İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

TCK m. 132 Haberleşmenin Gizliliğini İhlal

02.07.2025
2.658
TCK m. 132 Haberleşmenin Gizliliğini İhlal

Haberleşmenin Gizliliği Kavramı

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, kişiler arasındaki özel iletişimin üçüncü kişiler tarafından hukuka aykırı biçimde öğrenilmesini, kayda alınmasını veya açıklanmasını cezalandıran bir suç tipidir. Türk Ceza Kanunu m. 132, haberleşme alanına yönelik müdahaleleri farklı fiil biçimlerine göre düzenlemiş ve her biri için ayrı yaptırım öngörmüştür.

Bu suçla korunan değer, yalnızca iletişim aracının güvenliği değildir. Asıl koruma, kişinin kiminle, hangi içerikte ve hangi sınırlar içinde haberleştiğini başkalarından gizli tutabilme hakkına yöneliktir. Telefon görüşmesi, kısa mesaj, e-posta, sosyal medya yazışması veya benzeri özel iletişim kanalları bu kapsamda değerlendirilebilir.

Haberleşmenin gizliliği, özel hayatın korunmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Kişiler arası iletişim, tarafların iradesi dışında okunamaz, dinlenemez, kaydedilemez veya başkalarına açıklanamaz. Bu koruma, iletişimin içeriği kadar iletişimin taraflarını ve haberleşmenin mahrem niteliğini de kapsar.

TCK m. 132 bakımından değerlendirme yapılırken, iletişimin gerçekten kişiler arası haberleşme niteliği taşıyıp taşımadığı, müdahalenin kim tarafından gerçekleştirildiği ve içeriğin hukuka aykırı biçimde öğrenilip öğrenilmediği ayrı ayrı incelenir. Bu nedenle her olay, kullanılan iletişim aracı ve müdahalenin şekli dikkate alınarak ele alınmalıdır.

Haberleşme Sayılan İletişim Türleri

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun uygulanabilmesi için öncelikle ortada ceza hukuku anlamında bir “haberleşme” bulunması gerekir. Haberleşme, en az iki kişi arasında gerçekleşen ve dışarıdan öğrenilmesi istenmeyen iletişim faaliyetini ifade eder. Bu iletişimin hangi araçla yapıldığı belirleyici değildir. Esas olan, iletişimin taraflar arasında kalmasının amaçlanmış olmasıdır.

Telefon görüşmeleri bu kapsamın en klasik örneğini oluşturur. İki kişi arasında gerçekleştirilen sesli görüşmeler, üçüncü kişiler tarafından dinlenemez veya kayda alınamaz. Aynı şekilde görüntülü konuşmalar da haberleşme kapsamında değerlendirilir ve içerikleri korunur.

Yazılı iletişim araçları da aynı koruma altındadır. Kısa mesajlar, e-posta yazışmaları ve anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılan iletişimler, tarafların iradesi dışında okunamaz veya üçüncü kişilerle paylaşılamaz. Örneğin, bir kişinin başkasına ait e-posta hesabına erişerek yazışmaları incelemesi, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir.

Sosyal medya platformları üzerinden yapılan özel yazışmalar da bu kapsamda yer alır. Burada önemli olan, iletişimin “özel mesaj” niteliği taşımasıdır. Herkese açık paylaşımlar haberleşme sayılmaz. Buna karşılık iki kişi arasında doğrudan yapılan mesajlaşmalar, diğer iletişim türleriyle aynı şekilde korunur.

İletişimin henüz tamamlanmamış olması da korumayı ortadan kaldırmaz. Gönderilmiş ancak henüz okunmamış bir mesajın ele geçirilmesi veya iletim halindeki bir verinin teknik yollarla izlenmesi de haberleşmenin gizliliğini ihlal kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle koruma, yalnızca tamamlanmış iletişimle sınırlı değildir.

Haberleşme kavramının sınırları belirlenirken, iletişimin taraflara özgü olup olmadığı esas alınır. Herkese açık duyurular, sosyal medya paylaşımları veya genel erişime açık içerikler bu suçun konusunu oluşturmaz. Buna karşılık belirli kişiler arasında kalması gereken her türlü iletişim, haberleşme kapsamında kabul edilir.

Suçun Oluşumu

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, farklı fiil biçimleriyle ortaya çıkar. Türk Ceza Kanunu m. 132 kapsamında suç; haberleşmenin gizliliğinin ihlali, haberleşmenin kayda alınması ve haberleşme içeriklerinin ifşası şeklinde düzenlenmiştir.

Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali (Dinleme / Okuma)

Kişiler arasındaki haberleşmenin, tarafı olmayan bir kişi tarafından hukuka aykırı şekilde öğrenilmesi bu fiili oluşturur. İletişimin içeriğinin okunması, dinlenmesi veya teknik yollarla izlenmesi yeterlidir.

Bir kişinin başkasına ait mesajlaşma uygulamasına girerek yazışmaları incelemesi bu kapsamdadır. İçeriğin gerçekten öğrenilmesi gerekir. Yalnızca erişim imkanının bulunması tek başına yeterli değildir.

Haberleşmenin Kayda Alınması

Haberleşme içeriğinin kalıcı hale getirilmesi ayrıca cezalandırılır. Ses kaydı alınması, ekran görüntüsü oluşturulması veya benzeri yöntemlerle iletişimin saklanması bu fiili oluşturur.

İki kişi arasındaki telefon görüşmesinin üçüncü bir kişi tarafından kaydedilmesi bu kapsamdadır. Kaydın paylaşılması aranmaz. Kayıt alınması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Haberleşme İçeriklerinin İfşası

Haberleşme içeriğinin üçüncü kişilere açıklanması ifşa olarak kabul edilir. İçeriğin en az bir üçüncü kişi tarafından öğrenilmesi yeterlidir.

Kendisine gönderilen özel bir mesajın, göndericinin rızası olmadan başka kişilere iletilmesi bu fiili oluşturur. Mesajın bir kişiye gönderilmesi ile geniş bir gruba yayılması arasında suçun oluşumu bakımından fark yoktur.

Haberleşmenin tarafı olmayan kişi tarafından yapılan ifşa ile tarafın kendi iletişimini açıklaması farklı hukuki sonuç doğurur. Kişinin kendi tarafı olduğu bir haberleşmeyi alenen açıklaması da kanunda ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.

Dinleme, kayda alma ve ifşa fiilleri ayrı ayrı gerçekleşebileceği gibi aynı olay içinde birlikte de bulunabilir. Her bir fiil bağımsız olarak değerlendirilir.

Rıza ve Hukuka Uygunluk Sınırları

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda rıza, belirli sınırlar içinde hukuka uygunluk sonucu doğurur. Haberleşmenin taraflarının iletişimin içeriğinin öğrenilmesine, kaydedilmesine veya paylaşılmasına açık şekilde izin vermesi halinde fiil hukuka aykırı sayılmaz.

Rızanın geçerli olabilmesi için haberleşmenin tüm taraflarını kapsaması gerekir. İki kişi arasındaki bir iletişimde yalnızca bir tarafın üçüncü kişilere okuma veya dinleme izni vermesi yeterli değildir. Diğer tarafın iradesi yok sayılarak gerçekleştirilen müdahale suç oluşturur.

Haberleşmenin tarafı olan kişinin kendi iletişimini kaydetmesi farklı değerlendirilir. Kişi, tarafı olduğu bir konuşmayı veya yazışmayı kayda alabilir. Bu durumda haberleşmenin gizliliği, taraflar dışındaki kişiler bakımından korunur. Ancak bu kayıtların üçüncü kişilere açıklanması ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Rıza belirli bir kapsamla sınırlı olabilir. Belirli bir kişiyle paylaşım izni verilen bir içeriğin daha geniş bir çevreye yayılması halinde rıza sınırı aşılmış olur. Bu durumda başlangıçta hukuka uygun olan fiil, kapsamın aşılmasıyla birlikte hukuka aykırı hale gelir.

Rızanın serbest iradeye dayanması gerekir. Aldatma, baskı veya irade sakatlığı bulunan hallerde verilen izin hukuki sonuç doğurmaz. Bu tür durumlarda iletişim içeriğinin öğrenilmesi veya kayda alınması suç kapsamında değerlendirilir.

Hukuka uygunluk nedenleri yalnızca rıza ile sınırlı değildir. Kanunun verdiği yetki çerçevesinde gerçekleştirilen dinleme ve kayıt işlemleri suç oluşturmaz. Ceza muhakemesi kapsamında hakim kararıyla yapılan iletişimin denetlenmesi bu kapsamdadır. Bu tür müdahaleler, kanuni dayanak bulunduğu sürece hukuka uygun kabul edilir.

Haberleşmenin gizliliğine yönelik müdahalelerde rızanın varlığı, kapsamı ve devam edip etmediği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Tarafların iradeleri ve müdahalenin sınırları birlikte incelenerek hukuki sonuç belirlenir.

Suçun Cezası (TCK m. 132)

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, fiilin türüne göre farklı ceza yaptırımlarına bağlanmıştır. Türk Ceza Kanunu m. 132, ihlalin dinleme veya okuma şeklinde gerçekleşmesi, kayda alınması ve içeriklerin ifşa edilmesi hallerini ayrı ayrı düzenler.

Haberleşmenin gizliliğinin ihlali halinde, kişiler arasındaki iletişimin hukuka aykırı şekilde öğrenilmesi durumunda fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülür. Bu ceza, iletişimin içeriğinin okunması veya dinlenmesi ile tamamlanır.

Haberleşmenin kayda alınması, daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. İletişimin ses kaydı, görüntü kaydı veya benzeri yöntemlerle saklanması halinde ceza bir kat artırılır. Kaydın kullanılması veya paylaşılması aranmaz. Kaydın alınmış olması cezanın artırılması için yeterlidir.

Haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi halinde ise fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası uygulanır. İçeriğin bir veya birden fazla kişiye açıklanması ifşa için yeterlidir. İfşanın kapsamı cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.

Kişinin tarafı olduğu haberleşmeyi alenen ifşa etmesi de ayrıca cezalandırılır. Bu durumda fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülür. İletişimin tarafı olmak, içeriği sınırsız şekilde yayma yetkisi vermez.

Ceza belirlenirken fiilin işleniş şekli, içeriklerin niteliği, ifşanın kapsamı ve mağdur üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilir. Aynı olayda birden fazla fiil bulunması halinde her bir hareket ayrı ayrı ele alınır ve koşulları oluştuğu ölçüde ayrı yaptırım uygulanır.

Fiilin Niteliği Uygulanan Ceza
Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal (dinleme / okuma) 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası
Haberleşmenin kayda alınması Temel ceza bir kat artırılır
Haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı şekilde ifşası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası
Kişinin tarafı olduğu haberleşmeyi alenen ifşa etmesi 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası

Kayda alma hali, temel suçun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir ve ceza artırımı bu nedenle uygulanır. İfşa fiilleri ise bağımsız suç olarak kabul edilir ve ayrı ceza aralıklarına tabidir. Kişinin kendi haberleşmesini açıklaması da ayrıca düzenlenmiş olup, bu durumda ceza daha farklı bir aralıkta belirlenir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Davalarında Sık Karşılaşılan Uyuşmazlıklar

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna ilişkin davalarda uyuşmazlıklar çoğu zaman dijital iletişim araçlarının kullanımı üzerinden ortaya çıkar. İletişimin kolay erişilebilir hale gelmesi, taraflar arasındaki sınırların ihlal edilmesini de beraberinde getirir.

Eşler veya birlikte yaşayan kişiler arasında en sık karşılaşılan uyuşmazlık, mesajlaşma içeriklerinin izinsiz şekilde okunmasıdır. Bir kişinin, diğerine ait telefona erişerek mesajları incelemesi, rıza bulunmadığı sürece suç kapsamında değerlendirilir. Cihazın aynı ev içinde bulunması veya ortak kullanım iddiası, tek başına hukuka uygunluk sağlamaz.

Ayrılık veya boşanma sürecinde yazışmaların üçüncü kişilerle paylaşılması da sıkça dava konusu olur. Taraflardan birinin, kendisine gönderilen özel mesajları sosyal çevresiyle veya dijital platformlar üzerinden paylaşması, ifşa kapsamında değerlendirilir. İçeriğin doğru olması, bu fiili hukuka uygun hale getirmez.

İş ilişkilerinde çalışanların iletişimlerinin kontrol edilmesi de uyuşmazlık yaratır. İşveren tarafından sağlanan cihazlar üzerinden yapılan haberleşmelerin izlenmesi, belirli sınırlar içinde mümkün olabilir. Ancak özel iletişim içeriklerinin izinsiz şekilde okunması veya kaydedilmesi halinde suç oluşur. İş ilişkisi, haberleşmenin tamamen denetlenmesine sınırsız yetki vermez.

Arkadaşlık veya sosyal çevre içinde gerçekleşen iletişimlerde de benzer sorunlar ortaya çıkar. Bir kişinin kendisine gönderilen mesajı, göndericinin bilgisi dışında üçüncü bir kişiye iletmesi, ifşa fiili kapsamında değerlendirilir. Mesajın yalnızca bir kişiye gönderilmiş olması, haberleşme niteliğini ortadan kaldırmaz.

Teknik yöntemlerle yapılan müdahaleler de davalara konu olur. Bir kişinin başkasına ait e-posta hesabına şifre yoluyla erişmesi veya mesajlaşma uygulamalarını gizlice takip etmesi, haberleşmenin gizliliğinin ihlali kapsamında değerlendirilir. Bu tür müdahalelerde çoğu zaman ek suçlar da gündeme gelir.

Bu uyuşmazlıklarda belirleyici olan, iletişimin taraflara özgü olup olmadığı ve müdahalenin rızaya dayanıp dayanmadığıdır. İletişimin içeriği, paylaşım şekli ve taraflar arasındaki ilişki birlikte değerlendirilerek hukuki sonuç belirlenir.

Haberleşme Suçlarında Doğru Nitelendirmenin Önemi

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu ile diğer suç tipleri arasındaki sınırın doğru belirlenmesi, uygulanacak ceza ve yargılama süreci üzerinde doğrudan etki doğurur. Yanlış nitelendirme, fiilin daha ağır veya daha hafif bir suç kapsamında değerlendirilmesine yol açabilir.

Kişiler arasındaki iletişimin üçüncü bir kişi tarafından okunması veya dinlenmesi TCK m. 132 kapsamında değerlendirilir. İletişim içeriği yerine kişinin özel yaşamına ilişkin görüntü veya bilgiler söz konusu ise değerlendirme TCK m. 134 çerçevesinde yapılır. Korunan alanın haberleşme mi yoksa özel hayat mı olduğu belirleyicidir.

İletişim içerikleri aynı zamanda kişisel veri niteliği taşıyabilir. Bu verilerin sistematik şekilde kaydedilmesi, saklanması veya yayılması halinde kişisel verilerle ilgili suç tipleri gündeme gelir. Bu durumda fiil yalnızca haberleşmenin gizliliği kapsamında değil, veri koruma hükümleri çerçevesinde de incelenir.

Haberleşmenin tarafı olan kişinin kendi iletişimini açıklaması ile üçüncü kişinin ifşası farklı sonuç doğurur. Tarafın gerçekleştirdiği ifşa TCK m. 132 içinde özel olarak düzenlenmiştir. Üçüncü kişinin müdahalesi ise doğrudan gizliliğin ihlali kapsamında değerlendirilir.

Doğru nitelendirme yapılabilmesi için fiilin yöneldiği alan, kullanılan yöntem ve failin iletişim üzerindeki konumu birlikte ele alınır. İletişimin tarafı olup olmadığı, içeriğin nasıl elde edildiği ve ne şekilde kullanıldığı belirlenmeden yapılan değerlendirme eksik kalır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Yargılama Süreci

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu bakımından yargılama süreci, şikayet üzerine başlatılan soruşturma ile ilerler. Türk Ceza Kanunu m. 132 kapsamındaki fiiller kural olarak şikayete tabidir. Haberleşmenin tarafı olan mağdurun başvurusu olmadan ceza soruşturması yürütülmez.

Şikayet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Süresi içinde yapılmayan başvuru, ceza yargılamasının başlamasını engeller. Şikayetten vazgeçilmesi halinde kamu davası düşer.

Soruşturma, Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülür. Dijital delillerin ağırlıkta olduğu bu suç tipinde, mesaj kayıtları, ekran görüntüleri, e-posta içerikleri ve teknik inceleme raporları temel delil kaynaklarını oluşturur. Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi zorunludur. Hukuka aykırı elde edilen veriler hükme esas alınamaz.

Yeterli şüphe bulunması halinde iddianame düzenlenir ve kamu davası açılır. Yargılama, görevli Asliye Ceza Mahkemesinde yapılır. Mahkeme, taraf beyanları ile birlikte teknik delilleri ve bilirkişi raporlarını değerlendirerek sonuca ulaşır.

Haberleşme suçlarında delilin niteliği belirleyici rol oynar. Dijital verilerin doğruluğu, bütünlüğü ve kaynağı incelenmeden hüküm kurulamaz. Bu nedenle bilirkişi incelemesi çoğu davada merkezi bir önem taşır.

Yargılama sürecinde, iletişimin taraflara özgü olup olmadığı, müdahalenin kim tarafından gerçekleştirildiği ve rızanın bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilir. Bu unsurların doğru tespiti, suçun oluşup oluşmadığını belirler.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda İspat, Deliller ve Savunma

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda ispat, çoğunlukla dijital veriler üzerinden kurulur. Mesaj içerikleri, ses kayıtları, e-posta yazışmaları ve uygulama logları dosyanın temelini oluşturur. Ancak bu verilerin varlığı tek başına yeterli değildir. Verinin kim tarafından, hangi yöntemle ve hangi kapsamda elde edildiği belirlenmeden sağlıklı bir sonuca ulaşılamaz.

Ekran görüntüleri uygulamada en sık sunulan delil türüdür. Bununla birlikte bu veriler kolaylıkla üretilebilir ve değiştirilebilir niteliktedir. Yargıtay, yalnızca ekran görüntüsüne dayanılarak mahkumiyet kurulamayacağını, bu verilerin doğrulanabilir ve güvenilir şekilde desteklenmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Bu nedenle dijital deliller çoğu zaman bilirkişi incelemesine tabi tutulur. Mesajın gönderildiği cihaz, uygulama kayıtları, veri bütünlüğü ve zaman damgaları incelenerek delilin gerçekliği araştırılır. İçeriğin doğruluğu kadar, elde edilme yöntemi de değerlendirilir.

Hukuka aykırı elde edilen deliller ceza yargılamasında kural olarak kullanılamaz. Bir kişinin başkasına ait mesajlaşma uygulamasına izinsiz şekilde girerek elde ettiği yazışmaları mahkemeye sunması, çoğu durumda delil olarak kabul edilmez. Delilin elde edilme şekli, en az içeriği kadar belirleyici kabul edilir.

Haberleşmenin tarafı olan kişinin elde ettiği veriler farklı değerlendirilir. Kişi, tarafı olduğu bir iletişimi kaydedebilir. Bu kayıt, belirli koşullarda delil olarak kullanılabilir. Yargıtay kararlarında, özellikle başka türlü ispat imkanı bulunmadığı durumlarda, kişinin kendisine yönelen fiilleri ispat amacıyla kayıt almasının farklı değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Haberleşmenin tarafı olmayan bir kişinin müdahalesi ise doğrudan suçun temelini oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, haberleşmeye taraf olmayan kişilerin gizliliğe yönelik bilinçli müdahalelerinin suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. 

Somut örnekler üzerinden değerlendirme daha net sonuç verir. Bir kişinin eşine ait telefondan mesajları okuyarak ekran görüntüsü alması halinde, hem hukuka aykırı delil sorunu hem de TCK m. 132 kapsamında suç tartışması ortaya çıkar. Buna karşılık kişinin kendisine gönderilen tehdit içerikli mesajları kaydedip savcılığa sunması farklı değerlendirilir.

Benzer şekilde, iki kişi arasında geçen yazışmaların üçüncü kişilere gönderilmesi halinde ifşa suçu gündeme gelir. Mesajın doğru olması veya kişinin kendi telefonundan gönderilmiş olması sonucu değiştirmez. Haberleşme içeriği, tarafların rızası dışında üçüncü kişilere açık hale getirildiğinde suç oluşur.

Delil değerlendirmesinde üç temel unsur birlikte ele alınır. İletişimin tarafları kimdir, içerik nasıl elde edilmiştir ve bu içerik hangi kapsamda kullanılmıştır. Bu üç unsurdan biri eksik incelendiğinde, yapılan hukuki değerlendirme hatalı hale gelir.

Savunma yaklaşımı bu unsurlar üzerinden kurulur. Rızanın varlığı, delilin hukuka uygun elde edilip edilmediği ve fiilin gerçekten haberleşmenin gizliliğine yönelik olup olmadığı ayrı ayrı incelenir. Özellikle dijital delillerde teknik inceleme yapılmadan verilen kararlar, üst yargı denetiminde çoğu zaman isabetli bulunmamaktadır.

İspat süreci, yalnızca içerik üzerinden değil, elde etme yöntemi ve kullanım biçimi üzerinden şekillenir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda maddi gerçeğe ulaşmak, teknik veriler ile hukuki değerlendirmeyi birlikte gerektirir.

Kaynaklar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
5/5 - (2 votes)
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1