Mansuroğlu Mah. 288/6 Sk. No: 12/2, Bayraklı / İzmir

Yargıtay Onama Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

26.05.2020
1.455
Yargıtay Onama Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

Yargıtay Kararları Gerçekten “Kesin” midir?

Uygulamada en sık karşılaşılan sorulardan biri şudur: “Yargıtay kararı çıktıysa artık yapacak bir şey kalmadı mı?” Toplumda yaygın kanaat, Yargıtay’ın son söz olduğu yönündedir. Oysa hukuk sisteminde bu konu sanıldığı kadar basit değildir.

Yargıtay, Türk yargı sisteminde temyiz mercii olarak görev yapar ve verdiği kararlar çoğu zaman hükmün kesinleşmesine yol açar. Ancak “kesinleşme” ile “hiçbir kanun yolu kalmaması” aynı şey değildir. Özellikle temel hak ve özgürlüklerin ihlali söz konusuysa, Yargıtay kararından sonra dahi başvurulabilecek hukuki yollar mevcuttur.

Bu noktada kamuoyunda “Yargıtay itiraz” olarak bilinen kavram, teknik olarak farklı kanun yollarını ifade eder. Hukuk dilinde her başvuru yolu “itiraz” değildir. Karar düzeltme, bireysel başvuru veya başsavcılık itirazı gibi yollar farklı hukuki niteliklere sahiptir.

Dolayısıyla Yargıtay onama kararı, çoğu dosyada sürecin sonuna işaret etse de her dosyada hukuki mücadelenin tamamen bittiği anlamına gelmez. Hangi yolun açık olduğu, davanın türüne ve kararın içeriğine bağlıdır.

Yargıtay Onama Kararı Nedir?

Yargıtay onama kararı, temyiz incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararının hukuka uygun bulunduğunu gösterir. Yargıtay, dosyayı hukuka uygunluk denetimine tabi tutar ve hukuka aykırılık görmezse kararı onar.

Onama kararı verildiğinde kural olarak hüküm kesinleşir. Bu kesinleşme, kararın icra edilebilir hale gelmesi anlamına gelir. Ceza davalarında bu durum mahkûmiyetin infazını, hukuk davalarında ise hükmün uygulanmasını doğurur.

Ancak onama kararları da kendi içinde farklı türlere ayrılır:

Düz Onama

Yargıtay, kararı tamamen hukuka uygun bulduğunda düz onama kararı verir. Bu durumda karar aynen geçerli kalır.

Düzelterek Onama

Bazı durumlarda Yargıtay küçük hukuki hataları düzeltir ve kararı bu şekilde onar. Örneğin maddi hata, hesap yanlışı veya yazım hatası gibi durumlarda düzelterek onama kararı görülebilir.

Bu tür onamalar da kesinleşme sonucunu doğurur. Ancak düzeltilen kısımlar, ileride yapılacak başvurular açısından önem taşıyabilir.

Onama Kararının Kesinleşmeye Etkisi

Onama kararıyla birlikte hüküm çoğunlukla kesinleşir. Bu, klasik kanun yollarının tükendiği anlamına gelir. Ancak olağanüstü kanun yolları ve bireysel başvuru mekanizmaları bu aşamadan sonra gündeme gelebilir.

Özellikle adil yargılanma hakkı, savunma hakkı veya mülkiyet hakkı ihlali gibi durumlar söz konusuysa, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açık olabilir.

Bu nedenle Yargıtay onama kararından sonra yapılacak hukuki değerlendirme son derece teknik bir analiz gerektirir. Her dosyada otomatik bir başvuru yolu yoktur. Hangi yolun açık olduğu, somut olay üzerinden değerlendirilir.

“Yargıtay İtiraz” Kavramı Neyi İfade Eder?

Uygulamada vatandaşlar sıklıkla “Yargıtay kararına itiraz edeceğim” ifadesini kullanır. Ancak hukuki terminolojide Yargıtay kararlarına karşı genel bir “itiraz” yolu bulunmaz.

Bu ifade çoğu zaman şu yolları kasteder:

  • Karar düzeltme talebi
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı
  • Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvurusu

Her biri farklı şartlara ve sürelere bağlıdır. Bu yolların yanlış değerlendirilmesi hak kaybına yol açabilir.

Bu nedenle Yargıtay sonrası süreç, sıradan bir dilekçe ile yürütülemez. Stratejik ve hukuki dayanaklara sahip başvurular gerekir.

Yargıtay Kararlarına Karşı Karar Düzeltme Yolu

Yargıtay onama kararından sonra en çok merak edilen konulardan biri karar düzeltme yoludur. Uygulamada birçok kişi karar düzeltmeyi otomatik bir “ikinci temyiz” gibi düşünür. Oysa karar düzeltme, oldukça sınırlı ve istisnai bir kanun yoludur.

Karar düzeltmenin temel amacı, Yargıtay’ın açık bir hukuki hatasını düzeltme imkânı sağlamaktır. Yani bu yol, dosyanın yeniden incelenmesi için değil; bariz yanlışların giderilmesi için vardır.

Karar Düzeltmenin Hukuki Niteliği

Karar düzeltme olağanüstü bir kanun yoludur. Bu nedenle her dosyada kullanılamaz. Kanun koyucu, bu yolu bilinçli şekilde dar tutmuştur. Amaç, yargılamanın sonsuz bir başvuru sürecine dönüşmesini önlemektir.

Yargıtay, karar düzeltme incelemesinde dosyayı baştan ele almaz. Yalnızca ileri sürülen somut hukuka aykırılık iddialarını değerlendirir. Bu nedenle karar düzeltme dilekçesinin teknik ve hedefli hazırlanması gerekir.

Hukuk Davalarında Karar Düzeltme (HMK)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda karar düzeltme sebepleri sınırlı şekilde düzenlenmiştir. Her onama kararına karşı karar düzeltme mümkün değildir.

Genel çerçevede karar düzeltme sebepleri şunlardır:

  • Kararda açık hukuka aykırılık bulunması
  • Yargıtay’ın içtihadına aykırı karar verilmiş olması
  • Dosyada mevcut bir belgenin gözden kaçırılması
  • Hükme etkili bir maddi hatanın varlığı

Bu sebeplerden biri yoksa karar düzeltme talebi reddedilir. Yargıtay, soyut iddiaları dikkate almaz.

Karar Düzeltme Süresi (Hukuk)

Karar düzeltme süresi genellikle kararın tebliğinden itibaren 15 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Süre kaçırıldığında başvuru hakkı tamamen ortadan kalkar.

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, sürenin yanlış hesaplanmasıdır. Tebligat tarihi dikkatle incelenmelidir.

Ceza Davalarında Karar Düzeltme (CMK)

Ceza yargılamasında karar düzeltme yolu da sınırlı bir başvuru mekanizmasıdır. CMK çerçevesinde bu yol, hukuka aykırılıkların giderilmesine yöneliktir.

Ancak ceza davalarında karar düzeltme, hukuk davalarına kıyasla daha dar uygulanır. Yargıtay, ceza dosyalarında karar düzeltmeye daha temkinli yaklaşır.

Karar düzeltme başvurusu genellikle sanık, müdafi veya katılan tarafından yapılabilir. Ancak her başvuru kabul edilmez. Yargıtay, gerçekten ciddi hukuka aykırılık olup olmadığını inceler.

Ceza Dosyalarında Karar Düzeltmenin Sınırları

Karar düzeltme, delillerin yeniden tartışılması için bir fırsat değildir. “Mahkeme delilleri yanlış değerlendirdi” şeklindeki iddialar çoğu zaman yeterli görülmez.

Başvurunun kabulü için:

  • Hukuka açık aykırılık
  • Usul hatası
  • Sanığın temel haklarının ihlali

gibi unsurlar aranır.

Karar Düzeltme Neden Çoğu Zaman Reddedilir?

Uygulamada karar düzeltme taleplerinin büyük kısmı reddedilir. Bunun temel nedeni, bu yolun yanlış anlaşılmasıdır.

Birçok başvuru, temyizde ileri sürülen iddiaların tekrarından ibarettir. Oysa karar düzeltme yeni ve somut hukuki gerekçeler gerektirir.

Yargıtay, “dosyanın yeniden görülmesi” beklentisiyle yapılan başvuruları kabul etmez. Bu nedenle karar düzeltme dilekçesi sıradan bir temyiz dilekçesi gibi hazırlanamaz.

Bu aşamada stratejik hata yapmak, sonraki başvuru yollarını da zayıflatabilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtirazı (CMK m.308)

Yargıtay onama kararından sonra başvurulabilecek en önemli yollardan biri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazıdır. Uygulamada bu yol çok bilinmez; ancak bazı dosyalarda son derece etkili sonuçlar doğurabilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinde düzenlenen bu mekanizma, Yargıtay ceza dairelerinin verdiği kararlara karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz edilmesini mümkün kılar.

Burada kritik nokta şudur: Bu başvuru doğrudan taraflarca Yargıtay’a yapılamaz. İtiraz yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına aittir. Taraflar ancak Başsavcılıktan bu yönde talepte bulunabilir.

CMK 308 İtirazının Amacı

Bu yolun amacı, Yargıtay ceza dairelerinin açık hukuka aykırılık içeren kararlarının düzeltilmesidir. Özellikle hatalı nitelendirme, kanunun yanlış uygulanması veya temel hak ihlalleri söz konusu olduğunda bu yol devreye girer.

Bu mekanizma, Yargıtay içinde bir tür iç denetim işlevi görür. Yani başka bir yargı merciine değil, Yargıtay’ın kendi sistemine yönelik bir düzeltme yoludur.

Hangi Durumlarda Başsavcılık İtirazı Gündeme Gelir?

Başsavcılık itirazı genellikle şu durumlarda gündeme gelir:

  • Suç vasfının yanlış belirlenmesi
  • Kanunun hatalı uygulanması
  • Sanık lehine açık hukuka aykırılık
  • Adil yargılanma hakkı ihlali

Özellikle suç tipinin yanlış nitelendirilmesi, uygulamada en sık karşılaşılan itiraz sebeplerindendir.

Örnek Suç Tipleri Üzerinden Açıklama

Dolandırıcılık suçlarında (TCK 157–158) eylemin basit dolandırıcılık mı yoksa nitelikli dolandırıcılık mı olduğu ciddi ceza farkı yaratır. Yargıtay dairesi yanlış nitelendirme yapmışsa CMK 308 itirazı gündeme gelebilir.

Uyuşturucu suçlarında (TCK 188) “kullanma için bulundurma” ile “ticaret” ayrımı kritik önemdedir. Uyuşturucu ticareti suçunun kabulü, çok daha ağır cezalar doğurur. Hatalı değerlendirmeler Başsavcılık itirazına konu olabilir.

Cinsel suçlarda (TCK 102–103) rıza, yaş tespiti ve nitelikli hâllerin değerlendirilmesi büyük önem taşır. Cinsel suçlar söz konusu olduğunda yanlış hukuki nitelendirme ciddi sonuçlar doğurur.

Bilişim suçlarında (TCK 243–244) sistemlere girme, veri bozma veya banka hesaplarının kullanılması gibi eylemlerin doğru sınıflandırılması gerekir. Yanlış sınıflandırmalar itiraz sebebi olabilir.

Hakaret ve tehdit suçlarında ise ifade özgürlüğü sınırlarının yanlış yorumlanması Başsavcılık itirazına konu olabilmektedir.

Başsavcılık İtirazı Nasıl İşler?

Taraflar veya müdafiler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak itiraz talebinde bulunabilir. Başsavcılık dosyayı inceler ve hukuka aykırılık görürse ilgili Yargıtay ceza dairesine itiraz sunar.

Daire itirazı yerinde görürse kararını değiştirir. Aksi hâlde dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gider. Ceza Genel Kurulu’nun kararı bağlayıcıdır.

Süre Meselesi

CMK 308 itirazı için katı bir süre sınırı yoktur. Ancak uygulamada makul sürede başvuru yapılması önemlidir. Çok geciken talepler etkisiz kalabilir.

Bu Yol Ne Kadar Etkilidir?

Başsavcılık itirazı her dosyada kabul edilmez. Ancak kabul edildiğinde sonuçları son derece güçlüdür. Yargıtay kararının değişmesi veya kaldırılması mümkündür.

Özellikle ağır ceza dosyalarında, müebbet hapis veya uzun süreli hapis cezaları söz konusuysa bu yol stratejik önem taşır.

Bu nedenle CMK 308 başvuruları ciddi hukuki analiz gerektirir. Soyut iddialarla yapılan başvurular çoğunlukla sonuç vermez.

Yargıtay Onama Kararından Sonra Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru

Yargıtay onama kararından sonra başvurulabilecek en etkili yollardan biri Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudur. Bu yol, klasik bir kanun yolu değil; temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğinin denetlendiği anayasal bir başvuru mekanizmasıdır.

Bireysel başvuru, “karar hatalı” iddiasına değil, “hak ihlali var” iddiasına dayanır. Yani AYM, delilleri yeniden değerlendirmez veya davayı baştan görmez. İnceleme yalnızca anayasal haklar çerçevesindedir.

Hangi Hak İhlalleri Gündeme Gelebilir?

Uygulamada en sık ileri sürülen ihlal iddiaları şunlardır:

  • Adil yargılanma hakkının ihlali
  • Gerekçeli karar hakkının ihlali
  • Silahların eşitliği ilkesinin ihlali
  • Makul sürede yargılanma hakkının ihlali
  • Mülkiyet hakkının ihlali
  • İfade özgürlüğünün ihlali

Örneğin bir dolandırıcılık dosyasında sanığın savunma talepleri hiç değerlendirilmemişse adil yargılanma hakkı gündeme gelebilir. Bir hakaret davasında ifade özgürlüğü sınırları yanlış yorumlanmışsa bireysel başvuru konusu olabilir.

Bireysel Başvuru Süresi

Bireysel başvuru süresi, nihai kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. Bu süre hak düşürücüdür. Kaçırılması halinde başvuru yapılamaz.

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, karar düzeltme süreci ile bireysel başvuru süresinin karıştırılmasıdır. Yanlış süre hesabı başvuru hakkını tamamen ortadan kaldırır.

AYM Ne Karar Verebilir?

Anayasa Mahkemesi ihlal tespit ederse:

  • Yeniden yargılama kararı verebilir
  • Tazminata hükmedebilir
  • Her ikisini birlikte kararlaştırabilir

Özellikle yeniden yargılama kararı, dosyanın seyrini tamamen değiştirebilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başvurusu

Anayasa Mahkemesi yolu tüketildikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvurusu gündeme gelebilir. AİHM, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde denetim yapar.

AİHM de bir temyiz mercii değildir. İnceleme yalnızca insan hakları ihlali yönündendir.

AİHM Süresi

AYM kararından sonra 4 ay içinde başvuru yapılmalıdır. Bu süre de hak düşürücüdür.

Hangi Dosyalar AİHM’e Taşınır?

Uygulamada AİHM’e taşınan dosyalar çoğunlukla:

  • Uzun tutukluluk
  • Adil yargılanma ihlalleri
  • Mülkiyet hakkı ihlalleri
  • İfade özgürlüğü davaları

gibi alanlarda yoğunlaşır.

Yargıtay Sonrası Süreçte Yapılan Stratejik Hatalar

Yargıtay onamasından sonra yapılan hatalar, geri dönüşü olmayan hak kayıpları doğurabilir.

  • Süreleri kaçırmak
  • Her dosyada otomatik başvuru yapılabileceğini sanmak
  • Hak ihlali yerine “karar yanlış” iddiasına dayanmak
  • Standart dilekçelerle başvuru yapmak
  • AYM ve AİHM’i temyiz mercii gibi görmek

Bu hatalar, başvuruların kabul edilemez bulunmasına yol açar.

Yargıtay Sonrası Süreçte Avukat Desteğinin Önemi

Yargıtay sonrası başvurular teknik ve uzmanlık gerektirir. Her avukat bu alanda deneyimli olmayabilir. Özellikle bireysel başvuru ve AİHM süreçleri, insan hakları hukuku bilgisi gerektirir.

Yanlış başvuru stratejisi, dosyanın tamamen kapanmasına yol açabilir. Doğru strateji ise dosyaya ikinci bir hayat verebilir.

Yargıtay onama kararı çoğu zaman sürecin sonu gibi görünse de hukuk sisteminde bazı istisnai yollar mevcuttur. Ancak bu yollar sınırsız değildir ve her dosyada otomatik olarak açık değildir.

Yargıtay sonrası süreç, hızlı ve bilinçli hareket edilmesi gereken teknik bir aşamadır. Süreler kısa, şartlar ise katıdır.

Bu nedenle Yargıtay onama kararı alan kişilerin dosyalarını profesyonel şekilde değerlendirmesi ve gerçekten açık bir yol olup olmadığını analiz etmesi gerekir. Bilinçli yapılan başvurular hak ihlallerinin giderilmesini sağlayabilir.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1