizlik maaşından yararlanabilmesine imkan tanımıştır.

Burada belirleyici olan husus, fesih iradesinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığıdır. Haklı fesih ile istifa kavramı sıklıkla karıştırılmakta, bu da başvuruların reddedilmesine yol açmaktadır. Oysa haklı fesih, işçinin kusurundan kaynaklanmayan ve kanunda açıkça sayılan nedenlere dayanan bir sona erme halidir.

Öte yandan yalnızca fesih sebebi değil, aynı zamanda SGK çıkış kodu, prim gün sayısı ve başvuru süresi gibi teknik unsurlar da işsizlik maaşı hakkını doğrudan etkiler. Bu nedenle konu yalnızca teorik bir değerlendirme ile sınırlı değildir; uygulamada dikkat edilmesi gereken çok sayıda detay bulunmaktadır.

İşsizlik Maaşı Nedir ve Hangi Şartlarda Bağlanır?

İşsizlik maaşı, sigortalı çalışanların işlerini kaybetmeleri halinde belirli bir süre için gelir desteği sağlayan bir sosyal güvenlik ödemesidir. Dayanağını 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu oluşturur. Amaç, işsiz kalan kişinin yeni bir iş buluncaya kadar temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesidir.

Her işten ayrılma halinde bu haktan yararlanmak mümkün değildir. Kanun koyucu, işsizlik ödeneğinin belirli koşullar altında bağlanacağını açık biçimde düzenlemiştir. Bu nedenle yalnızca işsiz kalmak yeterli görülmez, işten ayrılma biçimi ve sigortalılık geçmişi birlikte değerlendirilir.

Öncelikle iş sözleşmesinin sona erme nedeni önem taşır. İşçinin kendi kusurundan kaynaklanan bir nedenle işten çıkarılması halinde işsizlik maaşı bağlanmaz. Buna karşılık işveren tarafından yapılan fesihlerde ya da işçinin haklı bir nedene dayanarak sözleşmeyi sona erdirdiği durumlarda işsizlik maaşı hakkı doğabilir.

Sigortalılık süresi de belirleyici bir diğer unsurdur. İşçinin son dönemde kesintisiz çalışmış olması ve geçmiş dönemde yeterli prim gün sayısına ulaşması gerekir. Bunun yanında işten ayrıldıktan sonra belirli bir süre içinde başvuru yapılması zorunludur. Bu süre geçirilirse hak kaybı ortaya çıkar.

Tüm bu koşullar birlikte değerlendirildiğinde, işsizlik maaşının teknik ve dikkat gerektiren bir hak olduğu görülür. Özellikle fesih nedeni ile SGK kayıtlarının uyumlu olması, başvurunun kabulü açısından kritik bir rol oynar.

Haklı Fesih Kavramı Nedir? Hukuki Dayanakları

İş sözleşmesi kural olarak tarafların iradesi ile sona erer. Bununla birlikte bazı hallerde sözleşmenin devamı taraflardan biri açısından çekilmez hale gelebilir. İşte bu noktada haklı fesih kavramı gündeme gelir. Haklı fesih, iş sözleşmesini derhal sona erdirme yetkisi veren ve kanunda sınırlı olarak düzenlenen özel bir haktır.

İşçi yönünden haklı fesih sebepleri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde yer alır. Bu düzenleme, işçinin çalışma hayatını doğrudan etkileyen ağır ihlaller karşısında korunmasını amaçlar. Kanunda yer verilen sebepler üç ana başlık altında toplanır ve her biri farklı bir hukuki gerekçeye dayanır.

Sağlık sebepleri, işçinin çalışmasının kendi sağlığı veya yaşamı açısından risk oluşturduğu durumları kapsar. İş yerindeki koşulların hastalığa yol açması ya da mevcut bir rahatsızlığı ağırlaştırması halinde işçi sözleşmeyi sona erdirebilir. Bu durumda işçinin sözleşmeye bağlı kalması beklenmez.

Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık halleri daha geniş bir uygulama alanına sahiptir. Ücretin ödenmemesi, eksik ödenmesi, işçinin onurunu zedeleyen davranışlar ya da iş yerinde güven ilişkisini sarsan eylemler bu kapsamda değerlendirilir. İşverenin bu tür davranışları karşısında işçinin sözleşmeyi sürdürmesi makul görülmez.

Zorlayıcı sebepler ise iş yerinde faaliyetin durmasına yol açan dışsal olayları ifade eder. Doğal afet, yangın veya benzeri durumlar nedeniyle çalışmanın uzun süre mümkün olmaması halinde işçi sözleşmesini sona erdirebilir. Bu gibi hallerde iş ilişkisinin devamı fiilen imkansız hale gelir.

Haklı fesih ile istifa arasındaki farkın doğru kurulması gerekir. İstifa, işçinin herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirmesidir. Haklı fesih ise kanunda öngörülen sebeplerin varlığına dayanır. Bu ayrım, özellikle işsizlik maaşı hakkının doğup doğmayacağı bakımından belirleyici bir rol oynar.

İşçi Tarafından Haklı Fesih Halinde İşsizlik Maaşı Alınabilir mi?

İşsizlik maaşı bakımından temel ölçüt, işsizliğin işçinin kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. İşçi, kendi iradesiyle işten ayrılmış olsa dahi bu ayrılış kanunda tanımlanan haklı nedenlere dayanıyorsa, işsizlik maaşı alma imkanı doğabilir. Bu durum, işçinin korunması ilkesinin sosyal güvenlik hukukuna yansıması olarak değerlendirilir.

Haklı fesih ile sona eren iş sözleşmelerinde işçi, fiilen işsiz kalmış sayılır ve bu işsizlik hali kendi kusurundan kaynaklanmaz. Bu nedenle gerekli prim gün sayısı ve başvuru süresi gibi diğer şartların da sağlanması halinde işsizlik ödeneği bağlanması mümkündür. Ancak burada en kritik nokta, fesih sebebinin somut ve ispatlanabilir olmasıdır.

Diğer taraftan yalnızca haklı fesih iddiasında bulunmak yeterli kabul edilmez. İşçinin ileri sürdüğü nedenlerin gerçekten var olup olmadığı, gerektiğinde yargı kararlarıyla da ortaya konulabilir. Özellikle ücretin ödenmemesi ya da çalışma koşullarının ağırlaştırılması gibi durumlarda yazılı belgeler, banka kayıtları ve tanık beyanları büyük önem taşır.

Sıklıkla yaşanan sorunlardan biri, haklı fesih yapılmasına rağmen işten çıkışın istifa gibi gösterilmesidir. Bu durumda SGK kayıtları ile fiili durum arasında uyumsuzluk ortaya çıkar ve işsizlik maaşı başvurusu reddedilebilir. Böyle bir tabloyla karşılaşılması halinde işçinin hukuki yollara başvurarak hakkını araması gerekir.

Haklı fesih sebepleri kendi içinde farklı niteliklere sahiptir. Bu nedenle her bir fesih nedeni ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Aşağıda, işçinin en sık başvurduğu haklı fesih sebepleri ve bunların işsizlik maaşı bakımından sonuçları incelenmektedir.

Sağlık Sebepleriyle Haklı Fesih

İşçinin sağlığını doğrudan etkileyen çalışma koşulları, iş sözleşmesinin devamını çekilmez hale getirebilir. Bu tür durumlarda işçi, İş Kanunu kapsamında tanınan hakkını kullanarak sözleşmesini derhal sona erdirebilir. Sağlık sebebine dayanan fesih, haklı fesih kapsamında değerlendirilir ve belirli şartların varlığı halinde işsizlik maaşı hakkını ortadan kaldırmaz.

İş yerindeki ortamın hastalığa yol açması, mevcut bir rahatsızlığı ağırlaştırması ya da işin niteliğinin işçi açısından risk oluşturması halinde bu yol tercih edilebilir. Örneğin kimyasal maddelerle çalışılan bir işte gerekli önlemlerin alınmaması veya iş güvenliği kurallarının ihlal edilmesi, sağlık açısından ciddi tehlike doğurur. Bu gibi hallerde işçinin çalışmaya devam etmesi beklenmez.

Bu tür bir fesihte en önemli unsur, sağlık sorunlarının iş ile bağlantısının ortaya konulabilmesidir. Sağlık raporları, hastane kayıtları ve uzman görüşleri bu noktada belirleyici rol oynar. Somut verilerle desteklenmeyen iddialar, hem fesih hakkının hem de işsizlik maaşı talebinin tartışmalı hale gelmesine neden olabilir.

Öte yandan işçinin yalnızca kişisel rahatsızlığına dayanarak işten ayrılması her durumda haklı fesih sayılmaz. Rahatsızlığın işin yürütümü ile ilişkili olması ya da çalışma koşullarının bu durumu ağırlaştırması gerekir. Bu bağ kurulamadığı takdirde işsizlik maaşı talebi reddedilebilir.

Sağlık sebebine dayanan haklı fesih, doğru şekilde belgelendirildiğinde işsizlik maaşı bakımından önemli bir güvence sağlar. Ancak ispat yükünün işçide olduğu unutulmamalıdır.

Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Aykırılık

İş ilişkisinin temelinde güven yer alır. Bu güveni zedeleyen davranışlar ortaya çıktığında işçinin sözleşmeye bağlı kalması beklenmez. İş Kanunu, işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlarını haklı fesih sebebi olarak kabul eder. Bu kapsamda yapılan fesihler, işsizlik maaşı bakımından da koruma sağlar.

Ücretin zamanında ödenmemesi, eksik yatırılması ya da sürekli geciktirilmesi en sık karşılaşılan ihlaller arasında yer alır. İşçinin emeğinin karşılığını alamaması, iş ilişkisinin sürdürülmesini anlamsız hale getirir. Bu tür durumlarda işçi sözleşmeyi sona erdirdiğinde, fesih haklı kabul edilir.

İş yerinde hakaret, baskı veya mobbing niteliği taşıyan davranışlar da aynı çerçevede değerlendirilir. Kişilik haklarına yönelen bu tür ihlaller, işçinin çalışma ortamını doğrudan etkiler. Böyle bir ortamda işçinin çalışmaya devam etmesi hukuken beklenmez.

Diğer taraftan işverenin işçiyi yanıltması, çalışma koşullarını tek taraflı olarak ağırlaştırması ya da sözleşmeye aykırı uygulamalara yönelmesi de haklı fesih sebebi oluşturur. Bu tür ihlaller, iş ilişkisinin temel dengesini bozar ve işçiye fesih hakkı tanır.

Bu başlık altında yapılan fesihlerde dikkat edilmesi gereken husus, iddiaların somut verilerle desteklenmesidir. Ücret ödemelerine ilişkin banka kayıtları, yazışmalar, tanık anlatımları ve benzeri deliller, hem fesih hakkının hem de işsizlik maaşı talebinin kabulü açısından önem taşır.

İşçinin bu tür nedenlerle işten ayrılması halinde SGK çıkış kodunun doğru bildirilmesi gerekir. Aksi halde haklı feshe rağmen başvurunun reddedilmesi riski ortaya çıkar.

Zorlayıcı Sebepler

İş ilişkisinin tarafların iradesi dışında gelişen olaylar nedeniyle sürdürülemez hale gelmesi de haklı fesih kapsamında değerlendirilir. Bu tür durumlar zorlayıcı sebepler olarak adlandırılır. Zorlayıcı sebepler, iş yerinde faaliyetin durmasına veya çalışmanın fiilen imkansız hale gelmesine yol açan dışsal olayları ifade eder.

Deprem, yangın, sel gibi doğal afetler ile savaş, salgın hastalık veya resmi makamlarca alınan kısıtlayıcı kararlar bu kapsamda yer alabilir. Bu tür olaylar işçinin kusurundan bağımsızdır ve iş ilişkisinin devamını objektif olarak engeller. Böyle bir ortamda işçinin sözleşmeye bağlı kalması beklenmez.

İş yerinde faaliyetin tamamen durması ya da uzun süre askıda kalması halinde işçi sözleşmesini sona erdirebilir. Ancak burada geçici bir aksama ile kalıcı bir imkansızlık arasındaki farkın doğru değerlendirilmesi gerekir. Kısa süreli duraksamalar her zaman haklı fesih hakkı doğurmaz.

Zorlayıcı sebebe dayanan fesihlerde de işsizlik maaşı bakımından temel ölçüt değişmez. İşsizliğin işçinin kusurundan kaynaklanmaması halinde, diğer şartların da sağlanmasıyla birlikte işsizlik ödeneği bağlanabilir. Bu nedenle olayın niteliği ve süresi önem taşır.

İspat açısından resmi kayıtlar, iş yerinin faaliyet durumunu gösteren belgeler ve idari kararlar belirleyici rol oynar. Özellikle kamu otoriteleri tarafından alınan kararlar, zorlayıcı sebebin varlığını ortaya koymada güçlü bir dayanak oluşturur.

Hangi Haklı Fesih Hallerinde İşsizlik Maaşı Bağlanmaz?

Haklı fesih, her durumda işsizlik maaşı alınacağı anlamına gelmez. Kanunda yer alan sebeplerin varlığı tek başına yeterli görülmez. Fesih gerekçesinin somut olayla uyumlu olması, doğru şekilde belgelenmesi ve SGK kayıtlarına doğru yansıması gerekir. Bu unsurlardan biri eksik kaldığında işsizlik maaşı talebi reddedilebilir.

Öncelikle işçinin ileri sürdüğü haklı fesih nedeninin ispatlanamaması halinde sorun ortaya çıkar. İddialar somut delillerle desteklenmediğinde, yapılan fesih istifa olarak değerlendirilir. Böyle bir durumda işçinin kendi isteğiyle işten ayrıldığı kabul edilir ve işsizlik maaşı bağlanmaz.

Buna ek olarak fesih sebebi ile SGK çıkış kodunun uyumsuz olması sık karşılaşılan bir problemdir. İşçi haklı nedenle ayrılmış olsa dahi, işveren tarafından yapılan bildirimde istifa kodu kullanılırsa başvuru reddedilebilir. Bu tür durumlarda idari süreçlerin yanı sıra dava yoluna başvurulması gerekebilir.

İşçinin davranışlarının feshe yol açması da işsizlik maaşı hakkını ortadan kaldırır. İş yerinde disiplin ihlali, devamsızlık veya işverene zarar veren davranışlar nedeniyle sözleşmenin sona ermesi halinde işsizlik ödeneği bağlanmaz. Burada belirleyici olan, işsizliğin işçinin kusurundan kaynaklanmasıdır.

Diğer taraftan bazı durumlarda işçi haklı fesih sebebine sahip olmasına rağmen bu hakkını usulüne uygun kullanmaz. Örneğin fesih bildiriminin açık şekilde yapılmaması veya haklı nedenin belirtilmemesi, ilerleyen süreçte hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle fesih sürecinin dikkatli şekilde yürütülmesi gerekir.

Görüldüğü üzere işsizlik maaşı yalnızca haklı fesih kavramına bağlı değildir. Fesih nedeni, ispat durumu, SGK kayıtları ve başvuru süreci birlikte değerlendirilir. Bu unsurlar arasındaki uyum, başvurunun sonucunu doğrudan etkiler.

İşsizlik Maaşı Başvuru Süreci ve Süreler

İşsizlik maaşı hakkının doğması tek başına yeterli değildir. Bu hakkın kullanılabilmesi için başvurunun belirli süre içinde yapılması gerekir. Kanun, işten ayrılan sigortalıya sınırlı bir başvuru süresi tanımıştır ve bu süre hak düşürücü nitelik taşır.

İş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 30 gün içinde İŞKUR’a başvuru yapılması zorunludur. Bu süre geçirildiğinde işsizlik maaşı tamamen ortadan kalkmaz; ancak gecikilen süre toplam hak sahipliği süresinden düşülür. Bu durum, alınacak ödeneğin süresini doğrudan azaltır.

Başvuru işlemi günümüzde büyük ölçüde elektronik ortamda gerçekleştirilir. İŞKUR’un resmi internet sitesi üzerinden ya da e-Devlet sistemi aracılığıyla başvuru yapılabilir. Bunun yanında fiziki olarak İŞKUR birimlerine başvurma imkanı da bulunmaktadır.

Başvuru sırasında işçinin kimlik bilgileri, sigortalılık durumu ve işten ayrılış nedeni sistem üzerinden kontrol edilir. Bu nedenle SGK kayıtlarının doğru olması, başvurunun hızlı ve sorunsuz şekilde sonuçlanmasını sağlar. Eksik ya da hatalı kayıtlar sürecin uzamasına neden olabilir.

Başvurunun ardından İŞKUR tarafından yapılan değerlendirme sonucunda işsizlik maaşı bağlanıp bağlanmayacağı belirlenir. Olumlu karar verilmesi halinde ödemeler belirlenen tarihlerde yapılır. Ret kararı verilmesi durumunda ise işçinin itiraz ve dava hakları saklıdır.

Başvuru sürecinde zaman kaybı yaşanmaması büyük önem taşır. İşten ayrıldıktan hemen sonra gerekli işlemlerin başlatılması, hak kaybı riskini ortadan kaldırır ve sürecin daha sağlıklı ilerlemesini sağlar.

İşsizlik Maaşı Ne Kadar Süreyle ve Ne Kadar Ödenir?

İşsizlik maaşının süresi ve tutarı, işçinin sigortalılık geçmişine göre belirlenir. Bu nedenle her başvuru sahibine aynı süre ve miktarda ödeme yapılmaz. Prim gün sayısı arttıkça hem ödeme süresi hem de toplam alınacak tutar artar.

Son üç yıl içinde ödenen işsizlik sigortası primleri dikkate alınır. Bu çerçevede belirli bir prim gün sayısına ulaşan sigortalılar, farklı sürelerle işsizlik maaşı almaya hak kazanır. Daha uzun süre sigortalı olarak çalışan kişiler, daha uzun süre destek alır.

Ödeme miktarı belirlenirken işçinin son dönemde elde ettiği kazanç esas alınır. Günlük brüt kazancın belirli bir oranı üzerinden hesaplama yapılır. Bununla birlikte ödenecek tutar için üst sınır uygulanır. Bu sınır, yüksek gelir elde eden işçiler açısından belirleyici olur.

İşsizlik maaşı her ay düzenli olarak ödenir. Ödeme süresi boyunca işçinin belirli yükümlülüklere uyması gerekir. İŞKUR tarafından önerilen uygun iş tekliflerinin haklı bir neden olmaksızın reddedilmesi halinde ödeme kesilebilir. Bu nedenle süreç boyunca aktif iş arama yükümlülüğü devam eder.

Ödeme süresinin sona ermesiyle birlikte işsizlik maaşı kendiliğinden kesilir. İşçinin bu süre içinde yeni bir iş bulması halinde de ödeme durdurulur. Ancak yeniden işsiz kalınması halinde, yeni bir hak kazanımı için gerekli prim şartlarının yeniden sağlanması gerekir.

Görüldüğü üzere işsizlik maaşı, hem süre hem de tutar bakımından kişisel sigorta geçmişine bağlıdır. Bu nedenle her başvuru, kendi koşulları içinde değerlendirilir.

Başvurunun Reddedilmesi Halinde Ne Yapılmalı?

İşsizlik maaşı başvurusu her zaman olumlu sonuçlanmayabilir. Başvurunun reddedilmesi halinde işçinin hukuki imkanları devam eder. Ret kararı kesin ve değiştirilemez değildir. Hatalı değerlendirmeler ya da eksik incelemeler nedeniyle verilen kararlar, itiraz ve dava yoluyla ortadan kaldırılabilir.

İlk aşamada idari başvuru yoluna gidilebilir. İŞKUR’a yapılacak itirazda, fesih nedeninin haklı olduğunu gösteren belgelerin sunulması gerekir. Özellikle ücret ödenmemesi, çalışma koşullarının ağırlaşması veya sağlık sorunları gibi durumlar somut verilerle desteklenmelidir. Bu aşamada eksik kalan belgelerin tamamlanması önem taşır.

İdari başvurudan sonuç alınamaması halinde yargı yolu gündeme gelir. İş mahkemelerinde açılacak dava ile iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdiğinin tespiti talep edilebilir. Mahkeme kararı, işsizlik maaşı bakımından belirleyici nitelik taşır ve İŞKUR tarafından dikkate alınır.

Bu süreçte SGK kayıtlarının düzeltilmesi de gerekebilir. İşveren tarafından yapılan hatalı bildirimler, dava yoluyla düzeltilebilir. Çıkış kodunun gerçeğe uygun hale getirilmesi, işsizlik maaşı hakkının tanınmasını kolaylaştırır.

Başvurunun reddedilmesi, çoğu zaman teknik veya ispatla ilgili eksikliklerden kaynaklanır. Bu nedenle sürecin başından itibaren dikkatli hareket edilmesi gerekir. Belgelerin eksiksiz hazırlanması ve fesih nedeninin açık şekilde ortaya konulması, olası uyuşmazlıkların önüne geçer.

İş hukuku ve sosyal güvenlik mevzuatının birlikte değerlendirilmesi gereken bu tür durumlarda, profesyonel destek alınması sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.

İşsizlik Maaşı Başvurusu İçin Dilekçe Örneği

İşsizlik maaşı başvurusunun reddedilmesi halinde, İŞKUR’a yapılacak itiraz sürecinde yazılı başvuru büyük önem taşır. Bu başvuruda fesih nedeninin açık şekilde ifade edilmesi ve haklı fesih iddiasının somut verilerle desteklenmesi gerekir. Aşağıda örnek bir dilekçe metnine yer verilmiştir.

T.C. TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE

Başvuran
Ad Soyad
T.C. Kimlik No
Adres

Konu
İşsizlik maaşı başvurumun reddine ilişkin itirazlarımın sunulmasıdır.

Açıklamalar
Tarafım, …/…/…. tarihinde çalışmakta olduğum iş yerinden ayrılmış bulunmaktayım. İş sözleşmem, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesi kapsamında haklı nedenle tarafımca sona erdirilmiştir.

Fesih nedeni, işveren tarafından ücretlerimin düzenli ve tam olarak ödenmemesi ile çalışma koşullarının sözleşmeye aykırı şekilde ağırlaştırılmasıdır. Bu hususlar banka kayıtları ve diğer belgeler ile sabittir.

Buna rağmen işsizlik maaşı başvurum reddedilmiş olup, bu durum hukuka aykırıdır. İşsizliğim kendi kusurumdan kaynaklanmamakta olup, kanunda öngörülen şartları sağlamaktayım.

Sonuç ve Talep
Yukarıda açıklanan nedenlerle işsizlik maaşı başvurumun yeniden değerlendirilmesini ve tarafıma işsizlik ödeneği bağlanmasını arz ederim.

Tarih
İmza

Av. Betül SAFSÖZ

Not: Bu örnek metin somut olaya göre uyarlanmalıdır. Fesih nedeni, olayın özelliklerine uygun şekilde açıkça belirtilmeli ve mümkün olduğunca belge ile desteklenmelidir. Başvurunun güçlü bir hukuki temele dayanması, sürecin olumlu sonuçlanma ihtimalini artırır.

3.5/5 - (2 votes)
Ziyaretçi Yorumları - 1 YORUM
  1. Anonim dedi ki:

    Mahkeme kararı mı? 30 gün içinde hangi mahkeme kararı alınacak?

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1