Unutulma Hakkının Hukuki Niteliği
Unutulma hakkı, kişinin geçmişinde yer alan her türlü bilginin internetten silinmesini talep edebileceği sınırsız bir hak değildir. Hukuki korumanın esasını, geçmişte hukuka uygun biçimde yayımlanmış ve gerçeğe uygun olabilecek bir bilginin zamanın geçmesiyle birlikte kişiyle sürekli ve kolay erişilebilir biçimde ilişkilendirilmesinin artık haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı oluşturur.
Türk hukukunda “unutulma hakkı” adı altında düzenlenmiş bağımsız bir kanun maddesi bulunmamaktadır. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu, mevcut anayasal ve kanuni güvencelerin bu hakkın korunmasına imkan verdiğini kabul etmektedir. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin manevi varlığının ve şeref ve itibarının korunması hakkı ile 20. maddede düzenlenen kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı bu korumanın anayasal temelini oluşturur.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bakımından ise özellikle kişisel verilerin doğru ve gerektiğinde güncel olması, işlendikleri amaçla bağlantılı ve sınırlı tutulması, gerekli süre kadar muhafaza edilmesi, işleme sebebi ortadan kalktığında silinmesi veya yok edilmesi ve ilgili kişinin verileri hakkında talepte bulunabilmesi önem taşır.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu 23 Haziran 2020 tarihli ve 2020/481 sayılı kararında unutulma hakkını bir üst kavram olarak ele almıştır. Kurula göre hakkın korunması her olayda aynı işlemle sağlanmak zorunda değildir. Veri işleme faaliyetinin durdurulması, verinin silinmesi, yok edilmesi, anonim hale getirilmesi veya arama motoru sonuçlarından indeksten çıkarılması somut olayın özelliklerine göre kullanılabilecek farklı araçlardır.
Bu nedenle unutulma hakkının konusu yalnızca internet üzerindeki bilginin varlığı değildir. Bilginin ne kadar süre önce yayımlandığı, kişinin bugün hangi konumda bulunduğu, yayının güncel kamu yararı taşıyıp taşımadığı ve dijital teknolojilerin söz konusu bilgiyi sürekli olarak kişinin karşısına çıkarıp çıkarmadığı da önem taşır.
Unutulma hakkı geçmişi değiştirme hakkı değil, geçmişteki kişisel verilerin günümüzde hangi ölçüde erişilebilir ve kişiyle ilişkilendirilebilir kalacağının yeniden değerlendirilmesini isteme hakkıdır. Bu yönüyle hakkın kullanılması, bireyin kişisel verileri üzerindeki denetimi ile toplumun bilgiye erişme menfaati arasında denge kurulmasını gerektirir.
Unutulma Hakkı İçeriğin İnternetten Silinmesi Anlamına mı Gelir?
Unutulma hakkı kapsamında en sık karşılaşılan yanılgılardan biri, hakkın kabul edilmesi halinde ilgili haberin, kararın veya başka bir internet içeriğinin tamamen silinmesi gerektiğinin düşünülmesidir. Oysa kaynaktaki içeriğin kaldırılması ile kişinin adı kullanılarak yapılan aramalarda ilgili bağlantının gösterilmemesi birbirinden farklı işlemlerdir.
Bir haber internet sitesinin arşivinde varlığını sürdürebilirken, arama motorunun kişinin ad ve soyadıyla yapılan sorgularda bu habere ait bağlantıyı göstermemesi mümkündür. Bu yöntem indeksten çıkarma olarak ifade edilir. İndeksten çıkarma halinde kaynak internet sayfası ortadan kalkmaz; arama motoru ile kişi arasındaki bağlantı sınırlandırılır.
Örneğin on yıl önce yayımlanmış bir haber internet sitesinin tarihsel arşivinde korunabilir. Buna karşılık kişinin adının Google veya başka bir arama motoruna yazılmasıyla söz konusu eski haberin ilk sonuçlar arasında ortaya çıkması, haberin arşivde bulunmasından farklı bir hukuki etki yaratır. Arama motorları geçmişte yayımlanan içeriği güncel bir kişisel sorgunun parçası haline getirebilir.
Başka bir yöntem anonimleştirmedir. Haber arşivde tutulmakla birlikte kişinin adı, soyadı veya kimliğinin belirlenmesini sağlayan diğer veriler çıkarılabilir ya da kişiyle haber arasındaki doğrudan ilişki ortadan kaldırılabilir. Bazı olaylarda ise kişisel verinin kaynaktan tamamen silinmesi hukuken daha uygun bir çözüm olabilir.
Erişimin engellenmesi de bunlardan farklıdır. Erişim engelinde içeriğin kendisi internet üzerinde bulunmaya devam edebilir ancak kullanıcıların belirli URL’ye veya yayına ulaşması teknik olarak sınırlandırılır. İndeksten çıkarmada ise internet sayfasına doğrudan adresi üzerinden ulaşılması mümkün olmakla birlikte belirli kişinin adıyla yapılan aramada bağlantının görünürlüğü ortadan kaldırılır.
Anayasa Mahkemesi unutulma hakkına ilişkin N.B.B. kararında, yargının görevinin geçmişte gerçekleşmiş olayları internetten tamamen ortadan kaldırarak tarihi yeniden yazmak olmadığını özellikle vurgulamıştır. Haber arşivlerinin basın özgürlüğü bakımından taşıdığı değer korunurken kişinin şeref ve itibarı üzerindeki etkinin daha sınırlı yöntemlerle giderilmesi mümkün olabilir.
Unutulma hakkı bakımından doğru tedbir, her zaman içeriğin tamamen silinmesi değildir. Kişisel verinin silinmesi, haberin anonim hale getirilmesi, kişi ile haber arasındaki bağlantının koparılması veya arama sonuçlarından ilgili URL’nin çıkarılması daha ölçülü bir çözüm oluşturabilir.
Arama Motorları Neden Unutulma Hakkından Sorumludur?
Bir internet haberini yayımlayan kuruluş ile bu haberi arama sonuçlarında gösteren arama motoru aynı veri işleme faaliyetini gerçekleştirmez. Haber sitesinin içeriği yayımlaması ayrı, Google veya başka bir arama motorunun internet üzerindeki bilgileri bulması, indekslemesi, sınıflandırması ve kişinin adıyla yapılan aramada belirli bir sıralama içinde göstermesi ayrı bir faaliyettir.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu 2020/481 sayılı kararında arama motorlarını 6698 sayılı Kanun bakımından veri sorumlusu olarak kabul etmiştir. Bunun nedeni arama motorunun internette bulunan bilgileri yalnız pasif biçimde aktarmamasıdır. Arama motoru otomatik ve sistematik biçimde internet sayfalarını taramakta, elde ettiği verileri kendi indeksleme sistemine kaydetmekte, organize etmekte, sunucularında saklamakta ve kullanıcıların sorgularına göre sonuç listeleri oluşturmaktadır.
Bu faaliyet, kişinin adı ve soyadı gibi kişisel verileri internet üzerindeki farklı içeriklerle ilişkilendirebilir. Ayrı zamanlarda ve ayrı internet sitelerinde yayımlanan bilgiler, tek bir isim aramasıyla kişinin geçmişine ilişkin toplu ve kolay erişilebilir bir görünüm oluşturabilir. Arama motorunun kişisel verilerin erişilebilirliği üzerindeki etkisi de bu teknik yapıdan kaynaklanır.
Örneğin eski bir yerel gazete haberi kaynak internet sitesinde yıllardır bulunmasına rağmen doğrudan okuyucu trafiği almıyor olabilir. Aynı haber kişinin adıyla yapılan aramada üst sıralarda gösterildiğinde, geçmişteki olay her yeni isim sorgusunda yeniden görünür hale gelir. Bu nedenle unutulma hakkı bakımından yalnız haberi ilk yayımlayan kuruluşun faaliyeti incelenmez; arama motorunun söz konusu kişisel veriyi günümüzde hangi şekilde işlediği de değerlendirilir.
Arama motorunun veri sorumlusu kabul edilmesi, internette bulunan her içerikten kaynak siteyle aynı biçimde sorumlu olduğu anlamına gelmez. Arama motoruna yönelik talebin konusu çoğunlukla kaynak içeriğin hukuken ortadan kaldırılması değil, ilgili kişinin adı ve soyadıyla yapılan aramalar ile belirli URL arasındaki indeks bağlantısının kaldırılmasıdır.
Bu nedenle kaynak site ile arama motoruna yapılacak başvuruların hukuki amacı farklı olabilir. Haberin kendisinin kaldırılması istenebileceği gibi, haberin kaynakta korunmasına rağmen kişinin adıyla yapılan aramalarda artık gösterilmemesi de talep edilebilir.
Hangi Arama Sonuçları Unutulma Hakkı Kapsamında Kaldırılabilir?
Bir kişinin arama sonuçlarında kendisi hakkında çıkan bir bağlantıdan rahatsız olması, ilgili sonucun otomatik olarak indeksten çıkarılması için yeterli değildir. Unutulma hakkı değerlendirmesi kişinin temel hakları ile toplumun söz konusu bilgiye ulaşmadaki menfaatinin karşılaştırılmasına dayanır. Kişisel Verileri Koruma Kurulu bu değerlendirmede kullanılacak kriterleri 2020/481 sayılı kararının ekinde ayrıntılı biçimde belirlemiştir.
İlk değerlendirme kişinin kamusal yaşamdaki rolüne ilişkindir. Siyasetçiler, üst düzey kamu yöneticileri, toplumda tanınan kişiler veya mesleki faaliyetleri nedeniyle kamuoyunun bilgi edinmesinde güçlü menfaat bulunan kişiler hakkındaki içeriklerin kaldırılması daha sıkı koşullara tabi olabilir. Bununla birlikte kamusal bir kişinin bütün özel hayatının sınırsız biçimde erişilebilir olması gerektiği de kabul edilemez.
Bilginin niteliği de belirleyicidir. Kişinin sağlık, cinsel hayat, dini inanç gibi özel nitelikli kişisel verilerini içeren sonuçlar ile adres, telefon numarası veya mali bilgiler gibi mahremiyet riski yüksek verilerin kaldırılması yönündeki menfaat daha güçlü olabilir. Bilginin kişinin çalışma hayatıyla doğrudan ilgili olması ise kamunun bilgi edinme menfaatini artırabilir.
Kurul ayrıca bilginin doğruluğunu ve güncelliğini ayrı kriterler olarak kabul etmektedir. Gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bir bilgi hakkında yapılan başvuru ile doğru olduğu halde yıllar içinde güncelliğini kaybetmiş bir bilgi hakkında yapılan başvuru aynı hukuki sorunu içermez. Aradan geçen sürenin artması, özellikle kişinin bugünkü yaşamıyla bağlantısı zayıflayan bilgiler bakımından indeksten çıkarma talebini güçlendirebilir.
Arama sonucunun kişi hakkında önyargı oluşturması veya kimlik hırsızlığı, takip edilme ya da benzeri somut riskler doğurması da dikkate alınır. İçeriğin çocukluk dönemine ilişkin olması ise çocuğun üstün yararı nedeniyle kaldırma yönündeki değerlendirmeyi güçlendiren önemli bir unsurdur.
İçeriğin gazetecilik faaliyeti kapsamında yayımlanmış olması, yayının tarihsel veya kamusal değer taşıması ve bilginin yayımlanmasının kanuni bir zorunluluğa dayanması ise karşı yöndeki menfaatleri güçlendirebilir. Ceza gerektiren bir fiile ilişkin bilgilerde suçun ağırlığı ve üzerinden geçen süre de birlikte değerlendirilir. Çok eski ve görece hafif bir suça ilişkin bilgi ile yakın zamanda gerçekleşmiş ağır bir suça ilişkin bilgi aynı ölçütlerle değerlendirilemez.
Kurulun belirlediği kriterler bir puanlama sistemi değildir. Tek bir kriterin varlığı talebin kabul veya reddini zorunlu kılmaz. Kişinin kim olduğu, bilginin ne içerdiği, ne zaman yayımlandığı, bugün hangi amaca hizmet ettiği ve kamunun bilgiye ulaşmasındaki güncel menfaat birlikte değerlendirilmelidir.
Eski Haberlerde Güncellik ve Kamu Yararı Unutulma Hakkını Nasıl Etkiler?
Bir haberin ilk yayımlandığı tarihte gerçek, hukuka uygun ve kamu yararına uygun olması, aynı haberin yıllar sonra kişinin adıyla yapılan her aramada kolayca erişilebilir tutulmasının mutlaka aynı hukuki korumadan yararlanacağı anlamına gelmez. Unutulma hakkının ayırt edici özelliği, zamanın geçmesinin kişisel verinin işlenmesine ilişkin menfaat dengesini değiştirebilmesidir.
Anayasa Mahkemesinin 3 Mart 2016 tarihli N.B.B. kararında bu mesele doğrudan değerlendirilmiştir. Başvurucu hakkında 1998 ve 1999 yıllarında, uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle adli para cezasına hükmedildiğine ilişkin üç haber yayımlanmış; haberler yıllar sonra gazetenin internet arşivinden erişilebilir durumda kalmıştır. Başvurucu söz konusu yayınların kaldırılmasını talep etmiş, uyuşmazlık nihayetinde Anayasa Mahkemesinin önüne gelmiştir.
Mahkeme, başvuru tarihi itibarıyla olayların yaklaşık on dört yıl önce gerçekleşmiş olmasını özellikle dikkate almıştır. Haberlerin güncelliğini kaybettiği, başvurucunun siyasi veya medyatik bir kişilik olmadığı ve eski bilgilerin internet ortamında kolayca erişilebilir halde tutulmasının başvurucunun şeref ve itibarı üzerinde güncel bir etki meydana getirdiği değerlendirilmiştir.
Kararın önemi, haberlerin ilk yayımlandıkları tarihte gerçeğe aykırı olduklarının kabul edilmesine dayanmamasıdır. Unutulma hakkı tam da geçmişte gerçek ve hukuka uygun biçimde yayımlanmış olabilecek bilgilerin zaman geçtikten sonra aynı erişilebilirlik düzeyinde tutulmasının halen haklı olup olmadığını sorgular.
Zaman unsuru tek başına belirleyici değildir. Tarihi olaylar, ağır suçlar, halen kamu görevinde bulunan kişiler hakkındaki mesleki bilgiler veya toplumsal hafıza bakımından önemini koruyan yayınlar uzun süre sonra dahi güçlü kamu yararı taşıyabilir. Buna karşılık sıradan bir kişinin geçmişteki sınırlı bir olayla ömür boyu dijital olarak özdeşleştirilmesi daha güçlü bir kişilik hakkı müdahalesi yaratabilir.
Haberin internet arşivinde bulunması ile kişinin adı aratıldığında kolaylıkla karşısına çıkması da aynı etkiye sahip değildir. Dijital arama sistemleri geçmişte unutulabilecek nitelikteki bir olayı her yeni sorguda yeniden güncel hale getirebilir. Bu nedenle güncellik değerlendirmesi yalnız haber tarihine değil, bilginin bugünkü erişilebilirlik biçimine ve halen taşıdığı kamusal değere göre yapılmalıdır.
Unutulma hakkı bakımından geçen zaman, geçmişteki gerçeği ortadan kaldırmaz; ancak o gerçeğin kişiyle sınırsız süreyle ve kolay erişilebilir biçimde ilişkilendirilmesini haklı kılan kamu yararını azaltabilir. Güncellik ile kamu yararı arasındaki bu ilişki, eski haberlerin indeksten çıkarılmasına yönelik taleplerin merkezinde yer alır.
Suç, Soruşturma, Mahkumiyet ve Beraat Haberlerinde Unutulma Hakkı
Ceza soruşturmaları ve mahkeme kararlarıyla ilgili internet içerikleri, unutulma hakkının en hassas uygulama alanlarından biridir. Bir kişinin suç isnadıyla ilişkilendirilmiş olması toplumun bilgi edinme menfaatini güçlendirebilir; ancak bu durum ceza soruşturması veya mahkumiyete ilişkin her bilginin süresiz olarak kişinin adıyla yapılan aramalarda gösterilmesini zorunlu kılmaz.
Öncelikle soruşturma haberi ile kesinleşmiş mahkumiyet birbirinden ayrılmalıdır. Soruşturmanın başladığı tarihte hukuka uygun biçimde yayımlanmış bir haber, ilerleyen süreçte kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi veya kişinin beraat etmesi halinde güncel olayın yalnız bir bölümünü yansıtır hale gelebilir. Eski haberin başlığı ve arama sonucu halen kişiyi suç isnadıyla ilişkilendiriyor, sonraki hukuki gelişme ise yeterince görünür değilse bilginin güncelliği ve kişi üzerinde yarattığı etki yeniden değerlendirilmelidir.
Google da unutulma hakkına ilişkin resmi açıklamasında, yaklaşan bir ceza davasına ilişkin haberlerin mahkumiyet kararı çıkmaması veya mahkumiyetin daha sonra bozulması halinde güncelliğini daha hızlı kaybedebileceğini kabul etmektedir. Bununla birlikte beraat veya takipsizlik kararı verilmesi, ilgili bütün bağlantıların otomatik olarak kaldırılması sonucunu doğurmaz. Suçun niteliği, olayın kamuoyundaki önemi, kişinin kamusal konumu, aradan geçen süre ve kaynağın niteliği birlikte değerlendirilir.
Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 10 Kasım 2022 tarihli ve 2022/1201 sayılı kararı bu açıdan dikkat çekicidir. Başvuru, kişinin adı ve soyadıyla yapılan aramada yirmi yıldan daha eski bir Resmi Gazete ilanına ulaşılmasıyla ilgilidir. Kayıt, kişi hakkında verilen bir mahkumiyet değil beraat kararının ilanen tebliğine ilişkindir.
Kurul; yayının ilk amacının kişiye tebligat yapılması olduğunu, bu amacın yıllar önce sona erdiğini, içeriğin kişinin mevcut iş yaşamıyla bağlantılı olmadığını, yirmi yıldan fazla zaman geçtiğini ve beraate ilişkin olsa dahi suç isnadıyla kurulan bağlantının kişi hakkında önyargı yaratabileceğini dikkate almıştır. Sonuçta ilgili URL’nin kişinin adı ve soyadıyla ilişkilendirilemeyecek şekilde indeksten çıkarılması yönünde arama motorunun talimatlandırılmasına karar verilmiştir.
Bu karar, resmi bir kaydın kaynak internet sitesinde bulunmaya devam etmesi ile arama motorunun bu kaydı kişinin adıyla sürekli ilişkilendirmesinin ayrı veri işleme faaliyetleri olduğunu da göstermektedir. Resmi Gazete kaydı silinmemiş; kişi ile kayıt arasındaki arama motoru bağlantısının kaldırılması yeterli görülmüştür.
Kesinleşmiş mahkumiyetlerde ise kamunun bilgi edinme menfaati daha güçlü olabilir. Özellikle ağır suçlar, kamusal görevle bağlantılı eylemler veya kişinin güncel mesleki konumuyla ilgili suçlar bakımından geçmişe ilişkin bilginin halen önem taşıdığı kabul edilebilir. Buna karşılık cezanın infazından uzun yıllar sonra, kişinin kamusal bir rolünün bulunmadığı ve bilginin güncel kamu yararını büyük ölçüde kaybettiği olaylarda unutulma hakkı lehine denge değişebilir.
Ceza yargılamasına ilişkin bir bilginin doğru olması, o bilginin süresiz olarak kişinin adıyla ilişkilendirilmesini tek başına haklı kılmaz. Soruşturmanın sonucu, kararın niteliği, üzerinden geçen süre ve bilginin halen taşıdığı kamusal değer birlikte incelenmelidir.
Kamuya Mal Olmuş Kişiler Unutulma Hakkından Yararlanabilir mi?
Unutulma hakkı yalnız özel hayatını kamuoyundan uzak sürdüren kişilere tanınmış bir hak değildir. Siyasetçiler, kamu görevlileri, sanatçılar, üst düzey yöneticiler ve mesleki faaliyetleri nedeniyle toplumda tanınan kişiler de kişisel verilerinin korunmasını isteyebilir. Ancak kişinin kamusal yaşamda üstlendiği rol, arama sonucunun korunmasındaki kamu yararını güçlendiren önemli ölçütlerden biridir.
Kamusal rolün varlığı tek başına yeterli değildir. İnternet içeriğinin kişinin toplumdaki göreviyle ne ölçüde bağlantılı olduğu ayrıca belirlenmelidir. Tanınmış bir kişinin mesleki faaliyetleri, kamu görevi veya toplum üzerinde etkili olduğu alanla ilgili bilgiler daha güçlü bilgi edinme menfaati doğurabilirken, görevinden tamamen bağımsız özel yaşam bilgileri aynı korumadan yararlanmayabilir.
Kişinin kamusal görevinin halen devam edip etmediği de önemlidir. Geçmişte belirli bir kamu görevi üstlenmiş fakat uzun süredir kamusal yaşamdan çekilmiş kişi ile halen aynı veya benzer yetkileri kullanan kişi aynı durumda değildir. Bilginin güncel görevle ilişkisi devam ettikçe arama sonuçlarında tutulmasındaki kamu yararı güçlenebilir.
Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2020/927 sayılı kararı bu ayrımı göstermektedir. Başvurucu bir kamu üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve aile yakınının aynı üniversitedeki akademik kadroya alınmasına ilişkin usulsüzlük iddialarını konu alan haberlerin arama sonuçlarından çıkarılmasını istemekteydi.
Kurul, haberlerin 2020 tarihli ve güncel olmasını, kişinin halen aynı işi yapmasını, içeriğin doğrudan çalışma hayatıyla bağlantısını ve yayınların gazetecilik faaliyeti kapsamında bulunmasını dikkate alarak arama motorunun kaldırmama kararını yerinde bulmuştur. Kişi hakkında önyargı yaratılabileceği ihtimali tek başına diğer unsurların önüne geçmemiştir.
Bu yaklaşım, “kamu görevlisinin unutulma hakkı yoktur” şeklinde bir kurala dayanmaz. Aynı kişinin yirmi yıl önceki özel yaşamına ilişkin ve bugünkü kamu göreviyle hiçbir bağlantısı olmayan bir içeriği bakımından menfaat dengesi tamamen farklı kurulabilir.
Kamusal kişi olmak unutulma hakkını ortadan kaldırmaz; ancak hangi bilgilerin toplum tarafından bilinmesinde güncel ve meşru bir menfaat bulunduğuna ilişkin değerlendirmeyi değiştirir.
Yanlış, Eksik veya Yanıltıcı Arama Sonuçlarında Unutulma Hakkı
Unutulma hakkı ile gerçeğe aykırı internet içeriğinin düzeltilmesi veya kaldırılması aynı hukuki mesele değildir. Unutulma hakkının tipik konusu, geçmişte doğru veya hukuka uygun şekilde yayımlanmış olmasına rağmen zaman içinde güncelliğini veya kişiyle bağlantısındaki meşru amacı kaybeden kişisel verilerdir. Tamamen yanlış bir haber ise daha baştan farklı bir hukuka aykırılık iddiası içerir.
Bir arama sonucunda kişinin işlemediği bir suçun faili olarak gösterilmesi, sona ermiş bir soruşturmanın halen devam ediyormuş gibi sunulması veya beraat kararına rağmen yalnız ilk suçlama haberinin öne çıkarılması farklı biçimlerde yanlış veya eksik bir güncel görünüm yaratabilir.
Arama motorunun bu tür uyuşmazlıklardaki konumu kaynak internet sitesinden farklıdır. Arama motoru haberin hazırlanmasına katılmamış olabilir ve üçüncü kişiler arasındaki karmaşık maddi uyuşmazlıklarda hangi anlatımın doğru olduğunu bir mahkeme gibi belirleyebilecek delil toplama yetkisine sahip değildir. Google da resmi unutulma hakkı açıklamasında, kendisinin iddiaların doğru veya yanlış olduğunu belirlemek bakımından mahkeme konumunda olmadığını ifade etmekte; gerçeğe aykırılığı gösteren güvenilir belgelerin, özellikle mahkeme kararlarının değerlendirmede önem taşıdığını belirtmektedir.
Bu nedenle “haber yanlıştır” gerekçesiyle yapılacak başvurunun mümkün olduğunca somutlaştırılması gerekir. Takipsizlik kararı, beraat hükmü, düzeltme kararı, resmi kurum yazısı veya yayındaki maddi hatayı ortaya koyan başka güvenilir belgeler başvurunun değerlendirilmesini doğrudan etkileyebilir.
Bilginin kısmen doğru fakat eksik olması da önem taşıyabilir. Örneğin kişinin gözaltına alındığını bildiren eski bir haber doğru olabilir; ancak aynı kişinin daha sonra beraat ettiğinin hiç belirtilmemesi, yıllar sonra yapılan isim aramasında kişinin hukuki durumunu eksik biçimde yansıtan bir görünüm oluşturabilir. Unutulma hakkı değerlendirmesinde yalnız ilk yayının doğruluğu değil, bilginin bugün halen doğru, güncel ve amacına uygun olup olmadığı da incelenir.
Buna karşılık maddi gerçeğin kapsamlı delil değerlendirmesi gerektirdiği uyuşmazlıklarda arama motoruna yapılan başvuru, kaynak yayına karşı açılabilecek düzeltme, kişilik hakkının korunması veya tazminat davasının yerine geçmez. Arama motorundan indeksten çıkarma ile haberin hukuka aykırılığının yargı kararıyla tespit edilmesi farklı hukuki sonuçlardır.
Yanlış bilginin problemi yalnız unutulmamak değildir; gerçeğe aykırı bir verinin kişinin adıyla ilişkilendirilmeye devam edilmesidir. Bu nedenle başvurunun hukuki dayanağı seçilirken güncelliğini kaybetmiş doğru bilgi ile baştan itibaren yanlış olan bilgi birbirinden ayrılmalıdır.
Google ve Diğer Arama Motorlarına Unutulma Hakkı Başvurusu Nasıl Yapılır?
Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2020/481 sayılı kararı uyarınca, kişinin adı ve soyadıyla yapılan aramalarda çıkan sonuçların indeksten çıkarılması için Kurula şikayet yoluna gidilmeden önce veri sorumlusu arama motoruna başvurulması gerekir. Google bakımından unutulma hakkı başvuruları için özel bir çevrimiçi form bulunmaktadır.
Google’ın güncel unutulma hakkı başvuru formu:
https://reportcontent.google.com/forms/rtbf
Google’ın unutulma hakkına ilişkin resmi açıklama ve başvuru rehberi:
https://support.google.com/legal-help-center/answer/10769224?hl=tr
Google, başvuruda liste dışı bırakılması istenen belirli URL adreslerinin bildirilmesini istemektedir. İnternet sitesinin yalnız ana sayfasının yazılması veya “hakkımdaki bütün haberleri kaldırın” şeklinde genel talepte bulunulması yeterli değildir. Kişinin adıyla ilişkilendirilen her bağlantı belirlenmeli ve neden indeksten çıkarılması gerektiği açıklanmalıdır.
Başvuruda ayrıca içeriğin kişiyle ilişkisinin, kaldırma gerekçesinin ve hangi arama sorgusunda sonucun gösterilmemesinin istendiğinin belirtilmesi gerekir. Tipik olarak bu sorgu kişinin adı ve soyadıdır. Takma ad veya başka bir isim için talepte bulunuluyorsa bu adın başvurucu ile bağlantısının da açıklanması gerekebilir.
Unutulma hakkı başvurusunun yalnız “bu haber beni rahatsız ediyor” gerekçesine dayandırılması yerine Kurulun ve arama motorunun kullandığı ölçütler üzerinden somutlaştırılması daha sağlıklı olur. İçeriğin yaşı, kişinin kamusal konumu, bilginin çalışma yaşamıyla bağlantısı, yayının güncelliği, soruşturmanın veya yargılamanın nasıl sonuçlandığı ve arama sonucunun bugün hangi zararı doğurduğu ayrı ayrı ortaya konulabilir.
Google başvuruları kamu yararı ile kişinin veri koruma hakları arasında denge kurarak incelemektedir. Talebin kabul edilmesi halinde bağlantı çoğunlukla kişinin adıyla yapılan aramalarda liste dışı bırakılır; kaynak internet sayfası bu nedenle ortadan kalkmaz ve başka arama sorgularında görünmeye devam edebilir.
İnternet sayfasındaki içerik kaynak site tarafından zaten kaldırılmış veya önemli ölçüde değiştirilmiş olmasına rağmen Google arama sonucunda eski sürüm görünmeye devam ediyorsa unutulma hakkı formundan farklı bir mekanizma kullanılmalıdır. Google’ın bu durumlar için kullandığı Eski İçeriği Yenileme aracına ilişkin resmi sayfaya ulaşmak için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.
https://support.google.com/webmasters/answer/7041154?hl=tr
Adres, telefon, kimlik belgesi, banka bilgisi veya mahrem kişisel içerik gibi Google’ın dünya çapındaki kişisel içerik kaldırma politikalarına giren bilgiler için ayrıca aşağıdaki form kullanılabilir:
https://support.google.com/websearch/contact/content_removal_form?hl=tr
Bu başvuru yolları birbirinin yerine geçen tek bir kaldırma sistemi değildir. Unutulma hakkı nedeniyle ad-soyad sorgusundan bağlantı çıkarılması, kaynaktan kaldırılmış eski sonucun yenilenmesi ve Google’ın kişisel içerik politikaları kapsamında yapılan kaldırma talepleri farklı nedenlere dayanır.
Arama Motoru Talebi Reddederse KVKK’ya Nasıl Başvurulur?
Arama motoruna yapılan unutulma hakkı başvurusunun reddedilmesi veya başvuruya süresinde cevap verilmemesi halinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikayet yoluna başvurulabilir. Kurulun 2020/481 sayılı kararı, arama sonuçlarının indeksten çıkarılması taleplerinde öncelikle arama motoruna başvuru yapılmasını zorunlu kabul etmektedir.
Arama motoru, ilgili kişinin başvurusunu en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde sonuçlandırmalıdır. Talebin reddedilmesi halinde ret gerekçesinin ve mümkünse hangi URL’ler hakkında hangi değerlendirmelerin yapıldığının saklanması, sonraki Kurul başvurusu bakımından önem taşır.
Veri sorumlusunun süresi içinde cevap vermesi halinde ilgili kişi, cevabı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde Kurula şikayette bulunabilir. Hiç cevap verilmemesi halinde ise veri sorumlusuna yapılan başvuru tarihinden itibaren altmış günlük süre içerisinde Kurula başvurulmalıdır. Veri sorumlusunun Kanunda tanınan otuz günlük cevap süresinden sonra cevap vermesi, başvurucunun altmış günlük azami süreyi bekleyerek aşmasına imkan sağlamaz.
Kurula yapılacak şikayette yalnız Google veya başka bir arama motorunun ret e-postasının gönderilmesi yeterli değildir. İndeksten çıkarılması istenen URL’lerin, kişinin adıyla yapılan arama sonuçlarının, arama motoruna gönderilen ilk talebin, verilen cevabın ve unutulma hakkını güçlendiren olguların birlikte sunulması gerekir.
Kurul, uyuşmazlığı arama motorunun ret gerekçesiyle sınırlı biçimde incelemek zorunda değildir. İlgili kişinin temel hakları ile kamunun bilgiye ulaşma menfaatini birlikte değerlendirir. İçeriğin yaşı, güncelliği, kişinin kamusal konumu, bilginin özel veya mesleki niteliği, ceza yargılamasıyla bağlantısı ve yayının bugün taşıdığı kamu yararı bu incelemede yeniden ele alınabilir.
Kurulun 2022/1201 sayılı kararı, arama motorunun reddettiği bir talebin Kurul tarafından farklı değerlendirilebileceğini göstermektedir. Arama motoru Resmi Gazete kaydının kamuya açık resmi bir kaynak olması nedeniyle bağlantının korunması gerektiğini savunmuş; Kurul ise yayının amacının yıllar önce sona erdiğini, yirmi yıldan fazla süre geçtiğini ve kişi bakımından güncel kamu yararı bulunmadığını değerlendirerek indeksten çıkarma talimatı vermiştir.
Kurula şikayet yolu, yargı yolunu ortadan kaldırmaz. Kurulun 2020/481 sayılı kararında da arama motorunun talebi reddetmesi veya cevap vermemesi halinde kişinin Kurula başvururken aynı zamanda doğrudan yargı yoluna başvurmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir. Kişilik hakkının ihlali nedeniyle genel hukuk mahkemelerinde ileri sürülebilecek talepler, KVKK kapsamındaki idari şikayet mekanizmasından bağımsız olarak değerlendirilir.
Unutulma hakkı başvurusunda en sık yapılan hata, doğrudan KVKK’ya gidilmesi veya arama motoruna yapılan ilk başvurunun soyut bırakılmasıdır. Kurula taşınacak uyuşmazlığın sağlıklı kurulabilmesi için önce arama motoruna URL bazlı, gerekçeli ve ispatlanabilir bir başvuru yapılması gerekir.
Kaynak Haber Sitesi ile Arama Motoruna Yapılan Başvuru Arasındaki Fark
Unutulma hakkına ilişkin bir uyuşmazlıkta, içeriği yayımlayan internet sitesi ile içeriği arama sonuçlarında görünür hale getiren arama motoru birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Aynı kişisel veri her iki yapı tarafından işlenebilse de gerçekleştirilen veri işleme faaliyetinin amacı, yöntemi ve ortaya çıkardığı sonuç aynı değildir.
Bir gazete veya internet sitesi kişinin adını içeren haberi kendi sunucusunda yayımlar. Kaynak siteye yöneltilen talebin konusu haberin tamamen kaldırılması, kişisel verilerin silinmesi, metnin anonim hale getirilmesi veya belirli bilgilerin düzeltilmesi olabilir. Talep kabul edilirse kaynak içeriğin kendisi değişebilir veya internetten tamamen kaldırılabilir.
Arama motoru ise söz konusu içeriğin ilk yayıncısı değildir. İnternet üzerindeki sayfaları tarar, indeksler, sınıflandırır ve kişinin adıyla yapılan sorguda ilgili bağlantıyı kullanıcıya sunar. Kişisel Verileri Koruma Kurulu 2020/481 sayılı kararında, arama motorlarının bu faaliyetlerini bağımsız bir kişisel veri işleme faaliyeti olarak kabul etmiş ve arama motoru işletmecilerini bu faaliyet bakımından veri sorumlusu olarak değerlendirmiştir.
Bu nedenle Google’a yöneltilen tipik unutulma hakkı talebi, “bu haber internetten tamamen silinsin” talebi değildir. İstenen işlem çoğu kez belirli URL’nin, ilgili kişinin adı ve soyadıyla yapılan arama sonuçlarında artık gösterilmemesidir. Talep kabul edilse dahi haber kaynak internet sitesinde bulunmaya devam edebilir ve doğrudan URL üzerinden erişilebilir olabilir.
Kurulun 2020/481 sayılı kararında bu ayrım açık biçimde benimsenmiştir. Medya kuruluşlarının internet sitelerinde bulunan kişisel verilerin kaynaktan silinmesine yönelik talepler, ilgili basın kuruluşunun veri sorumluluğu üzerinden değerlendirilirken; kişinin adı ve soyadıyla yapılan aramalardaki bağlantıların indeksten çıkarılması, arama motorunun gerçekleştirdiği ayrı veri işleme faaliyeti kapsamında ele alınmaktadır.
Aynı olayda iki farklı başvurunun birlikte yapılması da mümkündür. Örneğin eski bir haberde kişinin kimliğinin artık açıklanmasında güncel kamu yararı bulunmadığı ileri sürülerek kaynak siteye anonimleştirme talebi yöneltilebilir; ayrıca Google’a başvurularak aynı URL’nin kişinin adıyla yapılan aramalarda gösterilmemesi istenebilir.
Kaynak siteden içeriğin kaldırılması ile arama motorundan bağlantının indeksten çıkarılması aynı hukuki talep değildir. İlk işlem içeriğin kendisine, ikincisi ise kişi ile içerik arasında arama motoru tarafından kurulan dijital bağlantıya yöneliktir.
Unutulma Hakkı ile 5651 Sayılı Kanun Kapsamındaki Erişim Engeli Arasındaki Fark
Unutulma hakkı kapsamında arama sonuçlarının indeksten çıkarılması ile internette erişimin engellenmesi ve içeriğin kaldırılması birbirinden farklı hukuki mekanizmalardır. Her iki yöntem internet üzerindeki bir yayının kişiye etkisini azaltabilse de hukuki dayanakları, karar makamları ve teknik sonuçları aynı değildir.
Arama motorundan indeksten çıkarma talebinde amaç, belirli internet sayfasının bütün kullanıcılar açısından erişilemez hale getirilmesi değildir. İlgili URL ile kişinin adı ve soyadı arasındaki arama bağlantısının kaldırılması hedeflenir. Kaynak internet sayfası yayında kalabilir ve doğrudan adresi bilinen kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Erişimin engellenmesinde ise belirli internet yayınına kullanıcıların ulaşması teknik olarak önlenir. 5651 sayılı Kanun m. 8, m. 8/A ve m. 9/A farklı sebeplere dayanan erişim engelleme mekanizmaları içermektedir. Bu tedbirlerin uygulanması unutulma hakkı kapsamında Google’ın indeksinden URL çıkarılmasından farklı sonuç doğurur.
Anayasa Mahkemesinin N.B.B. kararı değerlendirilirken ayrıca tarihsel mevzuat değişikliği dikkate alınmalıdır. Karar 2016 yılında verilmiş ve uyuşmazlık o tarihte yürürlükte bulunan 5651 sayılı Kanun m. 9 kapsamında sulh ceza makamları önünde görülmüştür. Anayasa Mahkemesi daha sonra E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla kişilik hakları nedeniyle içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesini düzenleyen m. 9’u iptal etmiş; iptal hükmü 2024 yılında yürürlüğe girmiştir.
Dolayısıyla N.B.B. kararında geliştirilen unutulma hakkına ilişkin anayasal ilkeler güncelliğini korurken, kararda kullanılan eski m. 9 başvuru yolu artık mevcut değildir. Hakaret, şeref ve itibar ihlali veya eski haberin kişilik haklarına etkisi gerekçe gösterilerek bugün eski m. 9’a dayanılıp sulh ceza hakimliğinden erişim engeli istenemez.
5651 m. 9/A ise halen yürürlüktedir ancak bu hükmün konusu genel kişilik hakkı ihlalleri değil, özel hayatın gizliliğinin ihlalidir. Bir haberin yıllar içinde güncelliğini yitirmesi veya kişinin adıyla sürekli ilişkilendirilmesinin artık kamu yararı taşımaması, tek başına olayı m. 9/A kapsamına sokmaz.
Unutulma hakkı bakımından arama motorlarından indeksten çıkarma mekanizmasının hukuki zemini esas olarak kişisel verilerin korunması hukukunda bulunmaktadır. Kişilik haklarına ilişkin uyuşmazlıklarda genel hukuk mahkemelerine başvuru imkanı da ayrıca devam etmektedir. Anayasa Mahkemesi 24 Aralık 2025 tarihli Çağatay Alaçam ve diğerleri kararında, m. 9’un iptalinden sonra kişilik hakkı ihlallerinin sona erdirilmesine yönelik genel hukuk yollarının önemini özellikle vurgulamıştır.
Unutulma hakkı, erişim engelinin daha hafif bir türü değildir. İndeksten çıkarma kişi ile bilgi arasındaki arama motoru bağlantısına, erişimin engellenmesi ise internet yayınına ulaşılabilmesine müdahale eder.
Unutulma Hakkı ile Basın Özgürlüğü ve Toplumun Bilgi Alma Hakkı Arasındaki Denge
Unutulma hakkının tanınması, kişinin geçmişine ilişkin olumsuz bütün haberleri internetten veya arama sonuçlarından çıkartabileceği anlamına gelmez. Kişisel verilerin korunması, şeref ve itibar ile özel hayatın korunması karşısında ifade ve basın özgürlüğü, haber arşivlerinin korunması ve toplumun bilgiye ulaşma hakkı bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin N.B.B. kararında da internet haber arşivlerinin basın özgürlüğünün koruması altında olduğu kabul edilmiştir. İnternet arşivleri geçmişte meydana gelen olayların araştırılmasına, kamusal tartışmaların izlenmesine ve tarihsel bilginin korunmasına katkı sağlar. Bu nedenle eski bir haber yalnız yıllar geçmiş olması gerekçesiyle otomatik biçimde hukuki korumasını kaybetmez.
Bununla birlikte dijital arşivlerin geleneksel gazete arşivlerinden önemli bir farkı vardır. Geçmişte yayımlanmış bir haber, arama motorları sayesinde kişinin adı yazıldığı anda saniyeler içinde bulunabilir. Zaman içinde toplumsal hafızada geri plana düşebilecek bir olay, arama teknolojisi nedeniyle kişinin bugünkü kimliğinin sürekli görünen bir parçası haline gelebilir.
Menfaat dengesi kurulurken kişinin toplumdaki rolü, haberin konusu, yayının güncelliği, bilginin doğruluğu, üzerinden geçen süre ve bilginin bugün kamuoyuna sağladığı katkı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle kamu görevlilerinin görevleriyle, siyasetçilerin kamusal faaliyetleriyle veya toplum açısından halen önem taşıyan olaylarla ilgili bilgilerde bilgi alma menfaati güçlü olabilir.
Buna karşılık sıradan bir kişinin çok eski ve güncel kamusal değerini kaybetmiş bir olayla her isim aramasında yeniden ilişkilendirilmesi, kişinin bugünkü yaşamı üzerindeki etki nedeniyle farklı değerlendirmeyi gerektirebilir. Çocukluk dönemine ilişkin bilgiler, özel nitelikli kişisel veriler ve kişinin güvenliği bakımından risk doğuran kayıtlar da kişisel veri koruması yönündeki menfaati güçlendirebilir.
Kurulun 2020/481 sayılı kararında benimsenen yöntem de mutlak bir hak sıralamasına değil, somut olay üzerinden denge testine dayanır. Unutulma hakkını ileri süren kişinin temel hak ve özgürlükleri ile kamunun ilgili bilgiye ulaşmaktan sağlayacağı menfaat karşılaştırılır.
Bu nedenle hukuken doğru soru “kişinin unutulma hakkı var mı?” şeklinde soyut biçimde kurulamaz. Değerlendirilmesi gereken, belirli bilginin belirli kişiyle bugün halen bu erişilebilirlik düzeyinde ilişkilendirilmesinde üstün bir kamu yararı bulunup bulunmadığıdır.
Hangi Durumlarda Unutulma Hakkı Talebi Daha Güçlüdür?
Unutulma hakkı taleplerinde tek başına kabul veya ret sonucunu doğuran kesin bir formül bulunmamaktadır. Bununla birlikte Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ölçütler ve Anayasa Mahkemesi içtihadı, hangi olaylarda kişinin indeksten çıkarma yönündeki menfaatinin güçlendiğini göstermektedir.
İçeriğin çok eski olması ve güncel kamu yararının büyük ölçüde ortadan kalkması talebi güçlendiren başlıca unsurlardandır. Aradan uzun süre geçmiş olması tek başına yeterli değildir; ancak bilgi kişinin bugünkü yaşamıyla bağlantısını kaybetmişse geçen zaman daha büyük ağırlık kazanır.
Kişinin kamusal yaşamda önemli bir rolünün bulunmaması da unutulma hakkı lehine değerlendirilebilir. Toplum tarafından tanınmayan ve kamu adına yetki kullanmayan bir kişinin eski bir olayla süresiz biçimde ilişkilendirilmesinde kamunun bilgi edinme menfaati daha sınırlı olabilir.
Bilginin çocukluk dönemine ilişkin olması, özel nitelikli kişisel veriler içermesi veya kişi açısından ciddi güvenlik ve ayrımcılık riski doğurması kişisel veri korumasının ağırlığını artırabilir. Sağlık bilgileri, cinsel hayata ilişkin veriler veya kişinin konumunu ve güvenliğini etkileyen bilgiler daha sıkı koruma gerektirebilir.
Ceza soruşturmasının takipsizlikle sonuçlanması, beraat kararı verilmesi veya eski arama sonucunun yargılamanın yalnız ilk aşamasını göstererek kişinin güncel hukuki durumunu eksik yansıtması da önem taşıyabilir. Bununla birlikte beraat kararı her bağlantının otomatik olarak kaldırılacağı anlamına gelmez; olayın toplumsal önemi ve diğer ölçütler korunmaya devam eder.
Karşı yönde ise kişinin halen kamusal görev yürütmesi, bilginin mevcut mesleki faaliyetiyle doğrudan bağlantılı olması, içeriğin yakın tarihli bulunması veya toplumun güncel bir kamusal tartışma bakımından bilgiye erişmesinde güçlü menfaat bulunması indeksten çıkarma talebini zayıflatabilir.
Yasal olarak kamuya açıklanması gereken kayıtların varlığı da bilgiye erişim menfaatini artırabilir. Ancak bir bilginin resmi kaynakta hukuka uygun biçimde bulunması, arama motoru tarafından kişinin adıyla süresiz olarak ilişkilendirilmesinin her olayda zorunlu olduğu anlamına gelmez. Kurulun 2022/1201 sayılı kararında Resmi Gazete’de bulunan yirmi yıldan eski beraat kaydı bakımından indeksten çıkarma kararı verilmiş olması bu ayrımın somut örneğidir.
Gerçeğe aykırı içeriklerde ise uyuşmazlığın yalnız unutulma hakkına indirgenmesi doğru olmayabilir. Haberin maddi doğruluğunun belirlenmesi gerekiyorsa kaynak yayıncıya yönelik hukuki yollar ve gerektiğinde yargı mercileri önündeki talepler ayrıca kullanılmalıdır.
Unutulma hakkının merkezinde kişinin geçmişini silmek değil, geçmişteki bilginin bugünkü erişilebilirliğinin halen meşru bir amaca hizmet edip etmediğini belirlemek vardır. Aradan geçen süre, kişinin bugünkü konumu ve bilginin güncel kamu yararı birlikte değerlendirildiğinde, geçmişte hukuka uygun biçimde yayımlanmış bir içeriğin dahi kişinin adıyla yapılan aramalarda tutulmaya devam edilmesi hukuken yeniden değerlendirmeye açık hale gelebilir.
Kaynaklar: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 23.06.2020 tarihli ve 2020/481 sayılı kararı, 08.12.2020 tarihli ve 2020/927 sayılı kararı, 10.11.2022 tarihli ve 2022/1201 sayılı kararı, Anayasa Mahkemesinin N.B.B. [GK], B. No: 2013/5653 sayılı kararı, Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararı, Anayasa Mahkemesinin Çağatay Alaçam ve diğerleri, B. No: 2021/22090 sayılı kararı.
