İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

Boşanma Davasında Tanıklık

20.07.2024
1.714
Boşanma Davasında Tanıklık

Boşanma davalarında tanıklık, en sık başvurulan ve çoğu zaman davanın sonucunu etkileyen delillerden biridir. Evlilik birliği içinde yaşanan sorunlar çoğunlukla özel hayat alanında gerçekleşir. Bu nedenle birçok olay yazılı belgeye, resmi kayda veya teknik delile yansımaz. Boşanma yargılamasında vakıaların önemli bir kısmı tanık anlatımlarıyla ortaya konur.

Boşanma davalarında ileri sürülen iddiaların önemli bölümü belgeyle ispatlanabilir nitelikte değildir. Sürekli hakaret, psikolojik baskı, ilgisizlik, ev içi tartışmalar, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar veya aile birliğini zedeleyen tutumlar çoğu zaman resmi kayıtlara geçmez. Böyle durumlarda hâkim, olayların gerçekliğini değerlendirebilmek için tanık beyanlarına yönelir.

Tanıklar, evlilik birliği içindeki ilişkiye dışarıdan gözlem sunar. Komşuların duyduğu tartışmalar, akrabaların şahit olduğu davranışlar, yakın çevrenin fark ettiği ilişki sorunları veya tarafların sosyal ortamdaki tutumları tanık anlatımlarıyla dosyaya taşınabilir. Belgeyle kanıtlanması güç olan birçok iddia, tanık beyanları sayesinde yargısal değerlendirmeye konu olur.

Tanık delilinin güçlü sayılabilmesi için anlatımın doğrudan gözleme dayanması önemlidir. Tanığın “duydum” veya “bana söylendi” şeklindeki ifadeleri, doğrudan görgüye dayalı anlatımlara göre daha sınırlı etki yaratır. Mahkeme, tanığın olaya ne kadar vakıf olduğunu ve anlatımının tutarlılığını özellikle değerlendirir.

Öte yandan tanıklık, tek başına otomatik bir üstünlük sağlamaz. Tanık sayısının fazla olması her zaman avantaj yaratmaz. Birden fazla ancak yüzeysel tanık yerine, olayı doğrudan yaşamış veya gözlemlemiş az sayıda tanık daha etkili olabilir. Tanık delilinde belirleyici olan nicelik değil, anlatımın somutluğu ve güvenilirliğidir.

Tanıklık, boşanma davalarında usule ilişkin bir formalite değil, doğru kullanıldığında davanın yönünü değiştirebilen bir delil türüdür. Tanığın olaylara hâkimiyeti ve anlatımının netliği, dosyanın ispat gücünü doğrudan etkiler.

Tanık Delilinin Hukuki Dayanağı

Boşanma davalarında tanık delilinin hukuki temeli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) düzenlenmiştir. HMK, tanıklığı takdiri deliller arasında sayar ve hangi şartlarda başvurulabileceğini ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Aile mahkemelerinde görülen çekişmeli boşanma davaları da bu genel usul kurallarına tabidir.

Tanık delili, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği vakıaların ispatında kullanılabilir. Boşanma davalarında kusur, evlilik birliğinin sarsılması ve taraf davranışları bu kapsamdadır. Hâkim, ileri sürülen vakıaların doğru olup olmadığını tanık beyanları üzerinden değerlendirebilir.

HMK sisteminde tanık, görgüye dayalı bilgi sunan kişidir. Tanığın görevi yorum yapmak, taraf tutmak veya hukuki değerlendirme yapmak değildir. Tanık yalnızca gördüğünü, duyduğunu ve bizzat gözlemlediği olayları anlatır. Bu nedenle tanığın anlatımı olaylara ilişkin somut vakıalara dayanmalıdır.

Kanun, tanık beyanlarının nasıl alınacağını da düzenler. Tanıklar duruşmada ayrı ayrı dinlenir ve kural olarak birbirlerinin beyanlarından haberdar edilmez. Amaç, anlatımların birbirinden etkilenmesini önlemektir. Hâkim gerekli gördüğünde tanığa açıklayıcı sorular yöneltebilir.

Boşanma davalarında tanıklık, çoğu zaman kusur ispatının temel aracı haline gelmişse de bu durum tanık delilinin sınırsız etkide olduğu anlamına gelmez. Mahkeme, tanığın anlatımını dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir. Tanık beyanı ile çelişen güçlü yazılı veya teknik deliller varsa, hâkim bunları birlikte tartar.

HMK ayrıca tanıklığın bir usul içinde yürütülmesini zorunlu kılar. Tanıkların kimlik tespiti yapılır, doğruyu söyleme yükümlülüğü hatırlatılır ve beyanlar tutanağa geçirilir. Tanıklık, hukuken belirli kurallara bağlı ciddi bir yargılama faaliyetidir.

Bu çerçeve, tanık delilinin hem etkili hem de denetlenebilir olmasını sağlar. Boşanma davalarında tanıklığın değeri yüksek olsa da, bu değer hukuki usule uygunlukla doğrudan bağlantılıdır.

Kimler Tanık Olabilir?

Boşanma davalarında tanık olabilmek için özel bir statü aranmaz. Kural olarak dava konusu olaylar hakkında bilgi sahibi olan herkes tanık olabilir. Tanıklık için önemli olan kişinin kim olduğu değil, olaylara ne ölçüde vakıf olduğudur.

En sık karşılaşılan tanıklar tarafların yakın çevresinden çıkar. Aile bireyleri, komşular, arkadaşlar ve iş çevresinden kişiler boşanma davalarında tanık olarak dinlenebilir. Çünkü evlilik birliği içindeki birçok olay bu kişilerin gözlemi alanında gerçekleşir.

Akrabaların tanıklığı hukuken geçerlidir. Anne, baba, kardeş, amca, hala gibi yakın hısımlar tanık olabilir. Kanun, sırf akrabalık nedeniyle tanıklığı yasaklamaz. Ancak mahkeme, akrabalık ilişkisini beyanın tarafsızlığı açısından değerlendirir. Bu durum tanığın dinlenmesine engel olmaz, yalnızca beyanın ağırlığına etki edebilir.

Komşular da boşanma davalarında önemli tanıklar arasında yer alır. Sürekli yaşanan tartışmalar, gürültü, evden ayrılma olayları veya tarafların davranışları komşular tarafından gözlemlenmiş olabilir. Bu tür tanıklıklar özellikle ev içi geçimsizlik iddialarında dosyaya katkı sağlar.

Arkadaş çevresi ve iş arkadaşları da belirli vakıalar hakkında bilgi verebilir. Tarafların sosyal ortamdaki davranışları, eşler arasındaki ilişki dinamiği veya sadakat ihlali iddiaları bu kişiler aracılığıyla mahkemeye yansıyabilir.

Önemli olan tanığın olaylara doğrudan ya da dolaylı olarak temas etmiş olmasıdır.

Mahkeme, tanığın taraflarla olan ilişkisini, olaylara yakınlığını ve anlatımının tutarlılığını birlikte değerlendirir. Yakınlık derecesi tek başına tanıklığı geçersiz kılmaz. Belirleyici olan, anlatımın somut ve inandırıcı olmasıdır.

Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olanlar

Boşanma davalarında herkes tanık olarak dinlenebilse de bazı kişiler için tanıklıktan çekinme hakkı tanınmıştır. Bu hak, tanığın belirli ilişkiler veya mesleki yükümlülükler nedeniyle beyanda bulunmaya zorlanmamasını amaçlar. Düzenlemenin temel dayanağı HMK’dır.

Kanun, özellikle aile bağlarını koruma amacıyla bazı yakınlara çekinme imkânı verir. Tarafların üstsoyu, altsoyu, kardeşleri ve eşleri tanıklıktan çekinebilir. Nişanlılar da bu kapsama girer. Bu kişiler isterlerse tanıklık yapabilir; ancak istemezlerse zorlanamazlar.

Bir diğer grup ise meslek sırrı kapsamında bilgi sahibi olan kişilerdir. Avukatlar, doktorlar, psikologlar, mali müşavirler gibi meslekleri gereği sır saklama yükümlülüğü bulunan kişiler, meslekleri nedeniyle öğrendikleri hususlarda tanıklıktan çekinebilir. Müvekkil veya danışanın açık rızası bulunmadıkça bu kişilerden açıklama beklenmez.

Tanıklıktan çekinme hakkı, tanığın duruşmaya hiç gelmemesi anlamına gelmez. Çekinme hakkı olan tanık mahkemeye gelir ve çekinme hakkını kullandığını bildirir. Mahkeme de bu beyanı tutanağa geçirir.

Bazen çekinme hakkı ile tanıklık yapmama karıştırılır. Çekinme hakkı kanundan doğar. Keyfi biçimde tanıklık yapmak istememek ise hukuken kabul edilmez. Zira tanıklık bir kamu görevidir. Çekinme hakkı olanlar ile tanıklık yükümlülüğü bulunanlar farklıdır.

Bu düzenlemeler, hem aile ilişkilerini hem de mesleki gizliliği korumayı amaçlar. Boşanma davalarında tanık planlaması yapılırken, bu kişilerin durumunun önceden değerlendirilmesi önem taşır.

Tanık Listesi Ne Zaman ve Nasıl Bildirilir?

Boşanma davalarında tanık delilinden yararlanabilmek için yalnızca tanık bulmak yeterli değildir. Tanıkların usulüne uygun şekilde bildirilmesi gerekir. Aksi halde mahkeme, tanık dinleme talebini reddedebilir. Uygulamada hak kayıplarının önemli bir kısmı bu aşamada yaşanır.

HMK sistemine göre taraflar, dayandıkları delilleri dilekçeler aşamasında bildirmekle yükümlüdür. Tanık deliline dayanılacaksa bu husus dava veya cevap dilekçesinde belirtilmelidir. Tanık isimleri ve adresleri ise çoğu zaman mahkemenin verdiği kesin süre içinde sunulur.

Mahkemeler uygulamada genellikle ön inceleme duruşmasında taraflara tanık listesi sunmaları için süre verir. Bu süre çoğu zaman kesin süre niteliğindedir. Süresi içinde bildirilmeyen tanıklar kural olarak dinlenmez.

Tanık listesinde tanığın adı, soyadı ve tebligata elverişli adresi yer almalıdır. Eksik veya yanlış adres bildirilmesi tanığın dinlenememesine yol açabilir. Tanığın bulunamaması halinde sorumluluk listeyi sunan tarafa ait olur.

Uygulamada sık yapılan hatalardan biri, tanık sayısını gereksiz yere fazla tutmaktır. Mahkeme, aynı vakıa hakkında çok sayıda tanık gösterilmesini çoğu zaman gereksiz görür. Nitelikli ve gerçekten olayı bilen tanıklar tercih edilmelidir.

Tanık listesinin sonradan genişletilmesi kural olarak mümkün değildir. Ancak karşı tarafın açık rızası veya haklı bir sebep bulunması halinde mahkeme istisnai değerlendirme yapabilir. Bu tür durumlar uygulamada nadirdir.

Haliyle tanık planlamasının dava başında doğru yapılması önem taşır. Hangi vakıayı hangi tanığın anlatacağı önceden belirlenmeli ve liste buna göre hazırlanmalıdır. Tanık delilinin gücü, çoğu zaman bu hazırlığa bağlıdır.

Tanık Dinleme Aşaması Ne Zamandır?

Boşanma davalarında tanıklar, davanın her aşamasında dinlenmez. Tanık dinleme işlemi belirli bir usul sırasına bağlıdır. Tanık dinleme, ön inceleme duruşmasından sonra; tahkikat aşamasında yapılır. Bu aşamaya gelmeden tanık beyanı alınması kural olarak mümkün değildir.

Dava açıldıktan sonra süreç dilekçeler aşamasıyla başlar. Taraflar iddia ve savunmalarını sunar, delillerini bildirir. Bu aşamada tanık dinlenmez; yalnızca tanık deliline dayanıldığı belirtilir ve tanık listesi hazırlanır.

Ardından ön inceleme duruşması yapılır. Bu duruşmada uyuşmazlık konuları belirlenir, tarafların delilleri netleştirilir ve tahkikat aşamasına geçilip geçilmeyeceğine karar verilir. Ön inceleme duruşmasında tanık dinlenmesi istisnai bir durumdur.

Tanıkların dinlenmeye başladığı asıl dönem tahkikat aşamasıdır. Mahkeme bu aşamada tanıklar için duruşma günü belirler ve çağrı kağıdı gönderir. Tanıklar tek tek dinlenir, beyanları tutanağa geçirilir ve taraflara soru sorma imkânı tanınır.

Uygulamada bazı taraflar tanıkların erken dinlenmesini talep edebilir. Ancak mahkemeler genellikle tüm dosya hazır hale gelmeden tanık dinlemeye geçmez. Çünkü tanık beyanları, hangi vakıaların ispatlanacağı netleştikten sonra anlam kazanır.

Bazı dosyalarda tanık sayısının fazla olması veya tanıkların farklı şehirlerde bulunması nedeniyle tanık dinleme birkaç celseye yayılabilir. Bu durum davanın süresini doğrudan etkiler.

Tanık dinleme, yargılamanın planlı bir aşamasıdır. Tanıklar, dosya tahkikata hazır hale geldiğinde dinlenir. Bu usul sırası, hem tarafların haklarını korur hem de yargılamanın düzenli ilerlemesini sağlar.

Boşanma Davasında Tanık Dinleme Usulleri

Boşanma davalarında tanıklar her zaman aynı yöntemle dinlenmez. Tanığın bulunduğu yer, dosyanın durumu ve yargılamanın pratik ihtiyaçları dinleme usulünü etkiler. Uygulamada iki temel yöntem öne çıkar: mahkeme huzurunda doğrudan dinleme ve talimat (istinabe) yoluyla dinleme.

Mahkeme Huzurunda Doğrudan Dinleme

En yaygın yöntem, tanığın davaya bakan mahkeme huzurunda dinlenmesidir. Tanık duruşmaya çağrılır, kimlik tespiti yapılır ve doğruyu söyleme yükümlülüğü hatırlatılır. Ardından hâkim tanığa sorular yöneltir. Taraf avukatları da mahkeme aracılığıyla soru sorabilir.

Bu yöntemin en önemli avantajı, hâkimin tanığı doğrudan gözlemleyebilmesidir. Tanığın tavrı, anlatım biçimi ve olaylara hâkimiyeti değerlendirmede rol oynar. Doğrudan dinleme, tanık beyanının etkisini artıran bir yöntemdir.

Talimat (İstinabe) Yoluyla Tanık Dinlenmesi

Tanık başka bir şehirde bulunuyorsa, her duruşma için uzun mesafe kat etmesi beklenmez. Bu durumda mahkeme, tanığın bulunduğu yerdeki aile mahkemesine talimat yazar. Bu usule uygulamada “istinabe” denir.

Talimat yazısında tanığın hangi konularda dinleneceği belirtilir. Tanık, bulunduğu yerdeki mahkemede dinlenir ve beyanı tutanağa geçirilerek asıl mahkemeye gönderilir. Böylece tanığın yol masrafı ve zaman kaybı azaltılmış olur.

Ancak talimat usulü, yargılamayı uzatabilen bir yöntemdir. Talimat yazılması, karşı mahkemenin duruşma günü vermesi ve tutanakların gönderilmesi zaman alabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca doğrudan dinleme tercih edilir.

Taraf avukatları talimat duruşmasına katılabilir. Katılım sağlandığında tanığa soru yöneltme imkânı devam eder. Katılım olmazsa yalnızca tutanak içeriğiyle yetinilir.

Her iki yöntemde de amaç, tanığın beyanını usulüne uygun biçimde almaktır. Tanığın hangi yöntemle dinlendiği kadar, beyanın içeriği ve somutluğu önemlidir.

Bildirilen Tanığın Dinlenmesinden Vazgeçme Usulü

Boşanma davalarında tanık bildirmek, o tanığın mutlaka dinleneceği anlamına gelmez. Ancak tanıktan vazgeçme, uygulamada sanıldığı kadar “tek taraflı” bir işlem değildir. Çünkü tanık, HMK bakımından bir delildir ve delilden vazgeçme kuralları tanık için de geçerlidir.

HMK m.196’ya göre delil gösteren taraf, karşı tarafın açık izni olmadıkça o delile dayanmaktan vazgeçemez. Bu kural, tanık delilini de kapsar. Bu nedenle bir taraf, bildirmiş olduğu tanığın dinlenmesinden vazgeçilmesini talep ettiğinde, mahkeme bu hususta karşı tarafın beyanına başvurur. Karşı taraf açıkça muvafakat ederse tanık dinlenmeyebilir; muvafakat yoksa tanık dinlenir.

Tanığın beyanının kimi destekleyeceği önceden kesin bilinmez. Bir tanık, onu bildiren tarafın aleyhine de beyanda bulunabilir. Kanun bu ihtimali gözeterek, karşı tarafın “bu delilden ben de yararlanmak istiyorum” deme hakkını korur.

Tanıktan vazgeçme, duruşmada sözlü beyanla yapılabilir ve tutanağa geçirilir; dilekçe ile de bildirilebilir. Ancak hangi yol seçilirse seçilsin, mahkemenin asıl dikkat ettiği nokta karşı tarafın açık muvafakatinin bulunup bulunmadığıdır.

Tanık zaten dinlenmişse “vazgeçtim” demenin pratik karşılığı olmaz. Çünkü beyan artık dosyaya girmiştir ve hâkim bu beyanı serbestçe değerlendirir. Bu aşamada ancak beyanın güvenilirliği ve çelişkileri tartışılabilir.

Uygulamada doğru strateji, tanıktan vazgeçme kararını yalnızca “dosyayı hızlandırma” refleksiyle değil, ispat planını dikkate alarak vermektir. Karşı taraf muvafakat etmiyorsa tanık dinleneceği için, tanığın hangi vakıaları anlatacağı ve duruşmada ne sorulacağı önceden planlanmalıdır.

Tanık Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?

Boşanma davalarında tanık olarak bildirilen kişinin duruşmaya çağrılmasıyla birlikte tanıklık bir yükümlülük halini alır. Tanık, mahkemenin gönderdiği davetiyeye rağmen duruşmaya gelmezse bu durum hukuki sonuçlar doğurabilir. Tanıklık, keyfi biçimde yerine getirilmeyebilecek bir görev değildir.

Tanık çağrı kağıdında duruşma günü, saati ve yeri açıkça belirtilir. Tanığın mazereti varsa bunu önceden mahkemeye bildirmesi gerekir. Sağlık sorunu, şehir dışında bulunma veya zorunlu bir engel gibi durumlar mazeret olarak değerlendirilebilir.

Mazeretsiz olarak duruşmaya gelmeyen tanık hakkında mahkeme zorla getirme kararı verebilir. Bu durumda kolluk birimleri aracılığıyla tanığın duruşmaya getirilmesi mümkündür. Ayrıca tanık hakkında disiplin para cezası uygulanması da gündeme gelebilir.

Mahkemeler çoğu zaman tanığa ikinci bir çağrı yapmayı tercih eder. Özellikle ilk davetiyede tebligat sorunu yaşanmışsa veya mazeret ihtimali varsa yeniden çağrı gönderilebilir. Ancak sürekli gelmeyen tanıklar bakımından zorla getirme daha olası hale gelir.

Tanık hiç dinlenemezse bu durum, tanığı bildiren tarafın ispat gücünü zayıflatabilir. Çünkü ileri sürülen vakıalar tanıkla desteklenememiş olur. Tanığın duruşmaya gelmemesi, delil planlamasını doğrudan etkiler.

Bu nedenle tanık olarak bildirilen kişilerle önceden iletişim kurulması, duruşma günü hakkında bilgilendirme yapılması ve katılımın teyit edilmesi önemlidir. Tanığın duruşmaya hazır olması, yargılamanın sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.

Tanık Beyanlarının Değerlendirilmesi

Boşanma davalarında tanık beyanları dosyaya girdiği anda otomatik olarak doğru kabul edilmez. Hâkim, her tanık anlatımını serbest delil takdiri kapsamında değerlendirir. Yani tanık beyanlarının ne ölçüde inandırıcı ve ispat gücüne sahip olduğuna mahkeme karar verir.

Değerlendirmede ilk bakılan nokta, tanığın olaylara ne kadar doğrudan temas ettiğidir. Bizzat görgüye dayanan anlatımlar, duyuma dayalı ifadelere göre daha güçlü kabul edilir. “Bana söyledi”, “duydum” gibi ifadeler çoğu zaman sınırlı etki yaratır.

Hâkim ayrıca tanığın anlatımındaki tutarlılığı inceler. Tanığın kendi içinde çelişmesi, önceki beyanlarıyla uyumsuz konuşması veya olayların zaman sıralamasını karıştırması beyanın gücünü zayıflatabilir. Tutarlı ve doğal anlatımlar daha inandırıcı kabul edilir.

Tanığın taraflarla olan ilişkisi de değerlendirme konusudur. Akrabalık veya yakınlık tanıklığı geçersiz kılmaz; ancak hâkim bu durumu göz önünde bulundurur. Tarafla husumeti bulunan veya menfaat ilişkisi olan tanıkların beyanları daha dikkatli incelenir.

Sıklıkla karşılaşılan bir durum da ezberlenmiş anlatımlardır. Aynı ifadeleri tekrar eden, kalıplaşmış cümlelerle konuşan tanıklar mahkeme nezdinde güven kaybedebilir. Tanığın doğal akış içinde konuşması önem taşır.

Tanık sayısının fazla olması tek başına avantaj sağlamaz. Aynı vakıayı yüzeysel anlatan çok sayıda tanık yerine, olayı doğrudan yaşamış birkaç tanık daha etkili olabilir. Tanık delilinde kalite, nicelikten önce gelir.

Tanık beyanları dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Mesaj kayıtları, raporlar veya yazılı belgelerle desteklenen tanık anlatımları daha güçlü bir bütün oluşturur. Hâkim, tüm delilleri birlikte tartarak kanaat oluşturur.

Tanık Delilini Doğru Kullanmak

Boşanma davalarında tanık delili güçlü bir araçtır; ancak her güçlü araç gibi doğru kullanılması gerekir. Uygulamada bazı dosyalarda tanık listeleri gereksiz şekilde kabarık tutulur, bazı dosyalarda ise gerçekten önemli tanıklar göz ardı edilir. Tanık delilinin etkisi, stratejik kullanımına bağlıdır.

Her tanığın dosyaya katkı sağlaması beklenmez. Olayları doğrudan bilmeyen, yalnızca taraflardan dinlediklerini aktaran kişiler çoğu zaman sınırlı fayda sağlar. Bu tür tanıklar dosyayı güçlendirmek yerine dağıtabilir.

Doğru yaklaşım, her vakıa için gerçekten bilgi sahibi olan tanıkları belirlemektir. Örneğin şiddet iddiası varsa olaya şahit olan kişi, sadakat ihlali iddiası varsa bunu doğrudan gözlemleyen kişi önemlidir. Tanık seçimi, ispat stratejisinin parçasıdır.

Tanıkların duruşma sürecine hazırlıklı olması da önem taşır. Bu hazırlık, ezberletme anlamına gelmez. Tanığın duruşma günü ve saatini bilmesi, kimlik belgesiyle gelmesi ve sorulara açık şekilde cevap vermesi yeterlidir. Doğal anlatım, yapay anlatımdan her zaman daha etkilidir.

Tanık delilini doğru planlayan dosyalar genellikle daha düzenli ilerler. Gereksiz tanık kalabalığı yargılamayı uzatabilir. Nokta atışı tanık seçimi ise hem süreci hızlandırır hem de dosyanın inandırıcılığını artırır.

Bu nedenle tanık delili, rastgele değil bilinçli şekilde kullanılmalıdır. Stratejik yaklaşım, hangi tanığın hangi vakıayı anlatacağını önceden belirlemekle başlar. Böyle bir planlama, boşanma davalarında ispat gücünü ciddi ölçüde artırır.

Av. Gizem ARAL SAFSÖZ

Not: Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup, somut davalar için alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınmalıdır.

5/5 - (1 vote)
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1