İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı (Hilton Yanı) K: 2, D: 201 Çankaya - Konak / İzmir
trende

İzmir’de FETÖ davalarına bakan avukatlar

27.08.2019
172

Kısaca FETÖ davası olarak adlandırılan ceza yargılamaları hayatımıza 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen kanlı darbe girişimi sonrasında girdi. Dalga dalga başlayan operasyonlar darbede aktif görev almış askeri personellerden başlayarak sivil imamlara, oradan sivil üyelere ve mahrem imamlara, ardından da emniyet teşkilatından tutun FETÖ’ ile iltisakı en zayıf halkaya ulaşana kadar yüz binlerce insana ulaştı.

Aranan geçen 3 yıla rağmen geldiğimiz aşamada FETÖ’den yargılanan kişi sayısı 04.04.2019 tarihi itibariyle 259.889 olarak açıklandı. Toplamda yargılanan kişi sayısının ise 500.000 i aştığı söyleniyor. Dolayısıyla son 3 adli yılımıza damgasını vuran yargılamanın fetö davaları olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Peki nedir bu FETÖ?

FETÖ/PDY terör örgütü olarak adli kayıtlarımıza giren bu örgüt, Fetullah Gülen isimli elebaşının etrafında örgütlenen, belirli seviyelerde halkalardan oluşan; küçük bir kısmı aleni, büyük bir kısmı ise gizli üyelerden oluşan ve Anayasal düzeni yok ederek kendine özgü bir devlet rejimi kurmayı hedeflediği kabul edilen bir paralel devlet yapılanması olarak tanımlanıyor. Örgütün, Türkiye Cumhuriyeti devletinin mücadele etmeye alışık olduğu terör örgütlerinden farklı olarak, devlet kademelerinde çok sayıda mensup barındırdığı ve devlet yönetimini bürokratik olarak ele geçirmeyi amaçladığı MGK kayıtlarından da anlaşılıyor. Tüm FETÖ iddianameleri de ilk 5 sayfasını terör örgütünün genel yapısından söz edip ardından yargılanan kişilerin FETÖ ile iltisaklı olduğuna ilişkin delilleri sıralayarak yargılanan kişinin cezalandırılmasını talep etmekte. Peki nedir bu deliller?

1- Bylock kullanımı

Darbe girişimi sonrasında Emniyet / MİT işbirliği ile tespiti yapılan ilk büyük FETÖ terör örgütü üyeliği kriteri olarak bylock adlı android yazılımı ortaya çıkarıldı. İlk yakalanan kişilerin cep telefonlarında yapılan araştırma neticesinde tespit edilen bu yazılımın, yazılımın verilerinin yer aldığı sunucuların ele geçirilmesiyle birlikte neredeyse tüm kullanıcıları tespit edildi ve bylock yazılımı örgüt üyelerinin gizli haberleşme programı olarak kabul gördü. Yüzbinlerce insan hakkında bylock kullandığı gerekçesiyle FETÖ terör örgütü üyeliğinden davalar açıldı ve mahkumiyetler kuruldu. Bugün hala yazılımın yeni kullanıcıları tespit edilmekte ve haklarında soruşturmalar başlatılmaya devam edilmekte. Yargıtay 16. Ceza Dairesi her ne kadar tek başına bylock kullanıcısı olmanın başlı başına terör örgütü üyeliğinden mahkumiyet kurmaya yeter sayılacak bir delil olmadığı yönünde iki emsal karar verse de, İlk Derece Mahkemeleri bu delile dayanarak ceza yağdırmaya devam etmekte.

2- Etkin pişmanlıktan yararlanan tanık anlatımları

FETÖ yargılamalarının ilk zamanlarında gözaltına alınan ya da tutuklanan şahıslar ketum bir duruş sergilese de, ilerleyen zamanlarda olayın ciddiyetinin anlaşılmasıyla çok sayıda insan daha az ceza alabilmek amacıyla etkin pişmanlıktan yararlanmaya başladı. Bu da en az bylock kadar adli makamların daha çok örgüt üyesine ulaşabilmesine olanak sağladı. Etkin pişmanlığın ne olduğu ve yargılamalarda sanıklara ne tür kolaylıklar sağladığı konusunu bir başka makalemizde ele alacağız.

3- Bank Asya hesabı ve hesap hareketleri

Tek başına Bank Asya‘da hesap sahibi olmak doğrudan doğruya terör örgütü üyeliğine işaret edemese de, özellikle Banka üzerinde devlet baskısı kurulduğu günlerde (darbe girişimden önce) örgüt lideri Fetullah GÜLEN tarafından örgüt üyelerine bankaya para yatırılması çağrısı üzerine banka hesabındaki hesap hareketleri artan kişiler de FETÖ soruşturmaları kapsamına alındı. O döneme ilişkin sadece Bank Asya hesabında artık gözlenen kişiler genelde terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmekten ceza alırken, başkaca delillerle desteklenen kişiler direkt olarak örgüt üyeliği kapsamında değerlendirildi cezalandırılmalarına karar verildi.

4- Örgütle iltisakı olduğu kabul edilen vakıflara, derneklere ve sendikalara üyelik

Örgüt, legal görüntüsü yıllarca vakıf, dernek ve sendikalar üzerinden yürüttü. Dolayısıyla bu tür kuruluşlara üye olan vatandaşlar da örgüt üyeliği kapsamında soruşturmalara dahil edildi. Buradaki kriter en çok OHAL dönemi KHK‘ları ile kapatılan ya da kamulaştırılan vakıf, dernek ve sendikalar olarak karşımıza çıkmakta. El konulan bu kurumlardaki üye listeleri hala araştırılmaya ve emniyete sunulmaya devam ediyor.

5- Örgütün yayın organlarına üyelik

Terör örgütünün yazılı ya da görsel bir çok yayın organının varlığı tespit edilmiş durumda. Bunlardan en bilinenleri zaman gazetesi, sızıntı dergisi ve samanyolu televizyonu. Bu yazılı ya da görsel eserleri bir ya da birkaç kez izlemek ya da okumak doğrudan doğruya terör örgütü üyeliği olarak ele alınma da, özellikle zaman gazetesinin ve sızıntı dergisinin sabit aboneleri hakkında soruşturmalar açıldı ve cezalar verildi.

6- Örgütün okullarında okumak ve yurtlarında kalmak

Örgüt bünyesini ve mensuplarını uzunca yıllar eğitim kurumları üzerinden oluşturdu. OHAL dönemi öncesine kadar 15 kadar vakıf üniversitesinin, yüzlerce lise dengi özel okulun ve binlerce dershanenin örgüt ile iltisaklı olduğu tespiti yapılmakta. Diğer delillerden farklı olarak bu delil türü genellikle yardımcı delil olarak kabul görmekte. Yani sadece örgütün okullarında okumak (ya da ailesinden okuyanların olması) ya da yurtlarında kalmak terör örgütü üyeliği için yeterli görülmese de, diğer delillerle birlikte örgüt üyeliğinin ispatında kullanılan önemli bir argüman olarak değerlendiriliyor. Yine kriter olarak OHAL döneminde KHK’lar ile kapatılan okul ve yurtlar ele alınmakta.

7- Mahrem imamlarda ele geçirilen fişleme listeleri

Kuşkusuz örgüt üyeliğine ilişki kabul gören deliller içerisinde en çok tartışılan fişleme listeleri oldu. Zira yukarıda sayılanlardan farkı olarak bu listeler çoğu zaman yargılanan kişilerin bilgisi ve rızası dışında; mahrem imamlarca hazırlandı. Özellikle Emniyet teşkilatında örgüt üyelerinin ve sadakat seviyelerinin belirli şifreli kodlarla ifade edildiği bu listeler 2017 yılı ortalarında ortaya çıktı ve çok sayıda insan bu delillere dayanarak hem yargılandı hem de mesleğinden oldu. Bu listelere ilişkin çok sayıda yargılama hala sürüyor.

8- Ankesörlü telefondan seri / ardışık aranma

Bu delil türü de diğer delillerden farklı olarak sadece TSK içerisindeki FETÖ üyelerinin tespitinde kullanıldı. Geçmişte yakalanan mahrem imamlardan etkin pişmanlıktan yararlananlardan bazıları tarafından TSK bünyesinde bulunan ve kripto olarak değerlendirilen örgüt üyelerinin afişe olmalarını önlemek amacıyla üyelerle doğrudan doğruya iletişim kurulmadığı, ankesörlü telefon vasıtasıyla örgüt üyelerinin sırayla ve ardışık olarak arandığı ve toplantı gün ve saatlerinin bildirildiği yönünde bilgiler verildi. Yapılan çalışmalar neticesinde gözaltına alınan askerlerde örgüt iltisakı tespit edilince operasyonlara hız verildi ve tüm ankesörlü telefonlar incelemeye alındı. Bugünlerde dahi hala çok sayıda asker, görevlerinin başında olmalarına karşılık bu delilin gerekçe gösterilmesiyle açığa alınmakta ve bu askerler hakkında da soruşturmalar başlatılmakta.

9- Kripto / mahrem üyelik

Yukarıda sayılanların tamamından farkı olarak mevcut delillerin hiçbirisi bulunmamakla birlikte tamamen istihbarat çalışmaları neticesinde kripto yani gizli üye olduğu tespit edilen kişiler de mevcut. Bu kişilerin örgüt tarafından özel olarak seçildiği ve yetiştirildiği, devletin sinir merkezlerine yerleştirildiği ya da yerleştirilmelerinin hedeflendiği anlaşılıyor. Tespiti en zor olan bu kişiler için yapılan yargılamalarda diğerlerinden farklı olarak çok daha az delil ile mahkumiyet kararları verilebiliyor.

 

Tüm bu anlatılanların ışığında, FETÖ yargılamalarında nasıl bir savunma yolu izlenmelidir? 

FETÖ terör örgütü üyeliği suçlaması içeren davalarda yer alan delilleri yukarıda tek tek izah etmeye çalıştık. Bununla birlikte örgüt ile uzaktan yakından hiçbir bağı olmayan, olmuşsa dahi geçmişte ilişkisini sona erdirmiş çok sayıda insan da yargılamalardan nasibini almakta. Bu noktada yapılması gereken, yukarıdaki delillerin gerçekten delil olup olmadığının tartışılmasının bırakılması, “siz de oradaydınız” söyleminin dışına çıkılması ve bu delillerin neden, nasıl ve ne şekilde oluştuğunun savunmasının öne çıkarılmasıdır. Zira delillerin delil değerlerini tartışmak ya da hükümetin örgüt ile geçmişteki ilişkilerini adli makamlarda sorgulamak yargılanan kişinin mevcut durumunda herhangi bir iyileşmeye yol açmamakta. Eğer örgüt üyesi olmadığınıza inanıyorsanız, deliller üzerinden madde madde gitmeli ve öfkeyle değil rasyonel hareket etmelisiniz.

İzmir’de FETÖ davalarına bakan avukatlar var mıdır? Nasıl bir avukattan yardım alınmalıdır?

Her ne kadar yargılamaların ilk yıllarında toplumun her kesimi gibi İzmir’de avukatlar da bu davalara mesafeli yaklaşsa da, günümüzde birçok İzmir avukat FETÖ/PDY terör örgütü davalarına bakmakta ve hukuki destek sunmakta. Tavsiyemiz, yukarıda yaptığımız saptamalar doğrultusunda delilleri iyi bilen, hangi delil ya da delillerden mahkumiyet kararlarının çıkabildiğini kavramış ve hükümüetle / düzenle / yargılama usulu ile kavga etmek yerine deliller üzerinden savunmayı öne çıkaran avukatlarla yola çıkmanız. Özellikle tutuksuz yargılanan kişilerin durumu başlarda çok da ciddiye almadıkları ve Baro tarafından görevlendirilen avukatlarla yargılamaları götürdükleri gözlemlenmekte. Yapılan hataların başında bu yaklaşım gelmekte olup tutuksuz yargılanmanın beraat kararına bir karine teşkil etmediği, aksine hükümle birlikte tutukluluğun çok görülür bir durumda olduğu ve telafisi mümkün olmayan durumlarla karşılaşmamak adına özellikle FETÖ yargılamaları konusunda uzmanlaşmış avukatlardan destek alınması gerektiğini belirtmek gerekmektedir.

Av. Ramazan Sertan SAFSÖZ

Ziyaretçi Yorumları - 1 YORUM
  1. Avukat Metin dedi ki:

    Çok cesurca ve aydınlatıcı bilgilerle dolu bir makale olmuş. Teşekkürler Ramazan Bey, kendi dosyalarımızda da yararlanacağız.

Bir Yorum Yazın
Hukuki sorularınız için Bizi Arayabilirsiniz: