Ayıplı mal davaları, satıcının teslim ettiği ürünün sözleşmeye, vaat edilen niteliklere veya objektif kullanım amacına uygun olmaması halinde gündeme gelir. Burada temel mesele, teslim edilen malın tüketicinin haklı beklentisini karşılayıp karşılamadığıdır. Hukuki değerlendirme yapılırken yalnızca ürünün fiziksel kusuru değil, tanıtım ve reklamda belirtilen özellikler de dikkate alınır.
Ayıp nedir ve hangi haller ayıp sayılır?
Bir malın ayıplı sayılabilmesi için, teslim anında mevcut olan ve malın değerini veya kullanım amacını azaltan bir eksiklik bulunmalıdır. Bu eksiklik fiziksel olabileceği gibi hukuki ya da ekonomik nitelikte de olabilir.
Örneğin sıfır kilometre olarak satılan bir aracın daha önce hasar kaydı bulunması, elektronik bir cihazın teknik özelliklerinin ilan edilen kapasiteden düşük çıkması veya konut olarak satılan taşınmazın ruhsatsız bölümlere sahip olması ayıp kapsamında değerlendirilir.
Ayıp değerlendirmesinde aşağıda yer alan kriterler esas alınır:
- Malın sözleşmede belirtilen özellikleri taşıyıp taşımadığı
- Satıcının reklam ve ilanlarında yer alan niteliklerin mevcut olup olmadığı
- Benzer malların taşıması gereken objektif kalite standardı
- Tüketicinin kullanım amacına uygunluk
Örneğin yüksek su geçirmezlik özelliği vurgulanan bir cep telefonunun yağmurda temas sonucu arızalanması halinde, üretici teknik olarak sıvı temasını garanti kapsamı dışında bırakmış olsa dahi reklam içeriği hukuki değerlendirmede önem taşır.
Açık ayıp ve gizli ayıp ayrımı
Ayıplı mal davaları bakımından açık ayıp ile gizli ayıp ayrımı önemlidir. Açık ayıp, teslim anında makul bir inceleme ile fark edilebilecek kusurlardır. Örneğin kırık ekranlı bir televizyon teslim edildiğinde bu durum açık ayıptır.
Gizli ayıp ise teslim sırasında fark edilemeyen, kullanım sürecinde ortaya çıkan kusurlardır. Motor bloğunda üretim hatası bulunan bir araç, ilk etapta sorunsuz görünebilir ancak ilerleyen kilometrelerde ciddi arıza verebilir. Bu durumda ayıp gizlidir.
Gizli ayıplarda süre hesabı ayıbın öğrenildiği tarihe göre yapılır. Ancak teslim tarihinin önemi devam eder. Bu nedenle teslim belgesi ve servis kayıtları kritik delil niteliği taşır.
Sözleşmeye aykırılık ile ayıp arasındaki ilişki
Her sözleşmeye aykırılık ayıp değildir, ancak birçok ayıp aynı zamanda sözleşmeye aykırılık teşkil eder. Sözleşmede belirli bir teknik özellik açıkça kararlaştırılmışsa ve teslim edilen mal bu özelliği taşımıyorsa, ayıp ile birlikte sözleşmeye aykırılık söz konusudur.
Örneğin 128 GB depolama kapasitesine sahip olduğu belirtilen bir telefonun 64 GB çıkması hem ayıp hem de sözleşmeye aykırılık oluşturur. Aynı şekilde sıfır olarak satılan aracın boyalı parçası bulunması, malın niteliğine ilişkin beklentiyi ihlal eder.
Ayıplı mal davaları bu çerçevede yalnızca teknik kusuru değil, tüketicinin sözleşme ile korunan beklentisini de esas alır. Hukuki inceleme yapılırken somut olayın özellikleri, reklam içerikleri, fatura ve satış sözleşmesi birlikte değerlendirilir.
Ayıplı mal davalarında tüketicinin seçimlik hakları
Ayıplı mal davaları bakımından en kritik başlıklardan biri, tüketicinin sahip olduğu seçimlik haklardır. Hukuk sistemi, ayıplı mal ile karşılaşan kişiyi tek bir çözüme mahkum etmez. Tüketici, somut olayın özelliklerine göre kendisi için en uygun hakkı tercih edebilir. Satıcı ise kural olarak tüketicinin seçtiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
Sözleşmeden dönme hakkı
Sözleşmeden dönme, en güçlü seçimlik haktır. Bu hak kullanıldığında satış ilişkisi geçmişe etkili şekilde ortadan kalkar. Tüketici malı iade eder, satıcı ise ödenen bedeli faiziyle birlikte geri verir.
Örneğin yeni alınan bir beyaz eşya sürekli arıza veriyor ve onarımlar kalıcı çözüm sağlamıyorsa tüketici sözleşmeden dönebilir. Aynı şekilde ağır hasarlı olduğu sonradan ortaya çıkan bir araçta da dönme hakkı gündeme gelir. Burada önemli olan, ayıbın maldan beklenen faydayı ciddi şekilde azaltmasıdır.
Bedel indirimi talebi
Ayıp, malın kullanımını tamamen ortadan kaldırmıyorsa bedel indirimi tercih edilebilir. Bu durumda tüketici malı elinde tutar ancak ödediği bedelin ayıp oranında iadesini talep eder.
Örneğin yeni satın alınan bir dairenin metrekaresi sözleşmede belirtilenden düşük çıkmışsa tüketici sözleşmeden dönmek yerine bedel indirimi talep edebilir. İndirim oranı bilirkişi marifetiyle belirlenir ve malın ayıplı hali ile ayıpsız hali arasındaki değer farkı esas alınır.
Ücretsiz onarım
Ayıp giderilebilir nitelikteyse tüketici ücretsiz onarım talebinde bulunabilir. Satıcı veya yetkili servis, makul süre içinde ve ek masraf çıkarmadan sorunu gidermek zorundadır. Parça değişimi, işçilik ve nakliye giderleri tüketiciye yüklenemez.
Örneğin yeni alınan bir cep telefonunun şarj soketinde üretim kaynaklı sorun varsa ücretsiz onarım hakkı kullanılabilir. Ancak onarımın makul süreyi aşması veya aynı arızanın tekrar etmesi halinde tüketici diğer seçimlik haklara yönelebilir.
Ayıpsız misli ile değişim
Tüketici, ayıplı malın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesini talep edebilir. Bu hak özellikle seri üretim mallarda sıkça kullanılır. Değişim talebi, malın aynı model ve nitelikte ayıpsız örneği ile karşılanmalıdır.
Örneğin sıfır kilometre bir aracın motorunda üretim hatası bulunması halinde tüketici değişim talep edebilir. Satıcı stokta aynı model bulunmadığını ileri sürerek sorumluluktan kaçınamaz. Aynı segmentte ve eşdeğer nitelikte ayıpsız bir araç temin edilmelidir.
Ayıplı mal davaları kapsamında seçimlik hakların doğru kullanılması önem taşır. Tüketici, bir hakkı seçtikten sonra kural olarak diğerine geçemez. Bu nedenle tercih yapılmadan önce ayıbın niteliği, giderilebilir olup olmadığı ve ekonomik sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir.
Satıcının sorumluluğunun kapsamı
Ayıplı mal davaları bakımından satıcının sorumluluğu geniştir. Satıcı, teslim ettiği malın sözleşmeye ve hukuka uygun olmasından sorumludur. Bu sorumluluk çoğu durumda kusura bağlı değildir. Yani satıcı, ayıbı bilmese dahi belirli koşullar altında sorumlu tutulabilir. Bu durum, tüketiciyi koruma amacının doğal sonucudur.
Kusur aranıp aranmadığı
Tüketici hukukunda temel yaklaşım, ayıplı mal teslimi halinde satıcının kusurunun ayrıca ispat edilmesini gerektirmemesidir. Mal ayıplı ise ve bu ayıp teslim anında mevcutsa, satıcı sorumludur. Satıcının ayıptan haberdar olmaması, kural olarak sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Örneğin üretim kaynaklı hatalı bir televizyon satılmışsa, satıcı bu kusurun üreticiye ait olduğunu ileri sürerek tüketiciye karşı sorumluluktan kaçamaz. Satıcı daha sonra üreticiye rücu edebilir ancak tüketiciye karşı yükümlülük devam eder.
İspat yükü ve teslim tarihi
Ayıplı mal davalarında ispat yükü önemlidir. Teslim tarihinden itibaren belirli bir süre içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim anında mevcut olduğu karine olarak kabul edilebilir. Bu durumda satıcı, ayıbın sonradan tüketicinin kullanımından kaynaklandığını ispat etmek zorundadır.
Örneğin satın alındıktan kısa süre sonra arızalanan bir elektronik cihazda, ayıbın tüketici hatasından doğduğunu ispat yükü satıcıya geçebilir. Bu nedenle servis kayıtları ve teknik raporlar kritik rol oynar.
Garanti süresi ve reklamların etkisi
Garanti belgesi, satıcının sorumluluğunu daraltmaz; aksine belirli bir süre için güvence sağlar. Garanti süresi içinde ortaya çıkan arızalar bakımından ücretsiz onarım yükümlülüğü doğar. Ancak garanti süresi dolmuş olsa bile, gizli ayıp söz konusuysa satıcının sorumluluğu devam edebilir.
Reklam ve tanıtım içerikleri de hukuki değerlendirmede dikkate alınır. Ürünün belirli bir özelliği özellikle vurgulanmışsa ve bu özellik gerçekte mevcut değilse, satıcı bu beyanla bağlıdır. Örneğin enerji tasarrufu sağladığı iddia edilen bir cihazın beklenen performansı göstermemesi halinde reklam içeriği delil olarak kullanılabilir.
Ayıplı mal davaları kapsamında satıcının sorumluluğu yalnızca fiziki kusurla sınırlı değildir. Sözleşme, garanti, ilan ve reklam beyanları birlikte değerlendirilir. Tüketicinin korunması amacı, sorumluluk rejiminin geniş yorumlanmasına neden olur.
Ayıplı mal davalarında delil ve başvuru süreci
Ayıplı mal davaları teknik ve belgesel zeminde yürütülür. İddianın güçlü olması, ayıbın varlığının, teslim tarihinin ve zarar kapsamının somut delillerle ortaya konmasına bağlıdır. Delil hazırlığı ne kadar sistemli olursa süreç o kadar sağlıklı ilerler ve hak kaybı riski azalır.
Fatura ve sözleşmenin önemi
Satış ilişkisini ispatlayan en temel belge fatura ve satış sözleşmesidir. Fatura, malın kimden ve hangi tarihte alındığını, bedelini ve ürün bilgilerini gösterir. Sözleşme varsa, ürünün teknik özelliklerine ve taraf iradesine ilişkin hükümler delil niteliği kazanır. Bu belgeler ayıp ile sözleşmeye aykırılık tartışmasının temelini oluşturur.
Örneğin, sözleşmede “su geçirmez” ibaresi bulunan bir cihazın yağmurda arızalanması halinde sözleşme ile ayıp kavramı birlikte değerlendirilir. Seri numarası ve model bilgileri de uyuşmazlığın teknik yönünü güçlendirir.
Servis kayıtları ve teknik rapor
Ayıbın varlığı genellikle teknik inceleme gerektirir. Yetkili servis raporları, bağımsız ekspertiz belgeleri ve uzman görüşleri delil niteliği taşır. Arızanın kaynağı, üretim hatası olup olmadığı ve giderilip giderilemeyeceği bu raporlarla belirlenir.
Örneğin sürekli aynı arızayı veren bir beyaz eşya için düzenlenen servis kayıtları, ücretsiz onarım hakkının tüketildiğini gösterebilir. Aynı arızanın tekrar etmesi, değişim veya sözleşmeden dönme hakkını güçlendirir.
Tüketici hakem heyeti başvurusu (2026 yılı güncel)
Ayıplı mal nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklarda öncelik, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici hakem heyetine başvurmaktır. 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren uygulanmak üzere belirlenen parasal sınır uyarınca, değeri 186.000 TL’nin altında olan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur. Bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda doğrudan tüketici mahkemesine başvuru yapılır.
Tüketici hakem heyetine başvuru yapılmadan doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılması halinde mahkeme, yetkisi bulunmadığı için davayı usulden reddedebilir. Bu nedenle uyuşmazlık değerinin parasal sınır içinde veya dışında olduğu doğru şekilde tespit edilmelidir.
- Örnek: 120.000 TL değerindeki ayıplı ürün uyuşmazlıklarında önce hakem heyetine başvuru zorunludur.
- Örnek: 250.000 TL değerindeki ayıplı araç uyuşmazlığında doğrudan tüketici mahkemesine dava açılır.
Hakem heyeti kararına karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren belirlenen süre içinde tüketici mahkemesine itiraz yolu açıktır. İtiraz edilen dosyada dava şartı olarak arabuluculuk zorunluluğu bulunmaz.
Ayıplı mal davaları delil temelli ilerler. Fatura, sözleşme, servis kaydı ve teknik rapor gibi belgelerin birlikte sunulması iddianın hukuki zemine oturmasını sağlar. Ayrıca parasal değerin doğru tespit edilmesiyle başvuru yolunun ve görevli merciin hatalı seçilmesinin önüne geçilir. Tüketici Hakem Heyeti başvurusu için e-devlet uygulamasını kullanabilirsiniz.
Görevli ve yetkili mahkeme
Ayıplı mal davaları bakımından görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik öneme sahiptir. Yanlış görevli mahkemede açılan dava usulden reddedilebilir ve bu durum zaman kaybına yol açar. Bu nedenle uyuşmazlığın parasal değeri, tarafların sıfatı ve hukuki ilişkinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Tüketici mahkemesi
Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak tüketici mahkemesidir. Parasal değeri 2026 yılı itibariyle 186.000 TL’yi aşan ayıplı mal uyuşmazlıklarında doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılır.
Tüketici mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görev yapar. Bu ayrım, dava dilekçesinin doğru mahkemeye sunulması bakımından önemlidir.
Hakem heyeti ve mahkeme ayrımı
Uyuşmazlık değeri 186.000 TL’nin altında ise önce tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu sınırın üzerindeki taleplerde hakem heyeti görevli değildir. Parasal sınır doğru hesaplanmalı ve talep miktarı buna göre belirlenmelidir.
Hakem heyeti kararına karşı süresi içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz üzerine mahkeme dosyayı esastan inceler. Hakem heyeti kararı kesinleşmişse icra takibi konu edilebilir.
Yetkili mahkemenin belirlenmesi
Yetki bakımından genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Bununla birlikte tüketici, kendi yerleşim yerindeki mahkemede de dava açabilir. Bu düzenleme tüketiciyi koruma amacı taşır.
Ayıplı mal davalarında görev ve yetki kurallarının doğru uygulanması, usul hatası nedeniyle hak kaybı yaşanmaması için önemlidir. Dava açılmadan önce uyuşmazlığın parasal değeri ve başvuru yolu dikkatle değerlendirilmelidir.
Zamanaşımı ve süreler
Ayıplı mal davaları bakımından süreler büyük önem taşır. Haklı bir talep, süresi içinde ileri sürülmezse dava yoluyla talep edilemez hale gelebilir. Bu nedenle teslim tarihi, ayıbın öğrenildiği an ve başvuru tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
Zamanaşımı süresi
Tüketici hukukunda ayıplı mala ilişkin talepler kural olarak malın tesliminden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda bu süre beş yıldır. Satıcı ayıbı ağır kusurla gizlemişse zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
Örneğin yeni alınan bir elektronik cihazın üretim hatası iki yıl içinde ortaya çıkarsa seçimlik haklar ileri sürülebilir. Ancak teslimden itibaren iki yıllık süre geçmişse, kural olarak dava hakkı zamanaşımına uğrar. Buna karşılık ayıp bilinçli şekilde gizlenmişse süre savunması ileri sürülemez.
Gizli ayıplarda öğrenme anı
Gizli ayıplar teslim anında fark edilemeyebilir. Bu durumda ayıbın ortaya çıktığı tarih önem taşır. Ancak zamanaşımı yine teslim tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle gizli ayıp iddiasında teknik rapor ve servis kayıtları delil niteliği taşır.
Örneğin araç motorunda üretim kaynaklı bir hata teslimden bir yıl sonra belirgin hale gelmişse süre içinde talep ileri sürülebilir. Ancak ayıp iki yılı aşan bir sürede ortaya çıkmışsa zamanaşımı tartışması gündeme gelir.
Süre hesabında dikkat edilmesi gereken hususlar
Zamanaşımı dışında ihbar yükümlülüğü de önemlidir. Tüketici ayıbı öğrendiği anda satıcıya bildirmelidir. Bildirim yazılı yapılırsa ispat kolaylaşır. Gecikmeli ihbar savunması, bazı durumlarda satıcı tarafından ileri sürülebilir.
Hakem heyetine yapılan başvuru zamanaşımını keser. Aynı şekilde dava açılması da süreyi kesen işlemler arasındadır. Ancak süre hesabı her somut olayda ayrı değerlendirilmelidir.
Ayıplı mal davalarında sürelerin doğru hesaplanması, maddi hakkın korunması açısından belirleyicidir. Teslim tarihi, ayıbın ortaya çıkış anı ve başvuru tarihi dikkatle tespit edilmelidir.
Av. Betül SAFSÖZ
Not: Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup, somut davalar için alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınmalıdır.