Terör Örgütü Propagandası ve İfade Özgürlüğünün Sınırları

Terör örgütü propagandası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinde düzenlenen ve ifade özgürlüğüyle doğrudan ilişkili olan bir suçtur. Terör örgütlerinin şiddet yöntemlerinin meşru gösterilmesi, övülmesi veya bu yöntemlere başvurulmasının teşvik edilmesi cezai sorumluluk doğurabilir. Buna karşılık terörle mücadele politikalarının eleştirilmesi, siyasal görüşlerin açıklanması veya toplumsal sorunlara ilişkin düşüncelerin dile getirilmesi, yalnızca içerikleri tartışmalı olduğu gerekçesiyle terör örgütü propagandası olarak kabul edilemez.
Terör örgütü propagandası suçunda hukuki tartışma, çoğu zaman açıklamanın terör örgütüyle ilişkili olup olmadığından ziyade örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşrulaştırıp meşrulaştırmadığı ve şiddete teşvik niteliği taşıyıp taşımadığı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Açıklamanın içeriği, yapıldığı ortam, hedef kitlesi ve meydana getirebileceği tehlike birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle sosyal medya paylaşımları, sloganlar, örgütsel semboller, basın açıklamaları ve siyasal konuşmalar nedeniyle açılan ceza davalarında ifade özgürlüğünün sınırlarının doğru belirlenmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, düşünce açıklamalarının cezalandırılmasında yalnızca kullanılan ifadelerin değil, açıklamanın bütününün ve somut koşullarının esas alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
İçindekiler
- Terör Örgütü Propagandası Suçunun Hukuki Niteliği
- TMK 7/2 Kapsamında Propaganda Suçunun Tanımı
- Propaganda ile Düşünce Açıklaması Arasındaki Fark
- Suçun Maddi ve Manevi Unsurları
- Terör Örgütü Üyeliğinin Gerekli Olmaması
- Terör Örgütü Propagandasında Şiddet Unsuru
- Cebir, Şiddet veya Tehdit Yöntemlerinin Meşru Gösterilmesi
- Şiddetin Övülmesi ve Şiddete Teşvik
- Örgütün İdeolojisinin Desteklenmesi ile Şiddetin Desteklenmesi
- Açıklamanın Bağlamı ve Şiddet Tehlikesi
- Terör Örgütü Propagandası ve İfade Özgürlüğü
- Anayasa 26 ve AİHS 10 Kapsamında İfade Özgürlüğü
- Siyasi Eleştiri ve Muhalif Görüşlerin Korunması
- Haber Verme Hakkı ve Gazetecilik Faaliyetleri
- Barış Çağrıları ve Siyasal Talepler
- Sosyal Medya Paylaşımlarında Terör Örgütü Propagandası
- X, Instagram, Facebook ve Telegram Paylaşımları
- Beğeni, Yeniden Paylaşım ve Alıntıların Delil Değeri
- Örgütsel Semboller ve Fotoğraflar
- Sosyal Medya Hesabının Sanığa Aidiyeti
- Sloganlar, Semboller ve Toplantılarda Propaganda
- Örgüt Sloganlarının Suç Oluşturma Koşulları
- Bayrak, Amblem ve Diğer Örgütsel İşaretler
- Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerinde Propaganda
- Toplantıya Katılmanın Bireysel Ceza Sorumluluğuna Etkisi
- Terör Örgütü Propagandası Suçunun Cezası
- TMK 7/2 Kapsamında Temel Ceza
- Basın ve Yayın Yoluyla İşlenmesi
- Diğer Ağırlaştırıcı Haller
- Propaganda Suçunun Diğer Suçlardan Farkları
- AYM, AİHM ve Yargıtay Kararlarında Propaganda
- Anayasa Mahkemesinin Ayşe Çelik Kararı
- Anayasa Mahkemesinin Zübeyde Füsun Üstel ve Diğerleri Kararı
- Şiddet Teşviki Bulunan Açıklamalara İlişkin AYM Kararları
- AİHM Özer/Türkiye (No. 3) Kararı
- Yargıtay Kararlarında Propaganda Suçunun Unsurları
- Terör Örgütü Propagandası Davalarında Savunma
- Açıklamanın Bütün Olarak İncelenmesi
- Şiddete Teşvik Unsurunun Somutlaştırılması
- Dijital Delillerin Aidiyeti ve Hukuka Uygunluğu
- Mahkumiyet Kararının Gerekçelendirilmesi
- İstinaf, Temyiz ve Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru
- Terör Örgütü Propagandası ve İfade Özgürlüğünün Sınırlarına İlişkin Hukuki Değerlendirme
Terör Örgütü Propagandası Suçunun Hukuki Niteliği
TMK 7/2 Kapsamında Propaganda Suçunun Tanımı
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi cezalandırılır.
Kanuni tanım, terör örgütüne ilişkin bütün olumlu düşünce açıklamalarını değil, örgütün şiddet yöntemleriyle bağlantılı belirli propaganda davranışlarını suç kapsamına almaktadır. Terör örgütünün siyasal hedeflerinin tartışılması ile bu hedeflere ulaşmak amacıyla kullanılan şiddetin meşrulaştırılması hukuken aynı değildir.
TMK m. 7/2'de ayrıca haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağı düzenlenmiştir. Bu hüküm, propaganda suçunun ifade özgürlüğüyle ilişkisini kanuni düzeyde sınırlandırmaktadır.
Propaganda ile Düşünce Açıklaması Arasındaki Fark
Propaganda, belirli bir düşüncenin veya davranışın başkaları tarafından benimsenmesini sağlamaya yönelik açıklama ve faaliyetleri kapsayabilir. Ancak her propaganda faaliyeti ceza hukuku bakımından suç değildir.
Bir kişinin belirli siyasal görüşleri desteklemesi, devlet politikalarını sert biçimde eleştirmesi veya toplumsal talepleri savunması, açıklamanın terör örgütünün şiddet yöntemleriyle bağlantısı ortaya konulmadıkça TMK m. 7/2 kapsamında cezalandırılması için yeterli değildir.
Suçun oluşması bakımından açıklamanın örgütün cebir, şiddet veya tehdit yöntemleriyle kurduğu ilişki belirlenmelidir. Açıklamanın rahatsız edici, sert veya kamuoyunun önemli bir bölümü tarafından kabul edilemez bulunması tek başına cezai sorumluluk doğurmaz.
Suçun Maddi ve Manevi Unsurları
Terör örgütü propagandası suçunun maddi unsuru, kanunda belirtilen nitelikte propaganda faaliyetinin gerçekleştirilmesidir. Açıklamanın sözlü, yazılı veya görsel biçimde yapılması mümkündür.
Suç kasten işlenebilir. Failin gerçekleştirdiği açıklamanın içeriğini bilmesi ve propaganda niteliğindeki davranışı iradi olarak gerçekleştirmesi gerekir. Bununla birlikte yalnızca paylaşımın bilinçli yapılmış olması, içeriğin kanunda tanımlanan propaganda niteliğini taşıdığını kendiliğinden göstermez.
Açıklamanın anlamı, yayımlanma koşulları, kullanılan ifadeler ve kişinin davranışı birlikte değerlendirilmelidir.
Terör Örgütü Üyeliğinin Gerekli Olmaması
Terör örgütü propagandası suçunun oluşması için failin terör örgütünün üyesi olması gerekmez. Örgütle hiyerarşik bağlantısı bulunmayan kişi de kanuni unsurları taşıyan propaganda davranışı nedeniyle sorumlu tutulabilir.
Buna karşılık propaganda suçu işlendiğinin kabul edilmesi, kişinin ayrıca örgüt üyesi olduğu anlamına gelmez. Terör örgütü üyeliğinde örgütün hiyerarşik yapısına dahil olma ve suçun gerektirdiği manevi unsurun bulunması ayrıca araştırılmalıdır.
Örgüt üyeliği ile propaganda suçunun farklı koşullara dayanması, özellikle terör örgütü üyeliği suçlamalarına ilişkin davalarda her sanığın bireysel davranışlarının ayrı değerlendirilmesini gerektirir.
Terör Örgütü Propagandasında Şiddet Unsuru
Cebir, Şiddet veya Tehdit Yöntemlerinin Meşru Gösterilmesi
TMK m. 7/2 kapsamında terör örgütünün şiddet içeren yöntemlerinin haklı, gerekli veya meşru olduğu yönündeki açıklamalar suçun maddi unsurunu oluşturabilir.
Şiddetin meşru gösterilmesi yalnızca doğrudan saldırı çağrısıyla sınırlı değildir. Örgütün gerçekleştirdiği şiddet eylemlerinin benimsenmesini sağlamaya yönelik açıklamalar da içerikleri ve bağlamları doğrultusunda değerlendirilebilir.
Ancak geçmişte meydana gelen bir şiddet olayından söz edilmesi, olayın tarihsel veya siyasal açıdan tartışılması ya da nedenlerinin araştırılması ile şiddetin meşru gösterilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Şiddetin Övülmesi ve Şiddete Teşvik
Terör örgütünün gerçekleştirdiği şiddet eylemlerinin övülmesi veya başkalarının benzer yöntemlere başvurmasının teşvik edilmesi propaganda suçunun oluşmasına neden olabilir.
Şiddete teşvik açık bir çağrıyla gerçekleşebileceği gibi açıklamanın içeriği ve koşulları nedeniyle dolaylı biçimde de ortaya çıkabilir. Bununla birlikte dolaylı teşvik değerlendirmesi varsayıma dayanmamalıdır.
Mahkemenin hangi sözlerin şiddet yöntemlerini övdüğünü veya başkalarını bu yöntemlere başvurmaya yönelttiğini açıklaması gerekir. Soyut biçimde örgüt propagandası yapıldığının belirtilmesi, suçun unsurlarının somutlaştırılması bakımından yeterli değildir.
Örgütün İdeolojisinin Desteklenmesi ile Şiddetin Desteklenmesi
Bir terör örgütünün savunduğu siyasal veya toplumsal görüşlerle benzer düşüncelerin açıklanması, örgütün şiddet yöntemlerinin de desteklendiği anlamına gelmez.
Anayasa Mahkemesi, terör örgütünün ideolojisi veya siyasal hedefleriyle paralellik taşıyan düşünce açıklamalarının, şiddete başvurmayı cesaretlendirmediği ve terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açmadığı koşullarda propaganda suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmektedir.
Bu yaklaşım, terörle bağlantılı konularda ifade özgürlüğünün tamamen ortadan kalkmadığını göstermektedir.
Açıklamanın Bağlamı ve Şiddet Tehlikesi
Bir açıklamanın cezalandırılabilirliği değerlendirilirken yalnızca kelimelerin sözlük anlamı esas alınamaz. Açıklamanın yapıldığı yer, tarih, toplumsal koşullar, muhataplar ve şiddete yol açma potansiyeli birlikte incelenmelidir.
Örneğin toplumsal gerilimin yoğun olduğu ve karşıt gruplar arasında şiddet olaylarının yaşandığı bir ortamda yapılan çağrı ile akademik toplantıda dile getirilen tarihsel değerlendirme aynı hukuki sonuca bağlanmayabilir.
Şiddet tehlikesinin değerlendirilmesi, yalnızca açıklamanın terör örgütüyle ilişkilendirilmesine değil, somut koşullarda doğurabileceği etkiye dayanmalıdır.
Terör Örgütü Propagandası ve İfade Özgürlüğü
Anayasa 26 ve AİHS 10 Kapsamında İfade Özgürlüğü
Anayasa'nın 26. maddesi, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi de ifade özgürlüğünü korumaktadır.
İfade özgürlüğü mutlak değildir. Milli güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının haklarının korunması gibi meşru amaçlarla sınırlandırılabilir. Ancak müdahalenin kanuni dayanağının bulunması, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması ve ölçülülük ilkesini karşılaması gerekir.
Terör örgütlerinin şiddet yöntemlerinin teşvik edilmesiyle mücadele edilmesi meşru bir amaçtır. Bununla birlikte bu amaç, şiddetle bağlantısı bulunmayan bütün siyasal açıklamaların cezalandırılmasını haklı kılmaz.
Siyasi Eleştiri ve Muhalif Görüşlerin Korunması
İfade özgürlüğü, yalnızca toplum tarafından benimsenen veya kamu makamlarının uygun bulduğu düşünceleri korumaz. Sert eleştiriler, rahatsız edici görüşler ve çoğunluğun kabul etmediği siyasal düşünceler de anayasal korumadan yararlanabilir.
Devletin terörle mücadele yöntemlerinin eleştirilmesi, güvenlik politikalarının değiştirilmesinin talep edilmesi veya belirli olaylarda kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılmasının istenmesi, doğrudan propaganda suçu oluşturmaz.
Eleştirinin hukuki niteliği, kullanılan ifadelerin bütünü ve şiddetle kurulan bağlantı üzerinden belirlenmelidir.
Haber Verme Hakkı ve Gazetecilik Faaliyetleri
Gazetecilik faaliyetleri kapsamında terör örgütleriyle ilgili haber yapılması, örgüt yöneticilerinin açıklamalarının aktarılması veya şiddet olaylarının haberleştirilmesi tek başına propaganda suçu oluşturmaz.
TMK m. 7/2, haber verme sınırlarını aşmayan açıklamaları suç kapsamı dışında tutmaktadır. Buna karşılık haber verme faaliyeti, örgütün şiddet yöntemlerinin doğrudan teşvik edilmesi için kullanılıyorsa açıklamanın hukuki niteliği değişebilir.
Yayın içeriğinin haber değeri, sunuluş biçimi, kullanılan anlatım ve şiddete ilişkin değerlendirmeler birlikte incelenmelidir.
Barış Çağrıları ve Siyasal Talepler
Çatışmaların sona erdirilmesi, silahlı yöntemlerden vazgeçilmesi veya siyasal sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesi yönündeki çağrılar ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir.
Barış çağrısında bulunan kişinin aynı zamanda kamu politikalarını sert biçimde eleştirmesi, açıklamanın kendiliğinden terör propagandasına dönüşmesine neden olmaz.
Ancak açıklamanın görünürde barış çağrısı niteliğinde olması da içeriğinin şiddete teşvik yönünden incelenmesini engellemez. Değerlendirme, açıklamanın bütününe dayanmalıdır.
Sosyal Medya Paylaşımlarında Terör Örgütü Propagandası
X, Instagram, Facebook ve Telegram Paylaşımları
Terör örgütü propagandası suçlamaları, sosyal medya platformlarında yayımlanan metinler, görseller ve videolar nedeniyle de ortaya çıkabilir.
Bir paylaşımın suç oluşturup oluşturmadığı belirlenirken içeriğin tamamı, yayımlandığı tarih, önceki ve sonraki açıklamalar ile paylaşımın bağlamı değerlendirilmelidir. İçeriğin belirli bir platformda yayımlanması, kanuni unsurların ayrıca araştırılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz.
Beğeni, Yeniden Paylaşım ve Alıntıların Delil Değeri
Sosyal medya paylaşımının beğenilmesi, yeniden yayımlanması veya alıntılanması farklı davranışlardır. Bu işlemlerin her biri bakımından kişinin iradesi ve içerikle kurduğu ilişki araştırılmalıdır.
Bir haberin eleştirmek amacıyla yeniden paylaşılması ile örgütün şiddet yöntemlerini benimsetmek amacıyla yayımlanması aynı hukuki nitelikte değildir.
Beğeni veya yeniden paylaşım işleminin gerçekleştiğinin belirlenmesi, tek başına propaganda suçunun bütün unsurlarını kanıtlamaz. İçeriğin niteliği, davranışın anlamı ve sanıkla bağlantısı ayrıca ortaya konulmalıdır.
Örgütsel Semboller ve Fotoğraflar
Terör örgütüne ait sembollerin veya örgüt mensuplarının fotoğraflarının paylaşılması, somut koşullara göre propaganda suçlamasına konu olabilir. Ancak bu materyallerin haber, belgesel, akademik araştırma veya eleştiri amacıyla kullanılması farklı değerlendirme gerektirir.
Görselin yalnızca bir bölümünün dosyaya alınması, paylaşımın gerçek bağlamının anlaşılmasını engelleyebilir. Görselin açıklaması, yayımlandığı ortam ve paylaşımın bütünü incelenmelidir.
Sosyal Medya Hesabının Sanığa Aidiyeti
Bir sosyal medya hesabından propaganda niteliğinde içerik yayımlanması, paylaşımı mutlaka hesabın kayıtlı sahibinin gerçekleştirdiğini göstermez.
Hesap erişim bilgileri, oturum kayıtları, cihaz incelemeleri ve paylaşım zamanına ilişkin veriler kişinin fiille bağlantısının belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Hesabın ele geçirilmesi, birden fazla kişi tarafından kullanılması veya içeriğin otomatik yayımlanması gibi ihtimaller ileri sürülüyorsa teknik bulgular üzerinden araştırılmalıdır. Ceza sorumluluğu yalnızca hesap sahipliğine dayandırılamaz.
Sloganlar, Semboller ve Toplantılarda Propaganda
Örgüt Sloganlarının Suç Oluşturma Koşulları
TMK m. 7/2, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde slogan atılmasını ayrıca düzenlemektedir.
Bununla birlikte sloganın nesnel anlamı, kullanıldığı ortam ve şiddetle bağlantısı anayasal ifade özgürlüğü ölçütleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bir sloganın örgütle bağlantılı kabul edilmesi ile açıklamanın kişileri şiddete yöneltme potansiyeline sahip olması farklı meselelerdir. Mahkemenin cezalandırma gerekçesini somutlaştırması gerekir.
Bayrak, Amblem ve Diğer Örgütsel İşaretler
Kanunda örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin belirli koşullarla asılması ya da taşınması da düzenlenmiştir. Bunun yanında örgütsel işaretlerin bulunduğu üniformaların giyilmesine ilişkin özel hüküm bulunmaktadır.
Her sembolün belirli bir örgüte ait olduğu varsayılamaz. Sembolün tarihsel, kültürel veya siyasal anlamı ile örgütle bağlantısı araştırılmalıdır.
Bir sembolün örgütle ilişkilendirilmesi halinde dahi somut davranışın suç oluşturduğu yönündeki hukuki değerlendirmenin ilgili ve yeterli gerekçeye dayanması gerekir.
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerinde Propaganda
Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında korunan faaliyetlerdir. Bir toplantıda terör örgütünün propagandası yapılması halinde ilgili kişilerin cezai sorumluluğu doğabilir.
Ancak gösterinin tamamının propaganda faaliyetine dönüştüğü kabul edilse bile katılan herkesin aynı davranışı gerçekleştirdiği varsayılamaz.
TMK m. 7'de propagandaya dönüştürülen toplantılarda kimliği gizlemek amacıyla yüzün kapatılmasına ilişkin özel suç düzenlemesi de bulunmaktadır. Bu hükmün koşulları, genel propaganda suçundan ayrı biçimde incelenmelidir.
Toplantıya Katılmanın Bireysel Ceza Sorumluluğuna Etkisi
Kalabalık bir toplantıya katılan kişinin, diğer katılımcılar tarafından atılan bütün sloganlardan veya gerçekleştirilen bütün davranışlardan sorumlu tutulması mümkün değildir.
Sanığın hangi davranışı bizzat gerçekleştirdiği, başkalarının fiillerine katılıp katılmadığı ve isnadın hangi delillere dayandığı belirlenmelidir.
Yalnızca toplantı alanında bulunmak, diğer kişilerin propaganda niteliğindeki açıklamalarını benimsediğini kendiliğinden kanıtlamaz.
Terör Örgütü Propagandası Suçunun Cezası
TMK 7/2 Kapsamında Temel Ceza
TMK m. 7/2 uyarınca terör örgütünün propagandasını yapma suçunun temel cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır.
Somut olayda temel cezanın belirlenmesi, suçun işleniş biçimi ve Türk Ceza Kanunu'nun cezanın belirlenmesine ilişkin hükümleri kapsamında yapılır.
Basın ve Yayın Yoluyla İşlenmesi
Terör örgütü propagandası suçunun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Kanunda ayrıca suçun işlenmesine iştirak etmemiş yayın sorumlularına ilişkin özel adli para cezası düzenlemesi bulunmaktadır.
Her internet paylaşımının otomatik biçimde basın ve yayın yoluyla işlenmiş suç sayılması yerine yayının niteliği ve uygulanacak kanuni hüküm değerlendirilmelidir.
Diğer Ağırlaştırıcı Haller
TMK m. 7'de belirli kurum ve kuruluşların bina, lokal, büro ve eklentileri ile öğretim kurumları ve öğrenci yurtları bakımından özel ceza artırımı düzenlenmiştir.
Ayrıca propaganda niteliğindeki toplantılarda kimliği gizlemek amacıyla yüzünü kapatma fiili için üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, bu fiille bağlantılı belirli şiddet ve silah hallerinde daha ağır alt sınır kabul edilmiştir.
Bu düzenlemelerin uygulanabilmesi için her birinin kanuni koşulları ayrı ayrı gerçekleşmelidir.
Propaganda Suçunun Diğer Suçlardan Farkları
Terör örgütü propagandası, terör örgütü üyeliği, suç işlemeye alenen tahrik ve suçu veya suçluyu övme suçlarından farklıdır.
Örgüt üyeliğinde hiyerarşik bağ, propaganda suçunda kanunun belirlediği propaganda davranışı, suç işlemeye tahrikte ise suç işlemeye yönelik aleni teşvik araştırılır.
Örgüt kurma ve üyeliğe ilişkin genel hükümler ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu bakımından aranan unsurlar, propaganda suçuna doğrudan uygulanamaz.
7499 sayılı Kanunla TMK m. 7'de yapılan değişiklik de belirli propaganda ve bağlantılı suçların örgüt adına işlenmesi nedeniyle ayrıca örgüt üyeliği hükümlerinden ceza verilmesine ilişkin sınırlama içermektedir.
AYM, AİHM ve Yargıtay Kararlarında Propaganda
Anayasa Mahkemesinin Ayşe Çelik Kararı
Anayasa Mahkemesi, Ayşe Çelik (B. No: 2017/36722, 9/5/2019) kararında bir televizyon programında yapılan açıklamalar nedeniyle terör örgütü propagandası suçundan mahkum edilmesini incelemiştir.
Mahkeme, başvurucunun açıklamalarının şiddeti övme veya şiddete teşvik niteliği taşımadığını, cezalandırmanın zorunlu toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin gösterilemediğini belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.
Karar, terörle mücadele politikalarına yönelik eleştirilerin şiddet propagandasıyla özdeşleştirilmemesi gerektiğini göstermektedir.
Anayasa Mahkemesinin Zübeyde Füsun Üstel ve Diğerleri Kararı
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Zübeyde Füsun Üstel ve Diğerleri (B. No: 2018/17635, 26/7/2019) kararında akademisyenlerin imzaladığı bildiri nedeniyle terör örgütü propagandasından cezalandırılmasını değerlendirmiştir.
Mahkeme, bildirinin içeriği ve yayımlandığı koşulları inceleyerek şiddete teşvik niteliği taşımadığı sonucuna ulaşmış ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.
Kararda siyasal ve toplumsal tartışmalara ilişkin düşünce açıklamalarının demokratik toplum bakımından taşıdığı önem üzerinde durulmuştur.
Şiddet Teşviki Bulunan Açıklamalara İlişkin AYM Kararları
Anayasa Mahkemesi, Erhan Urak (B. No: 2016/10657, 9/6/2021) kararında ise somut olayın koşullarını değerlendirerek terör örgütü propagandasından verilen mahkumiyetin ifade özgürlüğünü ihlal etmediğine karar vermiştir.
Kararda sloganların atıldığı ortam, önceki şiddet olayları, karşıt gruplar arasındaki gerilim ve açıklamaların şiddete teşvik potansiyeli birlikte değerlendirilmiştir.
Bu karar, ifade özgürlüğü incelemesinin yalnızca kullanılan sözlere değil, sözlerin söylendiği somut koşullara da bağlı olduğunu göstermektedir.
AİHM Özer/Türkiye (No. 3) Kararı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Özer/Türkiye (No. 3) (B. No: 69270/12, 11/2/2020) kararında bir dergide yayımlanan yazı nedeniyle terör örgütü propagandasından mahkumiyet kurulmasını incelemiştir.
AİHM, ulusal mahkemelerin yazının şiddete, silahlı direnişe veya isyana teşvik niteliği taşıyıp taşımadığını ve nefret söylemi içerip içermediğini yeterince araştırmadığını belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.
Karar, propaganda suçlamalarında metnin tamamının ve somut bağlamın değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Yargıtay Kararlarında Propaganda Suçunun Unsurları
Yargıtay kararlarında propaganda suçunun değerlendirilmesinde terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinin meşru gösterilmesi, övülmesi ya da teşvik edilmesi ölçütleri esas alınmaktadır.
Mahkumiyet için sanığın davranışı, açıklamanın içeriği ve kanuni unsurlarla bağlantısı somut biçimde ortaya konulmalıdır. Slogan veya sembol kullanımına ilişkin özel düzenlemeler de Anayasa Mahkemesinin ifade özgürlüğü ölçütleri gözetilerek değerlendirilmelidir.
Terör Örgütü Propagandası Davalarında Savunma
Açıklamanın Bütün Olarak İncelenmesi
Propaganda suçlamasına konu açıklama, yalnızca belirli kelime veya cümleler üzerinden değerlendirilmemelidir. Konuşmanın tamamı, paylaşımın bağlamı ve açıklamanın amacı araştırılmalıdır.
Özellikle uzun konuşmalardan alınan kısa bölümlerin gerçek anlamı değiştirme ihtimali bulunuyorsa tam kayıtların incelenmesi gerekir.
Şiddete Teşvik Unsurunun Somutlaştırılması
İddianame ve mahkumiyet kararında hangi söz veya davranışın örgütün şiddet yöntemlerini meşru gösterdiği, övdüğü ya da teşvik ettiği açıklanmalıdır.
Sanığın siyasal görüşlerinin terör örgütünün hedefleriyle benzerlik taşıması, suçun maddi unsurunun yerine geçemez.
Dijital Delillerin Aidiyeti ve Hukuka Uygunluğu
Sosyal medya üzerinden gerçekleştirildiği ileri sürülen propaganda eylemlerinde paylaşımın özgünlüğü, yayımlanma tarihi, hesabın gerçek kullanıcısı ve delillerin elde edilme yöntemi araştırılmalıdır.
Ekran görüntüsünün tek başına sunulması, içeriğin kimin tarafından oluşturulduğu veya yayımlandığı konusundaki her türlü tereddüdü gidermeyebilir.
CMK m. 217 uyarınca hüküm, hukuka uygun biçimde elde edilen ve duruşmada tartışılan delillere dayanmalıdır.
Mahkumiyet Kararının Gerekçelendirilmesi
Ceza mahkemesi, propaganda suçunun unsurlarının neden oluştuğunu gerekçeli kararında açıklamalıdır.
İfade özgürlüğüne müdahalenin hangi meşru amacı taşıdığı, açıklamanın şiddetle bağlantısı ve cezalandırmanın neden gerekli görüldüğü somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.
Yalnızca paylaşımın terör örgütünü övdüğünün belirtilmesi, açıklamanın şiddete teşvik niteliğinin neden kabul edildiğini göstermiyorsa gerekçelendirme bakımından yetersiz kalabilir.
İstinaf, Temyiz ve Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru
Terör örgütü propagandası suçundan verilen mahkumiyet kararlarına karşı kanuni koşullarla istinaf ve temyiz yollarına başvurulabilir.
Kanun yolu incelemesinde suçun unsurları, delillerin değerlendirilmesi, ifade özgürlüğünün sınırlandırılması ve gerekçeli kararın yeterliliği tartışılabilir.
Olağan başvuru yollarının tüketilmesinden sonra anayasal güvencelerin ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması da mümkün olabilir.
Terör Örgütü Propagandası ve İfade Özgürlüğünün Sınırlarına İlişkin Hukuki Değerlendirme
Terör örgütü propagandası suçunun amacı, terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinin meşrulaştırılmasını ve bu yöntemlere başvurulmasının teşvik edilmesini önlemektir. Ancak bu amaç, terörle bağlantılı bütün siyasal veya toplumsal açıklamaların cezalandırılmasına imkan tanımaz.
İfade özgürlüğü ile kamu güvenliğinin korunması arasında kurulacak denge, açıklamanın yalnızca içeriğine değil, yayımlandığı ortam ve şiddete yol açma potansiyeline de dayanmalıdır.
Terör örgütü propagandası suçunun oluşması ile açıklamanın siyasi, ideolojik veya toplumsal açıdan tartışmalı bulunması birbirinden farklı hukuki değerlendirmelerdir. Kanunun özel düzenlemeleri, suçun maddi ve manevi unsurları ve anayasal güvenceler birlikte incelenmelidir.
Mahkumiyet kararının hukuka uygunluğu, sanığın somut davranışının belirlenmesine, suçun unsurlarının ispatlanmasına ve ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanmasına bağlıdır. Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları, şiddete teşvik ile anayasal korumadan yararlanan düşünce açıklamaları arasındaki sınırın her olayda somut koşullarla belirlenmesini gerektirmektedir.
Kaynaklar: 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (m. 6 ve 7), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m. 214, 215, 220 ve 314), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (m. 217 ve 230), Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (m. 13, 26, 34 ve 36), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (m. 10), Anayasa Mahkemesi Ayşe Çelik (B. No: 2017/36722, 9/5/2019), Zübeyde Füsun Üstel ve Diğerleri (B. No: 2018/17635, 26/7/2019), Erhan Urak (B. No: 2016/10657, 9/6/2021), AİHM Özer/Türkiye (No. 3) (B. No: 69270/12, 11/2/2020).
