İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Boşanma davası hangi mahkemede açılır? (2026)

20.07.2024
1.654
Boşanma davası hangi mahkemede açılır? (2026)

Boşanma Davasında Görevli Mahkeme

Boşanma davası açılırken ilk bilinmesi gereken konu, davaya hangi mahkemenin bakacağıdır. Bu mesele “görev” kurallarıyla ilgilidir ve tarafların isteğine göre değişmez. Yanlış mahkemede dava açılması, dosyanın başka mahkemeye gönderilmesine ve sürecin uzamasına yol açabilir.

Türk hukukunda boşanma davalarına bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Bu husus 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’da açıkça düzenlenmiştir. Kanuna göre aile hukukundan kaynaklanan boşanma, velayet, nafaka ve benzeri uyuşmazlıklar Aile Mahkemelerinin görev alanına girer.

Her yerde ayrı bir Aile Mahkemesi bulunmayabilir. Bu durumda boşanma davalarına Asliye Hukuk Mahkemeleri, Aile Mahkemesi sıfatıyla bakar. Yani mahkemenin adı Asliye Hukuk Mahkemesi olsa bile, davayı aile mahkemesi gibi yürütür ve aile hukukuna ilişkin hükümleri uygular.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Bu ifade pratikte şu anlama gelir: Taraflar anlaşsa bile görevli olmayan bir mahkeme davaya bakamaz. Hâkim, görevli olup olmadığını dosyanın başlangıcında kendiliğinden inceler.

Örneğin boşanma davasının Sulh Hukuk Mahkemesinde açılması mümkün değildir. Böyle bir durumda mahkeme görevsizlik kararı verir ve dosya görevli mahkemeye gönderilir. Bu süreç, davanın esasına girilmeden önce zaman kaybına neden olur.

Boşanma davasında doğru mahkemeyi belirlemek, davanın sağlıklı ilerlemesi için ilk adımdır. Görevli mahkeme doğru seçildiğinde dosya doğrudan esas incelemesine geçer.

Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme

Boşanma davasında görevli mahkeme belirlendikten sonra ikinci adım, davanın hangi yer mahkemesinde açılacağını tespit etmektir. Bu konu “yetki” kurallarıyla ilgilidir. Görev, mahkeme türünü; yetki ise davanın hangi şehirde ve hangi yer mahkemesinde görüleceğini belirler.

Boşanma davalarında yetki kuralı Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili hükme göre boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde veya eşlerin davadan önce son altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir.

Bu düzenleme davacıya sınırsız seçim hakkı tanımaz. Kanunda sayılan yerler dışında farklı bir şehirde dava açılması mümkün değildir. Örneğin eşlerin hiçbir bağının bulunmadığı bir şehirde dava açılması hâlinde yetki itirazı gündeme gelir.

“Yerleşim yeri” kavramı, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yeri ifade eder. Nüfus kaydı tek başına belirleyici değildir. Fiilen yaşanan yer, çalışma düzeni ve hayatın merkezi dikkate alınır.

Son altı ay birlikte oturulan yer de önemli bir yetki alternatifidir. Eşler ayrılmadan önce belirli bir şehirde en az altı ay birlikte yaşamışsa, artık o şehirde oturmuyor olsalar bile dava orada açılabilir. Bu kural, özellikle eşlerin ayrıldıktan sonra farklı şehirlere taşındığı durumlarda önem kazanır.

Yetki kuralları tarafların itirazına bağlıdır. Davalı, süresi içinde yetki itirazı yapmazsa mahkeme yetkili hâle gelir. Ancak süresinde yapılan bir itiraz, dosyanın başka bir mahkemeye gönderilmesine neden olabilir.

Boşanma davasında doğru yer mahkemesini seçmek, sürecin uzamaması için önemlidir. Yanlış yerde açılan davalar, yetki tartışmaları nedeniyle baştan zaman kaybı yaratır.

Yanlış Mahkemede Dava Açılırsa Ne Olur

Boşanma davasının yanlış mahkemede açılması, sanıldığından daha sık görülen bir durumdur. Hata bazen görev konusunda, bazen de yetki konusunda yapılır. Sonuç ise çoğu zaman süre kaybı ve ek masraf olur. Bu etkiler anlaşmalı ve çekişmeli boşanmalarda farklı şekilde hissedilir.

Anlaşmalı boşanma davalarında yanlış mahkemede dava açılması genellikle hızlı fark edilir. Mahkeme görevli veya yetkili değilse dosyanın gönderilmesine karar verir. Anlaşmalı boşanma davasında hedef tek celsede sonuç almak olduğu için, bu tür bir gönderme kararı tarafların planladığı takvimi bozar. Duruşma günü yeniden bekleneceği için süreç uzar.

Anlaşmalı boşanmada taraflar çoğu zaman her konuda uzlaşmış olur. Buna rağmen dosyanın yanlış yerde açılması, sırf usul nedeniyle yeni mahkeme süreci doğurur. Protokol doğru hazırlanmış olsa bile, yanlış mahkeme seçimi zaman kaybını engellemez.

Çekişmeli boşanma davalarında yanlış mahkeme seçiminin etkisi daha büyüktür. Çünkü bu davalarda zaten uzun süren bir yargılama söz konusudur. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde dosya başka mahkemeye gönderilir ve yeni mahkeme kendi takvimine göre duruşma günü belirler.

Yetki itirazı da ayrı bir başlık yaratır. Davalı taraf süresi içinde yetki itirazında bulunursa mahkeme önce bu meseleyi inceler. Yetkisizlik kararı verilirse dosya yetkili mahkemeye gider. Bu aşamada geçen süre, davanın esasına henüz girilmeden harcanmış olur.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğu için hâkim bunları kendiliğinden gözetir. Yetki kuralları ise kural olarak itiraza bağlıdır. Ancak her iki durumda da yanlış mahkemede dava açılması, davanın başlangıç aşamasını uzatır.

Boşanma davasında doğru mahkemede dava açmak, sürenin gereksiz yere uzamasını önler. Usule ilişkin hatalar çoğu zaman davanın özünden bağımsız gecikmelere yol açar.

Eşler Farklı Şehirlerde Yaşıyorsa Hangi Mahkeme Yetkili Olur

Boşanma davasında eşlerin farklı şehirlerde yaşıyor olması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu hâl, davanın nerede açılacağı konusunda tereddüt yaratabilir. Yetki konusu yine Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre belirlenir.

Kanuna göre dava, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Eşler farklı şehirlerde yaşıyorsa davacı, kendi yerleşim yerindeki Aile Mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. Aynı şekilde davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili kabul edilir.

Bunun yanında önemli bir alternatif daha vardır: Eşlerin davadan önce son altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesi. Eşler artık o şehirde yaşamıyor olsa bile, son ortak yaşam yeri yetkili mahkeme sayılır. Bu kural özellikle yeni ayrılmış çiftlerde önem taşır.

Burada kritik nokta, gerçek yerleşim yerinin tespitidir. Sadece nüfus kaydı yeterli görülmez. Kişinin fiilen yaşadığı yer, iş düzeni ve hayat ilişkilerinin yoğunlaştığı merkez dikkate alınır.

Örneğin eşlerden biri Ankara’da, diğeri İzmir’de yaşıyorsa dava her iki şehirde de açılabilir. Ancak taraflar daha önce altı ay boyunca Bursa’da birlikte yaşamışsa, Bursa Aile Mahkemeleri de yetkili olur. Bu durum davacıya alternatif sunar.

Yetki itirazı yapılması hâlinde mahkeme öncelikle bu konuyu inceler. Davalı, süresi içinde itiraz etmezse dava açılan mahkeme yetkili hâle gelir. İtiraz kabul edilirse dosya yetkili mahkemeye gönderilir.

Eşlerin farklı şehirlerde yaşaması, boşanma davası açmaya engel değildir. Doğru yetki kuralı uygulandığında süreç sorunsuz ilerler.

Yurt Dışında Yaşayan Eşlerde Yetki Meselesi

Boşanma davasında eşlerden birinin veya her ikisinin yurt dışında yaşıyor olması, davanın Türkiye’de açılıp açılamayacağı ve hangi mahkemenin yetkili olacağı sorularını gündeme getirir. Bu konuda temel çerçeve, Türk Medeni Kanunu’ndaki yetki kuralı ile Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümleri birlikte değerlendirilerek çizilir.

Öncelikle, boşanma davalarında iç hukuk bakımından yetki Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine dayanır. Buna göre boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde veya davadan önce son altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Yurt dışı boyutu olduğunda ise “yerleşim yeri” değerlendirmesi daha dikkatli yapılır.

Eşlerden biri yurt dışında yaşarken diğer eş Türkiye’de yerleşikse, davacı Türkiye’deki yerleşim yerinde boşanma davası açabilir. Burada önemli olan, Türkiye’de yerleşim yerinin varlığı ve bunun somut verilerle desteklenebilmesidir. Fiilî yaşam, çalışma düzeni ve hayat ilişkilerinin merkezi bu tespitte dikkate alınır.

Her iki eşin de yurt dışında yaşadığı dosyalarda yetki sorunu daha belirgin hâle gelir. Bu durumda Türkiye’de yerleşim yeri veya son altı ay birlikte oturulan yer kuralı çoğu zaman doğrudan uygulanamaz. İşte bu noktada MÖHUK devreye girer. MÖHUK’ta boşanma ve ayrılık gibi kişisel hâl davalarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine ilişkin düzenlemeler bulunur. Uygulamada özellikle, Türkiye ile bağlantıyı kuran unsurlar üzerinden yetki değerlendirmesi yapılır.

Türkiye’de eşlerin son ortak yerleşim yerinin bulunması, nüfusa kayıtlı oldukları yerle bağlantı, Türkiye’de taşınmaz veya düzenli yaşam ilişkilerinin varlığı gibi hususlar önem kazanır. Bazı dosyalarda eşlerin Türkiye’de herhangi bir yerleşim yeri bulunmamasına rağmen, Türk vatandaşlığı ve Türkiye bağlantısı nedeniyle Türkiye’de dava açma imkânı tartışma konusu olabilir. Bu tür dosyalarda yetki ve tebligat süreçleri daha teknik yürür.

Yurt dışındaki eşe yapılacak tebligat, davanın süresini doğrudan etkileyebilir. Tebligat işlemleri, uluslararası tebligat prosedürleri kapsamında yürütülür. Mahkeme, davalı eşin yurt dışı adresini ister; adres doğru ve güncel değilse tebligat süreci uzar. Bu nedenle yurt dışı adresinin doğru bildirilmesi pratikte kritik bir noktadır.

Bir diğer önemli konu, tarafların duruşmaya katılımıdır. Yurt dışında yaşayan eşin Türkiye’deki duruşmalara katılması her zaman kolay olmayabilir. Bu durum, vekâletle temsil ve bazı işlemlerin konsolosluk üzerinden yapılması gibi pratik başlıkları gündeme getirir. Uygulamada vekâletnameler çoğu zaman konsolosluk aracılığıyla düzenlenir ve dosyaya sunulur.

Yurt dışı bağlantılı boşanma dosyalarında, yalnızca mahkemenin yetkisi değil; aynı zamanda hangi hukukun uygulanacağı da ayrıca tartışılabilir. Bu değerlendirme de MÖHUK çerçevesinde yapılır. Ancak hangi hukuk uygulanır sorusu ile hangi mahkeme yetkilidir sorusu aynı şey değildir. Yetki, davanın nerede açılacağına; uygulanacak hukuk ise mahkemenin hangi maddi kurallara göre karar vereceğine ilişkindir.

Bu nedenle yurt dışı bağlantılı boşanma davalarında süreç, klasik boşanma dosyalarına göre daha teknik ilerler. Yetki tespitinin doğru yapılması, tebligatın doğru kurgulanması ve usul adımlarının eksiksiz yürütülmesi, davanın gereksiz yere uzamasını önler.

2026 Yılı İtibariyle Boşanma Davası Harç ve Masrafları

Boşanma davası para ile ölçülemeyen (maktu) dava niteliğindedir. Bu nedenle dava açılışında ödenen harçlar, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve Kanuna ekli (1) sayılı tarife uyarınca belirlenen maktu yargı harçlarıdır.

2026 yılı itibarıyla boşanma davası açarken mahkemeye yatırılması gereken temel tutarlar şunlardır:

  • Başvurma harcı: 732,00 TL
  • Karar ve ilam harcı (maktu): 732,00 TL
  • Gider avansı: 3.180,00 TL

Başvurma harcı dava dilekçesi sunulurken alınır. Karar ve ilam harcı ise maktu boşanma davalarında peşin olarak tahsil edilir. Bu iki harç, dava türünden bağımsızdır; anlaşmalı veya çekişmeli boşanma olmasına göre değişmez.

Gider avansı ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.120 uyarınca dava şartıdır. Tebligat giderleri, posta ücretleri, müzekkere yazışmaları ve diğer yargısal işlemler bu avans üzerinden karşılanır. Avans yatırılmadan dosya işleme alınmaz.

Yurt dışı tebligatı gereken dosyalarda veya çok sayıda tanık bildirilen davalarda ek gider avansı talep edilmesi mümkündür. Kullanılmayan kısım yargılama sonunda iade edilir.

Bu kalemler birlikte değerlendirildiğinde, 2026 yılında boşanma davası açılışında mahkeme veznesine yatırılan toplam tutar 4.644,00 TL olmaktadır. Bu tutara avukatlık ücreti ve davanın boşanma avukatı vasıtası ile açılması halinde ortaya çıkan vekalet harç ve pul gideri dahil değildir.

Harç tutarları her yıl 492 sayılı Harçlar Kanunu çerçevesinde, yeniden değerleme oranına göre güncellenir ve Resmî Gazete’de yayımlanan harç tarifesi ile yürürlüğe girer.

Dava sonunda yargılama giderlerinin hangi tarafta kalacağına mahkeme karar verir. Hâkim, tarafların haklılık durumuna göre giderleri paylaştırabilir.

Avukatla Dava Açmanın Pratik Avantajları

Boşanma davası yalnızca bir dilekçe sunmaktan ibaret değildir. Süreler, deliller, usul kuralları ve mahkeme uygulamaları sürecin yönünü belirler. Bu nedenle dava açmadan önce hukuki çerçevenin doğru kurulması büyük önem taşır.

Avukatla yürütülen dosyalarda en önemli avantaj, usul hatalarının önlenmesidir. Yanlış mahkemede dava açılması, eksik dilekçe sunulması veya sürelere uyulmaması davayı baştan yavaşlatır. Profesyonel takip bu riskleri azaltır.

Dava stratejisinin doğru kurulması da süreci etkiler. Hangi taleplerin ileri sürüleceği, hangi delillerin sunulacağı ve hangi konularda uzlaşma zemini bulunabileceği planlı biçimde değerlendirilir. Böylece dosya gereksiz başlıklarla karmaşık hâle gelmez.

Avukat desteği, tarafların duygusal tepkilerle hareket etmesini de sınırlar. Öfkeyle yapılan başvurular veya karşı tarafı zor durumda bırakmaya yönelik hamleler çoğu zaman davayı uzatır. Hukuki zeminde kalan dosyalar daha sağlıklı ilerler.

Mahkeme kalemiyle iletişim, tebligat takibi ve dosya işlemlerinin düzenli yürütülmesi de süre bakımından önemlidir. Düzenli takip edilen dosyalar daha hızlı sonuçlanır.

Boşanma süreci yalnızca hukuki değil, kişisel sonuçları olan bir süreçtir. Bu nedenle sürecin doğru yönetilmesi hem zaman hem maliyet hem de psikolojik yıpranma açısından fark yaratır.

Av. Gizem ARAL SAFSÖZ

Not: Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup, somut davalar için alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınmalıdır.

5/5 - (1 vote)
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1