İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

2026-2027 Yeni Adli Yılı Kutlu Olsun

01.09.2026
14

20 Temmuz tarihinde başlayan adli tatilin 31 Ağustos itibarıyla sona ermesiyle birlikte 2026-2027 yeni adli yılı başlamıştır. Yeni adli yılın; hukukun üstünlüğünün güçlendiği, adalete erişimin kolaylaştığı, yargılamaların makul sürede tamamlandığı ve temel hakların daha güçlü biçimde korunduğu bir dönem olmasını diliyoruz.

Adalet hizmeti, yalnızca mahkemelerde görülen dava ve duruşmalardan ibaret değildir. Savunma hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi, uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde çözülebilmesi, verilen kararların gerekçeli ve öngörülebilir olması, yargısal süreçlerin kişilerin hayatında gereğinden uzun süre belirsizlik yaratmaması hukuk devletinin temel gerekleri arasındadır.

Yeni adli yılın başlangıcı da bu nedenle yalnızca yargı teşkilatının çalışma takvimindeki yeni bir dönemi ifade etmez. Hâkimler, Cumhuriyet savcıları, avukatlar, adliye çalışanları, bilirkişiler ve adalet hizmetinin yürütülmesine katkı sağlayan bütün meslek grupları bakımından yeni bir çalışma döneminin başlangıcını oluşturur.

Adli Tatil Ne Zaman Başlar ve Sona Erer?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102. maddesine göre adli tatil her yıl 20 Temmuz tarihinde başlar ve 31 Ağustos tarihinde sona erer. Yeni adli yıl ise 1 Eylül tarihinde başlar.

Adli tatil kavramı zaman zaman mahkemelerin tamamen kapandığı veya yargısal işlemlerin bütünüyle durduğu bir dönem gibi algılanabilmektedir. Oysa adli tatil, yargı faaliyetlerinin tamamının durması anlamına gelmez. Kanunlarda adli tatil döneminde de görülmeye devam edilmesi öngörülen dava ve işler bulunmakta, nöbetçi mahkemeler faaliyetlerini sürdürmekte ve birçok usul işlemi yapılabilmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. maddesinde adli tatilde görülmeye devam edilecek dava ve işler ayrıca düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri; nafaka, soybağı, velayet ve vesayete ilişkin bazı dava ve işler; nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin uyuşmazlıklar; işçilerin hizmet veya iş sözleşmesinden kaynaklanan davaları; ticari defterlerin kaybına ilişkin talepler; kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri; iflas ve konkordato ile ilgili belirli uyuşmazlıklar ve kanunen ivedi kabul edilen diğer işler adli tatil döneminde de görülebilir.

Ayrıca dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçelerinin alınması, cevap dilekçelerinin sunulması, tebligat yapılması ve dosyaların ilgili mahkemelere gönderilmesi gibi işlemler bakımından da adli tatilin bütün yargısal faaliyeti durduran bir dönem olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Adli Tatilde Hukuk Davalarında Süreler Nasıl Hesaplanır?

Adli tatille ilgili en fazla tereddüt yaşanan konulardan biri, dava ve kanun yolu sürelerinin nasıl hesaplanacağıdır. Hukuk yargılamasında adli tatilin sürelere etkisi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104. maddesinde düzenlenmiştir.

Kanuna göre adli tatile tabi olan dava ve işlerde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu tarafından belirlenen bir sürenin bitiş tarihi adli tatil dönemine rastlıyorsa ilgili süre, ayrıca mahkeme kararına gerek bulunmaksızın adli tatilin sona erdiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

Burada önemli olan nokta, hukuk yargılamasında adli tatilin bütün süreleri baştan sona dondurduğu biçiminde bir değerlendirme yapılmamasıdır. HMK bakımından esas alınan düzenleme, adli tatile tabi bir dava veya işte Kanunun belirlediği sürenin sona erme tarihinin adli tatil dönemine rastlamasıdır. Bu durumda Kanunun öngördüğü ek süre kendiliğinden uygulanır.

Dolayısıyla bir dava dosyasında sürenin yalnızca adli tatil dönemine denk geldiği gerekçesiyle otomatik biçimde işlemeyeceğinin kabul edilmesi doğru değildir. Öncelikle uyuşmazlığın adli tatile tabi olup olmadığı, söz konusu sürenin hangi kanundan kaynaklandığı ve normal sürenin hangi tarihte sona ereceği belirlenmelidir.

Özellikle istinaf, temyiz, cevap veya diğer usul işlemlerine ilişkin sürelerin hesaplanmasında kanuni dayanağın doğru tespit edilmesi önem taşır. Adli tatil düzenlemelerinin kapsamına girmeyen bir sürenin adli tatil nedeniyle uzadığı kabul edilirse ciddi hak kayıpları ortaya çıkabilir.

Ceza Yargılamasında Adli Tatil ve Süreler

Ceza yargılamasında adli tatilin sürelere etkisi hukuk yargılamasından farklıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 331. maddesinde ceza işlerini gören makam ve mahkemelerin 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasındaki dönemde çalışmaya ara vereceği düzenlenmiştir.

Bununla birlikte ceza soruşturmaları adli tatil nedeniyle durmaz. Tutuklu işlere ilişkin kovuşturmalar ile ivedi nitelikteki diğer işlemler de adli tatil süresince yürütülmeye devam eder. Ceza muhakemesinin niteliği gereği özellikle kişi özgürlüğünü doğrudan ilgilendiren işlemlerin adli tatil gerekçesiyle ertelenmesi mümkün değildir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 331. maddesi süreler bakımından da özel bir düzenleme içermektedir. Buna göre adli tatile rastlayan süreler işlemez ve söz konusu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.

Bu yönüyle ceza muhakemesinde benimsenen sistem, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki düzenlemeden ayrılmaktadır. Bir hukuki sürenin hesaplanmasında yalnızca “adli tatil” kavramından hareket edilmesi bu nedenle yeterli değildir. Dosyanın hukuk, ceza veya idari yargıya ilişkin olması dahi uygulanacak süre rejimini değiştirebilmektedir.

Ceza dosyalarında kanun yoluna başvuru ve diğer sürelerin kişilerin özgürlüğü ile savunma hakkı üzerinde doğrudan sonuç doğurabilmesi nedeniyle süre hesabının somut dosya ve uygulanacak usul hükmü üzerinden yapılması büyük önem taşır.

İdari Yargıda Adli Tatil Süreleri

İdari yargıda da çalışmaya ara verme ve süreler ayrıca düzenlenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uyarınca bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri bakımından çalışmaya ara verme dönemi uygulanmaktadır.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 8. maddesine göre Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme dönemine rastlarsa ilgili süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.

İdari yargı bakımından dava açma sürelerinin çoğu zaman hak düşürücü nitelik taşıması nedeniyle süre hesabı ayrıca önemlidir. İdari işlemin tebliğ tarihi, dava açma süresinin başlangıcı, özel kanunlarda farklı bir süre bulunup bulunmadığı ve çalışmaya ara verme hükümlerinin ilgili uyuşmazlığa uygulanıp uygulanamayacağı birlikte değerlendirilmelidir.

Vergi uyuşmazlıkları ve idari işlemlere karşı açılacak davalarda yalnızca takvim üzerinden yaklaşık bir hesap yapılması yerine ilgili kanuni düzenlemenin esas alınması, dava hakkının süre nedeniyle kaybedilmemesi bakımından gereklidir.

Adli Tatil Bütün Hukuki Süreleri Uzatmaz

Adli tatille ilgili önemli bir diğer nokta da her türlü hukuki sürenin 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasında durduğu veya otomatik olarak uzadığı yönündeki yaygın kanaatin doğru olmamasıdır.

Usul kanunlarında öngörülen sürelerle maddi hukuktan kaynaklanan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler aynı hukuki niteliğe sahip değildir. Bunun yanında icra ve iflas işlemleri de kendi kanuni hükümlerine tabidir. Bir sürenin adli tatil nedeniyle uzayıp uzamadığının belirlenebilmesi için öncelikle sürenin hangi kanundan kaynaklandığının tespit edilmesi gerekir.

Aynı şekilde adli tatilde görülmeye devam edilen dava ve işler bakımından sürelerin normal biçimde işlemeye devam edebildiği durumlar bulunmaktadır. Bu nedenle sürenin adli tatil dönemine denk gelmesi tek başına ek süre bulunduğu anlamına gelmez.

Kanun yolu başvurularında, dava açma sürelerinde ve taraflara belirli bir işlem yapmaları için verilen sürelerde olası hak kayıplarının önüne geçebilmek için dosyanın tabi olduğu özel düzenlemenin ayrıca incelenmesi gerekir.

1 Eylül İtibarıyla Yeni Adli Yılın Başlaması Ne Anlama Geliyor?

31 Ağustos tarihinde adli tatilin sona ermesinin ardından 1 Eylül itibarıyla mahkemeler olağan çalışma düzenine geçmektedir. Adli tatil döneminde ertelenen duruşmaların yeniden yoğunlaşması, adli tatil sonrasına bırakılan dosya ve işlemlerin ele alınması ve yeni duruşma takvimlerinin başlaması nedeniyle eylül ayı adliyeler bakımından yoğun bir dönemin de başlangıcını oluşturur.

Adli tatil nedeniyle kanunen uzayan sürelerin bulunması hâlinde, yeni adli yılın başlamasıyla birlikte ilgili usul kanunundaki ek sürelerin hesabı da önem kazanır. HMK, CMK ve İYUK hükümlerinin birbirinden farklı olması nedeniyle her dosyada aynı tarihin son gün olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Vatandaşların da özellikle kendilerine adli tatil öncesinde veya adli tatil sırasında ulaşan mahkeme kararları, tebligatlar ve idari işlemler bakımından süreleri dikkatle takip etmeleri gerekir. Elektronik tebligat sistemleri ve UYAP üzerinden gerçekleştirilen işlemler nedeniyle adli tatil süresince de tebligat ve dosya hareketleri meydana gelebilmektedir.

Bir tebligatın adli tatilde yapılmış olması, ilgili sürenin mutlaka 1 Eylül tarihinde başlayacağı anlamına gelmez. Sürenin başlangıç ve sona erme tarihi, tebligatın niteliği ve uygulanacak usul kanunu birlikte değerlendirilmelidir.

Yeni Adli Yılda Etkin ve Erişilebilir Bir Adalet Sistemi Temennisi

Yargının temel amacı yalnızca uyuşmazlıkları karara bağlamak değil, adaletin zamanında ve etkili biçimde gerçekleşmesini sağlamaktır. Uzun süren yargılamalar, öngörülemeyen uygulamalar ve usule ilişkin belirsizlikler tarafların adalet sistemine duyduğu güven üzerinde doğrudan etki yaratmaktadır.

Teknolojik gelişmelerin hızlandığı, elektronik delillerin hemen her dava türünde önem kazandığı ve ekonomik ilişkilerin giderek daha karmaşık hâle geldiği günümüzde yargının da değişen ihtiyaçlara uyum sağlaması gerekmektedir. Dijitalleşme, dosyalara erişimin kolaylaştırılması ve işlemlerin hızlandırılması bakımından önemli imkânlar sunarken kişisel verilerin korunması, savunma hakkı, adil yargılanma hakkı ve dijital delillerin güvenilirliği gibi alanlarda yeni hukuki sorumluluklar da ortaya çıkarmaktadır.

Yeni adli yılda yargılamaların makul sürede tamamlanması, mahkemelerin iş yükünün azaltılması, savunma makamının yargı sürecindeki işlevinin güçlendirilmesi, gerekçeli karar kalitesinin yükselmesi ve vatandaşların adalete erişiminin kolaylaştırılması hukuk sistemimizin gelişimi bakımından önem taşımaktadır.

Adaletin gerçekleşmesi ancak yargının bütün unsurlarının görevlerini bağımsızlık, tarafsızlık, mesleki özen ve hukuka bağlılık içerisinde yerine getirmesiyle mümkündür. Hâkimlerin, Cumhuriyet savcılarının ve avukatların farklı görevleri bulunmakla birlikte adil bir yargılama düzeninin kurulması bakımından her birinin üstlendiği sorumluluk vazgeçilmezdir.

2026-2027 Adli Yılı İçin Temennilerimiz

2026-2027 yeni adli yılının; adaletin gecikmeden gerçekleştiği, savunma hakkının etkin biçimde korunduğu, temel hak ve özgürlüklerin yargısal süreçlerin merkezinde yer aldığı ve hukuki güvenliğin güçlendiği bir dönem olmasını temenni ediyoruz.

Görevlerini büyük bir sorumluluk altında yerine getiren hâkim ve Cumhuriyet savcılarına, meslektaşlarımız olan avukatlara, adliye personeline ve adalet hizmetinin yürütülmesine emek veren herkese başarılı bir çalışma yılı diliyoruz.

Adalet arayışı içerisinde bulunan bütün vatandaşlarımız bakımından da yeni adli yılın hakların etkili biçimde korunduğu, uyuşmazlıkların makul sürelerde çözüme kavuştuğu ve yargıya duyulan güvenin güçlendiği bir dönem olmasını diliyoruz.

2026-2027 yeni adli yılı, hukuk camiamıza ve ülkemize hayırlı olsun.

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.
ETİKETLER: ,
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1