İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Tutukluluk Devam Kararına İtiraz Dilekçe Örneği

26.05.2023
1.647
Tutukluluk Devam Kararına İtiraz Dilekçe Örneği

Ceza muhakemesinde tutuklama, en ağır koruma tedbirlerinden biridir. Çünkü doğrudan kişinin özgürlüğünü kısıtlar. Bu yönüyle tutuklama, yalnızca usul hukuku meselesi değil; aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerle doğrudan bağlantılı bir konudur.

Anayasa’nın 19. maddesi kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını güvence altına alır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi de benzer korumalar içerir. Bu nedenle tutuklama kararları, hem ulusal hukuk hem de uluslararası hukuk bakımından sıkı şartlara bağlanmıştır.

Ancak uygulamada tutuklama tedbirinin zaman zaman “otomatik refleks” haline gelebildiği görülmektedir. Özellikle katalog suçlarda, tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğu gerçeği ikinci planda kalabilmektedir. Oysa ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri, tutuksuz yargılamanın esas olmasıdır.

Bir kişi hakkında mahkûmiyet kararı kesinleşmeden özgürlüğünün kısıtlanması, ancak zorunlu hâllerde başvurulabilecek bir tedbirdir. Tutuklama, cezalandırma aracı değildir. Yargılama sonucunu garanti altına almaya yönelik geçici bir koruma tedbiridir.

Bu yazıda tutukluluk itiraz süreci ayrıntılı biçimde ele alınacaktır. Tutukluluk devam kararlarının ne anlama geldiği, bu kararlara nasıl itiraz edilebileceği ve etkili bir itiraz dilekçesinin nasıl hazırlanması gerektiği uygulama odaklı şekilde açıklanacaktır.

Tutuklama ve Tutukluluk Nedir?

Tutuklama, ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın özgürlüğünün hâkim kararıyla geçici olarak kısıtlanmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tutuklama bir ceza değildir. Bu ayrım önemlidir. Çünkü tutuklama, henüz suçluluğu kesinleşmemiş bir kişiye uygulanır.

Ceza yargılamasında temel ilke masumiyet karinesidir. Yani kişi, suçu sabit olana kadar masum kabul edilir. Tutuklama tedbiri bu ilkeyi ortadan kaldırmaz; yalnızca belirli şartlar varsa geçici sınırlama getirir.

Kanuna göre tutuklama kararı verilebilmesi için iki temel şart gerekir:

  • Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller
  • Bir tutuklama nedeninin bulunması

Tutuklama nedenleri genellikle kaçma şüphesi veya delilleri yok etme ihtimalidir. Ayrıca bazı suçlar bakımından kanunda “katalog suç” düzenlemesi yer alır. Ancak katalog suçlarda dahi tutuklama otomatik değildir. Her somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.

Tutukluluk ise verilen tutuklama kararının devam ettiği süreci ifade eder. Yani kişi tutuklu bulunduğu müddetçe “tutukluluk hâli” söz konusudur.

Burada ölçülülük ilkesi önemlidir. Tutuklama tedbiri, ulaşılmak istenen amaçla orantılı olmalıdır. Daha hafif tedbirlerle aynı amaç sağlanabiliyorsa tutuklama tercih edilmemelidir. Örneğin adli kontrol tedbirleri çoğu durumda yeterli olabilir.

Uygulamada tutuklamanın bazen adli kontrol yerine tercih edildiği görülmektedir. Bu durum savunma makamı açısından itiraz mekanizmasını daha önemli hale getirir.

Tutukluluk Devam Kararı Nedir?

Tutuklama kararı verildikten sonra kişi süresiz biçimde tutuklu kalmaz. Ceza muhakemesinde tutukluluk hâlinin düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, kişi özgürlüğünün keyfi biçimde kısıtlanmasını önlemeyi amaçlar.

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tutukluluk hâli belirli periyotlarla incelenir. Soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında ise yargılamayı yapan mahkeme tutukluluğun devam edip etmeyeceğini değerlendirir.

Bu değerlendirme sonucunda verilen kararlardan biri “tutukluluk hâlinin devamına” kararıdır. Yani mahkeme, tutuklamanın sürmesini gerekli görmektedir.

Tutukluluk devam kararı verilirken hâkim şu sorulara cevap arar:

  • Kuvvetli suç şüphesi hâlâ mevcut mu?
  • Kaçma şüphesi devam ediyor mu?
  • Delil karartma ihtimali var mı?
  • Adli kontrol yeterli olur mu?

Bu soruların her biri somut olaya göre değerlendirilmelidir. Tutuklama kararının otomatik biçimde uzatılması hukuka uygun değildir.

Dosya Üzerinden İnceleme Sorunu

Uygulamada tutukluluk incelemelerinin çoğu dosya üzerinden yapılmaktadır. Yani şüpheli veya sanık duruşmaya çıkarılmadan, dosyadaki evraklar üzerinden karar verilir.

Bu durum savunma makamı açısından bazı sakıncalar doğurabilir. Çünkü tutuklu kişinin beyanlarını doğrudan sunma imkânı sınırlı kalır. Ayrıca dosya üzerinden yapılan incelemelerde gerekçelerin zaman zaman kalıplaştığı görülmektedir.

Örneğin “mevcut delil durumu ve suçun vasıf ve mahiyeti” gibi genel ifadelerle tutukluluk devam ettirilebilmektedir. Oysa her kararın somut gerekçelere dayanması gerekir.

Yargıtay ve AİHM kararlarında da tutukluluk devam kararlarının soyut gerekçelerle verilemeyeceği vurgulanmaktadır.

Tutukluluğun Uzaması Sorunu

Tutukluluk geçici bir tedbirdir. Ancak bazı dosyalarda bu sürenin fiilen cezaya dönüşebildiği görülmektedir. Özellikle yargılamanın uzun sürdüğü dosyalarda tutuklu sanıklar ciddi mağduriyet yaşayabilir.

Bu nedenle tutukluluk incelemeleri yalnızca şekli bir prosedür olarak görülmemelidir. Her inceleme, özgürlük hakkı bakımından gerçek bir denetim niteliği taşımalıdır.

Tutukluluk Devam Kararına İtiraz Hakkı

Tutukluluk devam kararlarına karşı itiraz hakkı kanunen güvence altındadır. Bu hak, kişi özgürlüğünü koruyan önemli bir mekanizmadır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre şüpheli, sanık veya müdafii tutukluluk devam kararına itiraz edebilir. Bu itiraz, tutukluluğun hukuka uygunluğunun yeniden değerlendirilmesini sağlar.

İtiraz Süresi

Tutukluluk devam kararına karşı itiraz süresi genellikle kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gündür. Bu süre kaçırıldığında itiraz hakkı düşebilir. Bu nedenle sürelere dikkat edilmesi önemlidir.

İtiraz Nereye Yapılır?

İtiraz, kararı veren hâkimliğin bağlı olduğu mercie yapılır. Sulh ceza hâkimliği kararlarına karşı yine sulh ceza hâkimlikleri arasında değerlendirme yapılır.

İtiraz dilekçesi, kararı veren hâkimliğe sunulur ve ilgili merciye gönderilir.

Kimler İtiraz Edebilir?

  • Şüpheli veya sanık
  • Müdafii (avukat)
  • Yasal temsilci

Uygulamada itirazlar çoğunlukla müdafi aracılığıyla yapılmaktadır. Çünkü hukuki gerekçelerin doğru kurulması önemlidir.

İtiraz mekanizması, tutukluluğun denetlenmesini sağlar. Bu nedenle etkili kullanılması gerekir.

Hangi Suçlarda Tutuklama Kararı Verilir?

Ceza muhakemesinde tutuklama, suç türünden bağımsız olarak her dosyada teorik olarak mümkündür. Ancak uygulamada bazı suç tiplerinde tutuklama tedbirine daha sık başvurulduğu görülmektedir. Bunun temel nedeni, suçun niteliği ve kanunda öngörülen katalog suç düzenlemesidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde yer alan katalog suçlar bakımından tutuklama nedeni varsayılabilir kabul edilmiştir. Bu düzenleme, hâkimin tutuklama kararı vermesini kolaylaştıran bir çerçeve sunar. Ancak bu durum otomatik tutuklama anlamına gelmez.

Katalog suçlarda dahi hâkim, somut olayın özelliklerini değerlendirmek zorundadır. Kaçma şüphesi veya delil karartma ihtimali somut biçimde ortaya konulmalıdır.

Uygulamada Tutuklamanın Sık Görüldüğü Suç Tipleri

Uygulamada tutuklama tedbirinin daha sık uygulandığı suç tipleri şunlardır:

Bu suç tiplerinde isnadın ağırlığı ve öngörülen ceza miktarı, kaçma şüphesi değerlendirmesini etkileyebilir. Ancak yine de her dosyada bireysel değerlendirme yapılması gerekir.

Örneğin nitelikli dolandırıcılık dosyasında sabit ikamet sahibi, düzenli işi olan ve tüm delilleri toplanmış bir şüpheli bakımından tutuklama yerine adli kontrol tercih edilmesi mümkündür.

Dolayısıyla suçun katalogda yer alması tek başına tutuklama gerekçesi değildir.

Katalog Suç Düzenlemesi Tutuklamayı Otomatik Hale Getirir mi?

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, katalog suçların “otomatik tutuklama sebebi” gibi algılanmasıdır. Oysa kanun böyle bir zorunluluk getirmez.

Katalog suç düzenlemesi yalnızca tutuklama nedeni varsayımına imkân tanır. Hâkim yine de ölçülülük ve somutluk denetimi yapmak zorundadır.

Yargıtay ve AİHM içtihatlarında da katalog suçlara dayanarak şablon gerekçelerle tutuklama yapılması eleştirilmektedir.

Bu nedenle tutukluluk itirazlarında, katalog suç ibaresinin otomatik gerekçe olamayacağı özellikle vurgulanmalıdır.

Makul Tutukluluk Süresi Nedir?

Tutuklama geçici bir tedbirdir. Bu nedenle süresi belirsiz biçimde uzatılamaz. “Makul süre” kavramı burada devreye girer.

Makul süre, dosyanın niteliğine, delil durumuna ve yargılamanın karmaşıklığına göre değişir. Ancak temel ilke şudur: Tutukluluk gereksiz yere uzatılamaz.

Özgürlük hakkı bakımından tutukluluk süresinin uzaması, ayrı bir ihlal alanı oluşturabilir. Bu nedenle tutukluluk incelemeleri yalnızca formalite olmamalıdır.

AİHM’in Yaklaşımı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında uzun tutukluluk süreleri sıkça ihlal konusu yapılmıştır. AİHM’e göre:

  • Tutukluluk devam kararları somut gerekçeye dayanmalıdır.
  • Şablon ifadeler yeterli değildir.
  • Her incelemede özgürlük lehine değerlendirme yapılmalıdır.
  • Yargı makamları süreci makul sürede sonuçlandırmakla yükümlüdür.

AİHM, tutukluluğun fiilen cezaya dönüşmesini kabul etmemektedir. Yargılama sürerken kişinin özgürlüğünün gereksiz yere kısıtlanması hak ihlali sayılabilir.

Uzun Tutukluluğun Savunma Açısından Önemi

Tutukluluk süresi uzadıkça savunmanın argüman alanı genişler. Çünkü koruma tedbirinin amacı zayıflar.

Örneğin deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş ve dosya esasen yargılama aşamasına geçmişse; tutukluluğun devamı daha güçlü gerekçeler gerektirir.

Bu noktada savunma, tutuklamanın artık ölçüsüz hale geldiğini ve adli kontrolün yeterli olacağını vurgulayabilir.

Uygulamada etkili itiraz dilekçelerinde, tutukluluğun geldiği aşama ve dosyanın ilerleme durumu özellikle öne çıkarılır.

İZMİR 14. AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA
Gönderilmek Üzere
İZMİR 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA

Dosya No: 2021/??E.

İTİRAZ EDEN
SANIK        : (Buraya Sanık Adı yazılır.)

MÜDAFİİ        : Av. Ramazan Sertan SAFSÖZ

KONU        : ??.??.2021 tarihli tutukluluk halinin devamı kararına
karşı itirazlarımızın sunulması ile sanık müvekkilin
TAHLİYESİNE karar verilmesi istemimizdir.

AÇIKLAMALAR    :

İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi yukarıda esas numarası yazılı dosyasının ??.??.2021 tarihli kararıyla müvekkilin tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. İşbu karar hukuka ve yasaya aykırı olup müvekkilin tahliyesine karar verilmelidir. Şöyle ki;

1- MÜVEKKİLİMİZİN DELİLLERİ KARARTMA VE KAÇMA ŞÜPHESİ YOKTUR.

Müvekkilimiz sabit yerleşim yeri sahibidir, yerleşik ve düzenli bir hayata sahiptir. Ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Vatanına milletine bağlı bir yurttaştır. Kaçma şüphesi ve delil karartma şüphesi bulunmamaktadır.
Kaldı ki, deliller zaten toplanmıştır. Tutukluluk halinin devamına karar verilmesi ceza hukukunun evrensel prensiplerine de aykırıdır.

Müvekkilimiz söz konusu suçlamalar nedeniyle derin bir üzüntü içindedir. Mahkemelerin yetkisizlik kararı dolayısıyla ifadesinin alınması bile mümkün olmamıştır. Soyut suçlamalar nedeniyle müvekkilimizin ve ailesinin yaşadığı mağduriyet gittikçe artmaktadır.
2- KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ YOKTUR.

Dosya incelendiğinde, atfı cürüm niteliğinde iki beyan ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kriterlerine uymaması sebebiyle örgütsel olarak kabul edilemeyecek 4 aramadan ibaret olduğu görülecektir. Mevcut delil durumunun mahkumiyete yol açmasına yer olmayıp müvekkilin üzerine atılı suçlardan beraat edeceği kuvvetle muhtemeldir. Bu yönüyle de tutukluluk tedbiri yersiz olup tutukluluktan elde edilecek fayda pekala adli kontrol tedbirleriyle de elde edilebilir.

3- MÜVEKKİLİN TUTUKLULUKTA GEÇİRDİĞİ SÜRE 7 AYI BULMUŞTUR.

Mahkemeler arası yetki uyuşmazlığı nedeniyle sanık müvekkil bir türlü Mahkeme huzuruna çıkarılamamış; müvekkilin tutuklulukta geçirdiği süre yaklaşık 7 ayı bulmuştur. Müvekkile isnat edilen suçta tayin edilebilecek cezanın alt ve üst hadleri dikkate alındığında, 7 ayı geçen bir tutukluluk süresinin tedbirin özü ile bağdaşmadığı ve orantılı olmadığı da sabittir. Bu yönüyle de müvekkilin tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilmelidir.

4- ADLİ KONTROL UYGULAMASINA DEVAM ETMEK YERİNE TUTUKLAMAYA KARAR VERİLMESİ KANUNA VE HUKUKA AYKIRIDIR.

CMK madde 100’ün şartları gerçekleşmediği halde adli kontrol uygulamasına devam etmek yerine tutuklamaya karar verilmesi kanuna ve hukuka aykırıdır. Dosyadaki delil kapsamı değerlendirildiğinde tutuksuz bir şekilde yargılanması öngörülürken ve 100. Maddedeki şartlar gerçekleşmediğinden dolayı tutuklanmaması gerekirken, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu bir şekilde yargılanmasına karar vermiş ve şüphelinin telafisi imkansız zarara uğramasına sebebiyet vermiştir.

Tüm bu sebeplerle, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin ??.??.2021 tarihli tutukluluk halinin devamı kararına karşı itirazlarımızı sunma zarureti doğmuştur.

SONUÇ VE İSTEM    : Yukarıda açıklanan nedenler ve Heyetinizce re’sen tespit edilecek hususlar doğrultusunda,  İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin ??.??.2021 tarihli tutukluluk halinin devamı kararının KALDIRILMASINA, sanık müvekkil ??’nin öncelikle BİHAKKIN, mümkün olmaması halinde ADLİ KONTROL TEDBİRLERİ uygulanmak suretiyle TAHLİYESİNE karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. ??.??.2021

Sanık (Sanık Adı-Soyadı)
Müdafii
Av. Ramazan Sertan SAFSÖZ
(*e-İmzalıdır.)

Yukarıdaki dilekçe, sıradan bir örnek olup her bir suç ve somut olay yönünden yapılacak itirazın kendine özgü anlatım ve açıklamalarının olacağı gözlerden kaçmamalıdır. Burada örnek gösterilen, usul ve üslüptur. Yeni başlayan avukatlar ve avukat stajyerleri herhangi bir alıntı yapmadan dilekçelerinde kullanabilir.


Bilgilendirme Notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki konular somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Ayrıca mevzuat ve yargı uygulamaları zaman içinde değişebilmektedir. Bu nedenle burada yer alan açıklamalar profesyonel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için bir avukata başvurmanız önerilir.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1