İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Kiralık Araçta Hasar Sorumluluğu (Yeni Yönetmelik)

16.08.2026
22
Kiralık Araçta Hasar Sorumluluğu (Yeni Yönetmelik)

15 Ağustos 2026 tarihli ve 33341 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik, araç kiralama sektöründe kiracı ile işletme arasındaki hukuki ilişkiyi önemli ölçüde değiştiren hükümler getirmiştir. Yönetmeliğin 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte özellikle kiralık araçta hasar sorumluluğu, hasarın ispatı, ekspertiz raporu, kasko ve işletme güvencesi, depozito kesintileri, değer kaybı ve aracın iadesinden sonra ileri sürülen zararlar bakımından ayrıntılı bir hukuki sistem uygulanacaktır.

Araç kiralama ilişkilerinde en sık uyuşmazlık doğuran alanlardan biri, aracın iadesi sırasında veya sonrasında tespit edildiği ileri sürülen hasarlardır. Küçük bir çizik, jant hasarı, göçük, cam kırığı veya mekanik arıza nedeniyle kiracıdan yüksek tutarlı bedeller istenebilmekte, kimi uyuşmazlıklarda hasarın kiralama öncesinde mevcut olup olmadığı dahi tartışmalı hale gelebilmektedir. İşletmenin kendi personeli tarafından yapılan hasar tespiti, servis fiyatlandırması, kredi kartındaki provizyondan kesinti veya sözleşmedeki geniş sorumluluk hükümleri ise kiracının gerçekten borçlu olup olmadığını tek başına göstermemektedir.

Yeni Yönetmelik bu alanda önemli bir değişiklik yapmaktadır. Hasarın varlığı ile kiracının hukuki sorumluluğu birbirinden ayrılmaktadır. Bir aracın hasarlı olması, hasar bedelinin doğrudan kiracıdan alınabileceği anlamına gelmeyecektir. Hasarın kiralama döneminde meydana gelmesi, kiracıya yüklenebilir nitelikte olması, teslim ve iade belgelerinde usulüne uygun şekilde kayıt altına alınması, gerekli hallerde bağımsız ekspertizle doğrulanması ve işletmenin sağlamakla yükümlü olduğu güvence dışında kalması birlikte değerlendirilmelidir.

Yönetmeliğin tamamına göz atmak için: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260815-1.htm

İçindekiler

Yeni Yönetmelik Kiralık Araç Hasar Sorumluluğunu Nasıl Değiştiriyor?

Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik, hasar sorumluluğunu yalnızca 16 ncı maddede düzenlememektedir. Kira sözleşmesinin içeriğine ilişkin 10 uncu madde, taşıt teslimi ve iadesini düzenleyen 12 nci madde, kira ve hizmet bedellerine ilişkin 13 üncü madde, depozitoyu düzenleyen 14 üncü madde, hasar ve arızaya ilişkin 16 ncı madde ile işletmenin diğer yükümlülüklerini belirleyen 17 nci madde birlikte ele alınmalıdır.

Bu hükümler kiralık araç hasarlarında dört aşamalı bir hukuki denetim oluşturmaktadır. Öncelikle aracın kiracıya hangi durumda teslim edildiği belirlenir. İkinci olarak araç iade edilirken yeni bir hasarın bulunup bulunmadığı tespit edilir. Ardından hasarın kiracıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve gerçek maliyetinin ne olduğu incelenir. Son aşamada zararın işletmenin sağlamakla yükümlü olduğu kasko veya işletme güvencesinin içinde kalıp kalmadığı değerlendirilir.

İşletmenin sözleşmeye genel nitelikte bir “araçta oluşacak her türlü hasardan kiracı sorumludur” hükmü koyması bu denetimi ortadan kaldırmaz. Yönetmelik, sözleşme serbestisinin yanında kiracı lehine özel ispat, güvence ve tahsilat hükümleri getirmektedir. Kiracıdan talepte bulunulabilmesi için sözleşmede sorumluluk hükmünün bulunması kadar Yönetmeliğin aradığı diğer şartların da gerçekleşmesi gerekir.

Yönetmelik Hangi Araç Kiralamalarına Uygulanacak?

Yeni düzenlemenin kapsamı kiralık araç hasar uyuşmazlığında ilk incelenmesi gereken konulardan biridir. Yönetmelik esas itibarıyla tüketici niteliğindeki kiracılarla gerçekleştirilen kısa süreli motorlu kara taşıtı kiralamalarını kapsamaktadır. Kısa süreli kiralama, aynı kiracıya tek seferde veya kesinti bulunmayan dönemler halinde en fazla yirmi dokuz gün süreyle verilen kiralama hizmetidir.

Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler Yönetmelik anlamında tüketici kabul edilmektedir. Buna karşılık uzun süreli kiralamalar, kiracısı tüketici niteliğini taşımayan kısa süreli kiralamalar, paylaşımlı kiralamalar ve kamp taşıtı kiralamaları Yönetmelik kapsamı dışında bırakılmıştır.

Bir şirketin ticari faaliyetleri için yaptığı kısa süreli kiralama ile kişinin tatil, seyahat veya kişisel ulaşım amacıyla yaptığı kiralama aynı hukuki rejime tabi olmayabilir. Hasar uyuşmazlığında kiralamanın süresi kadar kiracının işlemi hangi amaçla yaptığı da araştırılmalıdır.

Yönetmelik 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihten önce gerçekleşmiş kiralamalardan doğan uyuşmazlıklara yeni hükümlerin geçmişe etkili biçimde uygulanacağı kabul edilemez. Buna karşılık yürürlük tarihinden sonra Yönetmelik kapsamındaki kiralamalarda sözleşme, teslim, iade, hasar tespiti ve tahsilat süreçlerinin yeni düzenlemeye uygun olması gerekecektir.

Kira Sözleşmesinde Hasar Sorumluluğuna İlişkin Neler Yazılmalı?

Yönetmeliğin 10 uncu maddesi, kira sözleşmesinin içeriğini ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Sözleşmede taşıtın özelliklerinin ve kira bedelinin yanında kasko sigortasının teminat kapsamı, teminat dışındaki haller, muafiyetler, depozitonun hangi şartlarda kullanılacağı, kiracının hasar ve arızadan sorumlu tutulacağı haller ile hasardan doğan mali sorumluluğun kapsamı da yer almalıdır.

Kiracının veya ek sürücünün mali sorumluluğu kasko sigortasıyla güvence altına alınmışsa, poliçedeki muafiyet bedelinin ve bu bedeli aşan tutarların hangi şartlarda kiracıdan istenebileceğinin sözleşmede açıklanması gerekir. Böylece kiracı, aracı teslim almadan önce hangi riskleri üstlendiğini ve hangi zararların güvence kapsamında bulunduğunu anlayabilmelidir.

Kasko muafiyeti ile sınırsız kiracı sorumluluğu aynı kavram değildir. Poliçenin belirli bir kısmı teminat dışında bırakılmış olsa dahi işletmenin kiracıdan talepte bulunabilmesi Yönetmeliğin diğer şartlarından bağımsız değildir. Hasarın kiracıya yüklenebilir olması, teslim ve iade belgeleriyle desteklenmesi ve hasar bedelinin gerektiğinde bağımsız ekspertizle ortaya konulması gerekir.

Yönetmeliğin 10 uncu maddesindeki kasko muafiyetine ilişkin hüküm ile 16 ncı maddenin işletmeye yüklediği hasar güvencesi birlikte yorumlanmalıdır. Bu iki hüküm arasındaki ilişkinin, Yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra özellikle muafiyet bedelleri yönünden uyuşmazlık yaratması mümkündür. Sözleşmede muafiyet yazılmış olması, işletmeye Yönetmeliğin koruyucu hükümlerinden bağımsız bir tahsilat yetkisi vermez.

Taşıt Teslim Belgesi Hasarın İspatında Neden Önemli?

Araç kiracıya teslim edilirken aracın mevcut hasar ve arızalarını gösteren taşıt teslim belgesinin düzenlenmesi zorunludur. Belgenin bir nüshasının kiracıya verilmesi veya elektronik ortamda gönderilmesi gerekir.

Teslim belgesi aracın kiralama başlangıcındaki durumunu belirleyen başlıca delildir. Kaportadaki çizikler, göçükler, jant hasarları, cam çatlakları, tampon hasarları veya bilinen teknik sorunların teslim sırasında kayıt altına alınması, aynı zararın kiralama sonunda kiracıya yüklenmesini engeller.

Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin altıncı fıkrası teslim belgesine daha güçlü bir hukuki işlev vermektedir. Taşıt teslim belgesinin kiracıya zamanında verilmemesi veya elektronik ortamda gönderilmemesi halinde, aracın iadesinde veya sonrasında kiracıdan kaynaklanan hasar ve arıza bulunduğu ileri sürülemeyecektir.

Bu hüküm, teslim belgesini yalnızca yardımcı bir kayıt olmaktan çıkarmaktadır. İşletmenin kendi sisteminde bir form oluşturması yeterli değildir. Belgenin kiracıya ulaştırılmış olması da gerekmektedir.

Araç tesliminde çekilen fotoğraf ve videolar ise teslim belgesini destekleyebilir. Özellikle küçük çizikler, jant deformasyonları ve tampon izleri gibi sonradan tartışılması kolay zararların görüntülenmesi ispat bakımından güçlü bir kayıt oluşturur. Bununla birlikte Yönetmeliğin açıkça zorunlu tuttuğu belge yerine yalnızca görüntü kaydına dayanılması aynı hukuki sonucu doğurmayacaktır.

Taşıt İade Belgesi Sonradan İleri Sürülen Hasarları Sınırlandırıyor

Araç iade alınırken taşıtın hasarsız teslim alındığını veya mevcut hasar durumunu gösteren taşıt iade belgesi düzenlenmelidir. Belgenin kiracıya verilmesi veya elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.

Yönetmeliğin hasar uyuşmazlıkları açısından en güçlü hükümlerinden biri iade belgesine bağlanan sonuçtur. Taşıt teslim ve iade belgelerinin düzenlenmediği kiralamalarda veya iade belgesinde gösterilmeyen hasar ve arızalar için kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.

Örneğin araç şirket çalışanı tarafından kontrol edilerek teslim alınmış ve iade belgesine herhangi bir sağ ön çamurluk hasarı yazılmamışsa, işletmenin ertesi gün çamurlukta çizik bulunduğunu bildirerek kiracıdan onarım bedeli istemesi Yönetmeliğin açık hükmüyle karşılaşacaktır.

Benzer şekilde iade belgesinde yalnızca jant çizilmesi belirtilmişken sonradan tampon, kapı veya mekanik arızaya ilişkin ek tahsilat yapılması da iade belgesinin kapsamıyla karşılaştırılmalıdır. Yönetmelik, iade sırasında tespit edilmeyen zararın sonradan kiracıya yüklenmesini önemli ölçüde sınırlandırmaktadır.

Temassız ve Anahtar Bırakılarak Yapılan İadelerde Sorumluluk

Havalimanı, otopark veya işletmenin belirlediği başka bir noktada personelle fiziki olarak karşılaşılmadan yapılan iadeler ayrıca düzenlenmiştir. Böyle bir teslimde işletme, aracı fiilen teslim aldığı gün içinde taşıt iade belgesi düzenleyerek kiracıya elektronik ortamda göndermelidir.

Daha önemlisi, kiracının aracı sözleşmeye uygun biçimde bırakmasından sonra meydana gelen hasar ve arızadan kiracı sorumlu tutulamaz. Böylece aracın bırakıldığı saat ile işletme personelinin aracı fiilen kontrol ettiği saat arasında meydana gelebilecek zararların doğrudan kiracıya yüklenmesi engellenmektedir.

Örneğin kiracı aracı saat 23.00’te işletmenin belirlediği otoparka bırakmış, işletme aracı ertesi sabah teslim almış ve bu süre içinde başka bir araç kiralık araca çarpmışsa, zarar kiracının sorumluluğuna bağlanamaz. Kiracının sözleşmedeki iade şartlarına uygun davranmış olması gerekir.

Temassız iadelerde aracın bırakıldığı saati, konumu ve fiziksel durumunu gösteren fotoğraf veya video kayıtları uyuşmazlığın çözümünü kolaylaştırabilir. Dijital olarak oluşturulan iade bildirimi, otopark giriş kayıtları ve işletmeyle yapılan yazışmalar da zamanlamanın belirlenmesine yardımcı olabilir.

Arıza Halinde İspat Yükü İşletmeye Ait

Yeni Yönetmelik hasar ile arıza arasında önemli bir ispat ayrımı yapmaktadır. Kira süresi içinde meydana gelen arızalarda işletme aksini ispatlamadıkça arızanın kiracıdan kaynaklanmadığı kabul edilir.

Motor, şanzıman, elektronik sistemler, akü, sensörler, soğutma sistemi veya başka bir teknik unsurda sorun çıkması tek başına kiracının sorumluluğunu doğurmayacaktır. İşletmenin arızanın kiracının hatalı kullanımı nedeniyle meydana geldiğini ortaya koyması gerekir.

Periyodik bakımın yapılmaması, parçanın kullanım ömrünün sona ermesi, daha önce mevcut teknik problem veya aracın kendi mekanik özelliklerinden kaynaklanan arıza kiracıya yüklenemez. Yönetmeliğin 15 inci maddesi zaten periyodik bakımı zamanında yapılmayan araçların bakım gerçekleştirilmeden kiraya verilmesini yasaklamaktadır.

Arızanın kiracıdan kaynaklandığı iddia ediliyorsa soyut değerlendirme yeterli olmayacaktır. Arızanın teknik sebebi ile kiracının belirli davranışı arasında bağlantı kurulması gerekir. Kiracının aracı hangi şekilde kullandığı, teknik arızaya neyin sebep olduğu ve zararın maliyeti birbirinden ayrı meselelerdir.

Yönetmeliğin arızalar için getirdiği bu açık karineyi her fiziksel hasara genişletmek ise doğru değildir. Kaporta hasarı, çizik, kırılma veya çarpma gibi zararlar bakımından teslim ve iade belgeleri, olayın oluş şekli, görüntüler, kaza tutanakları ve ekspertiz değerlendirmesi birlikte ele alınacaktır.

Bağımsız Ekspertiz Raporu Olmadan Hasar Bedeli İstenebilir mi?

Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin beşinci fıkrası kiralık araç hasarlarında ispat sistemini doğrudan değiştirmektedir. Kiracıdan hasar veya arıza bedeli talep edilebilmesi için hem meydana gelen zararın hem de maliyet tutarının yetkili ve bağımsız bir ekspertiz raporu ile belgelendirilmesi zorunludur.

İşletmenin kendi personeli veya doğrudan ya da dolaylı bağlantısı bulunan kişi veya kuruluşlar tarafından hazırlanan raporların ispat aracı olarak kullanılamayacağı da açıkça düzenlenmiştir.

Bu hüküm özellikle şirket içi hasar fiyatlandırmalarını etkiler. Araç kiralama şirketinin çalışanının tamponda hasar bulunduğunu kaydetmesi, muhasebe biriminin 40.000 TL zarar hesaplaması veya şirketle bağlantılı bir servisin fiyat teklifi hazırlaması Yönetmelikte aranan bağımsız ekspertiz raporunun yerine geçmez.

Ekspertiz raporunda yalnız hasarın mevcut olduğunun belirtilmesi de yeterli görülmemelidir. Yönetmelik hem hasarın hem maliyet tutarının belgelenmesini istemektedir. Hasarlı parçanın onarılıp onarılamayacağı, değişim gerekip gerekmediği, işçilik ve parça giderleri ile ileri sürülen toplam zararın teknik dayanağı ortaya konulmalıdır.

Örneğin yüzeysel bir tampon çizilmesi nedeniyle bütün tamponun değişim bedelinin talep edilmesi halinde, hasarın gerçek onarım yönteminin ve makul maliyetinin ekspertiz incelemesinde belirlenmesi gerekir. Kiracının sorumluluğu gerçek zararla bağlantılıdır. İşletmenin tercih ettiği en pahalı onarım yöntemi kendiliğinden kiracının borcuna dönüşmez.

Ekspertiz Raporunun Bağımsızlığı Nasıl Değerlendirilecek?

Yönetmelik “yetkili ve bağımsız ekspertiz raporu” kavramını kullanmasına rağmen bağımsızlığın bütün ölçütlerini aynı maddede ayrıntılı biçimde tanımlamamıştır. Buna karşılık işletmenin kendi personeli ile doğrudan veya dolaylı bağlantılı kişi ve kuruluşların raporlarının ispat aracı olamayacağını açıkça belirtmektedir.

Bu düzenleme, ekspertiz raporunun yalnız belge adından ibaret olmadığını göstermektedir. Raporu hazırlayan kişi veya kuruluşun işletmeyle hukuki ve ekonomik ilişkisinin bulunup bulunmadığı önem taşıyacaktır.

Bir belgenin üzerinde “ekspertiz raporu” yazması bağımsızlık şartını tek başına karşılamaz. Raporun kim tarafından düzenlendiği, düzenleyenin yetkisi, işletmeyle bağlantısı ve teknik tespitlerin hangi verilere dayandığı incelenmelidir.

Kiracı kendisinden hasar bedeli talep edildiğinde ekspertiz raporunun bir örneğini istemeli ve yalnız toplam tutarı değil teknik gerekçeyi de değerlendirmelidir. Hasarın niteliği ile fiyatlandırma arasında orantısızlık bulunması halinde raporun teknik içeriği ayrı bir uyuşmazlık konusu haline gelebilir.

Olağan Aşınma ve Yıpranmadan Kiracı Sorumlu Olacak mı?

Kiralık araç kullanılmak üzere teslim edilir. Kullanım süresi boyunca lastik, döşeme, boya, mekanik parçalar ve çeşitli yüzeylerde doğal eskime meydana gelmesi kaçınılmazdır. Sözleşmeye uygun kullanımdan doğan olağan yıpranma gerçek hasardan ayrılmalıdır.

Yönetmeliğin 14 üncü maddesi bu konuda kiracı lehine açık bir kural getirmektedir. Taşıt tesliminde kolayca tespit edilmesi mümkün olmayan arıza veya çizik ve göçük gibi hasarlar ile olağan kullanımdan kaynaklanan ve kabul edilebilir sınırlar içinde kalan aşınma ve yıpranma nedeniyle depozitodan kesinti yapılamaz ve kiracıdan bedel istenemez.

Özellikle küçük yüzey izleri bakımından “hasar” ile “olağan kullanım” ayrımı önem kazanacaktır. Aracın yaşı, kilometresi, kiralama süresi, zararın bulunduğu bölüm ve kullanım şekli birlikte değerlendirilmelidir.

Bu yaklaşım Türk Borçlar Kanunu’nun kira ilişkisine ilişkin genel sistemiyle de uyumludur. Kiracı kiralananı özenle kullanmakla yükümlü olmakla birlikte, sözleşmeye uygun kullanımın doğal sonucu olan eskime ile kötü kullanım sonucu meydana gelen gerçek zarar aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmaz.

Hasar Kaynaklı Mali Sorumluluğun Güvence Altına Alınması

Yeni Yönetmeliğin kiralık araç sektörüne getirdiği en dikkat çekici değişikliklerden biri, kiracı ve ek sürücünün hasardan doğan mali sorumluluğunun işletme tarafından güvence altına alınmasıdır.

Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin onuncu fıkrasına göre, kira süresi boyunca kiracının veya ek sürücünün hasar kaynaklı mali sorumluluğu işletme tarafından güvence altına alınacaktır. İşletme bu yükümlülüğünü kasko sigortası teminatıyla yerine getirebilir.

Yönetmeliğin 13 üncü maddesi de kiracı ile sözleşmede belirtilen ek sürücünün yalnız kira bedelini ödemek suretiyle taşıtın kasko, işletme güvencesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortasından yararlanacağını düzenlemektedir. Bunlardan yararlanılması başka bir şart veya bedele bağlanamaz.

Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, standart araç kiralamasının yalnızca aracın kullanım hakkını değil belirli bir asgari hasar güvence sistemini de içermesi gerektiği anlaşılmaktadır. Kiracının Yönetmelikte öngörülen güvenceye ulaşabilmesi için ayrıca zorunlu hasar paketi satın almaya yönlendirilmesi mümkün değildir.

Ek Kasko veya Hasar Paketi Satın Almak Zorunlu Tutulabilir mi?

Yönetmeliğin 17 nci maddesi kiralama hizmetinin işletmeden veya üçüncü kişilerden ek sigorta, kasko veya hasar güvencesi satın alma şartına bağlanamayacağını açıkça düzenlemektedir.

İşletmenin farklı kapsam veya muafiyet koşullarına sahip ek ürünler sunması ile aracın kiralanabilmesi için bu ürünlerden birinin satın alınmasını zorunlu tutması farklı hukuki durumlardır. Tüketicinin kiralama işlemini tamamlayabilmesi için ayrıca bir hasar paketi almaya mecbur bırakılması Yönetmelik hükmüyle bağdaşmayacaktır.

Özellikle internet üzerinden düşük kira bedeli gösterilip araç teslim noktasında zorunlu ek sigorta veya hasar paketi bedeli çıkarılması yeni düzenleme bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Kira sözleşmesinden önce yapılacak ön bilgilendirmede hizmet bedellerinin ve toplam kira bedelinin belirtilmesi zorunluluğu da kiracının sonradan beklenmedik maliyetlerle karşılaşmasını sınırlandırmaktadır.

Kasko Muafiyeti Kiracıdan Tahsil Edilebilir mi?

Kasko poliçelerinde zararın belirli bölümünün teminat dışında bırakıldığı muafiyet hükümleri bulunabilir. Yönetmeliğin 10 uncu maddesi, hasar sorumluluğu kasko ile güvence altına alınmışsa poliçedeki muafiyet bedelinin sözleşmede açıklanmasını zorunlu tutmaktadır.

Ancak muafiyet kavramı, kiralık araç hasarında ortaya çıkan her bedelin kiracıya yüklenebileceği anlamına gelmez. Önce kiracının ilgili hasardan hukuken sorumlu olup olmadığı belirlenmelidir. Ardından zararın hangi kısmının güvence kapsamında bulunduğu ve sözleşmede muafiyetin nasıl düzenlendiği incelenmelidir.

Teslim veya iade belgesinin bulunmadığı, iade belgesinde hasarın yazılmadığı ya da zararın kiracıdan kaynaklanmadığı bir olayda sırf poliçede muafiyet bulunduğu gerekçesiyle tahsilat yapılması mümkün değildir. Benzer şekilde hasar bedelinin miktarı bağımsız ekspertiz şartına tabiyse bu koşul da yerine getirilmelidir.

Kasko muafiyeti ile Yönetmeliğin 16 ncı maddesindeki güvence yükümlülüğü arasındaki sınırlar, yeni dönemde sözleşme hükümlerinin hazırlanması ve uyuşmazlıkların değerlendirilmesi açısından özen gerektirecektir.

Kiracının Hasar Güvencesi Dışında Kalacağı Haller

Yönetmelik kiracıya geniş bir hasar koruması sağlamakla birlikte bu güvence sınırsız değildir. 16 ncı maddenin onuncu fıkrasında işletmenin güvence sağlama yükümlülüğünün bulunmadığı zarar türleri sayılmıştır.

Alkollü veya uyuşturucu madde etkisinde araç kullanılması, kırmızı ışık ihlali, güvenlik şeridinin usulsüz kullanılması, ters şeritten gidilmesi, yarış veya hız denemesi yapılması gibi ciddi trafik güvenliği ihlalleri sonucunda meydana gelen zararlar güvence dışında kalabilir.

Yönetmelik ayrıca zorunluluk bulunmaksızın aracın el freni çekilerek veya başka yöntemlerle ani olarak yönünün değiştirilmesini ve kendi çevresinde döndürülmesini de özel olarak saymaktadır.

Kiracı veya ek sürücü tarafından ya da bunların sorumlu olduğu veya birlikte yaşadığı kişilerce kasten verilen zararlar da güvence kapsamında değildir. Aracın kiracının veya ek sürücünün kusuru nedeniyle yetkisiz kişiler tarafından kullanılması sonucu meydana gelen zararlar ile aracın yasa dışı faaliyetlerde kullanılması nedeniyle oluşan zararlar için de işletmenin güvence sağlama yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Bu istisnalar işletmeye sınırsız değerlendirme yetkisi sağlamaz. Zararla güvence dışı davranış arasında nedensellik kurulmalıdır. Örneğin kiracının bir trafik kuralını ihlal etmiş olması, araçtaki her zararın otomatik biçimde güvence dışında olduğu anlamına gelmez. Talep edilen zarar ile ileri sürülen ihlal arasındaki bağlantı somut biçimde ortaya konulmalıdır.

Kaza Yerinin Terk Edilmesi Güvenceyi Ortadan Kaldırır mı?

Yönetmelik, tedavi veya can güvenliği gibi mücbir sebepler dışında kimlik tespitinin engellenmesi amacıyla kaza yerinin terk edilmesi veya resmi trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmemesi halinde işletmenin güvence sağlama yükümlülüğünün bulunmayacağını düzenlemektedir.

Kaza yerinden ayrılmanın sebebi bu değerlendirmede önemlidir. Yaralanma nedeniyle hastaneye gitmek veya kişinin can güvenliğini korumak için bölgeden uzaklaşması ile kimlik tespitini engellemek amacıyla olay yerinden ayrılması aynı nitelikte değildir.

Kiracının kaza meydana geldiğinde işletmeye gecikmeden bildirim yapması da Yönetmeliğin 16 ncı maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Özellikle kazanın oluş şeklinin, diğer aracın ve sürücünün bilgilerinin, tutanakların, görüntülerin ve işletmeyle yapılan yazışmaların muhafaza edilmesi sonraki hasar uyuşmazlığında büyük önem taşır.

Kiracıdan Değer Kaybı İstenebilecek mi?

Kiralık araç hasarlarında yüksek tutarlara ulaşabilen taleplerden biri araç değer kaybıdır. Araç onarılsa dahi hasar kaydı nedeniyle ikinci el piyasa değerinde meydana gelen düşüş ayrı bir zarar kalemi oluşturabilir. Araç değer kaybının genel hukuki yapısı ve hesaplanması hakkında trafik kazası sonrasında araç değer kaybı başlıklı içeriğimizde ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.

Yeni Yönetmelik kiralık araçlarda işletmenin kiracıya yönelteceği değer kaybı talebine özel bir sınırlama getirmiştir. İşletme ile kiracının anlaşmaya vardığı haller dışında, sigorta tahkim kararı veya ilam niteliğinde başka bir karar bulunmadan değer kaybı nedeniyle kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.

Bu hüküm şirketin tek taraflı olarak değer kaybı hesaplayıp kredi kartından tahsilat yapmasını engelleyen güçlü bir koruma sağlamaktadır. Şirket içi değer kaybı tablosu, servis değerlendirmesi veya ekspertiz raporu tek başına Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında aranan kararın yerine geçmez.

Hasar nedeniyle araçta gerçekten piyasa değer kaybı oluşmuş olması ile bu bedelin doğrudan kiracıdan tahsil edilebilmesi ayrı meselelerdir. Yeni Yönetmelik özellikle ikinci konuda sınırlayıcı bir sistem kurmaktadır.

Onarım Süresindeki Kira Kaybı Kiracıya Yüklenebilir mi?

Araç kiralama şirketleri hasar nedeniyle aracın serviste kaldığı dönemde kiraya verilemediğini ileri sürerek yoksun kalınan kira geliri talep edebilir. Yönetmeliğin 16 ncı maddesi bu tür talepler bakımından da önemli sınırlamalar getirmektedir.

Kiracıdan kaynaklanmayan hasar veya arıza halinde işletme, onarım masrafı, değer kaybı, aracın onarım süresinde doğabilecek kira kaybı veya benzeri gerekçelerle kiracıdan bedel isteyemez.

Hasar kiracıyla ilişkilendirilebilse dahi Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin onuncu fıkrasındaki güvence hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir. Güvence kapsamında kalan zararlar nedeniyle kiracı veya ek sürücüden onarım masrafı, değer kaybı, onarım süresindeki kira kaybı ve benzeri bedeller alınamayacağı belirtilmiştir.

Dolayısıyla “araç on gün serviste kaldı, günlük kira bedeli üzerinden ayrıca kaybımız var” şeklindeki bir talep yalnız matematiksel hesapla kiracının borcu haline gelmez. Hasarın hukuki niteliği ve güvence kapsamı öncelikle belirlenmelidir.

Depozitodan Hasar Bedeli Kesilmesinin Şartları

Yeni Yönetmelik depozitonun miktarını ve hangi alacakların depozitodan karşılanabileceğini de sınırlamaktadır. Altı gün ve daha kısa kiralamalarda en fazla üç günlük kira bedeli, yedi ila yirmi dokuz günlük veya haftalık kiralamalarda ise en fazla yedi günlük kira bedeli tutarında depozito alınabilir.

Kiracının kusuru nedeniyle araçta meydana gelen ve kasko veya işletme güvencesi kapsamında bulunmayan hasar ve zararlar depozitodan karşılanabilir. Bunun için kiracının kira sözleşmesinde onayının alınmış olması ve tahsilattan önce bilgilendirilmesi gerekir.

Depozitodan kesinti yapılabilecek olması, işletmenin hasarı ve miktarı ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İade belgesinde bulunmayan bir zarar, bağımsız ekspertiz şartını karşılamayan bir maliyet veya güvence kapsamında bulunan bir hasar nedeniyle depozitodan kesinti yapılamaz.

Yönetmelikte özel bir süre öngörülmeyen hallerde depozitonun iadesine ilişkin işlemlerin kira sözleşmesinin sona erdiği ve aracın iade edildiği tarihi izleyen yedi gün içinde tamamlanması gerekir.

Çek, senet, teminat mektubu, kefaletname veya benzeri borç doğurucu belgelerin depozito olarak alınması da yasaklanmıştır.

Kredi Kartından Sonradan Hasar Bedeli Çekilebilir mi?

Depozitonun kredi kartındaki ön provizyon veya blokaj üzerinden alınması yeni Yönetmelikte kabul edilen yöntemlerden biridir. Ancak kredi kartında provizyon bulunması işletmeye istediği bedeli tek taraflı olarak tahsil etme yetkisi sağlamaz.

Hasar gerekçesiyle depozitodan tahsilat yapılacaksa Yönetmeliğin 14 üncü maddesindeki şartların ve 16 ncı maddesindeki ispat hükümlerinin birlikte gerçekleşmesi gerekir. Kiracının kusuru, zararın güvence dışında olması, teslim ve iade kayıtları ile bağımsız ekspertiz gibi koşullar göz ardı edilerek yalnız provizyona dayanılması hukuki uyuşmazlığa neden olabilir.

Kiracı kart hareketlerinde hasar adı altında tahsilat gördüğünde öncelikle şirketten tahsilatın hukuki ve teknik dayanaklarını istemelidir. Kira sözleşmesi, teslim ve iade belgeleri, ekspertiz raporu, hasar fotoğrafları ve kesintinin hesaplanma yöntemi birlikte değerlendirilmelidir.

Kiracıdan Kaynaklanmayan Hasarda İkame Araç Hakkı

Yönetmelik yalnız hasar bedelini değil kiralama sırasında aracın kullanılamaz hale gelmesinin sonuçlarını da düzenlemektedir. Kiracıdan kaynaklanmadığı belli olan ve sürüş, araç veya can güvenliğini etkileyen hasar ve arızalarda işletme mümkün olan en kısa sürede eş değer ikame araç tahsis etmelidir.

İkame araç sağlanamazsa hasar veya arızanın meydana geldiği gün dahil olmak üzere kalan kira süresine ilişkin kira ve diğer hizmet bedelleri ile depozitonun iadesine yönelik işlemler, olay tarihini izleyen yedi gün içinde yerine getirilmelidir.

Bu düzenleme mekanik arıza nedeniyle kullanılamayan aracı kiracının üzerinde bırakmamakta, işletmeye aktif bir çözüm yükümlülüğü getirmektedir. Arızanın kiracıdan kaynaklandığını ileri süren işletmenin ise Yönetmelikteki ispat karinesi nedeniyle bu iddiasını ortaya koyması gerekir.

Trafik Kazasında Üçüncü Kişiye Karşı Sorumluluk ile Kiralama Şirketine Karşı Sorumluluk Farklıdır

Kiralık araçla trafik kazası meydana geldiğinde iki farklı hukuki ilişki birbirine karıştırılmamalıdır. Kazada zarar gören üçüncü kişiye karşı sürücünün, işletenin ve sigortacının sorumluluğu Karayolları Trafik Kanunu ve sigorta hükümleri kapsamında değerlendirilir. Kiracı ile araç kiralama işletmesi arasındaki aracın kendi hasarına ilişkin iç ilişki ise kira sözleşmesi ve yeni Yönetmelik hükümlerine tabidir.

Örneğin kiracı trafik kazasında kusurlu olabilir ve karşı aracın zararından trafik hukuku hükümleri kapsamında sorumluluk doğabilir. Bununla birlikte kiralanan aracın kendi hasarı için şirketin kiracıdan hangi bedelleri isteyebileceği ayrıca Yönetmeliğin güvence ve ispat hükümlerine göre belirlenir.

Kazadan doğan kusur, işleten sorumluluğu ve sigorta ilişkisinin genel esasları için trafik kazalarında maddi ve manevi tazminat başlıklı içeriğimiz ayrıca incelenebilir.

Bu iki ilişkinin ayrılması özellikle kasko ile zorunlu mali sorumluluk sigortasının farklı işlevleri nedeniyle önem taşır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası esas olarak üçüncü kişilerin zararlarını güvence altına alırken, kiralanan aracın kendi hasarı bakımından kasko ve işletme güvencesi hükümleri öne çıkar.

Kiralık Araç Hasarında İspat Sırası Nasıl Kurulmalı?

1 Ocak 2027 sonrasında Yönetmelik kapsamındaki bir kiralamada hasar bedeli talep edildiğinde uyuşmazlığın yalnız “kazada kim kusurlu” sorusuyla değerlendirilmesi yeterli olmayacaktır.

İlk inceleme aracın kiracıya teslim edildiği andaki fiziksel ve teknik durum üzerinde yapılmalıdır. Taşıt teslim belgesinin bulunup bulunmadığı ve belgenin kiracıya zamanında verilip verilmediği kontrol edilmelidir.

İkinci aşamada iade belgesi değerlendirilir. Talep konusu hasar veya arızanın belgede açıkça gösterilmiş olması gerekir. İade belgesinde bulunmayan zararlara ilişkin Yönetmeliğin özel tahsilat yasağı dikkate alınmalıdır.

Üçüncü aşamada zararın kiracıya atfedilip atfedilemeyeceği araştırılır. Arıza söz konusuysa arızanın kiracıdan kaynaklanmadığına ilişkin karine işletme tarafından çürütülmelidir. Fiziksel hasarlarda ise olayın oluş şekli ve mevcut kayıtlar incelenir.

Dördüncü aşamada bağımsız ekspertiz raporu değerlendirilir. Hasarın varlığı kadar maliyetin gerçek ve teknik olarak açıklanabilir olması gerekir.

Beşinci aşama güvence kapsamıdır. Zarardan kiracı sorumlu olsa dahi kasko veya işletme güvencesinin bu zararı kapsayıp kapsamadığı belirlenmelidir. Yönetmelikte sayılan güvence dışı hallerden biri ileri sürülüyorsa olay ile istisna arasında bağlantı kurulmalıdır.

Son olarak talep edilen zarar kaleminin niteliği incelenir. Onarım bedeli, değer kaybı, kira kaybı veya depozito kesintisi için Yönetmelik farklı şartlar getirmiştir. Bir hasarın kiracıya atfedilebilmesi ile belirli bir zarar kaleminin kiracıdan tahsil edilebilmesi aynı hukuki inceleme değildir.

Kiralık Araç Hasarında Hangi Belgeler Saklanmalı?

Yeni düzenlemenin belge temelli yapısı, kiracı açısından da kayıtların korunmasını gerekli hale getirmektedir. Kira sözleşmesi, rezervasyon formu, ön bilgilendirme metni, taşıt teslim ve iade belgeleri, hasar fotoğrafları, kaza tespit tutanağı, şirketle yapılan e-posta veya mesajlaşmalar, ekspertiz raporu ve banka ya da kredi kartı kayıtları uyuşmazlığın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Aracın teslim alınması sırasında kiracının kendi görüntülerini oluşturması da faydalıdır. Aracın dört yönü, jantlar, camlar, tamponlar, kilometre göstergesi ve mevcut hasarlar görüntülenebilir. Teslim belgesinde eksik hasar bulunuyorsa belgenin düzeltilmesi talep edilmelidir.

İade sırasında da benzer kayıtların tutulması, özellikle temassız iadelerde aracın hangi durumda ve hangi saatte bırakıldığının ortaya konulmasına yardımcı olur.

Hasar talebi sonradan gönderilmişse yalnız ödeme bağlantısı veya fatura üzerinden değerlendirme yapılmamalıdır. Kiracıdan istenen bedelin hangi hasara ilişkin olduğu, hasarın iade belgesinde bulunup bulunmadığı, ekspertiz raporunun kim tarafından düzenlendiği ve zararın hangi gerekçeyle güvence dışında bırakıldığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Araç Kiralama Şirketlerinin Sözleşmelerini Yenilemesi Gerekecek

Yeni Yönetmelik araç kiralama şirketleri açısından da ciddi bir uyum süreci gerektirmektedir. Mevcut standart sözleşmelerde yer alan geniş hasar sorumluluğu maddelerinin, kasko muafiyetlerinin ve depozito hükümlerinin Yönetmelikle uyumlu hale getirilmesi gerekir.

Teslim ve iade süreçlerinin yalnız operasyonel işlem olarak görülmesi de yeterli olmayacaktır. Bu belgeler doğrudan hasar alacağının talep edilebilirliğini etkileyen hukuki belgelere dönüşmektedir.

Araç iade edildikten günler sonra hasar incelemesi yapılan modellerin de yeniden tasarlanması gerekebilir. Yönetmeliğin iade belgesinde yer almayan hasarlar için tahsilatı yasaklaması nedeniyle, aracın kontrolünün iade süreciyle bağlantılı biçimde gerçekleştirilmesi önem kazanacaktır.

Şirket personelinin hazırladığı raporların hasar ve maliyet ispatında yeterli kabul edilmemesi ise bağımsız ekspertiz mekanizmasının operasyon süreçlerine eklenmesini gerektirecektir.

Kasko ve işletme güvencesinin kapsamı, ek ürünlerin satış şekli ve muafiyetlerin sözleşmede nasıl açıklandığı da yeniden değerlendirilmelidir. Yönetmeliğe aykırı sözleşme maddelerinin kullanılması yalnız özel hukuk uyuşmazlığına değil, Yönetmelikte öngörülen idari yaptırım mekanizmalarına da konu olabilir.

Kiralık Araç Hasar Bedeline İtiraz ve Uyuşmazlık Yolları

Yönetmelik kapsamındaki kiracı tüketici niteliğini taşıdığı için kiralık araç hasarından doğan uyuşmazlıklar tüketici hukuku hükümleriyle birlikte değerlendirilir. Kiracıdan haksız hasar bedeli tahsil edildiği iddiasında uyuşmazlığın parasal değeri ve başvuru tarihindeki mevzuat dikkate alınarak tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi yolu söz konusu olabilir.

Tüketici hakem heyetinin görev alanını belirleyen parasal sınırlar her yıl yeniden belirlendiği için, 2027 ve sonraki yıllarda yapılacak başvurularda uyuşmazlığın doğduğu veya başvurunun yapıldığı dönemde geçerli tutarın kontrol edilmesi gerekir.

Tüketici mahkemesinde doğrudan dava konusu yapılacak uyuşmazlıklarda ise 6502 sayılı Kanundaki dava şartı arabuluculuk hükümleri ve istisnaları ayrıca değerlendirilmelidir.

Uyuşmazlığın yalnız şirketin tahsil ettiği hasar bedelinden ibaret olup olmadığı da önem taşır. Kredi kartından kesinti, depozitonun iade edilmemesi, değer kaybı talebi, sözleşmeye aykırı ek hizmet bedeli veya başka zarar kalemleri aynı olay içinde farklı hukuki gerekçelere dayanabilir.

Özellikle yüksek tutarlı araç hasarlarında teknik inceleme hukuki değerlendirmenin merkezinde yer alabilir. Hasarın oluş şekli, ekspertiz yöntemi, parça ve işçilik maliyetleri ile olayın kasko kapsamı doğru analiz edilmeden yalnız sözleşme metni üzerinden değerlendirme yapılması eksik kalacaktır.

Standart Sözleşmedeki Her Hasar Maddesi Geçerli midir?

Araç kiralama sözleşmeleri çoğunlukla işletme tarafından önceden hazırlanmış standart metinlerdir. Kiracının maddeler üzerinde gerçek anlamda pazarlık yapması çoğu kiralamada mümkün olmaz. Tüketici sözleşmelerinde müzakere edilmeden yer verilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine dürüstlük kuralına aykırı dengesizlik yaratan hükümler 6502 sayılı Kanundaki haksız şart denetimine tabi olabilir.

Yeni Yönetmeliğin açık hükümlerine aykırı bir sözleşme maddesinin sözleşmede bulunması işletmeye Yönetmeliği bertaraf etme imkanı sağlamaz. Özellikle teslim veya iade belgesi bulunmasa dahi kiracının bütün zararlardan sorumlu olduğu, bağımsız ekspertiz olmaksızın işletmenin belirlediği tutarın kesin olduğu veya her hasarda otomatik değer kaybı tahsil edileceği yönündeki hükümler Yönetmeliğin özel hükümleriyle birlikte incelenmelidir.

Kiralama sözleşmesinin imzalanmış olması da tek başına her tahsilatın hukuka uygun olduğunu göstermez. Sözleşme hükmünün içeriği ile emredici mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Yeni Yönetmeliğin Hasar Uyuşmazlıklarına Etkisi

1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecek Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik, kiralık araçta hasar sorumluluğu açısından yalnız birkaç yeni şekil şartı getirmemektedir. Düzenleme, hasarın tespiti ile kiracıdan tahsilat yapılması arasına çok aşamalı bir hukuki denetim yerleştirmektedir.

Teslim belgesinin kiracıya verilmemesi, iade belgesinde hasarın gösterilmemesi, hasar veya maliyetin bağımsız ekspertizle ortaya konulmaması ve zararın işletmenin sağlaması gereken güvence kapsamında bulunması kiracının sorumluluğunu doğrudan etkileyebilecektir.

Arızalarda kiracı lehine ispat karinesi getirilmesi, olağan aşınma ve yıpranmanın sorumluluk dışında tutulması, değer kaybı tahsilatının özel bir karar şartına bağlanması ve güvence kapsamındaki zararlar için onarım bedeli ile kira kaybının kiracıdan istenememesi yeni sistemin belirgin özellikleridir.

Kiracının da Yönetmelikle sağlanan korumaya rağmen aracı sözleşmeye uygun ve özenli kullanma, meydana gelen hasar ve arızayı işletmeye bildirme, kaza halinde gerekli kayıt ve tutanakların oluşturulmasını sağlama yükümlülükleri devam etmektedir. Alkollü araç kullanma, ciddi trafik güvenliği ihlalleri, kast, yetkisiz kullanım veya aracın yasa dışı faaliyetlerde kullanılması gibi haller güvence dışında bırakılmıştır.

Yeni dönemde kiralık araç hasar uyuşmazlığının hukuki değerlendirmesi yalnız aracın hasarlı olup olmadığına göre yapılamayacaktır. Hasarın ne zaman oluştuğu, kimin davranışından kaynaklandığı, teslim ve iade belgelerinin içeriği, bağımsız ekspertiz raporu, kasko ve işletme güvencesinin kapsamı ile talep edilen zarar kaleminin niteliği birlikte incelenmelidir.

Bu yapı hem tüketicilerin dayanaksız hasar taleplerine karşı korunmasını hem araç kiralama işletmelerinin gerçekten kiracıdan kaynaklanan ve güvence dışında kalan zararlarını objektif belgelerle talep edebilmesini amaçlayan daha öngörülebilir bir hasar sorumluluğu sistemi oluşturmaktadır.

Kaynaklar: Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1