İsmet Kaptan Mah. Sezer Doğan Sk. No: 4, MAB İş Hanı, 35210 Konak/İzmir

İcra Takibinde Borca İtiraz

06.05.2026
35
İcra Takibinde Borca İtiraz

İcra takibinde borca itiraz, borçlunun kendisine yöneltilen alacağın mevcut olmadığını, kısmen mevcut olduğunu veya ileri sürülen miktarın gerçeği yansıtmadığını icra müdürlüğüne bildirmesidir. İlamsız icra takiplerinde borçlunun en temel savunma araçlarından biri olan borca itiraz, takibin doğrudan kesinleşmesini engeller ve alacaklının alacağını yargısal yollarla ispat etmesini gerektirir.

İtirazın konusu yalnızca borcun hiç bulunmaması ile sınırlı değildir. Borcun ödendiği, zamanaşımına uğradığı, eksik hesaplandığı, faiz oranının hatalı belirlendiği veya takip dayanağındaki hukuki ilişkinin geçersiz olduğu yönündeki açıklamalar da borca itiraz kapsamında ileri sürülebilir. Borçlu, borcun tamamına itiraz edebileceği gibi yalnızca belirli bir kısmına da itiraz edebilir.

Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takiplerinde borca itirazın süresi içinde yapılması halinde takip durur. Alacaklı, takibe devam edebilmek için itirazın kaldırılması yoluna başvurmak veya itirazın iptali davası açmak zorunda kalır. Bu nedenle borca itiraz, yalnızca şekli bir beyan değil, icra sürecinin yönünü değiştiren önemli bir hukuki işlemdir.

İtirazın hukuki sonuç doğurabilmesi için süresinde ve usule uygun şekilde yapılması gerekir. Sürenin geçirilmesi veya itirazın belirsiz ifadelerle kurulması halinde takip kesinleşebilir ve borçlu hakkında haciz işlemleri başlayabilir. Özellikle ticari alacaklar, kambiyo senetleri ve yüksek meblağlı takiplerde itirazın içeriği doğrudan sonraki dava sürecini etkilediğinden, kullanılacak ifadelerin dikkatle belirlenmesi gerekir.

Hangi İcra Takiplerinde Borca İtiraz Edilebilir?

Borca itiraz imkanı, takip yolunun niteliğine göre değişir. İcra hukukunda her takip türü aynı usule tabi değildir. Özellikle ilamlı icra ile ilamsız icra arasındaki fark, borçlunun itiraz imkanını doğrudan etkiler. Bu nedenle öncelikle hangi takip türüyle karşı karşıya olunduğunun doğru belirlenmesi gerekir.

İlamsız icra takibinde borca itiraz

Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takiplerinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içinde borca itiraz edebilir. Alacaklının elinde mahkeme kararı bulunmadığından, borçlunun itirazı takibin durmasına neden olur. İcra müdürlüğü, itirazın haklı olup olmadığını incelemez. Süresinde yapılan itiraz doğrudan hukuki sonuç doğurur.

Bu takip türünde borçlu, borcun hiç doğmadığını, sona erdiğini veya talep edilen miktarın hatalı olduğunu ileri sürebilir. Faize, ferilere veya yalnızca belirli bir kısma yönelik itiraz da mümkündür. İtirazın kapsamı açık şekilde belirtilmediğinde, borcun tamamına mı yoksa bir kısmına mı itiraz edildiği konusunda uyuşmazlık ortaya çıkabilir.

Kambiyo senetlerine özgü takipte borca itiraz

Çek, bono ve poliçeye dayalı kambiyo takiplerinde de borca itiraz mümkündür. Ancak bu takip yolu, genel haciz yoluna göre daha sıkı kurallara tabidir. Borçlunun itirazı takibi kendiliğinden durdurmaz. Takibin durabilmesi için icra mahkemesinden ayrıca durdurma kararı alınması gerekir.

Kambiyo takiplerinde ileri sürülen itirazlar çoğu zaman imza, yetki, senedin vasfı, borcun sona ermesi veya kambiyo ilişkisinin geçersizliği etrafında şekillenir. Sürelerin kısa olması ve itiraz sebeplerinin teknik nitelik taşıması nedeniyle bu takip türü, hata yapılmasına en açık alanlardan biridir.

İlamlı icrada itirazın sınırları

Mahkeme kararına dayanan ilamlı icrada, ilamsız takiplerdeki anlamda borca itiraz mümkün değildir. Çünkü alacak artık bir mahkeme hükmüyle kesinleşmiştir. Borçlu, ilamın içeriğine değil, yalnızca icranın geri bırakılması, ödeme, zamanaşımı veya infaza ilişkin sınırlı sebeplere dayanabilir.

İlamlı icrada borcun esasına yönelik itirazların yeniden icra müdürlüğü önünde ileri sürülmesi mümkün olmadığından, borçlunun haklarını büyük ölçüde yargılama aşamasında kullanmış olması gerekir. Bu nedenle takip türünün doğru tespiti, izlenecek hukuki yol bakımından belirleyici nitelik taşır.

Borca İtiraz Süresi Kaç Gündür?

Borca itiraz hakkının kullanılabilmesi için kanunda öngörülen sürelerin kaçırılmaması gerekir. İcra takiplerinde süreler hak düşürücü sonuç doğurduğundan, bir günlük gecikme dahi takibin kesinleşmesine neden olabilir. Sürenin başlangıcı kural olarak ödeme emrinin borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği tarihtir.

Genel haciz yoluyla takipte süre

Genel haciz yoluyla başlatılan 7 örnek ilamsız icra takiplerinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borca itiraz edebilir. Bu süre içerisinde icra müdürlüğüne yapılacak itiraz, takibin durmasını sağlar. Sürenin hesabında tebliğ günü dikkate alınmaz ve takip eden gün birinci gün kabul edilir.

Yedi günlük süre içerisinde herhangi bir itiraz yapılmaması halinde takip kesinleşir. Takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklı haciz talebinde bulunabilir ve borçluya ait malvarlığı üzerinde cebri icra işlemleri başlayabilir.

Kambiyo senetlerinde süre

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda borca itiraz süresi daha kısadır. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine başvurmalıdır. Kambiyo senetlerine özgü takip türünde itiraz doğrudan icra müdürlüğüne değil, icra mahkemesine yapılır.

Kambiyo takiplerinde sürelerin kısa tutulmasının temel nedeni, çek, bono ve poliçe gibi senetlerin ticari hayatta hızlı tahsil kabiliyetine sahip olmasıdır. Buna rağmen borçlunun savunma hakkı tamamen ortadan kaldırılmış değildir. Senedin kambiyo vasfı taşımadığı, imzanın borçluya ait olmadığı veya borcun sona erdiği yönündeki iddialar mahkeme önünde ileri sürülebilir.

Sürenin kaçırılmasının sonuçları

İtiraz süresinin geçirilmesi halinde takip kesinleşir ve borçlu, ilamsız takiplerde sahip olduğu birçok usul imkanını kaybeder. Bu aşamadan sonra borçlu ancak gecikmiş itiraz, menfi tespit davası veya istirdat davası gibi daha sınırlı ve daha ağır sonuçlar doğuran yollara başvurabilir.

Tebligatın usulsüz yapılması halinde ise süre hiç başlamamış sayılabilir. Özellikle yanlış adrese yapılan tebligatlar, kapıya haber kağıdı bırakılmadan gerçekleştirilen işlemler veya şirket yetkilisi dışındaki kişilere yapılan teslimler, itiraz süresinin yeniden değerlendirilmesine neden olabilir. Bu nedenle ödeme emrinin tebliğ şekli de ayrıca incelenmelidir.

Borca İtiraz Nasıl Yapılır?

Borca itiraz, takibi yürüten icra müdürlüğüne yapılır. İtiraz işlemi belirli bir şekle bağlı olmamakla birlikte, beyanın açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde kurulması gerekir. Borçlu, borcun tamamına mı yoksa belirli bir kısmına mı itiraz ettiğini net biçimde belirtmelidir. Belirsiz açıklamalar, sonraki aşamalarda yorum uyuşmazlıklarına neden olabilir.

İtiraz sırasında borcun hiç bulunmadığı, ödendiği, zamanaşımına uğradığı veya talep edilen faiz miktarının hatalı olduğu ileri sürülebilir. Borçlu, dayanak ilişkiyi tamamen reddedebileceği gibi yalnızca belirli kalemlere de itiraz edebilir. Özellikle ticari takiplerde faiz, kur farkı, cezai şart ve feri alacaklar yönünden ayrı değerlendirme yapılması gerekir.

Sözlü itiraz mümkün mü?

İlamsız icra takiplerinde borca itiraz sözlü olarak da yapılabilir. Borçlunun icra müdürlüğüne giderek beyanda bulunması halinde, bu açıklama tutanağa geçirilir ve imza altına alınır. Buna rağmen uygulamada çoğu itiraz yazılı dilekçeyle gerçekleştirilmektedir. Yazılı başvuru, itiraz kapsamının açık şekilde ortaya konulması bakımından daha güvenli kabul edilir.

Kambiyo senetlerine özgü takiplerde ise süreç farklıdır. Bu takip türünde itiraz icra mahkemesine yapılır ve dilekçeyle ileri sürülmesi gerekir.

Elektronik ortamda itiraz yapılabilir mi?

Avukat aracılığıyla takip edilen işlerde UYAP sistemi üzerinden elektronik başvuru yapılabilmektedir. Elektronik imza kullanılarak gönderilen itiraz dilekçeleri fiziki başvuruyla aynı hukuki sonucu doğurur. Sürenin son gününde yapılan işlemlerde sistem kayıt saati önem taşıdığından, teknik aksaklık ihtimali de dikkate alınmalıdır.

Fiziki başvurularda ise itirazın süresi içinde icra müdürlüğü kayıtlarına girmiş olması gerekir. Postaya verilme tarihi değil, müdürlüğe ulaşma tarihi esas alınır.

İtiraz dilekçesinde bulunması gereken hususlar

İtiraz dilekçesinde takip dosya numarası, taraf bilgileri ve itirazın kapsamı açık şekilde yer almalıdır. Borcun tamamının mı yoksa belirli bir kısmının mı reddedildiği anlaşılır olmalıdır. Kısmi itirazlarda kabul edilen miktarın ayrıca belirtilmesi önem taşır.

İtiraz dilekçesinde ayrıntılı hukuki açıklama yapılması zorunlu değildir. Buna rağmen özellikle yüksek tutarlı takiplerde, sonraki dava sürecini etkileyecek savunmaların ilk aşamada dikkatli kurulması önemlidir. Çelişkili açıklamalar veya borcu ikrar anlamına gelebilecek ifadeler, ilerleyen aşamalarda borçlu aleyhine kullanılabilir.

Borca Kısmi İtiraz Nedir?

Borca kısmi itiraz, icra takibine konu edilen alacağın yalnızca belirli bir bölümünün reddedilmesidir. Borçlu, talep edilen miktarın tamamına değil, yalnızca gerçekte borçlu olmadığını düşündüğü kısma itiraz eder. Kabul edilen miktar yönünden takip kesinleşirken, itiraz edilen bölüm bakımından takip durur.

Özellikle ticari ilişkilerden kaynaklanan takiplerde, ana para, faiz, kur farkı, cezai şart veya masraf kalemleri arasında uyuşmazlık ortaya çıkabilir. Borçlu, yalnızca faiz hesabına veya belirli bir feri alacağa itiraz ederek ana borcu kabul edebilir. Aynı şekilde yapılan kısmi ödemelerin dikkate alınmaması halinde de kalan miktara yönelik itiraz gündeme gelebilir.

Kısmi itirazın geçerli olabilmesi için hangi miktarın kabul edildiği ve hangi kısmın reddedildiğinin açık biçimde belirtilmesi gerekir. Belirsiz açıklamalar, itirazın kapsamı konusunda uyuşmazlık yaratabilir. Özellikle “fazlaya ilişkin kısma itiraz ediyorum” şeklindeki soyut ifadeler, takip dosyasındaki rakamsal durumla birlikte değerlendirilir ve her zaman yeterli görülmeyebilir.

Borcun belirli bölümünü kabul eden borçlu açısından, kabul edilen miktar yönünden icra takibi kesinleşir. Alacaklı, bu kısım için haciz talebinde bulunabilir. İtiraz edilen bölüm bakımından ise alacaklının ayrıca itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurması gerekir.

Kısmi itiraz yapılırken kullanılan ifadeler dikkatle seçilmelidir. Borcun tamamını reddetme amacı bulunmasına rağmen sehven kabul anlamına gelen açıklamalar yapılması, sonraki aşamada borçlu aleyhine sonuç doğurabilir. Özellikle ticari davalarda muhasebe kayıtları, cari hesap ilişkileri ve banka hareketleriyle bağlantılı savunmaların teknik bütünlük içinde kurulması önem taşır.

Borca İtiraz Edilince Takip Durur Mu?

Borca itirazın takibi durdurup durdurmayacağı, takip yolunun niteliğine göre değişir. İlamsız icra takiplerinde süresi içinde yapılan itiraz, kural olarak takibin durmasına neden olur. Buna karşılık kambiyo senetlerine özgü takiplerde aynı sonuç kendiliğinden ortaya çıkmaz.

Takibin durması ve alacaklının seçenekleri

Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takiplerinde borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine icra müdürlüğü takip işlemlerini durdurur. Bu aşamadan sonra alacaklı doğrudan haciz talebinde bulunamaz. Takibe devam edebilmek için itirazın ortadan kaldırılması gerekir.

Alacaklının önünde iki temel yol bulunur. Elinde kanunun aradığı nitelikte belge bulunan alacaklı icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir. Alacağını genel mahkemede ispat etmek isteyen alacaklı ise itirazın iptali davası açabilir.

İtirazın kaldırılması yolu

İtirazın kaldırılması, icra mahkemesinde yürütülen daha sınırlı incelemeye dayalı özel bir prosedürdür. Bu yola başvurulabilmesi için alacaklının elinde imzası ikrar edilmiş belge, noter senedi veya kanunda belirtilen nitelikte yazılı delil bulunmalıdır.

İcra mahkemesi, kapsamlı bir yargılama yapmaksızın dosya üzerinden veya sınırlı incelemeyle karar verebilir. İtirazın kaldırılmasına karar verilmesi halinde takip kaldığı yerden devam eder ve alacaklı haciz işlemlerine geçebilir.

İtirazın iptali davası

Alacaklının elinde itirazın kaldırılması için yeterli belge bulunmaması halinde genel mahkemede itirazın iptali davası açılması gerekir. Bu dava, normal bir alacak davası niteliği taşır ve taraflar tüm delillerini ileri sürebilir.

Mahkemenin alacaklı lehine karar vermesi halinde icra takibi devam eder. Ayrıca borçlunun itirazının haksız olduğu kanaatine varılırsa icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. Buna karşılık alacaklı davayı kaybederse takip tamamen hükümsüz hale gelir.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda ise borca itiraz takibi otomatik olarak durdurmaz. Borçlunun ayrıca icra mahkemesinden icranın geri bırakılması yönünde karar alması gerekir. Bu yönüyle kambiyo takipleri, alacaklı lehine daha güçlü koruma sağlayan özel bir takip yoludur.

İmzaya İtiraz ile Borca İtiraz Arasındaki Fark

İmzaya itiraz ile borca itiraz, icra takiplerinde farklı hukuki sonuç doğuran iki ayrı savunmadır. Her iki itiraz türü de aynı takip dosyasında birlikte ileri sürülebilse de dayandıkları hukuki temel ve ispat yapısı birbirinden farklıdır.

Borca itirazda borçlu, takip dayanağı ilişkinin mevcut olmadığını veya sona erdiğini ileri sürer. Borcun ödendiği, zamanaşımına uğradığı, miktarın yanlış hesaplandığı veya hukuki ilişkinin geçersiz olduğu yönündeki savunmalar bu kapsamdadır. Borçlu, belge üzerindeki imzayı kabul etmekle birlikte alacağın mevcut olmadığını iddia edebilir.

İmzaya itirazda ise borçlu, takip dayanağı belge üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürer. Bu durumda uyuşmazlık doğrudan belgenin aidiyeti üzerinde yoğunlaşır. Özellikle bono, çek, sözleşme ve adi senetlere dayalı takiplerde imza incelemesi belirleyici hale gelir.

Genel haciz yoluyla yapılan ilamsız takiplerde borca itiraz ile imzaya itiraz aynı süre içerisinde ileri sürülür. Buna karşılık kambiyo senetlerine özgü takiplerde imzaya itiraz ayrı usule tabi tutulmuştur ve icra mahkemesinde değerlendirilir. Mahkeme gerekli görürse bilirkişi incelemesi yaptırabilir ve imza örnekleri karşılaştırılabilir.

Borca itiraz ile imzaya itirazın karıştırılması, savunmanın kapsamını doğrudan etkileyebilir. Örneğin yalnızca borca itiraz eden borçlu, belge üzerindeki imzayı zımnen kabul etmiş sayılabilecek açıklamalar yapabilir. Aynı şekilde imzaya yönelik açık bir itiraz bulunmaması halinde senedin aidiyeti tartışma dışı kalabilir. Bu nedenle takip türüne uygun savunma stratejisinin baştan doğru kurulması önem taşır.

Borca İtiraz Edilmezse Ne Olur?

Borçlunun yasal süre içerisinde borca itiraz etmemesi halinde icra takibi kesinleşir. Takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklı, borçlunun malvarlığı üzerinde cebri icra işlemleri başlatma hakkı kazanır. Bu aşamadan sonra haciz, banka hesaplarına bloke, maaş haczi ve taşınır veya taşınmaz malların satışı gibi işlemler gündeme gelebilir.

İlamsız icra takiplerinde süresi içinde itiraz edilmemesi, alacağın maddi anlamda kesinleştiği anlamına gelmez. Buna rağmen borçlu, icra hukuku bakımından önemli bir savunma imkanını kaybeder. Takibin durmasını sağlayabilecek en etkili yol olan borca itiraz hakkı ortadan kalktığından, sonraki aşamalarda daha sınırlı hukuki imkanlar kullanılabilir.

Takibin kesinleşmesinden sonra borçlu, belirli şartlar altında menfi tespit davası açabilir. Borcun gerçekte mevcut olmadığını ileri süren bu dava, ayrı bir yargılama süreci gerektirir ve her durumda icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. İcra işlemlerinin durabilmesi için çoğu durumda teminat yatırılması gerekir.

Borçlu, cebri icra tehdidi altında ödeme yapmışsa ve gerçekte borçlu olmadığını düşünüyorsa istirdat davası açılması da mümkündür. Ancak bu dava, ödeme gerçekleştikten sonra gündeme gelir ve ispat yükü bakımından daha ağır sonuçlar doğurabilir.

Süre geçirilmiş olsa bile tebligatın usulsüz yapıldığı iddia ediliyorsa durum değişebilir. Ödeme emrinin yanlış kişiye teslim edilmesi, usule aykırı tebliğ işlemleri veya öğrenme tarihine ilişkin uyuşmazlıklar, gecikmiş itiraz imkanını gündeme getirebilir. Bu nedenle takip dosyasındaki tebligat işlemleri ayrıca incelenmelidir.

Özellikle şirketler hakkında yürütülen icra takiplerinde, tebligatın ticaret sicilindeki adres yerine farklı bir adrese yapılması veya şirket yetkilisi dışındaki kişilere teslim edilmesi sık karşılaşılan uyuşmazlıklardandır. Tebligatın usulsüzlüğü tespit edildiğinde, itiraz süresi öğrenme tarihine göre yeniden değerlendirilebilir.

Haksız Borca İtirazın Sonuçları

Borca itiraz hakkı, borçlunun hukuki korunmasını sağlayan önemli bir usul imkanıdır. Buna rağmen sırf takibi geciktirmek amacıyla yapılan dayanaksız itirazlar hukuk düzeni tarafından korunmaz. Alacaklının haklı olduğunun yargılama sonunda ortaya çıkması halinde borçlu aleyhine ek yaptırımlar gündeme gelebilir.

İnkar tazminatı

İcra inkar tazminatı, borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacaklının uğradığı gecikme zararını dengelemeyi amaçlayan özel bir tazminat türüdür. Alacaklının açtığı itirazın iptali davasının kabul edilmesi ve borcun likit nitelik taşıması halinde mahkeme, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedebilir.

Likit alacak, miktarı belirli veya kolayca hesaplanabilir nitelikte olan alacaktır. Cari hesap incelemesi, teknik bilirkişi değerlendirmesi veya kapsamlı hesaplama gerektiren uyuşmazlıklarda her alacak likit kabul edilmez. Bu nedenle icra inkar tazminatı bakımından alacağın niteliği ayrı değerlendirilir.

Mahkeme tarafından hükmedilecek icra inkar tazminatı, kabul edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanır. Borçlunun tamamen kötü niyetli hareket etmesi şart değildir. İtirazın haksız bulunması ve kanundaki diğer koşulların oluşması yeterli olabilir.

Kötü niyet tazminatı

Takibin açık şekilde haksız olduğu durumlarda ise bu kez alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı gündeme gelebilir. Gerçekte mevcut olmayan bir alacak için takip başlatılması veya borçlunun açıkça borçtan kurtulduğunun bilinmesine rağmen icra yoluna başvurulması halinde mahkeme, alacaklının kötü niyetli davrandığı sonucuna ulaşabilir.

Kötü niyet tazminatı, icra hukukunda tarafların usul haklarını dürüstlük kuralına uygun şekilde kullanmasını sağlamayı amaçlar. Özellikle tahsil edildiği halde yeniden takibe konulan alacaklar, zamanaşımına uğramış borçlar veya sahte belgeye dayalı takipler bakımından bu mesele önem kazanır.

İcra takiplerinde her itiraz otomatik olarak kötü niyet anlamına gelmez. Aynı şekilde her kaybedilen takip de alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez. Mahkeme, tarafların dosya kapsamındaki davranışlarını, alacağın niteliğini ve uyuşmazlığın gerçekliğini birlikte değerlendirir.

Borca İtirazda Sık Karşılaşılan Hatalar

Borca itiraz sürecinde yapılan usul hataları, borçlunun hak kaybına uğramasına neden olabilir. Özellikle süre hesabı, itirazın kapsamı ve başvuru yöntemi konusunda yapılan yanlışlar, takibin kesinleşmesiyle sonuçlanabilmektedir. İcra takiplerinde şekli kuralların büyük önem taşıması nedeniyle küçük görünen eksiklikler dahi ciddi sonuç doğurabilir.

Yanlış icra müdürlüğüne başvuru

İtirazın, takibi yürüten icra müdürlüğüne yapılması gerekir. Farklı bir icra dairesine verilen dilekçenin süresi içinde ilgili dosyaya ulaşmaması halinde itiraz hakkı kaybedilebilir. Özellikle büyük şehirlerde aynı isimli veya birbirine yakın numaralı icra müdürlükleri nedeniyle başvuru hatalarıyla sık karşılaşılır.

Yetkisiz müdürlüğe yapılan başvurularda, dilekçenin havale tarihi değil ilgili dosyaya giriş tarihi önem taşıyabilir. Bu nedenle süreye ilişkin risk oluşturan durumlarda işlemin doğrudan takip dosyasının bulunduğu müdürlükte gerçekleştirilmesi daha güvenli kabul edilir.

Süresinde yapılmayan itiraz

İcra takiplerinde itiraz süreleri kısa ve kesin niteliktedir. Sürenin son gününün yanlış hesaplanması, tebligat tarihinin hatalı değerlendirilmesi veya hafta sonu hesabının yanlış yapılması nedeniyle itiraz hakkı kaybedilebilmektedir.

Özellikle şirketlerde tebligatın muhasebe birimine, danışmaya veya farklı departmanlara ulaşması nedeniyle sürelerin gözden kaçırıldığı görülmektedir. Tebligatın şirkete ulaştığı tarihle dosyanın avukata iletildiği tarih farklı olabileceğinden, şirket içi takip sisteminin düzenli yürütülmesi önem taşır.

Borcun tamamı yerine belirsiz açıklamalar kullanılması

İtiraz dilekçesinde kullanılan ifadelerin açık olması gerekir. Borcun tamamının mı yoksa yalnızca belirli bir kısmının mı reddedildiği anlaşılmıyorsa, takip dosyasında yorum uyuşmazlığı ortaya çıkabilir. Özellikle “borcu kabul etmiyorum” şeklindeki kısa açıklamalar, teknik açıdan her zaman yeterli koruma sağlamayabilir.

Kısmi itiraz yapılmasına rağmen hangi miktarın kabul edildiğinin belirtilmemesi de önemli sorunlara yol açabilir. Kabul edilen kısım yönünden takip kesinleşebileceğinden, rakamsal ayrımın net biçimde gösterilmesi gerekir.

İmzaya yönelik savunmaların açıkça belirtilmemesi de sık karşılaşılan hatalardandır. Senet üzerindeki imzanın borçluya ait olmadığı düşünülüyorsa bunun ayrıca ve tereddütsüz biçimde ileri sürülmesi gerekir. Aksi halde belge altındaki imza zımnen kabul edilmiş sayılabilecek sonuçlar ortaya çıkabilir.

Av. Ramazan Sertan Safsöz Profil Fotoğrafı.
Yazar
Kurucu Avukat
Teknik mahiyeti güçlü uyuşmazlıklarda ceza hukuku ile bilişim hukuku kesişiminde yürüttüğü çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle dijital delillerin belirleyici olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda, elektronik cihaz incelemeleri, iletişim verileri ve sayısal / mali kayıtlar etrafında şekillenen hukuki uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çerçevede, teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi aynı düzlemde ele alan ve yerleşik kabullerin ötesine geçen savunma yaklaşımları geliştirmektedir
 
Yasal Uyarı
Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hukuki durumunuza uygun değerlendirme için profesyonel destek alınması gerekir.

 

5/5 - (1 vote)
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bilgi almak için bizi arayabilirsiniz.
Whatsapp
Safsöz Hukuk Bürosu
Safsöz Hukuk Bürosu
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
1