İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Dijital Delillerin Hukuka Uygun Elde Edilmesi ve Muhafazası

30.07.2026
12
Dijital Delillerin Hukuka Uygun Elde Edilmesi ve Muhafazası

İçindekiler

Dijital Delilin Ceza Muhakemesindeki Hukuki Niteliği

Dijital deliller, elektronik cihazlarda üretilen, saklanan veya aktarılan verilerin ceza muhakemesinde bir vakıanın ispatı amacıyla kullanılmasıyla ortaya çıkar. Bilgisayar dosyaları, mobil cihaz kayıtları, mesajlaşma içerikleri, e-postalar, fotoğraf ve videolar, konum verileri, internet geçmişi, erişim logları, silinmiş veriler ve dosyalara ait teknik kayıtlar dijital delil niteliği kazanabilir. Bir verinin elektronik ortamda bulunması, tek başına onun güvenilir veya hukuka uygun bir delil olduğunu göstermez.

Dijital delilin hükme esas alınabilmesi için verinin kaynağı, elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve isnat edilen fiille bağlantısı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. İçeriği suçlamayı destekleyen bir kayıt, hukuka aykırı bir arama veya yetkisiz erişim sonucunda elde edilmiş olabilir. Hukuka uygun şekilde ele geçirilen bir cihazdaki veri ise hatalı inceleme, eksik kopyalama veya muhafaza kusuru nedeniyle güvenilirliğini kaybedebilir. Hukuka uygunluk ile teknik güvenilirlik birbirinin yerine geçmeyen iki ayrı denetim alanıdır.

Dijital delili diğer delil türlerinden ayıran özellikler

Dijital veri fiziksel delillerden farklı olarak kolaylıkla kopyalanabilir, değiştirilebilir, silinebilir veya başka bir cihaza aktarılabilir. Yapılan değişiklikler kullanıcı tarafından fark edilmeyebilir. Dosya adı, oluşturulma tarihi veya kullanıcı bilgisi gibi görünen kayıtlar da tek başına kesin bir kaynak tespiti sağlamaz. Bir dosyanın belirli bir cihazda bulunması, onun aynı cihazda oluşturulduğunu ya da cihaz sahibinin bilgisiyle kaydedildiğini zorunlu olarak kanıtlamaz.

Elektronik verilerin değerlendirilmesinde cihazın kimin kullanımında olduğu, kullanıcı hesabının niteliği, dosyanın elde edildiği dizin, erişim ve değişiklik zamanları, veri aktarım izleri, senkronizasyon kayıtları ve silinmiş alanlardaki kalıntılar birlikte incelenmelidir. Ortak kullanılan bilgisayarlar, uzaktan erişime açık sistemler ve birden fazla hesabın tanımlı olduğu mobil cihazlar bakımından cihaz mülkiyeti ile verinin kişiye aidiyeti özdeş kabul edilemez.

Verinin içeriği ile veriye ait teknik kayıtların birlikte değerlendirilmesi

Bir mesajın, belgenin veya görüntünün anlamı yalnızca ekranda görülen içerikten ibaret değildir. Dosyanın oluşturulma ve değiştirilme zamanları, gönderici ve alıcı bilgileri, cihaz kimlikleri, IP kayıtları, kullanıcı hareketleri ve dosyanın teknik yapısı içeriğin kaynağı hakkında bilgi verebilir. Metadata olarak adlandırılan kayıtlar, görünür içeriğin doğrulanmasına veya görünürdeki bilginin güvenilir olmadığının belirlenmesine katkı sağlar.

Ekran görüntüsü, yazışmanın yalnızca seçilmiş bir bölümünü yansıtabilir. Öncesi ve sonrası gösterilmeyen mesajlar bağlamından koparılmış olabilir. Kişi adı olarak görünen bilgi, rehbere kaydedilen addan üretilebildiği için hesabın gerçek sahibini kanıtlamaz. Aynı nedenle ekran görüntüsünün kaynak cihaz, hesap kayıtları ve mümkünse hizmet sağlayıcı verileriyle karşılaştırılması gerekir. Teknik kayıtlarla desteklenmeyen görüntüler mutlak biçimde değersiz sayılmaz ancak bunların ispat gücü, kaynağı doğrulanmış ham veriye göre daha sınırlıdır.

Elde etme, inceleme ve muhafaza süreçlerinin ispat gücüne etkisi

Dijital materyalin ele geçirilmesinden mahkemeye sunulmasına kadar gerçekleştirilen işlemler, delilin güvenilirliğinin denetlenebilmesini sağlamalıdır. Cihazın hangi tarihte, nerede ve kimden teslim alındığı, ilk müdahalenin kim tarafından yapıldığı, adli kopyanın hangi yöntemle oluşturulduğu, hash değerlerinin alınıp alınmadığı ve incelemenin hangi kopya üzerinde yürütüldüğü kayıt altına alınmalıdır.

Orijinal materyal üzerinde doğrudan çalışma yapılması, işletim sistemi veya inceleme yazılımı tarafından yeni veriler oluşturulmasına ve mevcut kayıtların değişmesine neden olabilir. Teknik incelemenin adli kopya üzerinde yürütülmesi, orijinal cihazın korunmasına ve aynı verinin savunma tarafından yeniden incelenebilmesine imkân tanır. Eksik tutanak, kaynağı belirlenemeyen kopya veya doğrulanamayan hash değeri, verinin ilk ele geçirildiği andaki hâliyle korunup korunmadığına ilişkin ciddi bir denetim sorunu doğurur.

Dijital Delillerin Elde Edilmesindeki Anayasal ve Kanuni Sınırlar

Dijital cihazlar yalnızca suç isnadıyla bağlantılı kayıtları değil, kişinin özel yaşamına, haberleşmesine, mesleki ilişkilerine, sağlık durumuna ve mali bilgilerine ait geniş bir veri alanını barındırır. Bu nedenle dijital materyaller üzerindeki arama ve elkoyma işlemleri, klasik eşya aramasından daha yoğun bir temel hak müdahalesi meydana getirir.

Anayasa’nın 20. maddesi özel hayatın gizliliğini ve kişisel verilerin korunmasını, 22. maddesi ise haberleşme hürriyetini güvence altına alır. Dijital cihaz ve hesaplarda gerçekleştirilen işlemlerin kanuni dayanağa sahip olması, meşru amaç taşıması ve ölçülü kalması gerekir. Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenler.

Özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması

Bir cihazın tamamına erişim sağlanması, soruşturulan suçla ilgisi bulunmayan çok sayıda kişisel verinin de kamu makamlarının denetimine girmesine yol açabilir. Arama kararının belirli bir suç isnadına, kişiye, cihaza ve araştırılacak veri kategorilerine dayanması bu nedenle gereklidir. Sınırsız ve amacı belirsiz bir veri araştırması, maddi gerçeğe ulaşma amacıyla açıklanamayacak ölçüde geniş bir müdahale yaratabilir.

İncelemenin kapsamı arama kararındaki amaçla sınırlı kalmalıdır. Suç tarihiyle ilgisi bulunmayan dönemlere ait veriler, isnatla bağlantısı kurulmayan kişisel bilgiler ve üçüncü kişilere ait kayıtlar kendiliğinden araştırma alanına dâhil edilemez. Kişisel verilerin kopyalanması ve uzun süre saklanması da ilk elkoyma işleminden bağımsız biçimde temel haklara müdahale oluşturur.

Haberleşme hürriyeti ve dijital iletişim içerikleri

E-posta, kısa mesaj ve mesajlaşma uygulamalarındaki iletişim içerikleri haberleşme hürriyetinin koruma alanındadır. Bir cihazın hukuka uygun şekilde ele geçirilmiş olması, cihazdaki bütün haberleşmelerin sınırsız biçimde incelenebileceği anlamına gelmez. İncelemenin yetkili merci kararına dayanması ve kararın kapsamını aşmaması gerekir.

Cihazda kayıtlı geçmiş yazışmaların incelenmesi ile devam eden iletişimin izlenmesi aynı hukuki rejime tabi değildir. Depolanmış veriler üzerindeki adli inceleme ile iletişimin gerçekleştiği sırada denetlenmesi birbirinden ayrılmalıdır. Koruma tedbirinin niteliğinin yanlış belirlenmesi, kanunda öngörülen karar ve güvence koşullarının etkisiz bırakılmasına neden olabilir.

Kanuna aykırı elde edilen bulguların delil olarak kullanılamaması

CMK m. 206/2-a uyarınca kanuna aykırı şekilde elde edilmiş deliller reddedilir. CMK m. 217/2, yüklenen suçun ancak hukuka uygun biçimde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğini kabul eder. CMK m. 230/1-b ise mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca gösterilmesini gerektirir. Yasak, yalnızca kolluğun açıkça suç oluşturan işlemleriyle sınırlı değildir. Kanunda öngörülen karar, süre, kapsam ve işlem güvencelerine aykırılıklar da delilin hukuki niteliğini etkileyebilir.

Hukuka aykırı dijital delilin başka bulgularla doğrulanmış olması, elde etme yöntemindeki aykırılığı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mahkemenin delilin hangi yöntemle elde edildiğini, aykırılığın niteliğini ve hüküm kurulurken kullanılıp kullanılmadığını gerekçesinde tartışması gerekir. Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delile dayanması, CMK m. 289/1-i kapsamında kesin hukuka aykırılık nedenidir.

Ölçülülük ve incelemenin suç isnadıyla sınırlandırılması

Ölçülülük denetimi, tedbirin amaca elverişli ve gerekli olup olmadığını, kişisel veri alanına getirilen sınırlamanın soruşturma amacıyla orantılı kalıp kalmadığını kapsar. Belirli kayıtların kopyalanması yeterliyken cihazın uzun süre muhafaza altında tutulması, tedbirin gerekliliğini tartışmalı hâle getirebilir. Benzer biçimde belirli tarih aralığı araştırılırken cihazdaki bütün geçmişin incelenmesi, kararın kapsamını aşabilir.

İsnatla ilgisi bulunmayan verilerin ayrıştırılması, üçüncü kişilerin bilgilerinin korunması ve gerekli olmayan kopyaların imha edilmesi dijital aramanın ölçülü yürütülmesi bakımından önem taşır. Arama kararının soyut ifadelerden oluşması, hangi verilerin hangi gerekçeyle araştırılacağının sonradan denetlenmesini güçleştirir.

CMK m. 134 Uyarınca Dijital Materyallerde Arama, Kopyalama ve Elkoyma

CMK m. 134, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoymayı özel bir koruma tedbiri olarak düzenler. Maddenin uygulanabilmesi için bir suç dolayısıyla yürütülen soruşturmanın bulunması, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve delilin başka surette elde edilememesi gerekir. Bu koşulların kararda olayla bağlantılı gerekçelerle gösterilmesi, tedbirin sonradan denetlenebilmesi bakımından zorunludur.

Tedbire başvurulabilmesinin maddi koşulları

Kuvvetli şüphe, genel nitelikte bir kanaate veya varsayıma dayandırılamaz. Dijital materyalde suç delili bulunduğunu gösteren somut olguların mevcut olması gerekir. Cihazın şüpheliye ait olması veya şüphelinin kullanımında bulunması, içeriğinde mutlaka suçla bağlantılı veri bulunduğu kabulü için tek başına yeterli değildir.

Başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması, dijital aramanın ikincil niteliğini gösterir. Aynı delile daha sınırlı bir müdahaleyle ulaşılabiliyorsa bütün cihazın incelenmesi veya cihazın fiziksel olarak muhafaza altına alınması gerekli kabul edilemez. Kararda bu koşula yalnızca kanun ifadesinin tekrarlanmasıyla yer verilmesi, tedbirin neden zorunlu olduğuna ilişkin somut gerekçe ihtiyacını karşılamaz.

Hâkim kararı ve gecikmesinde sakınca bulunan hâller

CMK m. 134 uyarınca arama, kopyalama ve elkoyma kararını kural olarak hâkim verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı da karar verebilir. Savcı tarafından verilen karar yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını yirmi dört saat içinde açıklar.

Süresinde onaylanmayan veya hâkim tarafından onaylanmayan karar nedeniyle çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. Savcılık kararına başvurulabilmesi için gecikmenin hangi somut tehlikeyi doğuracağının gösterilmesi gerekir. Genel iş yükü, işlemi hızlandırma isteği veya delilin kaybolabileceğine ilişkin soyut ihtimal, hâkim güvencesinin istisnasını tek başına haklı kılmaz.

Arama, kopyalama ve elkoyma işlemleri arasındaki farklar

Arama, cihaz veya veri sistemi içindeki kayıtların araştırılmasını ifade eder. Kopyalama, verilerin tamamının veya belirli bölümünün başka bir ortama aktarılmasıdır. Elkoyma ise cihazın veya veri taşıyıcısının zilyedin tasarrufundan alınarak adli makamların denetimine geçirilmesidir. Her işlem farklı yoğunlukta hak müdahalesi meydana getirdiğinden kararın hangi tedbirleri kapsadığı belirlenmelidir.

CMK m. 134/2 uyarınca şifre nedeniyle sisteme girilememesi, gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması veya işlemin uzun sürecek olması hâlinde bilgisayar ve bilgisayar kütüklerine elkoyulabilir. Şifrenin çözülmesi ve gerekli kopyaların alınması sonrasında elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilmelidir. Elkoymanın inceleme tamamlandıktan sonra belirsiz süreyle devam ettirilmesi, tedbirin geçici niteliğiyle bağdaşmaz.

Kararın cihaz, veri türü, kişi ve suç yönünden kapsamı

Arama kararında tedbirin uygulanacağı kişi, cihaz veya sistem ile araştırılan suç arasındaki bağ kurulmalıdır. Aynı yerde bulunan bütün cihazların topluca alınması, her cihaz yönünden ayrı şüphe ve gereklilik değerlendirmesi yapılmadığında kapsam sorunu doğurabilir. Ortak kullanılan iş yeri bilgisayarları, aile bireylerine ait cihazlar ve üçüncü kişilerin hesapları yönünden kararın kişi bakımından sınırları ayrıca gözetilmelidir.

Kararın yalnızca cihaz türünü belirtmesi yeterli bir sınırlama sağlamayabilir. Aranacak veri kategorileri, ilgili tarih aralığı ve suç isnadıyla bağlantılı kullanıcı hesapları mümkün olduğu ölçüde belirlenmelidir. Karar kapsamı dışında kalan verilerin sistematik biçimde araştırılması, elde edilen bulgunun tesadüfi delil olarak nitelendirilmesiyle her zaman hukuka uygun hâle gelmez.

Elkoyma yerine veri kopyasının yeterli olduğu hâller

CMK m. 134/5, bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyulmaksızın sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyalanmasına imkân tanır. Gerekli verinin olay yerinde güvenli biçimde kopyalanabildiği ve bütünlüğünün korunabildiği hâllerde cihazın fiziksel olarak alınması yerine daha sınırlı müdahale tercih edilmelidir.

Elkoyma sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklenmesi, maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Alınan yedekten bir kopya şüpheliye veya müdafine verilir ve bu işlem tutanağa bağlanarak imza altına alınır. Kopya verilmesi, savunmanın incelemenin hangi veri seti üzerinde yapıldığını denetleyebilmesini ve bağımsız teknik değerlendirme yaptırabilmesini sağlar. Bu güvencenin yerine getirilmemesi, özellikle kaynak veriye daha sonra erişilemeyen davalarda delilin denetlenme olanağını doğrudan etkiler.

Anayasa Mahkemesinin CMK m. 134 Hakkındaki 2026 Tarihli İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi, 12 Şubat 2026 tarihli ve E. 2023/128, K. 2026/36 sayılı kararıyla CMK m. 134’te düzenlenen bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoyma tedbirini kişisel verilerin korunması hakkı yönünden incelemiştir. Karar, 25 Mayıs 2026 tarihli ve 33264 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Mahkeme, dijital cihazlarda gerçekleştirilen arama ve kopyalama işlemlerinin kişiye ait çok sayıda verinin kamu makamlarınca elde edilmesine imkân verdiğini kabul etmiştir. İnceleme yalnızca arama anındaki müdahaleye odaklanmamış, elde edilen kişisel verilerin saklanması, kullanılması ve yargılama sonrasındaki akıbeti de anayasal denetime tabi tutulmuştur.

İptal edilen hükümlerin kapsamı

Anayasa Mahkemesi, CMK m. 134/1’in hâkim tarafından bilgisayar, bilgisayar programı ve bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, kayıtlardan kopya çıkarılmasına ve kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine imkân veren bölümünü iptal etmiştir. Şifrenin çözülememesi, gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması veya işlemin uzun sürecek olması hâlinde cihazlara elkoyulmasını düzenleyen ikinci fıkranın ilgili bölümü de iptal edilmiştir.

İncelenen kurallarla bağlantılı diğer hükümlerin uygulanma olanağının kalmaması nedeniyle maddenin devamındaki düzenlemeler hakkında da 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca iptal kararı verilmiştir. Karar, yalnızca Cumhuriyet savcısının gecikmesinde sakınca bulunan hâllerdeki yetkisinin kaldırılması biçiminde dar yorumlanamaz. İptal sonucu, CMK m. 134’te kurulan arama, kopyalama ve elkoyma rejiminin bütününü etkilemektedir.

Özel hayatın ve kişisel verilerin korunması yönünden belirlenen eksiklikler

Anayasa Mahkemesi, tedbirin kanuni dayanağının bulunduğunu ve maddi gerçeğe ulaşma amacı taşıdığını kabul etmiştir. İptal gerekçesi dijital delil elde edilmesinin başlı başına Anayasa’ya aykırı görülmesine dayanmamaktadır. Sorun, tedbir sonucunda elde edilen kişisel verilerin korunmasına ilişkin kanuni güvencelerin yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

CMK m. 134, elde edilen verilerin hangi süre boyunca saklanacağını, hangi koşullarda silineceğini veya imha edileceğini ve bu işlemleri hangi makamın gerçekleştireceğini yeterli biçimde düzenlememektedir. Verilerin güvenliğinin nasıl sağlanacağı, yetkisiz erişime karşı hangi tedbirlerin alınacağı ve veri sahibinin işlemlere karşı başvurabileceği denetim yolları da açık bir kanuni sisteme bağlanmamıştır.

Dijital arama sonucunda soruşturmayla ilgisi olmayan kişisel veriler ile üçüncü kişilere ait kayıtlar da elde edilebilir. Kanunda bu verilerin ayrıştırılması, kullanımının sınırlandırılması ve gerekli olmadıkları anda silinmesi yönünde yeterli güvencelerin bulunmaması, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına getirilen müdahalenin orantısız olduğu değerlendirmesine yol açmıştır.

İptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihe kadar uygulanacak düzenleme

Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün derhâl yürürlüğe girmesinin kamu yararını ihlal edecek bir hukuki boşluk doğuracağını kabul etmiş ve yürürlüğü Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay ertelemiştir. Karar, yeni bir kanuni düzenleme yapılmaması hâlinde 25 Şubat 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.

CMK m. 134, erteleme süresi içinde yürürlükte kalmaya devam etmektedir. Bu nedenle 25 Şubat 2027 tarihine kadar verilen arama, kopyalama ve elkoyma kararları yalnızca iptal kararının yayımlanmış olması gerekçesiyle kanuni dayanaktan yoksun sayılamaz. Bununla birlikte kararın ortaya koyduğu kişisel verilerin korunmasına ilişkin anayasal ölçütler, devam eden soruşturma ve kovuşturmalarda ileri sürülen hukuka aykırılık iddialarının değerlendirilmesinde göz ardı edilemez.

İptal kararı, daha önce elde edilen bütün dijital delilleri kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Her delil bakımından işlem tarihindeki kanuni düzenleme, kararın kapsamı, kopyalama yöntemi, veri bütünlüğü, savunmanın inceleme imkânı ve delilin hükümdeki ağırlığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kanun koyucunun yeniden düzenlemesi gereken güvenceler

Yeni düzenlemenin yalnızca arama ve elkoyma yetkisini yeniden tanımlaması yeterli olmayacaktır. Elde edilen verilerin hangi amaçla ve ne kadar süreyle saklanabileceği, soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi bulunmayan verilerin ne zaman silineceği, imha işleminin kim tarafından ve hangi yöntemle gerçekleştirileceği kanunda gösterilmelidir.

Veriye erişebilecek kişiler, erişim işlemlerinin kayda alınması, üçüncü kişilere ait kayıtların korunması ve kişisel veri sahibinin başvuru hakları da düzenlenmelidir. Beraat, kovuşturmaya yer olmadığı veya müsadere dışındaki nihai kararlar sonrasında dijital kopyaların akıbeti belirsiz bırakılmamalıdır. Anayasa Mahkemesinin kararı, kanuni yetkinin yanında verinin bütün yaşam sürecini kapsayan denetlenebilir bir koruma sistemi aramaktadır.

Bilgisayar ve Mobil Cihazlardan Dijital Delil Elde Edilmesi

Dijital delil elde edilmesi yalnızca masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarla sınırlı değildir. Akıllı telefonlar, tabletler, harici diskler, USB bellekler, hafıza kartları, sunucular ve ağ depolama birimleri de elektronik veri barındırabilir. Cihazın türü, içerdiği veri ve erişim yöntemi, uygulanacak koruma tedbirinin hukuki niteliğinin belirlenmesinde birlikte değerlendirilmelidir.

Akıllı telefonlar haberleşme içerikleri, fotoğraflar, konum geçmişi, banka uygulamaları, bulut hesapları, internet kayıtları ve sağlık verileri gibi kapsamlı bilgiler içerir. Telefon üzerindeki arama, kişinin özel yaşamı hakkında fiziksel bir eşya aramasından çok daha geniş sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle telefonun fiziksel olarak ele geçirilmesi ile içeriğinin adli bilişim yöntemleriyle incelenmesi aynı işlem sayılmaz.

Bilgisayar, telefon, tablet ve harici depolama aygıtlarının hukuki statüsü

CMK m. 134’ün metninde bilgisayar, bilgisayar programı ve bilgisayar kütüğü kavramları kullanılmıştır. Mobil cihazların teknik özellikleri ve barındırdıkları veriler dikkate alındığında akıllı telefonlar ile tabletler de hükmün sağladığı özel güvenceler kapsamında değerlendirilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17 Kasım 2022 tarihli ve E. 2020/286, K. 2022/754 sayılı kararında da mobil telefonların dijital veri taşıyan cihazlar olarak CMK m. 134 kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Harici disk, USB bellek veya hafıza kartı gibi taşıyıcıların yalnızca eşya niteliği öne çıkarılarak genel elkoyma hükümleriyle yetinilmesi doğru değildir. Fiziksel taşıyıcıya elkoyulması CMK m. 123 ve devamındaki hükümlere dayanabilse de içerdiği verinin araştırılması, kopyalanması ve çözülmesi CMK m. 134’ün özel güvencelerini gerektirebilir.

Cihaza elkoyma ile cihaz içeriğini inceleme yetkisinin ayrılması

Bir arama sırasında telefona veya bilgisayara fiziksel olarak elkoyulması, cihaz içeriğinin sınırsız biçimde incelenmesine izin vermez. Elkoyma kararı eşyanın adli makamların denetimine alınmasını sağlar. Dijital verilerin araştırılması ise ayrıca kanuni koşulları karşılayan bir inceleme kararına dayanmalıdır.

Cihazın açık olması, şifresinin bilinmesi veya kullanıcının daha önce ekran kilidini kaldırmış bulunması bu gerekliliği ortadan kaldırmaz. Kolluk görevlisinin cihazı ele geçirdiği anda mesajları, fotoğrafları ya da uygulama içeriklerini incelemesi, fiziksel elkoymanın ötesinde bağımsız bir temel hak müdahalesi oluşturur.

Şifreli cihazlar ve erişim sağlanamayan veriler

CMK m. 134/2, şifrenin çözülememesi nedeniyle sisteme girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması hâlinde cihazlara elkoyulmasına imkân tanır. Elkoyma, şifrenin çözülmesi ve gerekli kopyaların alınması amacıyla sınırlı geçici bir tedbirdir. İşlemler tamamlandığında cihazın gecikme olmaksızın iade edilmesi gerekir.

Şifre çözme işlemi sırasında kullanılan teknik yöntemler verinin bütünlüğünü bozabilir veya cihazdaki güvenlik sistemlerini harekete geçirebilir. Denenen yöntemlerin, kullanılan yazılım ve donanımın, işlem tarihlerinin ve elde edilen çıktının tutanakta gösterilmesi gerekir. Şifre çözme başarısız olduğunda dahi cihaz üzerinde hangi müdahalelerin yapıldığı belirlenebilir olmalıdır.

Şüphelinin şifresini açıklamaya zorlanması, susma hakkı ve kişinin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaması ilkeleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Şifre bilgisinin kişiden zorla alınması ile cihazın teknik araçlarla çözülmesi aynı hukuki mesele değildir.

Açık cihazda inceleme yapılmasının hukuki sınırları

Açık veya kilidi kaldırılmış bir cihaz, koruma tedbiri güvencelerinin dışında kalmaz. Ekranda o anda görünen bilginin gözlemlenmesi ile uygulamalar arasında dolaşılarak geçmiş kayıtların araştırılması birbirinden farklıdır. İkinci işlem dijital arama niteliği taşır ve yetkili merci kararının kapsamına dayanmalıdır.

Rıza ile yapılan incelemelerde rızanın belirli, bilgilendirilmiş ve özgür iradeye dayalı olması gerekir. Cihazın teslim edilmesi, bütün hesapların ve geçmiş kayıtların sınırsız incelenmesine rıza verildiği anlamına gelmez. Rızanın hangi verileri ve hangi işlemleri kapsadığı tutanakla belirlenmediğinde incelemenin hukuki dayanağı tartışmalı hâle gelir.

Arama sırasında tesadüfen elde edilen dijital deliller

Hukuka uygun bir dijital arama sırasında soruşturulan suçtan farklı bir suça ilişkin bulguya rastlanması mümkündür. CMK m. 138/1 uyarınca yapılan arama veya elkoyma sırasında başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına bildirilir.

Tesadüfi delil kurumu, mevcut kararın kapsamı dışında yeni suç delili aramak amacıyla sınırsız araştırma yapılmasına izin vermez. Delilin gerçekten karar kapsamındaki hukuka uygun inceleme sırasında ortaya çıkması gerekir. İlk aramanın amacı ve sınırları aşılarak farklı suçlara ilişkin sistematik veri taraması yapılması, tesadüfi elde etme olarak nitelendirilemez.

Adli Kopya Alma ve Veri Bütünlüğünün Korunması

Dijital materyalin içeriği, inceleme sırasında gerçekleştirilen basit işlemlerden dahi etkilenebilir. Cihazın açılması, işletim sisteminin çalıştırılması, bir dosyanın görüntülenmesi veya depolama biriminin standart yöntemlerle başka bir bilgisayara bağlanması mevcut kayıtları değiştirebilir. Adli incelemenin amacı yalnızca veriye ulaşmak değil, elde edilen verinin kaynağındaki hâliyle korunduğunu da gösterebilmektir.

Fiziksel imaj ile mantıksal kopya arasındaki fark

Fiziksel imaj, depolama biriminin erişilebilir bütün sektörlerinin bit düzeyinde kopyalanmasını ifade eder. Bu yöntem aktif dosyaların yanında silinmiş dosya kalıntılarını, ayrılmamış alanları ve dosya sistemi kayıtlarını da içerebilir. Mantıksal kopya ise dosya sistemi tarafından görülebilen seçilmiş dosya, klasör veya veri kategorilerinin aktarılmasıdır.

Her incelemede fiziksel imaj alınması teknik olarak mümkün veya hukuken gerekli olmayabilir. Mobil cihazların güvenlik yapısı, şifreleme sistemi ve işletim sistemi sınırlamaları nedeniyle yalnızca mantıksal ya da dosya sistemi düzeyinde veri çıkarımı yapılabilir. Kullanılan yöntemin raporda doğru biçimde belirtilmesi gerekir. Mantıksal kopyanın fiziksel imaj gibi sunulması, erişilemeyen veri alanlarının gözden kaçmasına ve incelemenin kapsamı hakkında yanlış kanaat oluşmasına neden olur.

Orijinal materyal üzerinde doğrudan inceleme yapılmasının sakıncaları

Orijinal cihaz üzerinde inceleme yapılması, sistem kayıtlarının değişmesine ve yeni verilerin oluşmasına yol açabilir. Son erişim zamanları, önbellek kayıtları, sistem logları veya uygulama verileri inceleme işlemi nedeniyle değişebilir. Böyle bir değişiklik suçlamanın dayandığı zaman çizelgesini etkileyebilir.

Adli kopya alınması mümkünse inceleme doğrulanmış kopya üzerinde yürütülmeli, orijinal materyal güvenli koşullarda saklanmalıdır. Teknik zorunluluk nedeniyle canlı sistem üzerinde işlem yapılması gerekiyorsa müdahaleden önce sistemin durumu kaydedilmeli, yapılan her işlem ve meydana gelebilecek değişiklikler raporlanmalıdır.

Yazma koruyucu donanım ve adli bilişim araçlarının işlevi

Yazma koruyucu donanım veya yazılım, kaynak depolama birimine veri yazılmasını engelleyerek kopyalama sırasında orijinal kayıtların değiştirilmesini önlemeyi amaçlar. Kullanılan aracın yalnızca mevcut olması yeterli değildir. Aracın çalışır durumda olduğu, kaynağa veri yazılmasını engellediği ve kopyalama işleminin hatasız tamamlandığı doğrulanmalıdır.

Adli bilişim yazılımının adı, sürümü, uygulanan çıkarım yöntemi ve işlem tarihleri inceleme raporunda yer almalıdır. Yazılımın ürettiği sonuçların uzman tarafından değerlendirilmeden doğrudan maddi olgu kabul edilmesi doğru değildir. Aynı veri seti üzerinde aynı yöntem tekrarlandığında karşılaştırılabilir sonuç alınabilmesi, incelemenin denetlenme olanağı bakımından önem taşır.

Hash değerinin alınması ve doğrulanması

Hash değeri, belirli bir veri setine matematiksel algoritma uygulanarak elde edilen sayısal özettir. Kaynak veriden alınan hash değeri ile adli kopyanın hash değerinin aynı olması, kopyanın kaynakla bit düzeyinde eşleştiğini göstermeye yarar. Kopya üzerinde tek bir bitin değişmesi dahi farklı bir hash değeri üretebilir.

Hash değeri verinin kimin tarafından oluşturulduğunu, içeriğinin doğru olduğunu veya hukuka uygun yöntemle elde edildiğini kanıtlamaz. Sağladığı güvence, karşılaştırılan iki veri setinin aynı olup olmadığının denetlenmesiyle sınırlıdır. Hash değeri alınmadan önce kaynak cihazda değişiklik yapılmışsa sonradan alınan değer önceki müdahaleyi ortadan kaldırmaz.

Kullanılan algoritma, kaynak materyalin hash değeri, oluşturulan imajın değeri ve doğrulama zamanı tutanakta gösterilmelidir. İncelemenin farklı aşamalarında değerlerin yeniden doğrulanması, kullanılan kopyanın ilk elde edilen imajla aynı kaldığının tespitine imkân verir.

İmaj, hash ve tutanak eksikliklerinin delilin güvenilirliğine etkisi

İmaj alınmaması veya hash değerinin kaydedilmemesi her olayda otomatik biçimde delilin sahte olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte verinin kaynağındaki hâliyle korunup korunmadığının teknik olarak doğrulanmasını zorlaştırır. Kaynak cihazın iade edilmiş, kaybolmuş veya yeniden kullanılmış olması hâlinde bu eksiklik daha ağır bir denetim sorunu doğurabilir.

Mahkemenin eksikliğin niteliğini, verinin başka kaynaklarla doğrulanıp doğrulanmadığını, savunmanın karşı inceleme yapma imkânını ve dijital kaydın hükümdeki ağırlığını değerlendirmesi gerekir. Kaynağı belirlenemeyen, elde edilme süreci belgelenmeyen ve bütünlüğü doğrulanamayan bir dijital kaydın yalnızca bilirkişi raporunda yer alması, güvenilirlik sorununu gidermez.

Tutanaklar cihazın marka, model, seri numarası ve fiziksel durumunu, elkoyma yerini ve zamanını, hazır bulunan kişileri, kopyalama yöntemini, kullanılan araçları ve üretilen hash değerlerini içermelidir. Kayıtların birbirini doğrulaması, aynı cihaz ve veri setinin soruşturmanın başlangıcından yargılamanın sonuna kadar izlenebilmesini sağlar.

Dijital Delillerin Muhafazası ve İşlem Geçmişinin Belgelendirilmesi

Dijital delilin güvenilirliği yalnızca elde edildiği andaki teknik işlemlere bağlı değildir. Materyalin teslim alınmasından mahkemeye sunulmasına kadar kimlerin erişim sağladığı, hangi işlemlerin yapıldığı ve verinin nerede saklandığı belirlenebilir olmalıdır. Bu kayıtlar, incelenen verinin ilk elde edilen veriyle aynı olup olmadığının denetlenmesini sağlar.

Muhafaza sürecindeki belirsizlikler, verinin mutlaka değiştirildiğini kanıtlamaz. Buna karşılık değişiklik yapılmadığının teknik ve belgesel yöntemlerle gösterilmesini zorlaştırır. Dijital kaydın mahkûmiyet bakımından belirleyici olduğu davalarda kaynağın, aktarım sürecinin ve inceleme kopyasının doğrulanamaması ispat gücünü doğrudan etkileyebilir.

Materyalin teslim alınmasından incelemeye kadar geçen sürecin kaydı

Elkoyma veya teslim tutanağında cihazın marka, model, seri numarası, depolama kapasitesi, fiziksel durumu ve ayırt edici özellikleri gösterilmelidir. Cihazın açık veya kapalı olduğu, ağa bağlı bulunup bulunmadığı, ekranında görünen bilgiler ve bağlı çevre birimleri de kaydedilmelidir. Mobil cihazlarda SIM kart ve hafıza kartı bilgileri ayrı ayrı belirlenmelidir.

Materyali teslim alan, taşıyan, muhafaza eden ve inceleyen kişilerin kimlikleri ile teslim tarihleri kayıt altına alınmalıdır. Birim değişiklikleri ve geçici teslimler de belgeye bağlanmalıdır. Kayıtlardaki zaman boşlukları, materyalin kimde ve hangi koşullarda bulunduğunun tespit edilememesine yol açabilir.

Ambalajlama, mühürleme ve güvenli saklama koşulları

Fiziksel cihazın zarar görmesini, yetkisiz kişilerce açılmasını veya uzaktan bağlantı yoluyla içeriğinin değiştirilmesini önleyecek tedbirler alınmalıdır. Ambalajın ve mührün numarası tutanağa yazılmalı, mühür her açıldığında işlemin nedeni ile açan kişiler gösterilmelidir. Yeniden ambalajlama yapılırsa önceki ve yeni mühür bilgileri birlikte kaydedilmelidir.

Mobil cihazların ağ bağlantısının kesilmesi, uzaktan silme veya senkronizasyon riskini azaltabilir. Ancak cihazın kapatılması, uçak moduna alınması veya özel koruma torbasına yerleştirilmesi her olayda aynı teknik sonucu doğurmaz. Cihazın durumu ve şifreleme özellikleri gözetilerek seçilen yöntemin gerekçesi kayıt altına alınmalıdır.

Adli imajlar ile çalışma kopyaları erişimi sınırlandırılmış ortamlarda saklanmalıdır. Fiziksel koruma tek başına yeterli değildir. Dosyalara erişen kullanıcıların, erişim zamanlarının, kopyalama ve dışa aktarma işlemlerinin sistem loglarıyla izlenebilmesi gerekir.

Materyale erişen kişilerin ve yapılan işlemlerin belirlenebilir olması

Dijital delile erişimin kayıt altına alınması, yalnızca kötü niyetli değişiklik ihtimaline karşı güvence oluşturmaz. İnceleme sırasında meydana gelebilecek istemsiz değişikliklerin kaynağını tespit etmeyi de sağlar. Hangi yazılımın çalıştırıldığı, hangi veri setinin açıldığı ve hangi dosyaların dışa aktarıldığı belirlenebilmelidir.

Bilirkişi veya kolluk birimi tarafından üretilen inceleme çıktıları, kaynak veriden ayrılmalıdır. Rapor için oluşturulan klasörler, dönüştürülen dosyalar, ekran görüntüleri ve aranabilir hâle getirilen veri tabanları kaynak imajın parçasıymış gibi sunulmamalıdır. Üretilmiş çıktı ile orijinal verinin ayrılması, savunmanın bulgunun nasıl elde edildiğini yeniden inceleyebilmesi bakımından gereklidir.

Kopyaların çoğaltılması, aktarılması ve yeniden incelenmesi

Her yeni kopya, verinin kontrolsüz biçimde çoğaltılması ve yetkisiz erişim riskini artırır. Kopyanın hangi amaçla oluşturulduğu, kime verildiği ve hangi veri setini içerdiği kaydedilmelidir. İnceleme için üretilen çalışma kopyası ile arşivlenen ana imaj birbirinden ayrılmalı, ana imaj üzerinde işlem yapılmamalıdır.

Verinin farklı bir depolama ortamına aktarılması sırasında aktarım öncesi ve sonrası hash değerleri karşılaştırılmalıdır. Sıkıştırma, dosya biçimi dönüştürme veya veri ayıklama işlemi yapılmışsa elde edilen yeni çıktı kaynak imajla aynı hash değerine sahip olmayacaktır. Böyle bir durumda işlemin niteliği ve kaynak dosyayla ilişkiyi gösteren kayıtlar korunmalıdır.

Veri bütünlüğünün sonradan doğrulanabilmesi

Veri bütünlüğü yalnızca ilk kopyalama sırasında değil, inceleme ve yargılama boyunca doğrulanabilir olmalıdır. Ana imajın hash değerinin daha sonraki tarihlerde yeniden hesaplanması, saklanan verinin ilk kopyayla aynı kaldığının kontrolüne imkân verir.

Hash değerlerinin eşleşmemesi hâlinde farklılığın kaynağı araştırılmadan inceleme sonucuna güvenilemez. Değer farklılığı veri setinin değiştiğini gösterir ancak değişikliğin kimin tarafından ve hangi amaçla yapıldığını tek başına açıklamaz. Değişikliğin olağan bir dosya dönüştürme işleminden mi, inceleme hatasından mı veya kaynağı belirsiz bir müdahaleden mi doğduğu işlem kayıtlarıyla belirlenmelidir.

Bulut Verileri, Sosyal Medya Kayıtları ve Uzaktan Erişilen Hesaplar

Dijital cihazlarda görünen her veri cihazın kendi depolama alanında bulunmaz. E-posta uygulamaları, sosyal medya hesapları, bulut depolama servisleri ve mesajlaşma programları verileri uzaktaki sunuculardan görüntüleyebilir. Cihazdaki oturum bilgisinin kullanılarak uzak hesaba erişilmesi, cihazın yerel belleğinde kayıtlı verilerin incelenmesinden daha geniş bir müdahale oluşturur.

Cihazda bulunan veri ile uzaktaki hesap verisinin ayrılması

Telefon veya bilgisayarda fiziksel olarak kayıtlı dosyalar, önbellek verileri ve daha önce indirilmiş içerikler cihaz incelemesinin konusu olabilir. Bulut sunucusunda bulunan ve ancak internet bağlantısı üzerinden erişilebilen veri ise farklı bir kaynaktadır. Cihaza yönelik arama kararının uzak sunuculardaki bütün verilere erişim yetkisi sağlayıp sağlamadığı kararın kapsamı ve uygulanacak kanuni düzenleme üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.

Adli inceleme raporunda verinin cihazdan mı, bağlı hesaptan mı yoksa hizmet sağlayıcıdan gelen kayıtlardan mı elde edildiği gösterilmelidir. Kaynağın yalnızca uygulama adıyla belirtilmesi yeterli değildir. Aynı mesajın cihazdaki yerel veri tabanında, bulut yedeğinde ve hizmet sağlayıcının sunucusunda farklı teknik kayıtları bulunabilir.

Bulut hesabına cihaz üzerinden erişilmesinin hukuki sınırları

Ele geçirilen cihazda hesabın açık olması veya oturum bilgilerinin kayıtlı bulunması, uzaktaki bütün verilere sınırsız erişim yetkisi vermez. Cihaz üzerinden bulut hesabına bağlanılması yeni verilerin indirilmesine, hesap hareketlerinin değişmesine ve başka cihazlarda bildirim oluşmasına neden olabilir. Bu işlem hem aramanın kapsamı hem de veri bütünlüğü yönünden ayrıca kaydedilmelidir.

Bulut hesabında suç isnadıyla ilgisi olmayan uzun dönemli kayıtlar ve üçüncü kişilere ait veriler bulunabilir. Arama kararının tarih aralığı, veri türü ve hesap yönünden sınırları uzaktaki veriler için de korunmalıdır. Belirli bir dosyaya ulaşmak amacıyla hesabın bütün geçmişinin kopyalanması, gereklilik ve ölçülülük denetimine tabi tutulmalıdır.

Sosyal medya içerikleri ve mesajlaşma uygulaması kayıtları

Sosyal medya paylaşımının ekran görüntüsü, içeriğin belirli bir anda görüldüğünü gösterebilir ancak paylaşımı yapan hesabın gerçek kullanıcısını tek başına belirlemez. Kullanıcı adı değiştirilebilir, hesap başkası tarafından kullanılabilir veya görüntü düzenlenmiş olabilir. Hesap kimliği, paylaşım zamanı, bağlantı adresi, cihaz kayıtları ve hizmet sağlayıcı verileri mümkün olduğu ölçüde birlikte değerlendirilmelidir.

Mesajlaşma uygulamalarında görünen kişi adı çoğunlukla cihaz rehberindeki kayıttan üretilir. İsim bilgisi mesajın hangi telefon numarası veya kullanıcı hesabından gönderildiğini kanıtlamaz. Mesaj veri tabanı, hesap kimliği, zaman bilgisi ve varsa karşı cihazdaki kayıtlar karşılaştırılmalıdır.

Uçtan uca şifreleme kullanan uygulamalarda hizmet sağlayıcının mesaj içeriğine sahip olmaması mümkündür. Böyle bir durumda cihazdan çıkarılan yerel kayıtların önemi artar. İçeriğin yalnızca bir cihazda bulunması, kaydın otomatik olarak doğru kabul edilmesini sağlamaz. Veri tabanının bütünlüğü ve mesajın ilgili kullanıcı hesabıyla bağlantısı teknik incelemeyle belirlenmelidir.

Yurt dışındaki hizmet sağlayıcılardan veri temini

Sunucuları yurt dışında bulunan hizmet sağlayıcılardan abone bilgisi, trafik kaydı veya içerik verisi talep edilmesi, uluslararası adli iş birliği kurallarını gerektirebilir. Türk adli makamlarınca verilen kararın yabancı ülkedeki şirkete doğrudan uygulanabilir olup olmadığı, ilgili devletin hukuku ve mevcut iş birliği mekanizmalarına bağlıdır.

Talep edilen veri türü doğru belirlenmelidir. Abone bilgisi hesabın açılışında kullanılan kayıtları, trafik bilgisi bağlantı ve iletişim hareketlerini, içerik verisi ise mesaj veya dosyanın kendisini ifade eder. Hizmet sağlayıcıların veri saklama süreleri farklı olduğundan talebin geç iletilmesi kayıtların bulunamamasına yol açabilir.

Hizmet sağlayıcının kendi portalı veya doğrudan yazışma yoluyla gönderdiği kayıtların hangi hukuki usulle temin edildiği dosyada gösterilmelidir. Gelen verinin kapsamı, şirketteki kaynaktan çıkarılma yöntemi ve elektronik doğrulama bilgileri de saklanmalıdır. Yalnızca çıktı hâlinde sunulan ve kaynağı doğrulanamayan kayıtlar yönünden aidiyet ve bütünlük incelemesi eksik kalabilir.

Ekran görüntülerinin kaynak veriyle doğrulanması

Ekran görüntüleri kolay üretilebilir ve değiştirilebilir niteliktedir. Görüntünün dosya özellikleri, oluşturulduğu cihaz, çekim zamanı ve düzenleme geçmişi incelenmelidir. Kırpılmış bir görüntü, yazışmanın taraflarını, tarihini veya devamını göstermeyebilir.

Kaynak cihaz mevcutsa ekran görüntüsüyle cihazdaki mesaj veri tabanı karşılaştırılmalıdır. Hesap verileri, bildirim kayıtları, yedekler ve karşı tarafın cihazındaki içerik de doğrulama amacıyla kullanılabilir. Kaynak veri bulunmadığında ekran görüntüsünün ispat gücü diğer delillerle kurulan bağlantıya göre belirlenmelidir.

Özel Kişiler ve Kurumlar Tarafından Sunulan Dijital Veriler

Dijital kayıtlar her zaman adli makamların gerçekleştirdiği arama veya elkoyma işlemiyle elde edilmez. Mağdurun sunduğu mesajlar, bir çalışanın işverene teslim ettiği dosyalar, şirket sistemlerinden çıkarılan loglar veya üçüncü kişinin ilettiği görüntüler de ceza soruşturmasına girebilir. Verinin özel kişi tarafından sunulması, hukuka uygunluk denetimini ortadan kaldırmaz.

CMK m. 134 esasen kamu makamlarınca gerçekleştirilen bilgisayar araması, kopyalama ve elkoyma işlemlerini düzenler. Özel kişinin kendiliğinden sunduğu kayıtlar bakımından aynı usulün birebir uygulanması her olayda zorunlu değildir. Buna karşılık kaydın ele geçirilme yöntemi özel hayatın gizliliğini, haberleşmenin gizliliğini veya bilişim sistemine hukuka aykırı erişim yasağını ihlal etmiş olabilir.

Mağdur veya üçüncü kişi tarafından teslim edilen cihaz ve kayıtlar

Mağdurun kendi cihazındaki yazışmaları adli makamlara sunması ile başkasının cihazına izinsiz girerek elde ettiği kayıtları teslim etmesi aynı hukuki nitelikte değildir. Kişinin tarafı olduğu iletişimi sunması kural olarak başkasına ait hesaba yetkisiz erişimden farklı değerlendirilir. Sunulan kaydın seçilmiş, eksik veya değiştirilmiş olma ihtimali yine araştırılmalıdır.

Üçüncü kişi tarafından teslim edilen cihazın kime ait olduğu, teslim eden kişinin cihaza nasıl ulaştığı ve içerik üzerinde hangi işlemleri yaptığı belirlenmelidir. Kaynağı açıklanmayan bir USB bellek veya e-posta eki, yalnızca soruşturma makamına ulaştırılmış olması nedeniyle güvenilir delil hâline gelmez.

Özel kişinin sunduğu materyal adli makama teslim edildikten sonra muhafaza, kopyalama ve inceleme işlemleri ceza muhakemesi güvencelerine uygun yürütülmelidir. Teslim edilen cihazın doğrudan incelenmesi yerine adli kopyasının alınması, ilk teslim anındaki verinin korunmasını sağlar.

Gizlice elde edilen yazışmalar, ses kayıtları ve görüntüler

Bir kişinin başkasına ait mesajlaşma hesabına, e-posta kutusuna veya cihazına izinsiz erişerek kayıt elde etmesi özel hayatın gizliliği ve haberleşmenin gizliliği yönünden ihlal teşkil edebilir. Bu kayıtların suçun ispatına yararlı olması, elde etme yöntemindeki hukuka aykırılığı kendiliğinden gidermez.

Yargısal kararlarda kişinin kendisine yönelen ve ani gelişen bir saldırıyı başka şekilde ispatlama olanağı bulunmadığı sırada oluşturduğu kayıtlar dar koşullar altında farklı değerlendirilebilmektedir. Bu kabul, önceden planlanan ve süreklilik taşıyan gizli kayıt faaliyetleri için genel bir hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz. Kayıt anındaki olayın niteliği, yetkili makamlara başvurma imkânı ve kaydın yalnızca delili koruma amacıyla oluşturulup oluşturulmadığı incelenmelidir.

Hukuka aykırı biçimde elde edilen kayıt daha sonra bilirkişiye incelettirilmiş veya tutanağa geçirilmiş olsa dahi ilk elde etme yöntemindeki sorun ortadan kalkmaz. Teknik doğrulama, kaydın değiştirilip değiştirilmediğini açıklayabilir ancak hukuka uygun elde edildiğini kanıtlamaz.

Şirket sistemlerinden alınan log ve kullanıcı hareketleri

Şirketlerin bilgi sistemlerinde tutulan kullanıcı girişleri, işlem kayıtları, e-posta logları ve erişim hareketleri ceza soruşturmasında delil olarak kullanılabilir. Kayıtların hangi sistem tarafından, hangi zaman standardına göre ve hangi saklama politikası kapsamında üretildiği belirlenmelidir.

Çalışanın kurumsal cihaz veya hesap kullanması, bütün iletişimlerinin sınırsız biçimde izlenebileceği anlamına gelmez. İşverenin denetim yetkisi meşru amaç, önceden bilgilendirme, gereklilik ve ölçülülük koşullarıyla sınırlıdır. Özel kullanımına izin verilen hesaplarda veya kişisel nitelikteki iletişimlerde gizlilik beklentisi daha güçlü olabilir.

Log kayıtlarının sonradan değiştirilemez nitelikte olup olmadığı, sistem yöneticilerinin yetkileri, saat senkronizasyonu ve kayıtların saklandığı ortam incelenmelidir. Yalnızca şirket yetkilisi tarafından hazırlanan tablo veya özet, kaynak logların yerine geçmez. Savunmanın ham kayda ve kayıt üretim yöntemine erişebilmesi gerekir.

Açık kaynaklardan elde edilen dijital içerikler

Herkese açık internet siteleri, sosyal medya hesapları ve çevrim içi arşivlerde yayımlanan içerikler açık kaynak araştırmasına konu olabilir. İçeriğin kamuya açık olması, onun belirli kişi tarafından üretildiğini veya değişmeden kaldığını göstermez. Bağlantı adresi, erişim tarihi, hesap bilgileri ve mümkünse arşiv kaydı korunmalıdır.

Kapalı hesaplara sahte kimlikle erişme, teknik güvenlik önlemlerini aşma veya yalnızca belirli kişilere sunulan içeriği izinsiz elde etme faaliyetleri açık kaynak araştırması sayılmaz. Kamuya açıklık değerlendirmesi, verinin fiilen erişilebilir olmasına değil, erişimin yetkilendirme veya yanıltma gerektirip gerektirmediğine göre yapılmalıdır.

CMK m. 134 güvenceleri ile özel kişilerce sunulan veriler arasındaki ilişki

Özel kişi tarafından sunulan dijital kaydın ilk elde edilme aşaması CMK m. 134 kapsamındaki kamu gücü kullanımından farklıdır. Buna rağmen adli makamların özel kişiyi kullanarak kanuni usulü dolanması kabul edilemez. Kolluğun yönlendirmesi veya talimatıyla gerçekleştirilen erişim, kişinin bağımsız faaliyeti gibi değerlendirilmemelidir.

Mahkeme, kaydı kimin, hangi yöntemle ve hangi yetkiye dayanarak elde ettiğini araştırmalıdır. Ardından verinin adli makama teslim edilmesinden sonraki kopyalama, muhafaza ve inceleme işlemleri denetlenmelidir. Özel kişi tarafından sunulma, ne kaydı kendiliğinden hukuka uygun kılar ne de tek başına delil niteliğini ortadan kaldırır. Hukuka uygunluk, güvenilirlik ve isnatla bağlantı ayrı değerlendirmeler gerektirir.

Dijital Materyalin İncelenmesi ve Savunmanın Veriye Erişimi

Dijital materyalden elde edilen bulgunun mahkemeye bir bilirkişi veya kolluk raporuyla sunulması, verinin doğruluğu ve hukuka uygunluğu hakkındaki tartışmayı sona erdirmez. Raporun hangi kaynak veri üzerinde, hangi araçlarla ve hangi yöntem izlenerek hazırlandığı denetlenebilmelidir. Teknik inceleme sonucunda ulaşılan bulgular ile bu bulgulardan çıkarılan hukuki anlam birbirinden ayrılmalıdır.

Bir dosyanın cihazda bulunması, içeriğinin sanık tarafından oluşturulduğunu, bilindiğini veya suç amacıyla kullanıldığını tek başına göstermez. Bilirkişi teknik veriyi ortaya koyabilir ancak failin kastı, verinin hukuki anlamı ve suçun oluşup oluşmadığı hakkında mahkemenin yerine geçerek karar veremez.

İnceleme görevinin kapsamı ve bilirkişinin yetki sınırları

Bilirkişiye verilen görev, uzmanlık gerektiren teknik meseleleri açıkça göstermelidir. Bütün cihaz içeriğinin suç unsuru bulunup bulunmadığı yönünden taranması biçimindeki sınırsız görevlendirme, arama kararının kapsamını genişletebilir. İncelenecek veri kategorileri, ilgili tarih aralığı ve cevaplanması istenen teknik sorular belirlenmelidir.

Bilirkişi, dosyanın cihazda bulunduğu dizini, oluşturulma ve değiştirilme zamanlarını, kullanıcı hesabıyla bağlantısını ve veri aktarım izlerini tespit edebilir. Bu teknik verilerden hareketle sanığın suçu işlediği veya belirli bir hukuki sıfatla sorumlu olduğu yönünde değerlendirme yapmak mahkemenin görevidir. Raporun hukuki nitelendirmeler içermesi, teknik bulguların ayrıca denetlenmesi ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

İnceleme sırasında arama kararı dışında kalan yeni veri alanlarına erişilmesi gerekiyorsa görevin kapsamı kendiliğinden genişletilemez. Yeni incelemenin hukuki dayanağı belirlenmeli ve gerekiyorsa yetkili merciden ek karar alınmalıdır.

Ayrıntılı bilgi: Dijital Materyal İncelemelerinde Bilirkişi Raporlarına İtiraz

Ham veri, adli imaj ve inceleme raporu arasındaki ilişki

Ham veri, teknik incelemenin dayandığı kaynak kayıtları ifade eder. Adli imaj, kaynak depolama biriminin belirli yöntemle oluşturulan kopyasıdır. İnceleme raporu ise uzman tarafından seçilen verilerin ve bunlara ilişkin teknik değerlendirmenin sunulduğu türev bir belgedir. Rapor, kaynak verinin tamamını içermez.

Raporda yalnızca suçlamayı desteklediği düşünülen kayıtların gösterilmesi, aynı veri setindeki aksi yöndeki bilgilerin gözden kaçmasına neden olabilir. Mesajın devamı, dosyanın başka kullanıcı tarafından oluşturulduğunu gösteren kayıt veya zaman bilgisindeki uyumsuzluk rapora alınmamış olabilir. Bu nedenle inceleme sonucunun denetlenmesi, yalnızca rapor metninin okunmasıyla sınırlı tutulamaz.

Adli imajın hash değeri, incelemede kullanılan kopyanın hash değeri ve raporda gösterilen dosyaların kaynak yolları belirtilmelidir. Dosyalar dışa aktarılmış veya başka biçime dönüştürülmüşse dönüşüm işlemi açıklanmalı, türetilen çıktının kaynak verideki karşılığı gösterilmelidir.

Seçilen bulguların bağlamından koparılması riski

Mesajlaşma içerikleri, arama geçmişleri ve kullanıcı hareketleri belirli bir bağlam içinde anlam kazanır. Tek bir kelimeye göre yapılan arama sonucunda bulunan mesajın öncesi ve sonrası değerlendirilmeden suçlayıcı anlam yüklenmesi hatalı bir çıkarıma yol açabilir. Aynı kelimenin mesleki, hukuki veya gündelik bir konuşma içinde kullanılmış olması mümkündür.

Tarih ve saat kayıtları da doğrudan doğruya olay zamanı olarak kabul edilmemelidir. Cihazın saat ayarı, saat dilimi, yazılımın zamanı saklama biçimi ve sunucu zamanıyla cihaz zamanı arasındaki fark araştırılmalıdır. Bir dosyanın değiştirilme tarihi, içeriğinin o tarihte oluşturulduğunu her zaman göstermez. Dosyanın başka cihazdan kopyalanması veya yedekten geri yüklenmesi zaman kayıtlarını etkileyebilir.

Silinmiş veri kalıntıları da benzer bir özen gerektirir. Silinmiş alanda bulunan parçalı kayıtların eksik bölümleri tahminle tamamlanamaz. Verinin aktif kullanımda olup olmadığı, ne zaman silindiği ve hangi kullanıcıyla bağlantılı bulunduğu belirlenmeden içerikten ceza sorumluluğu çıkarılması güvenilir değildir.

Müdafiye kopya verilmesi ve karşı inceleme imkânı

CMK m. 134/4 uyarınca elkoyma sırasında alınan yedekten bir kopya şüpheliye veya müdafiine verilir ve işlem tutanağa geçirilerek imza altına alınır. Kopya verilmesi, yalnızca şekli bir teslim işlemi değildir. Savunmanın suçlamaya dayanak oluşturan veri setini bağımsız uzman aracılığıyla inceletebilmesini ve resmî raporun doğruluğunu denetleyebilmesini sağlar.

Soruşturma dosyasına erişimin CMK m. 153 kapsamında sınırlandırıldığı hâller saklı olmakla birlikte, mahkûmiyet talebine dayanak yapılan dijital veriye kovuşturma evresinde etkili biçimde erişim sağlanmalıdır. Savunmaya yalnızca seçilmiş ekran görüntülerinin veya kolluk tarafından hazırlanmış dökümlerin verilmesi, kaynak verinin bütünlüğünü ve bağlamını inceleme imkânı sağlamayabilir.

Kopyanın teknik olarak açılamaması, eksik veri içermesi veya raporda incelenen imajla eşleşmemesi hâlinde teslim yükümlülüğü gereği gibi yerine getirilmiş sayılmaz. Savunmaya verilen kopyanın hash değeri ile incelemeye esas alınan imajın hash değeri karşılaştırılabilir olmalıdır.

Uzman mütalaası ile bilirkişi raporunun denetlenmesi

CMK m. 67/6 uyarınca Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli, sanık, müdafi veya kanuni temsilci yargılama konusu olayla ilgili olarak ya da bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere uzmanından bilimsel mütalaa alabilir. Uzman mütalaası, resmî bilirkişi raporunun yöntemini, veri kaynağını ve teknik çıkarımlarını denetlemek amacıyla kullanılabilir.

Uzman, aynı adli imaj üzerinde bağımsız inceleme yaparak raporda gösterilmeyen kayıtları, zaman uyumsuzluklarını, hatalı yazılım yorumlarını veya eksik veri çıkarımını belirleyebilir. Mahkeme, sonucu etkileyebilecek somut teknik itirazları gerekçesiz biçimde reddedemez. Çelişkinin giderilmesi için bilirkişiden ek rapor alınması, yeni bilirkişi görevlendirilmesi veya uzmanların duruşmada dinlenmesi gerekebilir.

Hukuka Aykırı Elde Etme veya Muhafazanın Yargılamaya Etkisi

Dijital delile ilişkin her eksiklik aynı hukuki sonucu doğurmaz. Aramanın yetkili merci kararına dayanmaması ile usulüne uygun elde edilen verinin kopyalanması sırasında hash değerinin kaydedilmemesi farklı sorunlardır. İlki delilin hukuka uygun elde edilip edilmediğine, ikincisi çoğunlukla verinin bütünlüğü ve güvenilirliğine ilişkindir.

Mahkeme, ileri sürülen itirazı yalnızca delilin sahte olup olmadığı sorusuna indirgememelidir. Delilin kanuni usule uygun elde edilmesi, bütünlüğünün korunması, sanıkla bağlantısının kurulması ve içeriğinin isnat edilen fiili ispatlaması ayrı inceleme aşamalarıdır.

Hukuka aykırılık ile teknik güvenilirlik sorununun ayrılması

Yetkisiz makam tarafından verilen arama kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hâlin gerekçesiz bırakılması, karar kapsamının aşılması veya başka bir kişinin hesabına yetkisiz erişilmesi elde etme yönteminin hukuka uygunluğunu etkiler. Adli imaj alınmaması, hash değerlerinin bulunmaması veya işlem geçmişinin belgelenmemesi ise verinin değişmeden korunup korunmadığı yönünden teknik bir belirsizlik doğurabilir.

Teknik olarak doğru olduğu belirlenen bir kayıt hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olabilir. Hukuka uygun şekilde elde edilen bir kayıt da kaynağıyla eşleşmeyen kopya nedeniyle güvenilir bulunmayabilir. Teknik doğruluk hukuka aykırılığı, hukuka uygun elde etme de teknik eksikliği ortadan kaldırmaz.

Eksik tutanak, imaj ve hash işlemlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi

Eksik tutanak, materyalin kimden ve hangi koşullarda alındığının tespitini güçleştirir. İmaj bulunmaması, incelemenin kaynak cihaz üzerindeki etkilerini ve verinin daha sonra yeniden incelenmesini sorunlu hâle getirir. Hash kaydının bulunmaması ise kaynak veriyle inceleme kopyasının aynı olup olmadığının matematiksel yöntemle doğrulanmasını engeller.

Bu eksikliklerin herhangi biri tek başına her olayda delilin değiştirilmiş olduğunu kanıtlamaz. Ancak eksiklikler birlikte bulunduğunda ve kaynak cihaz da yeniden incelemeye elverişli olmadığında delilin güvenilirliğine ilişkin kuşku ağırlaşır. Mahkeme, eksikliklerin ispat gücüne neden etki etmediğini somut gerekçelerle açıklamalıdır.

Dijital delilin değiştirilmiş olabileceğine ilişkin iddialar

Değiştirme iddiasının teknik verilere dayandırılması savunmanın etkinliğini artırır. Hash uyuşmazlığı, zaman kayıtlarındaki çelişki, dosyanın sonradan üretildiğini gösteren metadata, raporda yer almayan sistem kayıtları veya kaynak cihaz ile imaj arasındaki farklılıklar somut itiraz nedenleri oluşturabilir.

Sanığın yalnızca verinin değiştirilebileceğini ileri sürmesi, her kaydın güvensiz sayılması için yeterli değildir. Buna karşılık savunmanın belirli teknik uyumsuzlukları göstermesi hâlinde mahkemenin bunları bilirkişi incelemesiyle açıklığa kavuşturması gerekir. Çözülmeyen teknik çelişkilerin sanık aleyhine varsayımla tamamlanması masumiyet karinesiyle bağdaşmaz.

Tek veya belirleyici delil niteliğindeki dijital veriler

Dijital kayıt suçlamanın tek veya belirleyici deliliyse elde etme ve inceleme sürecindeki güvencelerin önemi artar. Kaynak veriye erişemeyen, kopya üzerinde inceleme yaptıramayan veya raporu hazırlayan uzmana soru yöneltemeyen savunmanın delile etkili biçimde itiraz etmesi mümkün olmayabilir.

Dijital delilin başka delillerle desteklenmesi de yüzeysel bir benzerlik üzerinden kabul edilmemelidir. Destekleyici olduğu belirtilen delilin dijital kayıttan bağımsız bir kaynağa dayanması ve suçlamanın ilgili unsurunu doğrulaması gerekir. Aynı dijital veriden üretilen birden fazla rapor, birbirinden bağımsız deliller oluşturmaz.

Mahkûmiyet hükmünde dijital delilin tartışılması ve gerekçe zorunluluğu

CMK m. 230/1-b uyarınca hükmün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi gerekir. Dosya içinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillerin ayrıca gösterilmesi zorunludur.

Mahkeme, dijital delile yönelik somut itirazları karşılamalıdır. Arama kararının kapsamı, imaj ve hash eksiklikleri, aidiyet sorunu, uzman mütalaası ve kaynak veriye erişim talebi hükmün sonucunu etkileyebilecek nitelikteyse gerekçede ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bilirkişi raporunun hükme aynen aktarılması, mahkemenin delili kendisinin tartışması yükümlülüğünü karşılamaz.

CMK m. 289/1-i uyarınca hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması kesin hukuka aykırılık nedenidir. Kanun yolu incelemesinde yalnızca dosyada başka delillerin bulunması yeterli görülmemeli, hukuka aykırı delilin mahkûmiyet muhakemesindeki etkisi belirlenmelidir.

Dijital Delillere Karşı İleri Sürülebilecek Savunma Argümanları

Dijital delile yönelik savunma, kaydın bütünüyle reddedilmesine dayanan soyut bir itirazla sınırlandırılmamalıdır. Elde etme kararından teknik inceleme raporuna kadar her aşama ayrı ayrı denetlenmeli, hukuki ve teknik eksiklikler somut belgeler üzerinden ortaya konulmalıdır.

Arama ve elkoyma kararının hukuka uygunluğuna itiraz

İlk olarak arama kararını veren makam, karar tarihi, soruşturulan suç, ilgili kişi ve cihazlar incelenmelidir. Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin ve başka surette delil elde edilememesi koşulunun kararda nasıl gerekçelendirildiği belirlenmelidir.

Karar Cumhuriyet savcısı tarafından verilmişse gecikmesinde sakınca bulunan hâlin somut gerekçesi, hâkim onayına sunulma zamanı ve hâkimin karar tarihi kontrol edilmelidir. Kanuni sürelerin aşılması veya onay verilmemesi hâlinde kopyaların ve çözülen metinlerin imha edilip edilmediği araştırılmalıdır.

Cihaza fiziksel elkoyma işleminin hangi karara dayandığı ile içeriğin incelenmesine ilişkin yetki birbirinden ayrılmalıdır. Genel arama kararının dijital inceleme için yeterli görülmesi veya elkoyma kararından cihazın bütün içeriğini araştırma yetkisi çıkarılması itiraz konusu yapılabilir.

Karar kapsamını aşan incelemelerin tespiti

İncelenen tarih aralığı, kullanıcı hesapları, dosya türleri ve anahtar kelimeler arama kararıyla karşılaştırılmalıdır. Kararda gösterilmeyen başka cihazların, bulut hesaplarının veya üçüncü kişilere ait verilerin incelenmesi yetki aşımı oluşturabilir.

Tesadüfi delil olarak sunulan kaydın gerçekten hukuka uygun inceleme sırasında mı ortaya çıktığı araştırılmalıdır. Farklı suçlara ilişkin özel anahtar kelimelerle yapılan taramalar, karar kapsamı dışındaki sistematik araştırmayı gösterebilir. Yeni suç şüphesi ortaya çıktıktan sonra incelemeye devam edilip edilmediği ve ek karar alınıp alınmadığı belirlenmelidir.

Veri bütünlüğü ve kaynağın doğrulanmasına ilişkin itirazlar

Elkoyma ve teslim tutanakları, adli imaj bilgileri, hash değerleri ve inceleme raporu karşılaştırılmalıdır. Cihaz seri numaraları, depolama kapasiteleri veya hash değerleri arasındaki uyumsuzluklar aynı materyalin incelenip incelenmediği yönünden önem taşır.

İmaj alınmamışsa incelemenin doğrudan orijinal cihaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, cihazda hangi değişikliklerin oluştuğu ve savunmanın yeniden inceleme imkânının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Kaynak cihaz mevcut değilse verinin ilk hâlinin hangi yöntemle doğrulanacağı bilirkişiye sorulmalıdır.

Aidiyet itirazı yalnızca cihazın başkası tarafından kullanılabileceği ihtimaline dayandırılmamalıdır. Kullanıcı profilleri, oturum kayıtları, uzaktan erişim izleri, SIM kart bilgileri, hesap kimlikleri ve dosyanın bulunduğu dizin gibi teknik veriler üzerinden belirli bir inceleme talep edilmelidir.

İnceleme yönteminin tekrarlanabilirliğinin denetlenmesi

Bilirkişi raporunda kullanılan yazılım, sürüm, veri çıkarım yöntemi, arama kriterleri ve dışa aktarma işlemleri gösterilmelidir. Aynı adli imaj üzerinde aynı yöntem uygulandığında rapordaki bulgulara yeniden ulaşılabilmesi gerekir.

Teknik yöntem açıklanmıyorsa, rapor yalnızca sonuç bildiren ve denetlenemeyen bir görüş hâline gelir. Savunma, adli imajın kopyasını talep edebilir, CMK m. 67/6 uyarınca uzman mütalaası sunabilir ve bilirkişinin duruşmada dinlenmesini isteyebilir. Raporlar arasında çelişki bulunduğunda çelişkinin hangi teknik veriye dayanılarak giderildiği mahkeme kararında gösterilmelidir.

Hukuka aykırı dijital delilin hükümden dışlanması talebi

Hukuka aykırılık iddiası delil tartışması tamamlanmadan ileri sürülmeli, aykırı işlemin hangi kanun hükmünü veya anayasal güvenceyi ihlal ettiği açıklanmalıdır. Talep yalnızca delilin hukuka aykırı olduğunun tespitiyle bırakılmamalı, CMK m. 206/2-a ve m. 217/2 uyarınca reddedilmesi ve hükme esas alınmaması istenmelidir.

Delilin dosyadan fiziksel olarak çıkarılmaması hâlinde dahi mahkemenin onu değerlendirme dışında bıraktığını gerekçede göstermesi gerekir. Hukuka aykırı kaydın diğer delillerin yorumlanmasında örtülü biçimde kullanılması da yasak kapsamındadır. Mahkûmiyet hükmü kurulmuşsa CMK m. 289/1-i kapsamında kesin hukuka aykırılık iddiası kanun yolu başvurusunda açıkça ileri sürülmelidir.

Kaynaklar: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 13, m. 20, m. 22, m. 36 ve m. 38, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 63, m. 67, m. 123, m. 127, m. 134, m. 138, m. 153, m. 206, m. 217, m. 230 ve m. 289, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 17, Anayasa Mahkemesi, E. 2023/128, K. 2026/36, 12 Şubat 2026, 25 Mayıs 2026 tarihli ve 33264 sayılı Resmî Gazete, Anayasa Mahkemesi, Çetin Doğan Başvurusu (3), B. No. 2021/30714, 15 Şubat 2023, Anayasa Mahkemesi, Çevik Bir Başvurusu, B. No. 2021/31595, 19 Temmuz 2023, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/286, K. 2022/754, 17 Kasım 2022.

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1