Bir kişinin fotoğrafının rızası dışında internet ortamında yayımlanması, tek bir hukuk kuralıyla açıklanabilecek nitelikte değildir. Sosyal medya hesabından alınan bir fotoğrafın başka bir hesapta paylaşılması, eski eş veya sevgiliye gönderilmiş bir görüntünün internete yüklenmesi, çalışan fotoğrafının şirket tarafından reklam amacıyla kullanılması ya da kişinin fotoğrafının sahte bir hesapta profil görseli yapılması farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir.
Fotoğrafın kişiyi belirli veya belirlenebilir hale getirmesi halinde kişisel veri niteliği taşıması mümkündür. Bunun yanında görüntünün çekildiği ortam ve içeriği kişinin özel hayat alanına ilişkin olabilir. Aynı fotoğraf kişinin adı, mesleği veya sosyal kimliğiyle ilişkilendirilerek başka amaçlarla kullanılabilir. Bu nedenle uyuşmazlığın yalnız “fotoğraf sahibinden izin alınmış mı?” sorusuyla çözümlenmesi yeterli değildir.
Hukuki değerlendirmede öncelikle fotoğrafın niteliği belirlenmelidir. Herkese açık bir sosyal medya profilinde kullanılan sıradan bir portre ile kişinin yalnız belirli bir kişiye gönderdiği mahrem bir görüntü arasında ciddi fark vardır. Fotoğrafın nasıl elde edildiği, ilk olarak kime ve hangi amaçla verildiği, daha önce kamuya açık hale getirilip getirilmediği, yeniden paylaşımın hangi amaçla yapıldığı ve yayının ne kadar geniş bir kitleye ulaştırıldığı birlikte incelenmelidir.
Ceza hukuku bakımından fiil, fotoğrafın özelliklerine göre özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi ya da yayılması suçlarıyla ilişkilendirilebilir. Fotoğrafın ayrıca hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi, hesaba yetkisiz erişim sağlanarak elde edilmesi, tehdit veya şantaj amacıyla kullanılması gibi ek fiiller varsa başka suç tiplerinin unsurları da oluşabilir.
Kişisel verilerin korunması hukuku ise farklı bir değerlendirme sistemi kurar. Fotoğrafın işlenmesi için her olayda mutlaka açık rıza aranmaz; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda açık rıza dışında da veri işleme şartları düzenlenmiştir. Buna karşılık geçerli bir hukuki sebep bulunmaksızın fotoğrafın toplanması, kullanılması, üçüncü kişilerle paylaşılması veya internet ortamında yayımlanması veri koruma yükümlülüklerine aykırılık oluşturabilir.
Fotoğraf üzerindeki hak yalnız ceza hukuku ve KVKK ile de sınırlı değildir. Kişinin görüntüsü, özel hayatı, şeref ve itibarı ile kişiliğinin korunmasına ilişkin özel hukuk hükümleri de olayın niteliğine göre uygulanabilir. Aynı internet paylaşımı nedeniyle içeriğin kaldırılması, ceza soruşturması, kişisel verilerin korunmasına ilişkin başvurular ve manevi tazminat talepleri farklı şartlarla birlikte değerlendirilebilir.
Kişisel fotoğrafın internette bulunması, o fotoğrafın başkaları tarafından serbestçe alınabileceği ve istenilen amaçla yeniden yayımlanabileceği anlamına gelmez. Fotoğraf sahibinin önceki davranışları kadar, yeniden paylaşımı yapan kişinin hukuki dayanağı ve fotoğrafı hangi bağlamda kullandığı da belirleyicidir.
Fotoğraf Kişisel Veri midir? Her Fotoğraf Özel Hayata İlişkin Görüntü müdür?
Bir kişinin yüzünün veya diğer ayırt edici özelliklerinin görülebildiği ve kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak belirlenebildiği fotoğraf, kişisel veri niteliği taşıyabilir. Anayasa Mahkemesi de kişisel veri kavramını yalnız isim, soyisim veya kimlik numarasıyla sınırlı değerlendirmemekte; fotoğraf, görüntü ve ses kayıtlarını kişiyi belirlenebilir hale getirebilen kişisel veriler arasında kabul etmektedir.
Fotoğrafın kişisel veri olması ile fotoğrafın TCK m. 134 anlamında özel hayata ilişkin görüntü olması ise aynı hukuki değerlendirme değildir. Bir vesikalık fotoğraf, kurumsal internet sitesindeki çalışan fotoğrafı, sosyal medya profil fotoğrafı veya kamusal bir etkinlikte çekilmiş görüntü kişisel veri niteliği taşıyabilir. Buna rağmen bu görüntülerin tamamı yalnız bu özellikleri nedeniyle özel hayatın gizli alanına ait görüntüler olarak kabul edilemez.
Özel hayat kavramının sınırı fotoğrafın yalnız nerede çekildiğine göre de belirlenemez. Ev, yatak odası veya kişinin mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu başka bir alanda çekilmiş görüntüler özel hayatla daha güçlü bağlantı kurar. Bununla birlikte kamusal alanda çekilen her görüntünün özel hayat korumasının tamamen dışında kaldığı da söylenemez. Fotoğrafın içeriği, çekiliş biçimi, kişinin içinde bulunduğu durum, görüntünün hangi bağlamdan çıkarıldığı ve sonradan nasıl kullanıldığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Örneğin kişinin sosyal medya hesabında kendi isteğiyle yayımladığı profesyonel portre fotoğrafı ile yalnız eşine veya sevgilisine gönderdiği mahrem fotoğraf, internet ortamında yeniden yayımlandığında aynı ceza normunun konusu olmak zorunda değildir. İlk örnekte kişisel verilerin korunması ve kişilik hakkı öne çıkabilirken ikinci örnekte özel hayata ilişkin görüntünün hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi doğrudan TCK m. 134/2 yönünden değerlendirme gerektirebilir.
Fotoğrafın kişisel veri sayılması, onun aynı zamanda biyometrik veri olduğu anlamına da gelmez. Bir yüz görüntüsünün fotoğrafta bulunması tek başına biyometrik veri niteliği yaratmaz. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, fotoğraf ve görüntülerin gerçek kişinin benzersiz biçimde tanımlanmasını veya kimliğinin doğrulanmasını sağlayan belirli teknik işlemlerden geçirilmesi halinde biyometrik veri niteliği kazanabileceğini kabul etmektedir. Yüz tanıma sistemiyle fotoğraftan biyometrik şablon çıkarılması ile sıradan bir sosyal medya fotoğrafının saklanması bu nedenle aynı veri işleme faaliyeti değildir.
Fotoğrafın kişisel veri olarak nitelendirilebilmesi de tek başına TCK m. 136 kapsamında suçun oluştuğu anlamına gelmez. Ceza sorumluluğu için kişisel verinin kanunda belirtilen biçimde hukuka aykırı olarak verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi ve suçun diğer unsurlarının da gerçekleşmesi gerekir. Benzer biçimde fotoğrafın özel hayatla ilişkili olması, yapılan her kullanımın otomatik olarak TCK m. 134 kapsamına girmesini sağlamaz.
Fotoğrafın hukuki niteliği ile ona yönelik fiilin hukuki niteliği iki ayrı aşamada belirlenmelidir. Önce görüntünün kişisel veri, özel hayata ilişkin görüntü veya başka bir kişilik değeriyle ilişkisi tespit edilmeli; daha sonra çekme, kaydetme, ele geçirme, paylaşma veya ifşa hareketinin hangi hukuk normunun şartlarını karşıladığı incelenmelidir.
Fotoğrafı Birine Göndermek veya Sosyal Medyada Paylaşmak Yeniden Yayılmasına Rıza Anlamına Gelir mi?
Bir fotoğrafın belirli bir kişiye gönderilmiş veya sosyal medya hesabında yayımlanmış olması, üçüncü kişilere sınırsız kullanım yetkisi vermez. Fotoğraf sahibinin iradesinin hangi işleme yönelik olduğu belirlenmeden “fotoğraf zaten paylaşılmıştı” gerekçesiyle sonraki bütün kullanımların hukuka uygun kabul edilmesi mümkün değildir.
Fotoğrafın çekilmesine verilen rıza, fotoğrafın yayımlanmasına verilen rıza ile aynı değildir. Bir kişi arkadaş grubuyla fotoğraf çekilmesine izin verebilir ancak fotoğrafın ticari bir işletmenin reklamında kullanılmasına izin vermemiş olabilir. Benzer şekilde fotoğrafın bir kişiye özel mesaj yoluyla gönderilmesi, o kişinin görüntüyü Instagram, X veya başka bir internet platformunda yayımlamasına kendiliğinden izin vermez.
Aynı ayrım sosyal medya paylaşımları bakımından da geçerlidir. Kişinin Instagram hesabına kendi fotoğrafını yüklemesi, görüntünün belirli ölçüde kamuya sunulduğunu gösterebilir. Buna rağmen alenileştirmenin amacı ve kapsamı önemini korur. Kişisel Verileri Koruma Kurumu da kişinin kendi verisini kamuya açıklamasının, veriyi elde eden kişilere her türlü amaçla sınırsız işleme yetkisi vermediğini kabul etmektedir.
Örneğin bir avukatın mesleki internet sitesine portre fotoğrafını koyması, fotoğrafın mesleki tanıtım amacıyla kamuya sunulduğunu gösterebilir. Aynı fotoğrafın ilgisiz bir şirket tarafından reklam yüzü olarak kullanılması, sahte sosyal medya hesabına yerleştirilmesi veya kişiyi küçük düşüren bir paylaşımda kullanılması alenileştirme amacıyla aynı değildir. Fotoğrafın internette erişilebilir olması, sonraki kullanımın hukuki sebebinin araştırılmasını gereksiz hale getirmez.
Sosyal medya hesabının herkese açık olması da tek başına farklı bir sonuca götürmez. Herkese açık profil ile sınırlı takipçili hesap arasında kişinin mahremiyet beklentisi açısından fark bulunabilir; ancak açık profil kullanmak fotoğraflar üzerindeki bütün hukuki korumadan vazgeçildiği anlamına gelmez.
Rızanın kapsamı kullanım biçimine göre de değişebilir. Bir fotoğrafın aile grubunda paylaşılmasına, şirketin internet sitesinde kullanılmasına veya yalnız belirli süreyle tanıtım materyalinde yer almasına izin verilmiş olabilir. Verilen izin, kapsamının dışındaki yeni kullanımları otomatik biçimde kapsamaz.
KVKK bakımından ayrıca açık rızanın tek veri işleme şartı olmadığı unutulmamalıdır. Kanunda belirtilen başka bir hukuki işleme şartı mevcutsa kişisel veri açık rıza olmadan da işlenebilir. Bu nedenle “rıza yoksa her fotoğraf kullanımı hukuka aykırıdır” şeklindeki mutlak ifade de doğru değildir. Kanundan doğan yetki, bir hakkın tesisi veya korunması, ilgili kişinin kendi verisini belirli amaçla alenileştirmesi veya kanunda belirtilen diğer işleme şartları olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.
Ceza hukuku bakımından da rıza, fotoğrafın niteliği ve paylaşımın şekliyle birlikte incelenmelidir. Kişinin görüntüyü ilk kez hangi şartlarda verdiği, sonraki yayına izin verip vermediği ve paylaşımı yapan kişinin bu iradenin sınırlarını bilip bilmediği suçun hukuka aykırılık ve kast unsurları bakımından önem taşıyabilir.
Bir fotoğrafın bir kez paylaşılması, fotoğraf üzerindeki hukuki denetimin bütünüyle kaybedildiği anlamına gelmez. Çekime izin verme, belirli kişiye gönderme, sosyal medyada yayımlama ve üçüncü kişinin farklı amaçla yeniden yayımlaması ayrı işlemlerdir ve her birinin hukuki dayanağı kendi şartları içinde değerlendirilmelidir.
TCK m. 134 ile TCK m. 136 Arasında Fotoğraf Paylaşımının Hukuki Ayrımı
Kişisel fotoğrafların internette izinsiz yayılması bakımından ceza hukuku nitelendirmesindeki en hassas konulardan biri, fiilin TCK m. 134 özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile TCK m. 136 kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya yayılması suçu arasındaki hukuki konumudur. Her iki düzenleme kişilik alanını korumakla birlikte suçun konusu ve cezalandırılan hareket aynı değildir.
TCK m. 134/2, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesini cezalandırmaktadır. Bu nedenle fotoğrafın kişinin özel hayatıyla ilişkisi taşıması gerekir. Mahrem nitelikteki fotoğraflar, yalnız sınırlı kişilerle paylaşılması amaçlanan özel görüntüler veya kişinin özel yaşam alanını ortaya koyan görüntüler bu hüküm bakımından değerlendirmeye elverişlidir.
TCK m. 136 ise kişisel verilerin hukuka aykırı olarak bir başkasına verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini yaptırıma bağlamaktadır. Kişiyi belirleyen veya belirlenebilir hale getiren fotoğraf kişisel veri niteliği taşıyabildiğinden, özel hayatın mahrem alanına girmeyen bir görüntünün hukuka aykırı biçimde dolaşıma sokulması da kişisel verilerin korunmasına ilişkin ceza normları bakımından incelenebilir.
Örneğin kişinin iş yerindeki kurumsal profilinde bulunan vesikalık fotoğrafı ile partnerine özel olarak gönderdiği mahrem fotoğraf aynı hukuki özelliklere sahip değildir. İlk görüntü kişisel veri niteliğini korurken TCK m. 134 anlamında özel hayata ilişkin görüntü kabul edilip edilmeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir. İkinci görüntünün içeriği ve paylaşım koşulları ise özel hayat alanıyla çok daha güçlü bir bağ kurabilir.
TCK m. 134/2 bakımından görüntünün nasıl elde edildiğinden ayrı olarak ifşa hareketi cezalandırılmaktadır. Bu nedenle özel hayata ilişkin fotoğrafın başlangıçta hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması, sonraki hukuka aykırı ifşayı cezasız hale getirmez. Kişinin kendi isteğiyle partnerine gönderdiği mahrem fotoğrafın ilişki sona erdikten sonra internette paylaşılması buna örnek oluşturabilir.
TCK m. 136 bakımından ise fotoğrafın kişisel veri niteliği yanında verme veya yayma hareketinin hukuka aykırılığı araştırılır. Bir fotoğrafın kişisel veri niteliğinde olması, her paylaşımın ceza sorumluluğu doğurmasına yetmez. Yayını haklı kılan kanuni bir sebep, ilgilinin geçerli rızası veya somut olayda hukuka uygunluk sağlayan başka bir neden bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir.
Fotoğrafın hukuka aykırı biçimde ayrıca kayıt altına alınması halinde TCK m. 135 kapsamında kişisel verilerin kaydedilmesi de değerlendirmeye dahil olabilir. Bununla birlikte bir fotoğrafın telefonda bulunması, ekran görüntüsünün alınması, başka hesaptan indirilmesi ve daha sonra internette paylaşılması gibi ardışık hareketlerde hangi fiilin bağımsız suç oluşturduğu somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Güncel TCK m. 134/2’de özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşası için iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. TCK m. 136/1’de kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesinin cezası iki yıldan dört yıla kadar hapis olarak düzenlenmiştir. Ceza miktarındaki farklılık da doğru suç vasfının belirlenmesini doğrudan etkiler.
İki norm arasındaki ayrım yalnız fotoğrafın internette yayımlanmış olmasına bakılarak yapılamaz. Görüntünün özel hayat alanına ilişkin olup olmadığı, kişisel veri niteliği, fotoğrafın ilk elde ediliş biçimi, paylaşımın kapsamı ve hukuka aykırılık unsuru birlikte değerlendirilmelidir. Aynı fiilin birden fazla suç normuyla ilişkili göründüğü olaylarda ise normların uygulanma ve içtima ilişkisi somut hareketler üzerinden ayrıca çözülmelidir.
Eski Sevgili veya Eş Tarafından Özel Fotoğrafların Yayılması
Kişisel fotoğrafların izinsiz yayılması bakımından en ağır ihlallerden biri, özel ilişki sırasında elde edilen görüntülerin ilişkinin sona ermesinden sonra üçüncü kişilerle paylaşılmasıdır. Fotoğrafın ilişki devam ederken rızayla çekilmiş olması veya kişinin görüntüyü kendi isteğiyle eşine ya da partnerine göndermesi, sonraki yayının da rızaya dayandığı anlamına gelmez.
TCK m. 134/2, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesini bağımsız biçimde cezalandırmaktadır. Bu nedenle görüntünün başlangıçta hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması ile daha sonra internette yayımlanması birbirinden ayrılmalıdır. Kişinin yalnız partnerinin görmesi amacıyla gönderdiği mahrem fotoğrafın sosyal medya hesabında, internet sitesinde veya üçüncü kişilerin bulunduğu dijital ortamda paylaşılması, ilk gönderim sırasında mevcut rızanın kapsamı içinde kabul edilemez.
Fotoğrafın cinsel içerikli olması da TCK m. 134/2’nin uygulanması için zorunlu değildir. Belirleyici olan, görüntünün kişinin özel hayat alanıyla bağlantısıdır. Bununla birlikte cinsel veya yoğun biçimde mahrem görüntüler, özel hayatla ilişkinin belirlenmesi bakımından çok daha güçlü bir nitelik taşır.
İfşanın mutlaka binlerce kişiye ulaşması gerekmez. Kanun, özel hayata ilişkin görüntünün hukuka aykırı olarak ifşa edilmesini cezalandırmaktadır. Görüntünün belirli kişilere gönderilmesi, kapalı bir mesajlaşma grubunda paylaşılması veya geniş kitlelere açık bir sosyal medya hesabına yüklenmesi, yayının biçimi ve kapsamına göre ayrı ayrı değerlendirilir.
Fotoğrafın paylaşılmasından önce mağdura “görüntülerini yayınlarım” şeklinde tehdit yöneltilmesi veya görüntünün belirli bir davranışı yaptırmak amacıyla kullanılması halinde olay yalnız fotoğrafın ifşasıyla sınırlı kalmayabilir. Tehdit veya şantaj gibi başka suçların şartları da gerçekleşebilir. Bu suçlarla TCK m. 134 arasındaki ilişki, gerçekleştirilen hareketlerin birbirinden bağımsız olup olmadığı dikkate alınarak belirlenmelidir.
Özel fotoğrafın rızayla oluşturulması veya belirli bir kişiye rızayla gönderilmesi, fotoğraf üzerinde sınırsız bir yayma yetkisi doğurmaz. Ceza hukuku bakımından fotoğrafın elde edilme şekli kadar, sonraki ifşanın kişinin iradesi dışında gerçekleşip gerçekleşmediği de önem taşır.
Fotoğrafın Sahte Hesapta, Montajda veya Yapay Zeka ile Değiştirilerek Kullanılması
Kişisel fotoğrafın internette izinsiz kullanılması her zaman görüntünün aynen yeniden paylaşılması şeklinde gerçekleşmez. Başkasına ait fotoğrafın sahte sosyal medya hesabında profil görseli yapılması, başka bir isim altında kullanılması, montajlanması veya yapay zeka araçlarıyla değiştirilerek yeni bir görüntü oluşturulması da kişinin görüntüsü üzerindeki hukuki korumayı ilgilendirebilir.
Başkasının adı ve fotoğrafıyla sosyal medya hesabı oluşturulması halinde fotoğrafın kişisel veri olarak kullanılması yanında hesabın hangi amaçla açıldığı da önemlidir. Hesap yalnız kişinin kimliğini taklit etmek amacıyla kullanılabileceği gibi üçüncü kişilerle iletişim kurmak, para talep etmek, hakaret içerikleri paylaşmak veya başka hukuka aykırı fiiller gerçekleştirmek için de kullanılabilir. Bu nedenle sahte hesap açılması tek başına bütün olayın ceza hukuku niteliğini açıklamaz.
Montaj ve yapay zeka uygulamalarında ise orijinal fotoğraf ile sonradan üretilen görüntünün birbirinden ayrılması gerekir. Bir kişinin yüzünün başka bir beden veya ortam üzerine yerleştirilmesi, fotoğrafın gerçek olay izlenimi verecek biçimde değiştirilmesi ya da kişiye ait olmayan bir görüntünün ona aitmiş gibi sunulması farklı hukuki değerleri etkileyebilir.
Özellikle yapay zeka ile oluşturulmuş cinsel veya mahrem görüntülerde, gerçek bir özel hayat görüntüsünün hukuka aykırı ifşası ile gerçekte yaşanmamış bir olayı gösteren sentetik görüntünün oluşturulması aynı hukuki nitelendirmeye tabi tutulmamalıdır. TCK m. 134/2’nin konusu özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin ifşası olduğundan, tamamen yapay biçimde oluşturulan bir görüntü bakımından bu hükmün uygulanabilirliği somut içeriğin özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Buna karşılık kişinin gerçek fotoğrafının hukuka aykırı kullanımı, şeref ve itibarına saldırı veya başka bir suçun aracı haline getirilmesi farklı sorumluluklara yol açabilir.
Dijital görüntünün değiştirilmiş olması, hukuki korumayı ortadan kaldırmaz. Aksine orijinal fotoğrafın kaynağı, hangi işlemlerden geçirildiği, hangi hesap tarafından yayımlandığı ve gerçek görüntü ile üretilen içerik arasındaki teknik ilişkinin belirlenmesi ispat bakımından daha önemli hale gelir.
İşveren veya Şirket Tarafından Çalışanın Fotoğrafının Sosyal Medyada ve Reklamlarda Kullanılması
Çalışan fotoğraflarının şirket internet sitesinde, sosyal medya hesaplarında veya reklam materyallerinde kullanılması, bireylerin kendi aralarındaki fotoğraf paylaşımından farklı olarak kişisel verilerin korunması hukukuna ilişkin doğrudan yükümlülükler doğurabilir. Çalışanın fotoğrafı kişiyi belirlenebilir kılıyorsa kişisel veri niteliğindedir ve veri sorumlusu tarafından gerçekleştirilen kullanımın 6698 sayılı Kanun’da öngörülen bir işleme şartına dayanması gerekir.
İşverenin fotoğrafı çekmesine izin verilmiş olması, görüntünün her mecrada ve süresiz olarak kullanılabileceği anlamına gelmez. Çalışan şirketin ekip sayfasında yer almak için fotoğraf çektirmiş olabilir; aynı görüntünün ücretli reklam kampanyasında, sosyal medya tanıtımında veya farklı bir ticari faaliyette kullanılması başlangıçtaki kullanım amacıyla aynı olmayabilir.
İş ilişkisinin sona ermesi de ayrıca önem taşır. Fotoğrafın kullanılmasını haklı kılan işleme sebebi ortadan kalkmışsa veri sorumlusunun görüntüyü kullanmaya devam edebilmesi için başka bir hukuki dayanağın bulunması gerekir. Kişisel verinin başlangıçta hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması, işleme şartı sona erdikten sonra süresiz olarak muhafaza edilmesini ve yayımlanmasını haklı kılmaz.
Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27 Nisan 2021 tarihli ve 2021/422 sayılı kararında bu mesele doğrudan değerlendirilmiştir. Uyuşmazlıkta eski çalışanın fotoğraflarının işletmenin herkese açık sosyal medya hesabında yayımlanmaya devam ettiği tespit edilmiş; fotoğrafların kullanılmasına ilişkin geçerli bir kişisel veri işleme şartı ortaya konulamadığı kabul edilmiştir. Kurul, fotoğrafların sosyal medya hesabından kaldırılması, uygun yöntemle silinmesi veya yok edilmesi ve başka mecralarda kullanılmaması yönünde veri sorumlusunu talimatlandırmıştır.
Kararın gösterdiği önemli ayrım, fotoğraf çekimine katılmak ile daha sonraki veri işleme faaliyetlerinin tamamına süresiz onay vermenin aynı şey olmadığıdır. Şirketin kullanım amacı, hukuki dayanağı, kullanım süresi ve çalışanın talebi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Fotoğrafın hukuka aykırı kullanımının kişilik hakkına saldırı oluşturduğu olaylarda KVKK başvurusunun yanında özel hukuk talepleri de doğabilir. Kullanım biçimi ayrıca bir suçun unsurlarını taşıyorsa ceza hukuku sorumluluğu da bağımsız olarak değerlendirilir.
Haber Siteleri ve Sosyal Medyada Fotoğraf Kullanımında Basın ve İfade Özgürlüğünün Sınırı
Bir kişinin fotoğrafının izni olmadan yayımlanması her koşulda hukuka aykırı kabul edilemez. Özellikle haber verme ve ifade özgürlüğü kapsamında kullanılan görüntülerde kişinin özel hayatı ve görüntüsü üzerindeki hakları ile basın ve ifade özgürlüğü arasında denge kurulması gerekir.
Değerlendirmede kişinin toplumdaki konumu, fotoğrafın haberle ilişkisi, görüntünün elde edilme yöntemi, fotoğrafın içeriği, yayının amacı ve görüntünün kullanılmasının haberin aktarılması bakımından gerekli olup olmadığı önem taşır. Kişinin kamusal bir görev üstlenmesi veya kamuoyunda tanınması, özel hayatının bütünüyle koruma dışına çıktığı anlamına gelmez.
Benzer şekilde fotoğrafın kamuya açık bir yerde çekilmiş olması da tek başına sınırsız yayın hakkı sağlamaz. Kamusal alanda bulunan kişinin belirli ölçüde görüntülenebileceğini öngörmesi mümkün olmakla birlikte, görüntünün mahrem niteliği, kişinin özellikle takip edilip edilmediği, çekim için olağan dışı teknik yöntemler kullanılıp kullanılmadığı ve fotoğrafın hangi bağlamda yayımlandığı hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir.
Anayasa Mahkemesi de özel hayata ilişkin görüntülerin yayımlanmasıyla ilgili uyuşmazlıklarda özel hayata saygı hakkı ile basın özgürlüğünün karşı karşıya gelebildiğini kabul etmektedir. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre kişinin tanınırlığını, görüntünün elde edildiği yeri ve yöntemi, yayının içeriğini ve tarafların davranışlarını birlikte değerlendirerek iki hak arasında denge kurulup kurulmadığını incelemektedir.
Bu nedenle sıradan bir kişinin özel yaşamından alınmış fotoğrafın merak uyandırdığı gerekçesiyle yayımlanması ile kamusal öneme sahip bir olaya ilişkin haberin anlaşılmasını sağlayan fotoğrafın kullanılması aynı hukuki temele sahip değildir. Haber verme hakkının varlığı, yayın için kullanılan her kişisel ayrıntıyı zorunlu hale getirmez.
Sosyal medya kullanıcılarının gerçekleştirdiği paylaşımlarda da “haber veriyorum” veya “kamuoyunu bilgilendiriyorum” ifadeleri tek başına hukuka uygunluk sağlamaz. Paylaşımın gerçekten kamusal bir tartışmaya katkısı, fotoğrafın konuyla bağlantısı ve kişinin özel alanına yapılan müdahalenin ağırlığı değerlendirilmelidir.
Basın ve ifade özgürlüğü ile kişisel fotoğraf üzerindeki haklar arasında mutlak üstünlüğe sahip bir taraf yoktur. Hukuki sonuç; kişinin konumu, fotoğrafın niteliği, görüntünün elde edilme yöntemi, yayının amacı ve fotoğrafın açıklanan konu bakımından taşıdığı değer birlikte değerlendirilerek belirlenir.
İnternette Yayınlanan Fotoğrafın Delillendirilmesi ve Paylaşan Kişinin Tespiti
İzinsiz fotoğraf paylaşımında hukuki başvurudan önce yayının mümkün olduğunca sağlıklı biçimde delillendirilmesi önem taşır. İnternet içeriği kısa sürede silinebilir, kullanıcı adı değiştirilebilir veya hesap tamamen kapatılabilir. Bu nedenle yalnız fotoğrafın ekran görüntüsünün alınması yerine, paylaşımın internet üzerindeki bağlamının da korunması gerekir.
Delillendirmede fotoğrafın yayımlandığı tam URL adresi, hesabın kullanıcı adı, profil bilgileri, paylaşım tarihi ve saati ile fotoğrafın hangi açıklamayla yayımlandığı birlikte kaydedilmelidir. Paylaşımın altında yorumlar veya fotoğrafın hangi kişiye ait olduğunu gösteren ifadeler bulunuyorsa bunlar da içeriğin anlamının belirlenmesine katkı sağlayabilir.
Ekran görüntüsü önemli bir başlangıç delilidir ancak tek başına paylaşımı yapan gerçek kişinin kimliğini kesin biçimde göstermeyebilir. Bir Instagram, X, Facebook veya başka platform hesabının belirli bir isim ve fotoğrafla kullanılması, hesabı fiilen yöneten kişinin de aynı kişi olduğunu ispatlamaz. Sahte hesaplar, ele geçirilmiş kullanıcı hesapları, ortak kullanılan cihazlar ve üçüncü kişilerin erişimi nedeniyle hesap ile gerçek kullanıcı arasındaki teknik bağın ayrıca kurulması gerekebilir.
Ceza soruşturmasında hesabın oluşturulmasında veya kullanımında yararlanılan e-posta adresi, telefon numarası, oturum ve bağlantı kayıtları, soruşturmanın özelliklerine göre araştırılabilir. Elde edilen IP kayıtları varsa bunların tarih ve saat bilgileriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. IP adresinin bir internet aboneliğiyle eşleşmesi, fotoğrafı yükleyen kişinin kimliğini kendiliğinden belirlemez. Aynı internet bağlantısının aile bireyleri, çalışanlar veya başka kullanıcılar tarafından kullanılabildiği ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Şüpheliye ait telefon veya bilgisayarda yapılacak inceleme de hesabın fiili kullanıcısının belirlenmesine katkı sağlayabilir. Tarayıcı kayıtları, uygulama verileri, oturum bilgileri, fotoğrafın cihazda bulunması ve yüklemeyle ilişkili zaman verileri birlikte değerlendirilebilir. Fotoğrafın cihazda bulunması ise tek başına kişinin onu internete yüklediğini ispatlamaz. Teknik bulgunun isnat edilen paylaşım hareketiyle ilişkilendirilmesi gerekir.
Fotoğrafın orijinal dosyasına ulaşılabildiği olaylarda dosya özellikleri ve mevcut metadata bilgileri de incelenebilir. Buna karşılık sosyal medya platformlarına yüklenen görüntüler üzerinde platform tarafından teknik işlemler yapılabilmesi nedeniyle internetteki kopyanın metadata içermemesi veya orijinal dosyayla tamamen aynı teknik özellikleri taşımaması mümkündür. Teknik incelemenin yalnız dosya özelliklerine dayandırılması bu nedenle yeterli olmayabilir.
İzinsiz paylaşımın ispatı ile paylaşımı yapan kişinin tespiti birbirinden ayrı meselelerdir. İnternette fotoğrafın yayımlandığının kesin biçimde gösterilmesi, ceza sorumluluğunun belirli bir kişiye yüklenmesi için tek başına yeterli değildir. Hesap, bağlantı, cihaz ve kullanıcı arasındaki ilişkinin delillerle kurulması gerekir.
İzinsiz Yayınlanan Fotoğraf İnternetten Nasıl Kaldırılır?
İzinsiz fotoğraf yayınıyla karşılaşan kişinin önceliği çoğu zaman failin cezalandırılmasından önce görüntünün yayılmasını durdurmaktır. Ancak fotoğrafın kaldırılması için kullanılabilecek hukuki yol, yayının niteliğine göre değişir. Özel hayata ilişkin mahrem bir fotoğraf ile kişinin sıradan bir portresinin ticari internet sitesinde izinsiz kullanılması aynı hukuki mekanizmaya tabi olmayabilir.
İlk olarak içeriğin bulunduğu sosyal medya platformunun veya internet sitesinin kendi şikayet ve kaldırma mekanizmaları kullanılabilir. Başvurudan önce yayının delillendirilmesi önemlidir. İçerik kaldırıldıktan sonra paylaşımın daha önce mevcut olduğunu ve hangi hesap tarafından yayımlandığını ispatlamak güçleşebilir.
Fotoğraf bir şirket, işveren, internet sitesi veya başka bir veri sorumlusu tarafından kişisel veri olarak işleniyorsa 6698 sayılı Kanun kapsamındaki haklar da kullanılabilir. Veri işlemenin hukuki şartlarının ortadan kalktığı veya faaliyetin hukuka aykırı olduğu hallerde fotoğrafın silinmesi veya yok edilmesi talep edilebilir. Veri sorumlusu başvuruyu en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. Talebin reddedilmesi, cevabın yetersiz olması veya süresinde cevap verilmemesi halinde Kanunda öngörülen süreler içinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikayet imkanı bulunur.
Fotoğrafın internet ortamında yayımlanması doğrudan özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa 5651 sayılı Kanun m. 9/A özel bir tedbir öngörmektedir. Özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren kişi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna doğrudan başvurarak ilgili içeriğe erişimin engellenmesini isteyebilir. Başvuruda ihlale neden olan yayının tam URL adresinin, ihlalin hangi açıdan gerçekleştiğine ilişkin açıklamanın ve kimliği ispata yarayan bilgilerin bulunması gerekir.
5651 sayılı Kanun m. 9/A kapsamındaki sistem hızlı bir koruma tedbiri olarak düzenlenmiştir. Talep Kurum tarafından Erişim Sağlayıcıları Birliğine bildirildikten sonra tedbir erişim sağlayıcılar tarafından en geç dört saat içinde yerine getirilir. Başvuruyu yapan kişinin erişimin engellenmesi talebini, Kuruma yaptığı başvurudan itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin kararına sunması gerekir. Hakimin özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğine ilişkin kararını kırk sekiz saat içinde açıklaması öngörülmüştür.
Bu mekanizma, 5651 sayılı Kanun’un eski 9. maddesinde düzenlenen genel kişilik hakkı ihlali prosedürüyle karıştırılmamalıdır. Anayasa Mahkemesi E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun m. 9’u iptal etmiş ve iptal hükmü yürürlüğe girmiştir. Buna karşılık özel hayatın gizliliğine özgü m. 9/A yürürlüktedir. Dolayısıyla güncel hukuki başvurunun niteliği belirlenirken eski m. 9 prosedürünün halen yürürlükte olduğu varsayılmamalıdır.
Fotoğrafın kaynak internet sitesinden kaldırılması ile arama motoru sonuçlarından çıkarılması da farklı işlemlerdir. İçerik internet sitesinde mevcut olmaya devam ettiği halde belirli arama sonuçları bakımından indeks dışına çıkarılabilir veya içerik kaynaktan silindiği halde arama motorunun önbelleğinde bir süre görünmeye devam edebilir. Kişisel verilerin korunması kapsamında şartları oluştuğunda arama motorlarına yönelik indeksten çıkarma talepleri de ayrıca değerlendirilebilir.
Fotoğrafın hızlı biçimde kaldırılması ile paylaşımın hukuki ve cezai sonuçlarının araştırılması birbirine alternatif değildir. İçeriğin yayından çıkarılması mağduriyetin büyümesini önleyebilir; ancak daha önce gerçekleşmiş hukuka aykırı paylaşım nedeniyle doğabilecek ceza ve tazminat sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
İzinsiz Fotoğraf Yayınında Ceza Şikayeti, KVKK ve Tazminat Yolları
Kişisel fotoğrafın internette izinsiz yayımlanması halinde başvurulabilecek yol, fotoğrafın niteliği ve yayını gerçekleştiren kişinin hukuki konumuna göre belirlenmelidir. Aynı paylaşım ceza hukuku, kişisel verilerin korunması hukuku ve kişilik hakkının korunmasına ilişkin özel hukuk hükümleri bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.
Fotoğraf kişinin özel hayatına ilişkin bir görüntü niteliğindeyse TCK m. 134/2 kapsamında hukuka aykırı ifşa suçu değerlendirilebilir. TCK m. 139 uyarınca TCK m. 134 kapsamındaki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Şikayet hakkı, TCK m. 73 gereğince fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Failin henüz bilinmediği sahte hesap olaylarında öğrenme tarihinin ve failin ne zaman belirlenebildiğinin somut olay üzerinden ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Fiilin TCK m. 136 kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya yayılması suçunu oluşturması halinde ise durum farklıdır. TCK m. 139, kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı verilmesi veya ele geçirilmesi ve verileri yok etmeme suçlarını şikayete bağlı suçlar dışında bırakmaktadır. Bu nedenle doğru suç vasfının belirlenmesi yalnız uygulanacak ceza açısından değil, soruşturmanın şikayete bağlı olup olmadığı bakımından da önem taşır.
KVKK başvurusu ise özellikle fotoğrafın veri sorumlusu sıfatına sahip bir şirket, işveren, kurum veya platform tarafından hukuka aykırı biçimde işlenmesi halinde önem kazanır. Kurula şikayet yoluna gidilmeden önce veri sorumlusuna başvurulması gerekir. Veri sorumlusunun cevabının öğrenilmesinden itibaren otuz gün ve her halde veri sorumlusuna başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikayette bulunulabilir.
Fotoğrafın yayımlanması kişinin özel hayatına, şerefine, itibarına veya diğer kişilik değerlerine saldırı oluşturuyorsa Türk Medeni Kanunu’nun kişiliğin korunmasına ilişkin hükümleri kapsamında saldırının önlenmesi, durdurulması veya hukuka aykırılığının tespiti gibi özel hukuk yolları da değerlendirilebilir. Şartları gerçekleştiğinde kişilik hakkının ihlali nedeniyle manevi tazminat talebi de ileri sürülebilir.
Ceza soruşturması, KVKK başvurusu, içeriğin kaldırılması ve tazminat talebi aynı amaca hizmet eden tek bir prosedür değildir. Ceza soruşturması failin cezai sorumluluğuna, KVKK süreci kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesine, kaldırma tedbirleri devam eden yayının sınırlandırılmasına, özel hukuk yolları ise kişilik hakkının korunması ve zararın giderilmesine yönelir.
Kişisel fotoğrafların internette izinsiz yayılmasında doğru hukuki yol, yalnız fotoğrafın izinsiz kullanıldığı tespit edilerek belirlenemez. Görüntünün özel hayat alanına ait olup olmadığı, daha önce hangi kapsamda paylaşıldığı, yeniden kullanımın amacı, yayını yapan kişinin hukuki dayanağı ve paylaşımın gerçek failinin teknik olarak belirlenip belirlenemediği birlikte incelenmelidir.
Kaynaklar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararı.
