İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı (Hilton Yanı) K: 2, D: 201 Çankaya - Konak / İzmir
trende

HAGB kararlarına itiraz yolu ve usulü

07.08.2019
122

hagb itiraz usulu

Merhaba sevgili takipçiler. Bildiğiniz üzere Ceza Mahkemeleri koşulları uyduğu taktirde suçu sabit görülen şahsa doğrudan ceza vermek yerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebiliyorlar. Bu koşulların neler olduğunu bir başka makalemizde enine boyuna aktaracağız ancak şu an üzerinde duracağımız husus, bu kararların mutlak olup olmadığı. Bir başka deyişle, hükmün açıklanmaması sebebiyle istinaf ve temyiz yolları kapalı olan bu kararlara karşı herhangi bir itiraz yolu yok mudur? Cevabımız; vardır. Üst Mahkemeye itirazda bulunarak HAGB kararının kaldırılmasını ve beraat kararı verilmesini talep edebilirsiniz. Aşağıda dilekçe örneği mevcuttur. Kendinize göre uyarlayıp kullanabilirsiniz.

İZMİR NÖBETÇİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA
Gönderilmek Üzere
Torbalı 3. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

Dosya No: 2015/533 E.
2018/575 K.

İTİRAZ EDEN
SANIK : Sergen DELİBERÇEM

MÜDAFİİ : Av. Ramazan Sertan SAFSÖZ

KONUSU : Hükmün sanık müvekkil lehine kaldırılması ile
müvekkilin beraatına karar verilmesi istemimizdir.

AÇIKLAMALAR :

Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/533 E. 2018/575 K. sayılı dosyasının 25.12.2018 tarihli kararıyla, sanık müvekkil Sergen DELİBERÇEM’un 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve CMK m. 231/5 uyarınca mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Dosyanın esastan incelenmesi neticesinde usul ve yasaya aykırı işbu kararın sanık müvekkil lehine kaldırılarak müvekkilin BERAATINA karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

1- Müvekkilin suça konu eylemle hiçbir alakası yoktur. Sanıklardan sadece Mustafa ÖZHAN’ı tanımakla birlikte diğer sanıklardan hiçbirini tanımamaktadır. Müvekkil olay yerinde bulunmadığı gibi iddia edilen telefon da kendisi tarafından hiçbir zaman kullanılmamıştır.

Müvekkilin suça konu kazıya katıldığı, organize ettiği ya da kazının yapıldığı gece olay yerinde olduğuna dair hiçbir delil bulunmamaktadır.

Sanıklardan Selahattin KAYGAN’ın vermiş olduğu “Sergen isimli 19 yaşlarında bir çocuk ile yola çıktık” şeklinde soyut beyan nedeniyle ile müvekkil cezalandırılmıştır. Selahattin KAYGAN’ın ifadesinde kullandığı Sergen isimli 19 yaşlarında çocuğun müvekkilimiz olduğuna ilişkin hiçbir delil olmadığı gibi yargılamanın hiçbir aşamasında usulüne uygun bir teşhis de yapılmamıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/4909 E. 2018/10819 K. ve 15.11.2018 tarihli oldukça güncel kararında, “kazı yaparken suçüstü yakalanmayan, dosya kapsamında kendisini kazı yaparken bizzat gördüğünü ifade eden herhangi bir tanık beyanı bulunmayan, aşamalardaki savunmalarında olay mahallinde kazı yapmadığını ısrarla beyan eden sanık hakkında beraat hükmü tesis edilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamede bu hususta bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.” ve “Yapılan yargılama sonunda, sanığın, atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı, bir an için sanığın olay yerinde olduğu düşünülse dahi, sırf bu tespitten tek başına sanığın üzerine atılı suçu müstakil fail olarak işlediğine veyahut yanında bulunan diğer şahıslarla birlikte müşterek fail olarak eyleme katıldığına veya yardım eden olarak iştirak ettiğine yönelik kesin, somut, her türlü şüpheden uzak, inandırıcı, yani cezalandırılmaya yeterli bir delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmış ve başkaca bir delil bulunmadığından şeklinde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının, sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 15/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” yönünde karar vermiştir. Yargıtayın işbu kararı gözetilerek müvekkilin beraatına karar verilmesi gerekirken cezalandırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

2- Kaldı ki, Mahkemece yapılan keşifte kazı yapıldığı iddia edilen yer de tespit edilememiştir. 05.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda kaçak kazı yapıldığı iddia edilen yerin 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığının tespit edildiği belirtilmişse de, bu tespitin varsayımlara dayandırıldığı açıktır.

20.06.2018 tarihli keşif zaptında da görüleceği üzere, kazı yapıldığı iddia edilen yer keşif heyetince gezilmiş ancak suç tarihinin eski olması ve suça konu bölgede çok sayıda kaçak kazı olayının vuku bulması sebebiyle kazılan yerin suç tarihinde mi yoksa başka dosyalardaki suçlar nedeniyle mi kazıldığı tespit edilememiştir. Jandarma tarafından hazırlanan 10.08.2014 tarihli olay yeri görgü tutanağında kazı yapıldığı iddia edilen bölgenin ada ve parsel bilgilerinin de yer almadığı dikkate alındığında, kazının yapıldığı yere ilişkin bilirkişilerin elinde hiçbir bilgi olmamasına karşılık, alaleda bir çukur dikkate alınarak bilirkişi raporu düzenlenmiş, bu çukur gözetilerek müvekkilin sit alanında kaçak kazı yaptığı iddiasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Halbuki suç vasfının belirlenebilmesi için için kazı yapılan yerin KESİN VE KUŞKUYA YER BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE tespiti gerekmektedir.

Keşfe ve bilirkişi raporuna ilişkin bu itirazlarımız İlk Derece Mahkemesine hem yazılı hem sözlü olarak bildirilmiş, Mahkemeden yeniden keşif yapılması ve bilirkişi raporu alınması talep olunmuşsa da, Mahkemece taleplerimiz reddedilerek müvekkilimizin cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sonuç olarak kazı yapıldığı iddia edilen bölgenin tam olarak tespit edilememesi halinde iddia edilen yerin sit alanı içerisinde olup olmadığının anlaşılması mümkün değildir.

Kabul anlamına gelmemek koşuluyla bir an için müvekkilimizin dava konusu eylemle ilgisinin olduğunu düşünsek dahi, kazı yerine ilişkin yukarıda açıkladığımız nedenlerle ve “şüpheden sanık yararlanır.” ilkesi uyarınca kazı yapıldığı iddia edilen yerin sit alanının dışında olduğunun kabulü gerekmektedir.

Tüm bu hususlar gözetilerek, müvekkilimizin beraatına karar verilmesi gerekirken ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan sebepler ve Mahkemenizce
re’sen tespit edilecek hususlar doğrultusunda,
dosyanın ESASTAN İNCELENMESİ neticesinde
Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/533
E. 2018/575 K. sayılı ve 25.12.2018 tarihli kararının
SANIK LEHİNE KALDIRILARAK müvekkilin
BERAATINA karar verilmesini saygılarımızla arz ve
talep ederiz. 06.02.2019

Sanık Sergen DELİBERÇEM
Müdafii
Av. RAmazan Sertan SAFSÖZ
(*e-İmzalıdır.)

ETİKETLER: ,
Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Kara Memet dedi ki:

    Ramazan bey merhaba. Vakti zamanında biz itiraz etmeyi düşündük ancak o zamanki avukatımız bunun riskli olduğunu ve hagbnin iptaline yol açabileceğini söyledi. Böyle bir şey var mı? İtiraz etmeyerek doğru mu yaptık?

    1. Avukat dedi ki:

      Böyle bir şey var evet ancak sık görüldüğünü söyleyemem. Dikkatli olmanızda yarar var.

Hukuki sorularınız için Bizi Arayabilirsiniz: