İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Yürütmenin durdurulması davası

21.08.2025
2.426
Yürütmenin durdurulması davası

Yürütmenin Durdurulması Nedir?

Yürütmenin durdurulması, idari işlemin uygulanmasının dava sonuna kadar geçici olarak askıya alınmasıdır. Bu karar, idari işlemin hukuka uygun olup olmadığı kesin olarak belirlenmeden önce, işlemin doğuracağı sonuçların önlenmesini amaçlar.

İdari işlemler, kural olarak tesis edildikleri anda uygulanabilir niteliktedir. Dava açılması, işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle yürütmenin durdurulması kararı, idari yargıda ayrı ve özel bir koruma mekanizması olarak kabul edilir.

Bu kararın verilmesi halinde, idari işlem geçici olarak etkisiz hale gelir. İşlem tamamen ortadan kalkmaz; ancak uygulanması durur. Mahkemenin nihai kararı ile birlikte işlemin hukuki durumu kesinleşir.

Yürütmenin durdurulması, telafisi güç sonuçların ortaya çıkmasını engellemeye yöneliktir. Özellikle işlemin uygulanması halinde geri dönülmesi mümkün olmayan zararların doğabileceği durumlarda, bu karar belirleyici hale gelir.

Bu kurum, idarenin işlem yapma yetkisi ile bireylerin haklarının korunması arasında denge kurar. Mahkeme, bu dengeyi somut olayın özelliklerine göre değerlendirerek karar verir.

Hangi İşlemlerde Yürütmenin Durdurulması Talep Edilebilir?

Yürütmenin durdurulması, idarenin tek taraflı irade beyanı ile tesis ettiği ve hukuki sonuç doğuran işlemler bakımından talep edilebilir. Belirleyici olan, işlemin uygulanması halinde telafisi güç sonuçlar doğurma ihtimali ve işlemin icrai nitelik taşımasıdır.

Özellikle kişinin statüsünü, özgürlüğünü veya ekonomik varlığını doğrudan etkileyen işlemlerde yürütmenin durdurulması talebi ön plana çıkar. Bu tür işlemlerde mahkeme, işlemin uygulanmasının doğuracağı sonuçları somut şekilde değerlendirir.

Sınır dışı (deport) kararları, yürütmenin durdurulması talebinin en sık gündeme geldiği işlemlerden biridir. Kişinin ülke dışına çıkarılması halinde geri dönüş çoğu zaman fiilen mümkün değildir. Bu nedenle sınır dışı kararlarına karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması talebi kritik öneme sahiptir. Özellikle uluslararası koruma başvurusu bulunan veya geri gönderildiğinde ciddi risk altında olacak kişiler bakımından bu talep belirleyici hale gelir.

Kamu görevinden çıkarma (ihraç) işlemleri de yürütmenin durdurulmasının yoğun şekilde talep edildiği alanlardandır. İhraç edilen kişinin görevine son verilmesi, maaşının kesilmesi ve mesleki statüsünü kaybetmesi sonucunu doğurur. Bu durum, dava sonuna kadar beklenmesi halinde telafisi güç zararlar ortaya çıkarır. Bu nedenle ihraç işlemlerine karşı açılan iptal davalarında yürütmenin durdurulması talebi sistematik olarak ileri sürülür.

Görevden uzaklaştırma ve atama işlemleri de bu kapsamda değerlendirilir. Özellikle hukuka aykırı bir atama nedeniyle mevcut görev yerinin değiştirilmesi veya görevden uzaklaştırma kararı ile mesleki faaliyetlerin kesintiye uğraması halinde yürütmenin durdurulması talebi gündeme gelir.

İmar işlemleri ve yıkım kararları, uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer alandır. Bir yapının yıkılması halinde geri dönüş mümkün değildir. Bu nedenle yıkım kararlarına karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması talebi hayati önem taşır.

Ruhsat iptalleri ve faaliyet durdurma kararları, ticari hayatı doğrudan etkileyen işlemler arasında yer alır. Bir işletmenin faaliyetinin durdurulması veya ruhsatının iptal edilmesi halinde, dava süresi boyunca ekonomik kayıplar ortaya çıkar. Bu tür işlemler bakımından yürütmenin durdurulması talebi, zararın büyümesini engellemeye yöneliktir.

Öğrencilik işlemleri, özellikle disiplin cezaları ve okuldan uzaklaştırma kararları bakımından önem taşır. Eğitim hakkının kesintiye uğraması, telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle bu tür işlemlerde de yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

Vergi ve idari para cezaları bakımından ise durum daha sınırlıdır. Her mali yükümlülük doğuran işlem bakımından yürütmenin durdurulması kararı verilmez. Bu tür işlemlerde mahkeme, ödemenin geri alınabilir olup olmadığını ve ekonomik etkinin ağırlığını ayrıca değerlendirir.

Yürütmenin durdurulması talebi her idari işlem için ileri sürülebilir nitelikte olmakla birlikte, kabul edilip edilmeyeceği işlemin niteliğine ve doğuracağı sonuçlara bağlıdır. Özellikle geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuran işlemler bakımından bu talep belirleyici hale gelir.

Yürütmenin Durdurulması Şartları Nelerdir?

Yürütmenin durdurulması kararı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca iki şartın birlikte gerçekleşmesi halinde verilir. Bu şartlar; işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğurmasıdır. Bu iki unsurdan birinin eksik olması halinde talep reddedilir.

Açık Hukuka Aykırılık Şartı

Mahkeme, idari işlemin ilk incelemede hukuka aykırı olduğunu açık şekilde tespit edebilmelidir. Bu değerlendirme, davanın esasına girilerek yapılan kesin bir inceleme değildir; ancak işlemin hukuka uygunluğunu ciddi şekilde şüpheli kılan bir durumun bulunması gerekir.

Yetki, şekil, sebep, konu veya amaç unsurlarından birinde belirgin bir aykırılık bulunması bu şartı karşılayabilir. Örneğin yetkisiz makam tarafından tesis edilen bir işlem, savunma hakkı tanınmadan verilen bir disiplin cezası veya somut dayanağı bulunmayan bir sınır dışı kararı açık hukuka aykırılık kapsamında değerlendirilir.

Bu şartın sağlanabilmesi için ileri sürülen iddiaların somut bilgi ve belgelerle desteklenmesi gerekir. Genel ve soyut iddialar, açık hukuka aykırılık tespiti için yeterli görülmez.

Telafisi Güç veya İmkânsız Zarar Şartı

İdari işlemin uygulanması halinde ortaya çıkacak zararın, sonradan verilecek bir mahkeme kararı ile giderilemeyecek veya giderilmesi son derece güç olacak nitelikte olması gerekir. Bu şart, yürütmenin durdurulması kurumunun temel amacını oluşturur.

Sınır dışı işlemlerinde kişinin ülke dışına çıkarılması, ihraç işlemlerinde mesleki statünün kaybedilmesi veya yıkım kararlarında taşınmazın ortadan kalkması bu kapsamdadır. Bu tür durumlarda zarar, dava sonunda verilecek iptal kararı ile fiilen giderilemez.

Ekonomik zararlar bakımından ise değerlendirme daha sınırlıdır. Sadece para kaybı, her durumda telafisi imkânsız zarar olarak kabul edilmez. Ancak işletmenin faaliyetinin tamamen durması gibi durumlarda bu şartın oluştuğu kabul edilebilir.

Mahkeme, bu iki şartı birlikte değerlendirerek karar verir. Açık hukuka aykırılık bulunmasına rağmen telafisi güç zarar yoksa veya zarar mevcut olsa bile hukuka aykırılık açık değilse yürütmenin durdurulması kararı verilmez.

Mahkeme Yürütmenin Durdurulmasına Nasıl Karar Verir?

Yürütmenin durdurulması talebi, dava dilekçesi ile birlikte veya dava açıldıktan sonra ayrı bir dilekçe ile mahkemeye sunulur. Mahkeme, bu talebi öncelikle 2577 sayılı Kanun m. 27 çerçevesinde inceler ve şartların birlikte gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirir.

Uygulamada mahkeme, yürütmenin durdurulması talebini çoğu zaman dosya üzerinden inceler. Ancak gerekli gördüğü hallerde idarenin savunmasını aldıktan sonra karar verir. Özellikle sınır dışı ve ihraç gibi işlemlerde, mahkemenin hızlı hareket etmesi gerekir. Bu nedenle talep, genellikle öncelikli olarak ele alınır.

Mahkeme karar verirken, ileri sürülen iddiaları ve sunulan belgeleri birlikte değerlendirir. Açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar şartlarının somut olayda nasıl gerçekleştiği ortaya konulmalıdır. Bu iki unsurun birlikte varlığı halinde yürütmenin durdurulmasına karar verilir.

Karar, kabul veya ret şeklinde verilir. Yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi halinde, idari işlem geçici olarak askıya alınır. Ret kararı verilmesi halinde ise işlem uygulanmaya devam eder. Ancak ret kararı kesin değildir ve itiraz yoluna açıktır.

Mahkeme, yürütmenin durdurulması kararı verirken teminat gösterilmesini de isteyebilir. Bu durum özellikle mali sonuç doğuran işlemlerde gündeme gelir. Ancak kamu personeline ilişkin işlemler veya sınır dışı kararları gibi alanlarda genellikle teminat aranmaz.

Kararın verilmesi süresi, işlemin niteliğine göre değişir. Telafisi güç zarar ihtimali yüksek olan durumlarda mahkemeler daha hızlı karar verir. Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebinin açık, somut ve güçlü gerekçelerle sunulması sürecin hızını doğrudan etkiler.

Yürütmenin Durdurulması Talebi Ne Zaman Yapılmalıdır?

Yürütmenin durdurulması talebi, idari işlemin uygulanmasının doğuracağı sonuçlar dikkate alınarak mümkün olan en erken aşamada yapılmalıdır. Bu talep, dava dilekçesi ile birlikte ileri sürülebileceği gibi, dava açıldıktan sonra ayrı bir dilekçe ile de sunulabilir.

Uygulamada en etkili yöntem, yürütmenin durdurulması talebinin dava dilekçesi ile birlikte yapılmasıdır. Bu şekilde mahkeme, dosyayı ilk inceleme aşamasında doğrudan bu talep üzerinden değerlendirir ve gecikme riski azalır. Özellikle sınır dışı, ihraç veya yıkım gibi işlemlerde gecikme, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir.

İdari işlemin uygulanması yakın bir tehlike oluşturuyorsa, talebin geciktirilmesi ciddi hak kayıplarına neden olabilir. Örneğin sınır dışı kararlarında, işlem uygulandıktan sonra yürütmenin durdurulması kararı fiilen etkisini yitirir. Bu nedenle bu tür durumlarda talep, dava ile eş zamanlı olarak sunulmalıdır.

Buna karşılık bazı durumlarda yürütmenin durdurulması talebi, dava açıldıktan sonra da ileri sürülebilir. Özellikle işlemin etkileri zaman içinde ortaya çıkıyorsa veya yeni deliller elde edilmişse, talep sonradan yapılabilir. Ancak bu durumda mahkemenin değerlendirme süreci uzayabilir.

Talebin zamanında yapılması kadar, gerekçelendirilmesi de önem taşır. Açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar şartlarının somut olay üzerinden açık şekilde ortaya konulması gerekir. Yetersiz gerekçelerle yapılan başvurular, zamanında yapılmış olsa dahi reddedilebilir.

Yürütmenin durdurulması talebi için kesin bir süre sınırlaması bulunmamakla birlikte, işlemin doğuracağı sonuçlar dikkate alınarak en erken aşamada yapılması gerekir. Gecikme, bu kurumun sağladığı korumanın fiilen ortadan kalkmasına neden olabilir.

Yürütmenin Durdurulması Talebinin Reddedilmesi

Yürütmenin durdurulması talebinin reddi, 2577 sayılı Kanun m. 27’de öngörülen iki şartın birlikte gerçekleşmediği durumlarda söz konusu olur. Mahkeme, açık hukuka aykırılık veya telafisi güç zarar unsurlarından birinin bulunmadığı kanaatine varırsa talebi reddeder.

Uygulamada ret kararlarının en önemli nedeni, talebin yeterince somutlaştırılmamış olmasıdır. Genel ifadelerle ileri sürülen hukuka aykırılık iddiaları veya soyut zarar anlatımları, mahkeme tarafından yeterli görülmez. Bu nedenle her iki şartın da somut olay üzerinden açık şekilde ortaya konulması gerekir.

Mahkeme, ret kararını genellikle dosya üzerinden verir. İdarenin savunması alındıktan sonra verilen ret kararlarında, idari işlemin hukuka uygun olduğu yönünde ilk değerlendirme yapılmış olur. Bu değerlendirme, davanın esası hakkında kesin bir hüküm niteliği taşımaz; ancak yargılamanın yönü hakkında önemli bir işaret oluşturur.

Ret kararı verilmesi halinde idari işlem uygulanmaya devam eder. Bu durum, özellikle sınır dışı, ihraç veya yıkım gibi işlemlerde telafisi güç sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle ret kararına karşı kanun yoluna başvurulması önem taşır.

Yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesi, aynı talebin yeniden ileri sürülmesine engel değildir. Özellikle yeni delillerin ortaya çıkması veya olayın şartlarının değişmesi halinde, mahkemeden yeniden yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

Ret kararının hukuki sonuçları, davanın esasından bağımsızdır. Mahkeme, yürütmenin durdurulması talebini reddetmiş olsa dahi, yargılama sonunda idari işlemin iptaline karar verebilir. Bu nedenle ret kararı, davanın kaybedildiği anlamına gelmez.

Yürütmenin Durdurulması Kararına İtiraz

Yürütmenin durdurulması talepleri hakkında verilen kararlar kesin değildir. 2577 sayılı Kanun m. 27 uyarınca bu kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır.

İtiraz, kararı veren mahkemeye sunulur; inceleme, ilgili bölge idare mahkemesi veya kanunda belirtilen üst merci tarafından yapılır. İtiraz mercii dosya üzerinden inceleme yapar ve kısa sürede karar verir. Bu karar kesindir.

Ret kararına itirazda, ilk başvuruda ortaya konulamayan somut unsurların gösterilmesi gerekir. Açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar şartlarının hangi yönlerden mevcut olduğu net şekilde açıklanmalıdır. Aynı gerekçelerin tekrar edilmesi çoğu durumda sonucu değiştirmez.

Kabul kararına karşı idare de itiraz edebilir. Bu durumda, yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması talep edilir. İtiraz incelemesi sırasında, işlemin hukuka uygunluğu ve doğuracağı sonuçlar yeniden değerlendirilir.

İtiraz süresinin kaçırılması halinde bu yol kapalıdır. Bu nedenle tebliğ tarihi dikkatle takip edilmelidir. Süreler hak düşürücü niteliktedir.

İtirazdan bağımsız olarak, yeni delillerin ortaya çıkması veya koşulların değişmesi halinde mahkemeden yeniden yürütmenin durdurulması talep edilmesi mümkündür. Bu başvuru, önceki kararın hukuki varlığını ortadan kaldırmaz; yeni bir değerlendirme yapılmasını sağlar.

Yürütmenin Durdurulması Kararının Sonuçları

Yürütmenin durdurulması kararı verildiğinde, dava konusu idari işlemin uygulanması geçici olarak askıya alınır. İşlem ortadan kalkmaz; ancak hukuki sonuç doğurması durur. İdare, bu karar süresince işlemi uygulayamaz.

Karar, verildiği andan itibaren sonuç doğurur ve idare bakımından bağlayıcıdır. İdarenin bu karara rağmen işlemi uygulamaya devam etmesi hukuka aykırıdır ve ayrıca sorumluluk doğurur. Bu tür durumlarda idari yargıda tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Yürütmenin durdurulması kararı, yalnızca dava süresi ile sınırlı bir koruma sağlar. Mahkeme, davanın esası hakkında karar verdiğinde bu geçici durum sona erer. İptal kararı verilirse işlem hukuki varlığını kaybeder. Davanın reddi halinde ise işlem yeniden uygulanabilir hale gelir.

Bu karar, özellikle sınır dışı, ihraç, kamulaştırmanın iptali veya yıkım gibi işlemlerde fiili sonuçları doğrudan etkiler. Sınır dışı işlemlerinde kişi ülkede kalmaya devam eder, ihraç işlemlerinde görevle ilgili sonuçlar askıya alınır, yıkım kararlarında ise işlem uygulanamaz.

Yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olması, davanın kazanılacağı anlamına gelmez. Mahkeme, bu aşamada yalnızca ilk değerlendirmeyi yapar. Esas inceleme sonucunda farklı bir sonuca ulaşılması mümkündür.

Kararın etkisi, yalnızca dava konusu işlem ile sınırlıdır. İdarenin aynı konuda yeni bir işlem tesis etmesi mümkündür. Ancak bu yeni işlemin de hukuka uygun olması gerekir ve ayrı bir yargı denetimine tabi olur.

Yürütmenin Durdurulması ile İptal Davası Arasındaki Fark

Yürütmenin durdurulması ile iptal davası farklı hukuki niteliklere sahiptir. Yürütmenin durdurulması, dava sürecinde verilen geçici bir tedbir niteliğindedir. İptal davası ise idari işlemin hukuka uygun olup olmadığını kesin olarak belirleyen yargı yoludur.

İptal davasında mahkeme, idari işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden inceler ve hukuka aykırılık tespit ederse işlemi ortadan kaldırır. Yürütmenin durdurulması kararında ise bu inceleme sınırlıdır. Mahkeme, yalnızca ilk bakışta hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar ihtimalini değerlendirir.

İptal kararı verildiğinde idari işlem geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Buna karşılık yürütmenin durdurulması kararı, işlemi ortadan kaldırmaz; yalnızca uygulanmasını geçici olarak durdurur. Bu nedenle yürütmenin durdurulması kararı, nihai bir çözüm sağlamaz.

Yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olması, iptal kararının verileceğini garanti etmez. Aynı şekilde yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesi, davanın kaybedileceği anlamına gelmez. Bu iki kurum, birbirinden bağımsız değerlendirilir.

Tam Yargı Davasında Yürütmenin Durdurulması Talep Edilebilir mi?

Tam yargı davaları, idari işlem veya eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla açılır. Bu davalarda esas talep, idari işlemin iptali değil, zararın giderilmesidir. Bu nedenle yürütmenin durdurulması kurumunun uygulanabilirliği, davanın konusuna göre değişir.

Yürütmenin durdurulması, kural olarak icrai nitelikteki idari işlemlerin uygulanmasının durdurulmasına yöneliktir. Bu nedenle yalnızca tazminat talebine dayanan ve ortada yürütülmesi gereken bir idari işlem bulunmayan tam yargı davalarında, yürütmenin durdurulması talep edilmesi mümkün değildir.

Buna karşılık, tam yargı davası ile birlikte idari işlemin hukuka aykırılığı da ileri sürülüyorsa ve işlem halen uygulanmaya devam ediyorsa, bu işlem bakımından yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Bu durumda talep, tazminat yönünden değil, idari işlemin icrasının durdurulmasına yöneliktir.

Örneğin bir kamu görevlisinin hukuka aykırı şekilde görevden uzaklaştırılması nedeniyle açılan tam yargı davasında, yalnızca maddi ve manevi zarar talep ediliyorsa yürütmenin durdurulması gündeme gelmez. Ancak aynı işlem halen uygulanıyorsa ve etkileri devam ediyorsa, bu işlem yönünden yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

Benzer şekilde, bir idari işlem nedeniyle doğan zararın tazmini istenmekle birlikte, işlemin etkileri sürüyorsa ve bu etkiler telafisi güç sonuçlar doğuruyorsa, yürütmenin durdurulması talebi ayrıca ileri sürülebilir. Bu durumda mahkeme, talebi 2577 sayılı Kanun m. 27 çerçevesinde değerlendirir.

Belirleyici olan, ortada yürütülmesi devam eden bir idari işlemin bulunup bulunmadığıdır. Yalnızca geçmişte tamamlanmış bir işlem nedeniyle açılan tam yargı davalarında yürütmenin durdurulması kararı verilmez.

Yürütmenin Durdurulması Talebi Dilekçe Örneği

… NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ’NE

DAVACI:
Ad Soyad / T.C. Kimlik No
Adres

VEKİLİ:
Av. …
Adres

DAVALI:
… İdare / Kurum
Adres

DAVA KONUSU:
… tarih ve … sayılı idari işlemin iptali ile yürütmenin durdurulması talebidir.

Açıklamalar

1. Davalı idare tarafından tesis edilen … tarih ve … sayılı işlem ile …

2. Söz konusu işlem, hem açıkça hukuka aykırıdır hem de uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğuracaktır.

3. Açık hukuka aykırılık yönünden:
İşlem yetkisiz makam tarafından tesis edilmiş, savunma hakkı tanınmamış veya işlemin dayanağı somut bilgi ve belgeye dayandırılmamıştır.

4. Telafisi güç zarar yönünden:
İşlemin uygulanması halinde davacı bakımından dava sonunda verilecek iptal kararı ile giderilmesi güç zararlar doğacaktır.

5. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin uygulanmaya devam etmesi halinde doğacak zararların sonradan giderilmesi mümkün olmayacaktır.

Hukuki Nedenler

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2, m. 27 ve ilgili mevzuat.

Deliller

Dava konusu işlem, tebligat belgeleri, ilgili yazışmalar, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.

Sonuç ve İstem

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

1. Dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına,

2. Yargılama sonucunda işlemin iptaline,

3. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idare üzerine bırakılmasına,

karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Tarih
Davacı / Vekili
İmza

Kaynaklar: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK), 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri Kanunu, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
4.8/5 - (5 votes)
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1